Bir kadın ilişkide en çok güven arar.
Biz kadınlar makyaj yaparız, bakım yaparız, şık giyeriz. Ve bütün bunlar bize yakışır.
Bir kuaförün girişinde okumuştum: erkeğin makyajı saçıdır.
Doğrudur, erkeğin makyajı saçıdır, fakat, erkeği Adam yapan ve diğer erkeklerden ayıran tek özellik var: o da İslam inancına sadık kalarak kadına hevesten ibaret olup, geçici tensel amaçla yaklaşmamak!
Erkeğin asıl süsü onun mensup olduğu halkının karakter özelliğini taşımasıdır!
Anadolu illerinde hangi erkeğe sorsan “Hamd olsun, müslümanım” diyecektir.
Gel gör ki, içlerinden kaçı inancının talebi doğrultusunda yaşıyor.
Çok tuhaftır, Cuma namazına gidiyor, vaaz dinliyor, ama oradan çıktığı gibi hâlâ karşısındaki kadına yalan umut vermeğe korkmuyor, hala, kadını ikna ederek ona yaklaşmak peşindedir.
Bu nasıl bir inanç?
Üstelik namaz kıldığını da özellikle belirterek kadına geçici amaçla yaklaşmadığını yansıttığı gibi, “etkin iletişim” becerilerini de kullanarak manipüle edici cümlelerle kadını kendisi hakkında “yanlış anlamış” gibi düşündürüyor, kadında kafa karışıklığı yaratmak için çaba gösteriyor.
İletişimle ilgili tavsiyelerimin sonunda şu an yaşamakta olduğumuz ortamın sürüklediği “hızlılığı, zamandan tasarrufu, pratik olma çabasını” iletişime taşımayınız.
İletişim öyle bir güçtür ki, doğru seçilmiş kelimelerle saygı, sevgi, sempati kazana bileceğiniz gibi, rastgele, düşünmeden, boş, amaçsız konuşma içeren kelimelerle de itici olursunuz.
Olabilirsiniz demiyorum, olursunuz diyorum.
Çünkü, karşınızdaki insan çok iyi ve kültürlü ise asla size tanışlık için şans tanımaz. İletişim öyle bir araçtır ki, doğru ve zeki, samimi ve zarif iletişimle fiziksel görünüşünüz nasıl olursa olsun, saygı ve sevgi kazandırır size.
Mutlaka karşınızdaki insanın kalbine yol bulursunuz.
Günümüzde insanlar kendi içlerine daha çok kapanık olup içsel konuşmalar yaptıkları için sanki karşılarındaki insanlar onları gözlerinden veya imalı sözlerinden ne demeğe getirdiklerini anlamalıdırlar.
Hayır, böyle bir “sihir” gücü yok, varsa da her
insan o kadar basireti açık ve idrak seviyesi o kadar gelişmemiş ki, siz derdinizi, beklentinizi açık anlatmadan o sizi tavır ve “tribinizden” anlasın. Sağlıklı iletişim ve huzurlu, samimi ilişki için mutlaka doğal düşüncelerinizi zarif dille belirtmelisiniz ki, ikinizin de içinde şüphelere yer olmasın.
İletişimi kısıtlı tuttuğunuz sürece içinizde kendi kendinizle konuşur, bir sürü olumsuz senaryo üretirsiniz.
Ne var ki, aynısını karşı taraf ta yapacaktır.
Siz günlük haberleşmenizde çeşitli konulara değinerek ikinizin gelecek günler için daha sadık arkadaş, sevgili olup olamayacağınıza dair bir birinizi tanımadan var olan ilişkinizi sağlam temele dayandıramazsınız.
İkinizin ilgi alanları ile bağlı, hayat koşullarınız ve yaşam tarzınız hakkında günlük kısa soru cevaplarla mütemadi iletişimde olun.
Kesinlikle memnun kalmadığınız bir durum olduğu zaman, hoşlanmadığınız davranışını fark ettiğinizde “alttan” almayın.
Bu alttan almalar birikip öyle bir zamansız ve yersiz anda patlak verir ki, telafisi olmaya bilir.
Memnun kalmadığınız her durum için o anda tepki verin, tabi ki, bunu zarif yapınıza yakışır biçimde, terslemeden gösterin.
O sırada tartışsanız da konuyu çözün ve kapatın.
Beklentilerinizi güzel dille ve yapıcı konuşma ile dile getirin.
Bir süre ilişkinizi bu düzeyde gözlemleyiniz.
Beklentilerinizi kavgasız ve tavırsız ileri sürdüğünüz halde zaman içerisinde olumlu sonuç göremiyorsanız artık daha fazla çaba göstermeyiniz.
Bu ilişkiye emek verme sırası karşı tarafta. Yani “kaybolun” sessizce, tripsiz, entrikasız ve suçlama yapmadan.
Nasıl yapacaksınız ipucu vereyim:
Günlük haberleşmenizdeki konuşmaları kısıtlayınız. Onun sorularına tek kelime- evet, hayır, işim var, görüşürüz – gibi kısa belirsiz hatta cevaplar verip, saatlerce de yazıp yazmadığına bakmayınız.
Nedenini sorarsa beklentilerinizin karşılık bulmadığı için bu ilişkiden pek umudunuz olmadığını söyleyin. Devam Edecek