1982 yılı matr ayı Arıdağ Köyü İlkokulu müdürüydüm. Hataydan Milli yüzücümüz Kamil Köseoğlu, şubat tatilinde gittiği memleketinden dönmeyerek müstafi duruma düşmüştü.
Böylece okulda eşimle birlikte dört öğretmen kalmıştık.
Bitlisli kürtçü öğretmen Ömer Zülfikaroğlu, Antalya Gündoğmuş’dan aşırı sol ve Maocu Ahmet Erdem
Arıdağı Köylüleri, çok misafirperver ve yabancılara karşı da çok saygılı insanlardır.
Sık sık muhtar Muhyettin Aktaş’ın evinde toplanırlar.
Çaylar içilirken dünyanın en kaliteli tütünün yetiştiğini söyledikleri ve kaçak olarak kıydıkları altın sarısı tütünler doldurulduğu tabaklar orda dolaşırdı.
Müdavimlilerin başında köy imamı Şeyh Mahmut Okulevi olmak üzere, köyün yaşlı erkeklerinden değişik şahısları ve okulun öğretmenleri olurdu.
Böyle toplantılarda duvarın dibinde bulunan yatak yığınından yere yün döşekler serilir, şeyh baş köşeye oturduktan sonra köyün saygın ihtiyarları sırayla dizilirlerdi.
Ben, toplantıda en sona oturmak isteyince:
— Olmaz huce, sen misafirsen…
Diyerek Şeyh Mahmut’tan sonraki yere oturturlardı.
Ev sahibi Muhtar Muhyettin yaşlı biri olmasına rağmen evindekilere saygısından dolayı en sona otururdu.
Bir gün yine beni muhtarın evindeki toplantıya çağrıldı.
Her zaman olduğu gibi köydeki öğretmenleri de davet etmişler, Ömer Zülfikaroğlu, Ahmet Erdem de gelmişti.
Siyasi görüşü Refah Partili olan Şeyh Mahmut, her toplantıda siyaset açmaktan hoşlanan biriydi.
Bu toplantıda da aynı alışkanlığını devam ettirip dini konulu bir siyaset yapmaya başlamıştı.
Bunu fısta bilen bölücü öğretmen Ömer:
— Biz Şeriatçı kürt devleti kuracağız… deyince Ben:
— Ömer, besmele bilir misin, bir kere alnın secdeye değmiş mi?
Senin gibiler şeriatın ne olduğunu biliyorlar mı?
Nasıl bir şeriat devleti kurmak istiyorsunuz?
Dinimizi kullanarak saf vatandaşlarımızı bölücü saflarınıza çekmek istiyorsunuz… deyince muhtar Muhyettin, ellerini yuruk yaparak gögüslerine sertçe vururken, bana dönüp:
— Hoca! Ben Kürdüm, kürtçü değilim. Dinim, vatanım, bayrağım bir… Bizi bölüp birbirimize düşürmeye çalışıyorlar. Ayrıca biz kürt milleti haset bir milletiz. Ayrı bir devlet kursak bile birbirimizi yeriz. Ağaçtan maşa, kürtten paşa olmaz…
Bu sözler, oradaki bölücülerin beyinlerine bomba gibi inmişti.
Ortalık sus pus oldu.
Şeyh Mahmut, konuyu değiştirdi.