Kendiyle, yalnız kendiyle ilgilenen insan, kendinden başkasını göremez.
Ama ne yaparsınız; dünyamız bir "ben dünyası"...
Kendini dev aynasında görmek, "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" diyerek çalım atıp yürümek popüler bir davranış oldu çıktı.
Yahu, anlamadığım şu: "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" soru kalıbını büyük bir kibir içinde karşısındaki muhatabına yöneltenler, neden bir gün olsun kendi içlerine dönüp, "Ben kimim?" diye sormazlar?
Kimse de çıkıp, "Ben kimim? Ben, bu kâinatta, bu koca evrende çölde bir kum tanesi yahut okyanusta bir damlayım." demiyor.
Bu ne yersiz özgüven!
Zerre olmayı kabullenemeyen, tevazuyu kaybetmiş, kendini dev aynasında gören ne çok insan var Allah'ım!
Kendi ışıklarından gözleri kamaşıp, adeta kendilerini kör edercesine, dünyanın kendi etraflarında döndüğü hissine kapılarak o tavırla hareket edenler gerçekten trajikomik...
"Durdurun dünyayı, inecek var!!"
Her yerde bana baksınlar, bana bakın, hey dercesine hâller, edalar; her yerde ben olayım arzusu!
Bu benler yiyip bitirecek bizi, bakın görün…
Bilgisizliğini bu şekilde kapatmaya çalışan, kendini bu tarz yollarla yetkilendirmeye, toplum nezdinde kendini bir yerlere koymaya, "önemli olduğunu ima etmeye çalışan" güruh; genel mantalite nasıl da arttı böyle!
Ne diyeyim, ne söyleyeyim?
Üç günlük dünya; bu kadar yersiz, gereksiz şovlara ne gerek var?
Ben merkezli düşünmeyip benleri bırakıp, biz merkezli düşünüp, kararında tevazuyu elden bırakmayıp etrafımıza mı baksak acaba?
Sanki böyle daha iyi olacak...
Bu yazıya, Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net adresi üzerinden de ulaşabilirsiniz…