Bir insanın zihninde aynı anda pek çok farklı düşünceyi, planı, sorumluluğu veya tamamlanmamış işi bir arada tutmaya çalışması durumuna "açık sekme sendromu" deniyormuş.
Tıbbi veya klinik bir tanı olmaktan ziyade, dijital dünyadaki internet tarayıcılarında onlarca sekmenin açık kalmasından esinlenilmiş psikolojik bir benzetmeymiş.
Ben de kendi kendime, "Bu kadar zihin yorgunluğunun mutlaka bir adı olmalı." diyordum.
Artık zihnimde kaç sekme açık kalmış durumda, siz hesap edin dostlar.
Halka isimli polisiye kurgu eserimin araştırma, yazım ve yayımlanma süreci; kitabın çıkar çıkmaz başlayan yoğun fuar temposu, sınavlar, çeşitli faaliyetler, etkinlikler, internet yayıncılığı ve daha sayamadığım birçok işle birleşince beynimin bu yoğun ve sık tempoda ne kadar ağırlaştığını, yaz aylarının ve tatil döneminin gelmesiyle daha net anlamış bulunuyorum.
Her ne kadar işinizi severek yapsanız da bu sevgi, yoğun tempo içinde yorgunluğunuzu size hissettirmese de bedenin ve zihnin verdiği sinyalleri tamamen görmezden gelmeniz de imkânsız...
Bazen sadece soluk almak; hiçbir şey düşünmeden, herhangi bir koşuşturmanın içine girmeden, biraz durmak ve dinlenmek insana gerçekten iyi geliyor.
Sanırım tatilim geldi. Bavulları hazırlayıp şöyle birkaç gün bir yerlere kaçmak fena olmaz aslında…
Kısmet…
Yürürken bir başkasının omzuna çarpan yoğun kalabalığın gürültüsünden, telaşesinden birkaç gün, birkaç hafta uzakta olmak; alarm sesi yerine kuş sesleri ve dalga sesleriyle uyanmak, ucu bucağı olmayan kumsalda dalga sesleri eşliğinde yürümek, gelişigüzel adımlamak, kafayı şöyle bir gökyüzüne kaldırıp maviye doymak ne hoş olurdu.
Hayali bile güzel değil mi?
Tatilim geldi anlaşılan…
Bu yazıya, Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net adresi üzerinden de ulaşabilirsiniz…