Eksik ve tutarsız iletişim nedeni ile sami-
miyet bağının, çift taraflı güven duygusunun gelişemediği ilişkilerde yaşanan iletişim aksaklığı hakkında detaylı analize geçelim:
Bu madde adından görüldüğü gibi kopuk iletişim içeren güvensiz ve belirsiz davranışlara yol açan zayıf iletişim halidir. En çok kısa süredir tanışıp, bir birini yakından tanımak isteyen, birkaç aydır birlikte olan, veya uzun süredir birlikte olup bir tartışma, hayal kırıklığı ile iletişimin zayıfladığı ilişkilerde görülmektedir.
Her iki taraf ilk adımları, kapasiteli haberleş-
meyi karşı taraftan bekler, olmayınca da şüpheye düşer ve kırıcı, tavırlı, sitemli ve kısa diyaloglarla devam ederek küslüğe, ayrılığa kadar sonuç varabiliyor. Bu tarz iletişimlerde mutlaka taraflar önce bu ilişkiden ne umduklarını, bu zayıf iletişime kadar kendi aralarında ne kadar dürüst ve samimi olduklarını, bu ilişkiden mutluluk duyup duymadıklarını ve devam etmek isteyip istemediklerini kendi iç dünyalarında tartarak çözmelidirler.
Eğer böyle zayıflamış iletişimden önce çok iyi anlaşıyor ve bir birilerine karşı samimi idilerse, mutlu ve huzurlu idilerse, mutlaka bir araya gelerek oturup ciddi konuşmaları lazım. Karşı taraftan beklemeyin. İlk adımı siz atın.
Karşı taraf ta sizden bekliyor çünkü. Onun için ilişkinizi kurtarmak istiyorsanız hemen ilk adımı siz atarak onu çaya, yemeğe istemiyorsa, sadece konuşmaya davet edin. Israrla davet edin. Ta ki, bu ciddi sohbeti kabul edene kadar. İki uyumlu insan bir birini bulmuşsa sağlıklı ilişkiyi muhafaza etmek için çaba göstersin. Çünkü, her tanışlık mutlu ilişki oluşturmuyor. Tam da bu yüzdendir ki, eski sevgililer barışır, eski aşıklar unutamıyor, eski partner ayrıldığı partnerini arıyor, özlüyor.
Yeni tanışlıklarda eski sıcaklığı göremeyen eski sevgili tekrar dönmek için yazıyor, arıyor. Ayrılmadan ve “eski” ye dönüşmeden iki taraf ta karşılıklı, yüz yüze oturarak ilişkilerinde ortaya çıkmış “görünmeyen” sorunları arayıp, sorgulayarak çok samimi bir şekilde her iki taraf ta karşı tarafta beğenmediği, rahatsız olduğu, kabullenemediği huy mu, tavır mı, hareket mi her neyse açık ve kibar, kültürlü, hoşgörülü üslupla, altını çizerek söylüyorum mutlaka kültürlü ve onarıcı üslupla ifade etmeli ve bu sorunları nasıl çözerek eskiden daha mutlu ilişki sürdüre bilirler, oluruna bakmalılar.
Böyle olumlu sonuca ulaşanlar mutlaka ilişkide daha ciddi bir yol ala bilir ve güçlü iletişim kura bilirler. Güçlü iletişim güvendir, sıkı bağdır, sağlıklı ilişkidir. Tek gereken faktör iki tarafın da bu ilişkide dürüst ve iyi niyetli olmasıdır. Sorunlar çözülür, sıkıntılar hallolur, çünkü, mutlu, huzurlu, sağlıklı ilişki sürdüren çiftler ayrılmak istemez, iki taraf ta aynı düşüncede ise bir birilerini kabullenip, anlayış göstermeye ve yanlışları düzeltmeye mutlaka özen gösterir.
Taraflardan birisi ilişkiye emek vermek ve gidişatı iyileştirmek istemiyorsa diğer tarafın fazladan çaba göstermesi, düzeltmeye çalışması, karşı taraftan umut beklentisi güzel sonuç vermez. Bu durum aşağıdaki örneklerle açıklanabilir:
Çiftler başta heyecan olduğu için sonradan belli olacağı üzere yüzeysel merak ve heves sayesinde bir birilerini tanımaya çalışmadan bir iki ay sık sık görüşerek, güzel birliktelik yaşamışlar, bir taraf güvenmiş, diğer taraf ise baştan yalanla gelmiş, ama diğer taraf daha durumdan habersizdir.
Bunun benzeri ilişkilerde sonraki aylar mutlaka sıkıntılı, tavırlarla dolu, şüpheler ve tartışmalarla bol seyredecektir. Çünkü, bir taraf yalanını saklamak için mazeretler uyduracak, yersiz sitemler, gereksiz tartışmalar ve olmayan sorunları gündeme getirecek, ilişkiyi çıkmaza sokacaktır. Bu durumda diğer taraf mutlaka bu vaziyeti sanki bir başka çift yaşıyormuş gibi kenardan bakmaya çalışsın. İlişkide ve iletişimde sancılar başladı ise bir sorun vardır mutlaka. Peki, bu sorun nedir? Kesinlikle sorunun üzerine giderek açıklığa kavuşturması ve o yalanın üstünü açması lazım.
Aksi halde karşı taraf egosunu tatmin ederek size manipülasyonlarla, suçlamalarla can sıkıntısı yaşatır, üzüntü ve pişmanlık hissettirir, öz güveninizi zedeler, dahası hayata karşı şevkinizi, enerjinizi düşürür. Buna katiyen müsaade etmeyiniz.
Siz şeffaf ve sadık iken karşı taraf sizi baskı altında tutuyor ve kopuk iletişimle ne istediğini açık belli etmiyorsa, keyfine göre iyi davranıp, istemediği zaman kayboluyor ve aklınızda soru işaretleri bırakıyorsa bu duruma el koyun, hakkınızı talep edin, iletişimi düzeltecekse, sorumluluklarının farkında ve yerine getirecekse devam edin, yoksa üzüntüden başka size bir değer katmayacak, hayat için ilham olmayacak bir ilişkiyi sürdürmeyin, iyi insanlar her yerde varlar ve siz iyi niyetli, samimi olduktan sonra mutlaka eşdeğerinizle karşılaşırsınız.
Kopuk iletişimle belirsiz tutum sergileyen tarafı kendi haline bırakın, hayat ona layığını verir.
Peki kopuk iletişim örnekleri nasıl olur?
Gün boyu daha önceleri en az beş altı kez ha-
berleşiyor iseniz, “görünmez” sorun çıkınca bu haberleşme detaylı ve samimi olmaktan çıkmış, kısa cümlelere, zayıf haberleşmeye, haberleşme aralığının uzamasına kadar gerilemiştir.
Yazdığı cümleler belirsiz niyet içeren, çok meşgulmüş gibi izlenim veren soğukluğu yansıtıyor ve bunun suçlusu sizmişsiniz gibi sitemkar tavırları da var. Görüşmek için acele etmiyor, bahaneler art arda, buluşma isteğiniz belirsiz zamanlara erteleme ile sonuçlanıyor.
Burada, tam da bu noktada gerçekten önemli sorun var. Bu iletişim kopukluğu ya size kırıldığı için ortaya çıkmıştır, ya da başka birisine merak başlamış ve şu an dikkati ondadır. Eğer iletişim kopukluğunuz sizin farkında olmadan onu yaraladığınız ve üzdüğünüz içinse bu durum sizin ciddi telafi isteğiniz ve onarımınız sayesinde düzelecektir.
Fakat, eğer bu vaziyet sizin her hangi bir suçunuz yok ta, size suç atmaya çalışarak, sorunlarının, rahatsızlığının sebebi sizmişsiniz gibi size yansıtmaya çalışarak sizi utandırma çabasında ise emin olun ki, artık başka bir limana doğru yol almıştır karşı taraf.
Bir insana yakışan en dürüst davranış, eğer
hayatında birisi var iken başka birisine karşı duyguları oluşmaya başlamışsa bunu samimi şekilde size itiraf etmesi olur. Hem sizi baskı altında tutarak elinden kaçırmamakla, hem yeni birisine odaklanmak iyi insanların işi değildir.
Kopuk iletişimle varla yok arasında bir ilişki yaşayanlar böyle bir iletişimi sonlandırmalı ve bu ilişkinin önü görülmüyorsa yüz yüze konuşmakla bir karar vermeliler. İlişkilerde iki tarafın mutlaka bir birilerinden beklentileri oluyor.
Fakat hiçbir taraf bu beklentilerini uygun dille karşı tarafa aktarmaya cesaret edemiyor. Oysa ilişkiye başlamaya karar verdikten sonra, iletişimin başından beri iki taraf ta bu ilişkideki beklentisini, istediklerini bir birlerine açık ve etraflı anlatarak bir yola çıka bilip bilmeyeceklerini başından tahmin ede bilir ve iki tarafta sorumluluk alıyorsa ilişkiye başlayabilirler.
Başından konuşulmayıp, adı konmayan ilişkinin iletişim seyri gittikçe muhtemelen kopuklaşır, çünkü, zamanında söylenmeyen, dile getirilmeyen beklenti ve istekler iç dünyasında birikerek karşı tarafa sitem olarak yansır, tavırlar, küsmeler, cevapsız bırakılmalar başlar, bir bahane ile önemsiz bir tartışma ise ilişki son bulur.
İlişkinin ilk üç ayında her şey yolunda ise mutlaka iletişimi daha da güçlendirmek ve kalitesini yük-
seltmek gerekir. İlk üç ayı mutlu ve sorunsuz yaşayan, iletişimini akıcı ve tatminkâr sürdüren çiftlerde sonradan iletişim sorunu çıkıyorsa mutlaka iki taraftan birisi veya her ikisi bir birilerine karşı tam net ve samimi değil, beklentilerini karşı taraftan göremeyip içinde saklamış, rahatsız olduğu hal ve hareketleri “alttan almış”, es geçmiş ve “tadımız kaçmasın” tabiri ile üstünü örtmüştür. Bence arada tadın kaçmasında önemli bir sorun yoktur.
Önemli olan ilişkinin kaliteli, sağlıklı sürdürülmesi için gerekli mücadeleyi ve çabayı göstermektir, bu sizi daha uzun süreli mutlu, tatminkar bir ilişki yaşamına ulaştırır.
Beklentilerinizi aşk, sevgi dili ile karşı tarafa aktarmalısınız. İki taraf ta bir birlerini ancak böyle tanıyabilir. Zamanla bir birlerini olduğu gibi böyle bir şeffaf iletişimle kabullenebilirler. Yalnız iki taraf ta birbirlerine karşı hemen fazla beklenti içinde olmamalı, ilk üç aylık iletişim ve tanışma, vakit geçirme ile bir birilerinin iç dünyasını, hayattan istediklerini, ne ile, nasıl huzur bulduklarını bir birilerinde gözlemlemeli ve bütün iletişimin çoğunluğunu bu yönde sürdürmeliler.
Günümüzde insanların çoğunluğu ilişkilere “çekirdek muhabbeti” gibi yüzeysel, “günü kurtarmak” amacı güden ani heveslik ilişki nazarı ile bakıyor, ne yazık ki, insan insanı harcamaya kıyabiliyor ve kendi insanlığına ihanet ederek bu dünyada yapabileceği en güzel davranışların başında insan gönlünü kazanmak olduğunu çoktan unutmuş gibi.
Bu duruma nasıl geldik, hepte teknolojiyi suçlamak yine sorumluluktan kaçınmak gibi bence.
Dünyadaki ekonomik, siyasi, sosyal dengeler değiştikçe toplumda sağlıklı ilişki kalitesi de düşüyor.
Hayatın gittikçe pahalaştığı çağda çıkarlar insani duyguların körelmesine ve baskın olmasına getirip çıkardı. Kadınlar erkeklerden, erkekler kadınlardan şikâyetçiler. Herkes birbirini çıkar üzerine ilişki aramakla suçluyor.
Gerçekten bize ne oldu? Ekonomik kıtlık ortaya çıktıkça insana yakışan birlik olup, tasarrufla geçinmenin huzurunu yaşamaktansa, insanlar bir birilerinin ceplerini güder, malına mülküne göz diker oldu. Sanki birisinden kaptığı bir şeylerle ömrünün sonuna kadar geçimini garanti altına alacak, maddi refaha ulaşacak. Evrendeki adalet sistemi buna müsaade etmez. İnsanlar her şeyi bildiklerini sanıyorlar, oysa senin olmayan hiçbir şey sana helal değildir.
Yaradan bizlerden şükranlık duymak, verdiği nimetlerin değerini bildiğimizi görmek ister. Çok borçlanmış olabiliriz, çok sıkıntıda olmuş olabiliriz, fakat bu, başka bir insanı gasp ederek, dolandırarak, binbir hile ile suni, yalan “aşklarla” duygularını kullanarak elinde olan ihtiyaçlarını rızası olmadan, kandırarak alma hakkı vermez.
İlişkilerdeki en çok şikayet edilen konulardan birisi de bir tarafın diğer taraftan duygu sömürüsü, manipülasyonla maddi çıkarlarını elde etmesidir.
Böyle üzücü ilişkiler toplumun ruh sağlığını, insanlığa inancını, insanların bir birilerine samimiyetini zedelemekle, insanların bir birilerinden uzaklaşmasına, yalnızlaşmasına neden oluyor.
Kopuk iletişimin bir sebebi de etraftan duyulan fazla negatif olayların etkilemesi ile kendi ilişkisini kıyaslayarak şüpheci yaklaşım sergilemekle, ilişkinin akışını olumsuz yöne saptırmak ve iki tarafın bir birinden zarar geleceği kaygısı ile iletişimde tutarsızlıkların ortaya çıkmasıdır.
Bu nedenle yeni bir ilişkiye başlandığında ferah bir yol izlemek istiyorsanız bir birinizin aile düzenini, yaşam tarzını, ilgi alanlarını, karakter özelliklerini öğrenmeye çalışın. Hep bu cümleyi erkeklerden duyuyorum:
Şimdiki kadınlar nasıl birisin, nelerle uğraşır
sın, nelerden hoşlanırsın diye sormaz, ne kadar maaş alıyorsun, araban var mı, evin var mı diye sorarlar.
En başından artık itici geliyor bana, benim maddi durumumla ilgilenen kadın beni çıkar için istiyordur- diyorlar.
Kadınlar da hep şunu söyler:
Hepsi aynı bu erkeklerin, namaz kılıyor mu-
yum, hayatım nasıl geçiyor diye sormaz, fiziksel özelliklerimi, boyumu, vücudumu merak eder.
Bütün bu şikâyetler haklı şikâyetler. İnsanlar ne istediklerini artık kendileri de bilmiyor. Sorsan o erkek nasıl bir eş arıyor diye, tabi ki, namuslu, dini bütün kadın diyecek, öyle madem, neden tanıştığın kadına daha ilk günden ne kadar istekli olduğunu, fiziğinin nasıl olduğunu niye soruyorsun?
Hiçbir kadının – tanıştığım arkadaşım bana namaz kılıyor musun, geçimini ne ile sağlıyorsun diye sorduğunu duymadım. İnsanlığa sesleniş hakkım olsa hoparlörü alıp sesleneceğim: değerli insan evladı sen gerçekten bu hayattan ne istiyor, ne bekliyorsun, mutluluk anlayışın nedir?
Bence insanlar oturup dürüstçe kendilerine sormaları lazım:
“Ben ne istiyorum? “
Kim ne istiyorsa karşısındaki insana ona göre
davransın lütfen!
Açık ve net olun. Zaten sizi seven ve olduğu
nuz gibi kabullenen insan size malını da mülkünü de severek harcar. Geçici süre için yaşadığımız bu dünyada kalp kırmaya gerek yok. Bu dünyadan hiçbir dolar, mobilya, lüks araba ve boylu poslu sevgili götüremeyeceğiz, tek götüreceğimiz yaptıklarımız, kalp kırdı isek, gönül aldı isek, birinin ihtiyacına destek oldu isek, ya da birini ağlattı isek tüm bunları götüreceğiz. Bunları iyi düşünün!
Sosyal medya uygulamalarından tanışan ikili
ilişkilerde yaygın bir durum var:
Birinci görüşte iki taraf ta hayatta neler yaptığı hakkında, hayat tarzı ve mesleği hakkında anlatırken, ikinci görüşte erkek artık samimiyet oluşturmak için ya eve kahve içmeye davet eder, ya ona omuz olacak bir kadına ihtiyacı olduğunu söyler, duygusal konuşmalarla kadının ruhunu feth etmeye çalışır ve hemen hemen hepsinin inandırmak için söyledikleri bunlardır:
“Benden sana zarar gelmez, bana güvenebilirsin, asla seni üzmem, seninle bir yola girmek için ciddiyim ve eminim.”
Bu sözlerin İlahi Düzende ne kadar kayda
alındığını biliyor musunuz, sayın erkekler?
Tutmayacağınız sözleri vermeyin, yapamaya
cağınız sorumlulukları söylemeyin, üzmem , incitmem deyip tersini yapmayın, bu dünyada ve inancınız olsa da olmasa da ebediyette bunun hesaplarını tek tek vereceksiniz!
Kadın inanır, kadın, inanmak ister, kadın ko-
lay aldanır, kadın duygusaldır!
Fakat kadın oyuncak değildir! Kullanılacak
heveslik malzeme hiç değildir!
Bir kendinize gelin! Ne oldu size?
Türklüğümüzle övündüğümüz bir toplumda
erkeklerin böylesine ezik duruma düşmelerine en çok biz kadınlar üzülüyoruz. Evin, ailenin reisi olacak, kalbimizin tek sahibi olacak bu erkekler asil doğalarını neye satmışlar? Düşündüğüm zaman Marshall yardımları geliyor aklıma, kesin suni gıdalarla genetiğimizi bozdular. Asil yapımızı bozdular. Yoksa bizim erkekler kitaplara konu, destanlara baş kahraman olacak kadar adamdılar!
Bu eminim, üzmem, kırmam, bana güven diyen erkek kadını inandırıp kalbini kazandıktan çok kısa süre sonra sessizliğe gömülüyor, sanki KGB yakalamış ve muammalı bir yere götürmüş te, haber alınamayan kayıp gibi. Yazıyorsun bir süre görmüyor, sonra görüyor cevap yazmıyor, arıyorsun açmıyor.
Yazık!
Daha kaç gün önce verdiğiniz sözlerin altında
öyle bir eziliyorsunuz ki, cevap verecek yüzünüz yok!
Sizden ahit , söz falan mı istedi kadın? Kendi
niz göze girmeye kalkıştınız. Kendiniz bir ton söz verdiniz, şimdi durun sözünüzde, ne oldu da çekildiniz? Kafanıza silah mı dayadılar? Kadın size musallat mı oldu, bıktırdı?
Neden dürüst olamıyorsunuz?
Dürüst olmak ne kadar zor ola bilir ki, bir er-
keğe? Anlam vermek mümkün değil, mükemmel görünmeye çalışmayın, seven kadın karşısındakini olduğu gibi kabullenecek kadar vefakârdır zaten.
Neyseniz o olun sadece.
Dağları delin diyen yok size, mal mülk talep
eden yok, 24 saat yanımıza yapışın kalın diyen de yok. Yalanlarla kalp kazanmaya çalışmaya ne gerek var ki?
Suskunluğunuz bir kadına yıkımdır. Daha iki
gün önce verdiğiniz bir sürü sözden sonra bir anda kaybolmak en büyük zarardır kadına, cevapsız sorulara maruz bırakmak büyük bir vebaldir, bu hakta hiç düşündünüz mü?
İlk birkaç gün merak ediyor, onu giyme, şunu takma kıskanırım diyor, eve gidince haber ver diyor, iyi geceler, beni rüyanda gör diyor ve ertesi gün iletişim sıfır.
Buna hangi psikoloji uzmanı açıklama yapabi-
lir acaba? Bence bunun tek adı var- ruh hastası.
Son beş yıldır çokça artan bu vakaların araştı
rılması yapılır ve nedeni açıklanırsa yeni dönem insan psikolojisi hakkında kadınlarımız, veya sağlıklı bütün insanlar ikili ilişkilerde bilgi sahibi olarak karşısındakinin konuşmalarından kendisi için fikir edine bilir. Karşısındakinin güvensiz biri olup olmadığını anlamakta geç kalmadan incinmemiş olur.