YARIM EKMEK, BİR ŞEFTALİ 24/07/2021
Yaşı altmışı geçeli sekiz yıl olmuştu. Emekli olduğunda altmışına henüz girmişti. SSK’nın mevcut şartlarını yerine getirip emekliliğe hak kazandığında derince bir nefes almıştı özgürleşeceğini umarak çocukluğundan beri gönül verdiği, sevdiği meşgalesi olan edebiyatla uğraşma fiiline hasredeceğini sanmıştı kalan kısmını ömrünün. Oysa ahval ve şerâit hiçte öyle değildi. Bunu öğrenmesi hayal kırıklığına vesile olsa da yapılacak bir şey yoktu. Biraz zorlansa da yeni hayat tarzına adapte olması fazla da sürmedi.
Değişik muhitlerde farklı kahvehanelere, çay ocaklarına takıldı önceleri, samimi olduğu birkaç yazarçizerle bir dernek kurma işine giriştiler. Bir yığın formalitenin yerine getirilmesi akabinde bir dernekleri olmuştu. Ayda bir neşredilen dergiye bazen bir hikâye, kimi zaman bir anı veya bir şiir veriyor etliye sütlüye karışmadan hayatını idame ettiriyordu.
……
Arada bir lise ve dengi okullardan davet edildiklerinde, yanlarında birkaç halk aşığı, saz erbabı ile yedi-sekiz kişilik grup halinde giderek okulun konferans salonunda birer şiir okuyarak, alkışa olan hasretlerini kısmen de olsa teskin ediyorlardı. Yaşadığı şehirde bulunan birkaç türkü evine uğradıklarında, oradakilerin “Hocam” hitabı ruhlarını oldukça tatmin ediyordu. Ancak kâfi gelmiyordu bunlar. Açtı sanatçı ruhu. Doymak için büyük şehirlerde yaşıyor olmanın şart olduğunu seziyor, ya bir hoca ya da bir loca mensubu olmak gerekliliğini fark ediyor olması neticeyi değiştirmiyordu. Kiminin imkanı kısıtlı, kiminin de tavrı, duruşu en önde gelen mani idi. Siyaset ise; apayrı bir handikaptı ve gerçek sanatçı ile bağdaşması mümkün olmayan pozisyonları ihtiva ediyordu. Doku uyuşmazlığı gibi bir şeydi adeta. Sanatçı hakkın hakikatin arayıcısı ise ne bağlantısı olabilirdi zikredilen bu zevatla?
……
Günlerden bir gün benzeri bir konferansa tek başına davet edilmişti. Ne bir saz ustası ne de bir edebiyatçı vardı yanında. Yorgun dizleri zorlansa da üçüncü kattaki konferans salonuna nefes nefese çıkabilmişti. Sahneye ulaşıp ön kısma yerleştirilen üzerinde ağzı kapalı içi su dolu sürahi ve yanında bardak bulunan masaya yaslanarak itinayla doldurduğu bir bardak suyu içti. Koltuğuna yerleşip karşısına ilk defa baktığında meraklı yüzlerce parlak gözle karşılaştı. “İşte bu” dedi içinden “ülkemin geleceği, ne kadar da ilgililer, maşallah...” Birkaç saniye nefesini topladıktan sonra uygun bir dille selamlayıp gençleri, konuşmasına başladı.
Onlu yaşlarında bakkal amcadan alınan bir kalıp sabunun sarıldığı çeyrek gazete sayfasının arkalı önlü satır satır okunmasından başlayarak takip eden her yıl hüviyet ve vasıf değiştirerek gelişen ve artan okuma merakından, bir hastalık seviyesine ulaşan günlük okuma alışkanlıklarından, bitirdiği her kitaptan sonra açlık seviyesinin daha yükseldiğini hissetmesinden velhasıl yarım asrı bulan okuma serüveninin seyrinden bahsetti. Konuşmasına ara verdiğinde gençlerin merakının daha fazla artmış olduğunu fark etti. Bu çok sevindirici bir durumdu gençler için, ülkesi açısından ve insanlık açısından. Konuşmasının bir vaaza dönüşmesi ihtimali olduğunu bile bile o riski göze alarak “İkra” dedi ve ekledi “Yüce Mevla’nın ilk emri. Okudukça aydınlanacağız, aydınlandıkça aydınlatacağız, netice olarak berrak zihinlere ulaşacağız. Bu temizlik, bu berraklık eriştirecek bizi barış dolu bir dünyaya.” İslam’ın barışla ilgili ayetlerinden meallendirerek birkaç ayet okumasının peşinden saatine baktı, başlayalı bir saat olmuştu. İkinci bölümde sorularınıza cevap vereceğiz ifadesi ile birinci bölümü bitirdi. Devam edecek
Mustafa Cengiz
BİR GENEL KURULUN ARDINDAN…
KADİR DAYIOĞLU
KEKLİK
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
KAYBEDECEK ZAMANIMIZ KALMADI!...
Ali Rıza Navruz
DİYEMEDİM
Mustafa Mete ÖZPINAR
TELEF OLAN HAYATLAR, BOŞA GEÇEN GÜZEL YILLAR
Mustafa Acar
YARIM EKMEK, BİR ŞEFTALİ
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM KOPUKLUĞU -3
Faruk Ergan
UTANMALISINIZ
Mustafa Göçer
FİDANLAR DİKELİM. ŞEHİRLER RENKLENSİN
İhsan Görücü
BİLMEDİĞİNİ BİLMEYENLERİ GEÇECEKSİN