DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
AHMET KARAASLAN
AHMET KARAASLAN
Giriş Tarihi : 10-08-2025 16:08

TEPEGÖZ

Gece Oğuz İline

Düşman gelmiş üstüne.

Kaçıyorken baskından,

Aruz Koca belinden

Düşürmüş yavrusunu,

Kaybetmiş umudunu.

Oğlancığı kaybolmuş,

Onu bir aslan bulmuş.

Yatağına götürmüş,

Beslemiş ve büyütmüş.

Oğuz Boyu zamanla

Gelerek obasıyla,

Konmuş eski yurduna,

Kavuşmuş yaylasına.

Oğuz’un at çobanı,

Görüp Bayındır Han’ı:

— Han’ım bugün sazlıktan

Çıkıp geldi bir aslan.

Adamı andırıyor,

At basıyor, alıyor

Kanını sömürüyor.

Salınarak yürüyor.

Aslan gibi yiyişi,

Adam gibi gidişi!

Aruz demiş ki: —Han’ım,

O benim oğlancığım.

Düşmanın baskınında,

Ürktüğümüz zamanda,

Düşürmüş, yitirmiştim,

O gece kaybetmiştim.

Beyler ata binmişler,

O sazlığa gitmişler.

Aslanı kovalamış,

Oğlanı yakalamış,

Evine getirmişler,

Buna çok sevinmişler.

Su gibi akmış zaman,

Duramamış ki oğlan.

Tekrar sazlığa kaçmış,

Oğuz’u uğraştırmış.

Getirmiş Aruz Koca,

Oğlan fırsat buldukça

Kaçıp gitmiş sazlığa,

Alışmış aslanlığa...

Son getirildiğinde,

Gelerek Korkut Dede,

Oğlana öğüt vermiş:

— Bana bak oğlum, demiş.

Sen insansın, o hayvan!

Hayır gelmez aslandan.

Hayvan arkadaş olmaz,

Onun ile yaşanmaz!

Ata bin güzellikle,

Ok at şu yiğitlerle.

BASAT koydum adını,

Allah versin yaşını...

Basat, o günden sonra

Alışmış insanlara,

Yiğitlere katılmış,

Kılıç çalmış, ok atmış.

Aruz’un Konur Çoban,

Sürüsünü ovadan

Alıp yaylaya gitmiş.

Uzun Pınar’a gelmiş.

Sürü ürkmüş ansızın,

Cini tutmuş çobanın!

Gitmiş sırtında keçe,

Öfkelenmiş erkeçe .

Açılınca ileri,

Görmüş ki birkaç peri,

Kanatlanmış uçmaya,

Konur Koca tutmaya.

Atarak keçesini

Perilerden birini,

Yakalayıp kolundan;

Yanak ve dudağından,

Öperek tamah etmiş,

Ona ilişmiş, atmış...

Demiş ki peri kızı:

— Bekle gelecek yazı.

Tamam olunca vakti,

Verdiğin emaneti,

Almaya gel ey çoban.

Ama sizin Oğuz’dan

Felâket gitmeyecek,

Oğuzlar çok çekecek!..

Peri uçarak gitmiş.

Çoban tir tir titremiş.

Zaman su gibi akmış.

Yayla vakti yaklaşmış.

Yükleyip develeri,

Çekmişler sürüleri...

Bir gün Uzun Pınar’dan,

Dönerken Konur Çoban,

Yine sürüsü ürkmüş,

Konur Koca yürümüş.

Görmüş acayip nesne!

Hayretle demiş: “Bu ne?”

Yol üstünde yatarmış,

Parıl parıl parlarmış.

O peri kızı gelmiş,

Çobana şöyle demiş:

— Emanetin al çoban,

Kalmıştı geçen yıldan...

Çoban dehşete düşmüş,

Çok korkmuş, geri dönmüş.

Sapanla taşa tutmuş,

Tekme ve sopa vurmuş.

Vurdukça o, kabarmış,

Konur Koca korkarmış...

Bayındır Han’la beyler,

Gezmeye gitmiş meğer.

Dere, bayır gezmişler;

Pınardan su içmişler.

Görmüşler ki bir kütle,

Sadece kemik, etle...

“Başı, kıçı belirsiz”

Bir alâmet şekilsiz!

İnip tekme vurunca,

Kütle büyümüş, koca

İri yarı hâl almış;

Her vurmada kabarmış.

Aruz, attan atlamış.

Tekme vurmuş, taşlamış.

Kütle birden yarılmış,

İçinden bir şey çıkmış!

İnsan gibi ip iri,

Kendi anormal biri...

Başın orta yerinde,

Gözü varmış tepede.

Aruz ona, acımış

Kucaklayarak almış.

Eteğine de sarmış,

Bayındır’a yalvarmış:

— Bana veriniz Han’ım,

Var ya Basat oğlanım.

Ona kardeş edeyim,

Birlikte büyüteyim...

Han, vermiş kendisine

Alıp gitmiş evine.

Bir dadı getirmişler,

Sütünden emzirmişler.

Tepegöz bir kez emmiş,

Tüm sütünü bitirmiş.

İkincide kanını,

Üçüncüde canını!..

Oğlanı emzirmeye,

Sütüyle beslemeye,

Getirmişler sütana.

Dayanmamış oğlana.

Dadılar ölüp gitmiş,

Tüm Oğuz hayret etmiş!

Koyarak kazanlara,

Süt vermişler oğlana.

Bir yudumda içermiş!..

Ona süt de yetmezmiş.

Beslemiş, büyütmüşler,

Oğlanı yürütmüşler.

Oynamaya başlamış,

Ama çok yaramazmış.

Kimisinin burnunu,

Bazısının kolunu...

Oynarken koparırmış,

Alıp onu yutarmış!

Halkın canı çok yanmış,

Tümü bezmiş, ağlamış.

Oğuzlar şikâyete,

Gitmişler Aruz Bey’e...

Aruz onu çağırmış,

Öfkelenip bağırmış.

Biraz nasihat etmiş,

Tepegöz tekrar etmiş.

Dövüp, sövüp, men etmiş.

Artık canına yetmiş...

Kovarak onu evden,

Kurtulmuş Tepegöz’den...

Tepegöz’ün anası,

Gelmiş o kahrolası!

Oğlunun parmağına

Bir yüzük takıp ona:

— Seni bu yüzük oğlum,

Her şeyden korur yavrum.

Ok delmez bedenini,

Kılıç kesmez tenini.

Bu sendeyken hiç korkma,

Sakın ola çıkarma...

Tepegöz dağa çıkmış;

Yol kesmiş, kervan basmış.

Büyük haramî olmuş,

Kötü ünü duyulmuş.

Çocuk, çoban dememiş

Tuttuklarını yemiş!

Oğuz’un yiğitleri

Toplanarak erleri,

Tepegöz’ün izini

Sürüp bulmuş yerini.

Yanına yaklaşmışlar,

Bir hayli ok atmışlar.

Hiç biri kâr etmemiş,

Kılını titretmemiş.

Tepegöz sinirlenmiş,

Bağırıp debelenmiş.

Koparmış bir ağacı,

Dememiş gardaş, bacı

Fırlatmış damlara,

Boyamış alkanlara.

Elli, altmış insanın,

Yere dökmüş al kanın.

Oğuz’a hücum etmiş,

Hepsini helâk etmiş.

Alplar başı Kazan’a

Bir darbe vurmuş ona!

Kazan perişan olmuş,

Dünyası da dar olmuş.

Kardeşi Kara Göne,

Yıkılmış döne döne.

Uşun Koca’nın oğlu,

Kırdırmış kafa, kolu.

Düzen Oğlu Alp Rüstem,

Daha kimleri desem!..

Demir giyimli Mamak,

Bilcümle olmuş helâk!

Aruz’a kan kusturmuş,

Kıyan Selçuk’a vurmuş.

Ödü patlayıp ölmüş.

Oğuz iyice ürkmüş .

Yurdu bırakıp kaçmış.

Tepegöz yola çıkmış.

Yedi kere çevirmiş,

Tekrar yurda getirmiş.

Oğuz tarumar olmuş,

Korkut Ata’yı bulmuş.

Tepegöz’e göndermiş,

“Kesim keselim ” demiş.

Korkut Ata gidince,

Bir selâm vermiş önce:

— Oğul Tepegöz dinle,

Anlaşalım seninle.

Oğuz oldu perişan!

Var ise sende vicdan,

Barış yapalım, anlaş,

Oğuz İlden uzaklaş.

Derler: “Haraç verelim,

Bıraksın da gidelim...”

Tepegöz demiş: — Ata,

Ben asla yapmam hata.

Çok kolay olmaz öyle,

Git de Oğuz’a söyle.

Bir günde altmış adam,

Başka bir şey alamam.

İki hizmetçi versin,

Yemeğimi pişirsin...

Onlar yapsın aşımı,

Ben de koyup başımı,

Rahat yatar, uyurum

Kavga etmem, dururum...

Çok kızmış Korkut Ata,

— Tepegöz, yapma hata…

Çıldırdın mı Tepegöz!

Bu nice lâf, nasıl söz?..

Vay vay anam, vay babam;

Bir günde altmış adam!..

Sen, Oğuz’un hepsini

Tüketirsin neslini!

Günde iki insanı,

Beş yüz adet hayvanı,

Bırak git, verelim de,

Oğul buna evet de...

Anlaşmışlar böylece,

Sürüp gitmiş günlerce.

Sıra dönmüş dolaşmış,

Kapak Han’a ulaşmış.

Kapak Han’ın hatunu

İkinci kez oğlunu,

Vermemek için yine

Bulamamış bahane.

Feryat, figan ağlamış.

Buna çare aramış.

Basat da bu sırada,

Otururmuş otağda.

Akından yeni gelmiş,

Azıcık soluk almış.

O hatun, çıkıp gelmiş

Gözyaşlarını silmiş.

Hıçkırarak söylemiş,

Görelim neler demiş:

— Ey acuna sığmayan,

Tehlikeden korkmayan,

Hiçbir erden yılmayan,

Tekenin boynuzundan

Daha sert, katı yaylı

Kara çelik kılıçlı...

Oğuz da adı belli,

Yiğit, aslan yürekli

Han medet eyle bana,

Başım kurbandır sana...

Basat şaşırıp kalmış!

O an biraz bunalmış:

Hatuna demiş: — Ana,

Ne oldu böyle sana?

Sen neler söylüyorsun,

Benden ne istiyorsun?..

Demiş ki yaşlı kadın:

— Oğul bunu duymadın.

Yalan dünya yüzünde,

Çıktı bir Tepegöz de...

Oğuz’u kondurmadı,

Yurdunda durdurmadı.

Kılıç, onu kesmedi,

Ok, kargı işlemedi.

Alplar başı Kazan’a

Bir darbe vurdu ona,

Yuvarlandı kayadan,

Perişan oldu Kazan!

Kara Göne kardeşi,

Kırıldı burnu, dişi...

Meydanın düzlüğünde,

Büğdüz Emen elinde

Feryat figan eyledi,

Melundan dayak yedi.

Aksakallı Aruz Han,

Kan tükürdü ağzından!

Oğul o yaşlı baban,

Görmüş müydü böyle an?

Kardeşin Kıyan Selçük,

Düşerek boynu bükük,

Şehit oldu, can verdi.

Seni nasıl severdi.

Çoğunu yaraladı,

İki hizmetkâr aldı.

Bir çift evladım vardı,

Bir verdim, biri kaldı.

Sıra döndü dolaştı,

Geldi bana ulaştı.

Hiç aman bilmiyorlar,

Onu da istiyorlar!

Oğulsuz ne yaparım?

Medet et bana Han’ım...

Ağlamış yaşlı kadın,

Gözü dolmuş Basat’ın:

— Diktiğim otağları,

Yurttaki çadırları,

Yıkan o zalim midir,

Melûnun derdi nedir?..

Atlarımı tavladan,

Devemi katarından,

Sürüden getirdiğim,

Şölenimde kestiğim,

Koyunumu ağıldan,

O hain mi dağıtan?

Aksakallı babamı,

Akbürçekli anamı,

“Oğul!” diye ağlattın,

Demek bunları yaptın!..

Kara dağımın yükseği,

Güçlü belimin desteği,

Gözlerimin aydını,

Akan suyun taşkını,

Kardeşimden ayrıldım.

Eyvah eyvah ben yandım!

Kınalayıp elini

Çıkardığım gelini,

Ayırdı kardeşimden,

Ben giderim peşinden.

Ey melun şimdi seni,

Keseceğim gövdeni!..

Basat böyle ağlamış,

Bağrını yumruklamış.

Esir verip hatuna,

Göndermiş obasına.

Esiri alan hatun,

Sıradaki oğlunun,

Yerine verip gelmiş,

Aruz’u müjdelemiş.

Aruz Koca sevinmiş,

Oğuz’a haber vermiş.

Oğuzlar toplanmışlar,

Görüşüp ağlaşmışlar.

Yeme-içmeler olmuş,

Basat, halka konuşmuş:

— Beni dinleyin beyler.

Ben yokken olmuş neler?

Tepegöz zulüm etmiş,

Oğuz’u perişan etmiş.

Şimdi kardeş uğruna

Tepegöz’ün yoluna,

Çıkıp buluşacağım;

Yaman vuruşacağım.

Ne buyurursunuz siz,

Haydi bana deyiniz?..

Kazan Han demiş: — Oğlum,

Bunları unut yavrum.

Aman ha Basat evlât!

İşlemez kılıç, pusat.

Ejderha oldu melun,

Belâsıdır Oğuz’un!

Sandım kara bir kaplan,

Ya da kükremiş aslan!

Getirdim kara dağdan,

Çevirdim kalın sazdan,

Gökyüzünden indirdim,

Melunu yenemedim!

Er ol, bey ol ey Basat

Giderim dersin fakat,

Aksakallı babanı,

Akbürçekli ananı,

Oğul, gidip ağlatma.

Sakın yoluna varma!..

Aruz demiş ki: — Oğlum,

Basat’ım aslan yavrum,

Ocağımı boş koyma;

Sözümü dinle, varma...

Meğer Basat ant içmiş,

Kavga etmeyi seçmiş.

Sadağını bağlamış,

Kılıncını kuşanmış.

Yayını takıp kola,

Ana ve babasıyla

Helâlleşerek çıkmış.

Yanında kimse yokmuş.

Geçmiş çaydan, dereden;

Görmüş onu tepeden.

Salahana kayada,

Yuva kurmuş mağrada.

Yastık yapmış bir taşı,

Yatmış güneşe karşı.

Horlayıp uyuyormuş,

Kimseyi duymuyormuş.

Sadaktan oklar almış,

Meluna hedef almış.

Tepegöz’ün karnına,

İkincisi sırtına,

Başka biri bağrına,

Sonrası kafasına...

Oklar hiç işlememiş,

Tepegöz şöyle demiş:

— Kalkınız ihtiyarlar.

Buradaki hayvanlar,

Bizi rahat koymuyor,

Sinekler uyutmuyor...

Basat yine ok atmış,

Bu sfer melun tutmuş.

Tepegöz yerden kalkmış,

Etrafına bir bakmış.

Basat’ı görüp demiş:

“Bize bir kuzu gelmiş!..”

Oğlanı kovalamış,

Çabucak yakalamış.

Getirince inine,

Koyarak çizmesine:

— Ey ihtiyarlar bakın,

Benim kalkmama yakın,

Bu kuzuyu kesiniz,

Ateşte çeviriniz!..

Deyip, yatmış oraya

Hemen geçmiş uykuya.

Basat hançer çıkarmış,

Çizmeyi içten yarmış:

— Ey Yapağılı, Yünlü

Bu melun ve tek gözlü,

Tüm Oğuz’u ağlatmış,

Obaları dağıtmış.

Yürekleri dağlamış,

Haraca da bağlamış...

Zayıf yanı neresi,

Neyle olur ölmesi?..

İhtiyarlar demiş ki:

— Bilmiyoruz inan ki.

Her tarafı kemiktir,

Sadece gözü ettir.

Basat ayağa kalkmış,

Gözünü açıp bakmış.

İyice incelemiş.

Onlara şöyle demiş:

— Uyanmadan koca leş,

Çabuk yakın bir ateş!

Şişi koyun ocağa,

Başlasın kızarmağa.

Şiş ocakta kızınca,

Basat almış usulca.

Önce besmele çekmiş,

Sonra şöyle söylemiş:

— Ya Allah, ya Muhammet

Basat kula yardım et!..

Kızgın şişi kaldırmış,

Tam gözüne bastırmış.

Tepegöz gözünü tutmuş.

Ardından nara atmış.

Basat mağraya girmiş,

Melun bunu bilirmiş.

Mağranın kapısını,

Tutup iki yanını,

Demiş ki: — Bre erkeç ,

Gel altımdan tek tek geç.

Şu sakar koç, bu toklum

Geçin, gidin koyunum...

Geçen tüm koyunların,

Koçların, tokluların...

Başını sıvazlamış,

Teker teker yoklamış.

Basat koç yakalamış,

Sesizce boğazlamış.

Sonra onu yüzerek

Derisini giyerek,

Tepegöz’e yönelmiş,

Kapı önüne gelmiş.

Tepegöz bunu bilmiş.

Başından tutup gülmüş:

— Sakar koçum de hele!

Nereden bildin böyle,

Gözden helâk olurum?

Şöyle gel sakar koçum!

Bakayım kuyruğuna,

Mağaranın duvarına,

Seni öyle çalayım;

Duvarı yağlayayım!..

Basat başını koçun

Uzatarak boynuzun,

Tepegöz, postu almış

Kaldırıp yere çalmış.

Basat’a demiş: — Oğlan,

Nasıl kurtuldun burdan?..

Basat demiş ki: — Melun!

Tuttun koçun boynuzun.

Bacağın arasından,

Geçip, çıktım kapıdan.

Allah’ım yardım etti,

Fırsatın elden gitti...

Tepegöz demiş: — Oğlan,

Ey mert ve yiğit insan;

Parmağımda yüzük var.

Gel de yanıma kadar,

Al, tak öz parmağına

Kılıç işlemez sana...

Melun yüzüğü atmış,

Basat da onu tutmuş.

Takınca parmağına,

O da gitmiş yanına.

Yüzük yerini bildirmiş,

Hançer ile saldırmış.

Basat yüzüğü çıkarmış,

Yere atıp kaçarmış.

Tepegöz nara atmış,

Ortalığı çınlatmış:

— Kurtuldun mu ey oğlan?

Git şu kümbeti dolan.

Görür müsün kümbeti?

Çok büyüktür kıymeti!

İçinde hazinem var,

Almasın ihtiyarlar.

Altın, mücevher boldur.

Gir de heybene doldur...

Basat kümbete girmiş,

Her taraf mücevhermiş!

Görünce çok altını,

Kayıp etmiş aklını.

Melun kapıya gelmiş,

Basat’a şöyle demiş:

— Sen kümbete girdin mi

Hazinemi sevdin mi?..

Basat demiş ki: —Girdim,

Gerçekten çok beğendim...

Tepegöz demiş: — Oğlan,

Ettiğin yetti ulan!..

Öyle bir çarpayım ben,

Kümbetin içinde sen,

Darmadağın olasın,

Bir tek parçan kalmasın!

Basat demiş: — Ya Allah,

Lâ ilâhe illâllah.

Muhammed Resulûllah.

Ya Hakk, Ya Sübhanallah...

O an kümbet yarılmış,

Yedi kapı açılmış.

Kapıların birinden,

Basat çıkmış kümbetten.

Melun kümbete vurmuş,

Yapı yerle bir olmuş:

— Ey oğlan kurtuldun mu,

Sana bir şey oldu mu?..

Basat demiş: — Kurtuldum,

Zaten içinde yoktum.

Bana yardım etti Hakk,

O galiptir muhakkak...

Tepegöz demiş: — Sana,

Ölüm yokmuş baksana!

Gördün mü mağarayı?

Kapısından kayayı,

İterek içeri gir.

Artık bu işi bitir.

Orda iki kılıç var,

Duvarda asılılar.

Bir kınsız, biri kında

Kınsız olanı al da,

Beni ancak o keser.

Çektiğim bana yeter!

Basat mağraya girmiş,

Biraz seyredip durmuş.

Kınsız inip, çıkarmış

Parıl parıl parlarmış.

Anlamış ki sihirli,

Demiş: “Buna tedbirli

Yapışayım, alayım.

Kılıcımla tutayım.”

Tutunca kılıcıyla,

Kılıç da kabzasıyla,

İki parça bölünmüş.

Basat bir an düşünmüş.

Demiş: “Bu şaşırtıcı!”

Bak ne yaptı kılıcı...

Ağaç bulup getirmiş,

Kınsız onu da kesmiş!

Asıldığı zincire

Okuyla vurup yere,

Düşürünce duvardan,

Yakalamış sapından.

O anda bir oh çekmiş.

Tepegöz’e yönelmiş.

Demiş: — Melûn nicesin?

Hani çıkmıyor sesin!

Tepegöz demiş: — Oğlan,

Kurtuldun mu kılıçtan?

Ölüm yok mudur sana,

Sen belâ oldun bana!

Tek başıma Aruz’a

Neler yaptım Oğuz’a!

Gözümden ettin beni.

Dilerim Allah seni,

Benden beter eylesin,

Canına acı versin...

Neresi doğum yerin,

Söyle oğlan sen kimsin?

Gece içinde yolda

Azarsan fırtınada,

Kaybedersen yönünü;

Göremezsen önünü,

Neye göre gidersin

Kimden ümit beklersin?

O büyük savaşlarda

Yaptığınız akında,

Sancağı taşıyan kim?

Alpınızı bileyim...

Aksakallı babanın,

Akbürçekli ananın,

Adı nedir ey oğlan?

Saklamaz ki er olan...

Basat demiş ki: — Dinle.

Senin işin benimle.

Onları sorup durma,

Boşa çeneni yorma!

Güneydir doğum yerim,

Kerim Allah ümidim.

Savaşta sancak tutan,

Alpımız Bayındır Han.

Akında önde giden,

Salur Kazan at tepen.

“Sorar olsan babamı,

Koca ağaçtır adı.”

Anamın adın sorsan,

O da kükremiş aslan.

Yüce Oğuz’dan neslim,

İsmim Basat’tır benim...

Tepegöz demiş: — Hele!

Ben kardeşim seninle.

Basat, tatlı canıma

Kardeşim kıyma bana!..

Basat demiş ki : —Kavat!

“Kıyma” diyorsun fakat,

Babamı ağlatmışsın,

Anamı sızlatmışsın...

Öldürdün kardeşimi,

Dul bıraktın eşini.

O elâ gözlüleri,

Körpecik bebekleri,

Öksüz koymuşsun zalim!

Yanar benim yüreğim.

Kardeşimin ahını,

Yerde koymam kanını.

Kılıcı çekmeyince,

Başını kesmeyince,

Al kanın dökmeyince,

Derini yüzmeyince...

Bırakır mıyım seni,

Ne sandın ki kendini!

Tepegöz demiş: — Vay vay!

Beni yendin çok kolay.

Oğuz’a saldıraydım,

Yurdunu dağıtsaydım.

Oğlanını, kızını

Yeniden doğanını,

Tümünü öldüreydim,

Adam eti yiyeydim...

Güçlü Oğuz beyleri,

Yaşlıları, gençleri...

Beni kovalasalar,

Bir yere toplansalar.

Mancınıkla taş atsam,

Başım altına tutsam,

Kafama taş düşerek,

Ölseydim ezilerek...

Böyle ölmek isterdim,

Ah bunu bir görseydim!

Yaşlıları ağlattım,

Nice beddua aldım.

Akbürçekli analar,

Doğurduğu balalar,

Çocuk ve delikanlı,

Ak elleri kınalı,

Nice kızlar, gelinler,

Mideme inmiştiler.

Çektiğim göz acısı,

Onların bedduası...

Ahı tutmuş olmalı,

Bu dertten kurtulmalı...

Bu acıyı yürekten,

Öyle ki çekerim ben...

Hiç kimseye vermesin,

Allah hiç çektirmesin...

Zalim böyle söylerken,

Basat davranmış erken,

Bir kılıç darbesiyle,

Gövdeyi, kellesiyle

Birbirinden ayırmış.

Esirlere duyurmuş:

— Tepegöz’ü öldürdüm,

Kellesini sürüdüm.

Oğuz’a koşup gidin,

Babama müjde verin...

Yünlü ve Yapağılı,

Oğuz’a gitmiş atlı.

At Ağızlı Aruz’u,

Müjdeleyip Oğuz’u.

Aruz’u sevindirmiş,

O eşine bildirmiş:

— Gözün aydın ay hatun!

O yiğit Basat oğlun,

Zalimi tepelemiş,

Kellesini getirmiş...

Güçlü Oğuz beyleri,

Ata binip her biri,

Salahana’ya gitmiş.

Basat’ı tebrik etmiş.

Ortaya kellesini,

Gövdesiyle leşini,

Getirip sevinmişler.

Coşup, neşelenmişler.

Korkut Ata gelince,

Dua etmiş dilince:

— Öç aldın Tepegöz’den,

Oğuz kurtuldu yükten.

Melunun çıktı canı,

Kıyan Selçük’ün kanı,

Alındı yiğitlikle

Anılırsın mertlikle.

Ün versin karadağlar,

Yol versin kanlı sular.

Hakk yüzünü ak etsin,

Ömrünü uzun etsin.

Ölüm vakti gelince,

Ecelin erişince,

Arı bir iman versin,

Cennetine göndersin.

Silinsin günahımız,

Çoğalsın imanımız.

Adı güzel Muhammet,

Oğuz’a şefaat et.

Yalvaralım Mevla’ya,

Muhammet Mustafa’ya

Bizleri bağışlasın;

Esirgesin, saklasın.

Ahmet Karaaslan

12/04/2000 – Kayseri

AHMET KARAASLAN

AHMET KARAASLAN

DİĞER YAZILARI ŞIH VE KÖYLÜ KADIN AŞK YARASI AŞK YARASI ATATÜRK POLİS NAZAN GEL ERCİYES’ TEN BAŞBUĞ’A BAŞBUĞUM BENİ GELMEDİN BİZİM EŞEK GÖMÜRGEN'DEN DERLEMELERİMDEN KÖSE DAĞl MASALI KARAGÖZLÜM BİZİM EŞEK HASRETİM KAZAN ÖLDÜ! GİZLİ GİZLİ… YÂR DİYORUM ÇOCUK 2 ÇOCUK 1 GÜN DOĞMADAN  NELER DOĞAR!.. BİR BAŞKA ÇOBAN TÜRKÜSÜ EY TÜRKOĞLU TÜRK TÜRK TÜRK… ANADOLU EFSANESİ SABRET ÖĞRETMENİM ÖĞRETMENİM (1) GELEMİYORUM SAÇLARIN NE HABER? BİR ÇEKİRDEK BİR ORMAN ŞİMDİ ERCİYES’TEN BAKIŞ KAYSERİ (2) KAYSERİ (1) HÂKİM BEY SAĞANAK SAĞANAK ERCİYES KAYSERİ TÜRKÜLERİ SEN GİDERKEN ÖĞRETMENİM (1) BİR ÇEKİRDEK BİR ORMAN ATATÜRK  ORMANDA PANİK GELEMİYORUM ÇOCUK GELMEDİN KITMİR’İN SOYUNDANDIR ETTİLER SUSTUK  NE YAPALIM?..  HIRSIZLARIN SAYISI NE ZAMAN ARTMIŞ? AHMET KARAASLAN'IN ÖZGEÇMİŞİ ESERLERİ DİYORUM  İÇİNE NASIL ETTİN? ÖĞRETMENİM (1)  BİR ÇEKİRDEK BİR ORMAN  NE KADAR DERSEN BAYAĞIDIR YİYİN BEYLER  BEN BÖYLE BİRİYİM... GELEMİYORUM AHVALİMİZ  İÇİNE NASIL ETTİN? MUKADDİME HABİB KARAASLAN EKMEK VE GÖZYAŞI NE YAPALIM?... ÖĞRETMENİMSİN-1 MONİKA GERÇEKTEN HARİKA DOKTOR DER Kİ EŞEĞE MERTEBE VERİLMEZ… BEN BÖYLE BİRİYİM... YARISlNl BELLEDİM ÇOCUK 1 ARANAN MEZİYET CAHİL TOPLUMUN AHVÂLİ ÇOCUK 1 KAYSERİ TÜRKÜLERİ BEN BÖYLE BİRİYİM DERSLER BİR ÇEKİRDEK, BİR ORMAN TÜRKÇÜYÜM VE TÜRK'ÜM BEN... EY TÜRKOĞLU TÜRK TÜRK TÜRK… CAHİL TOPLUMUN AHVÂLİ ORMANDA PANİK YAŞASIN HAKİMİYET ÖĞÜT GÜN DOĞMADAN NELER DOĞAR!.. ANADOLU EFSANESİ ASKER MEKTUBU 50. YILA DESTAN ANADOLU EFSANESİNİN HİKÂYESİ BAYRAĞIM 50. YILA DESTAN NERDESİN KEMÂL'İM?.. ATATÜRK'TEN GELDİ BİZE ATATÜRK ÖĞRETMENİM 1 ÇOCUK 1 BİR ÇEKİRDEK BİR ORMAN
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA