Mesela Anadolu ailesinde kocanın annesi, ablası, yengesi gibi söz sahibi olan büyükleri geline sürekli tavır yaparak, onu rencide edici sözlerle ezmeye, incitmeye ve üzmeye çalışarak bunu sürekli yapıyorlarsa gelin onlarla bir araya gelmemek için bazı meşguliyetler bulmalı, kocasına onların arasında tedirgin vakit geçirdiğini ve onlarla çok karşı karşıya gelmek istemediğini tutarlı açıklamalarla aktarmalı ve kocasına saygıdan vazgeçmeyerek bu sorunun akıllıca çözümüne nail olmalıdır.
İyi anlaşan, bir birini anlayan çiftler eğer bir süre sonra sitemkâr ve soğuk davranmaya başladı ise mutlaka aralarına üçüncü şahsılar veya onlarla ilgili çözülemeyen sıkıntılar girmiştir.
Evli çiftlerin hep aynı mutlu ve huzurlu ilişki sürdüre bilmeleri için sürekli gözlem yaparak sanki, başka bir çifti kenardan izliyormuş gibi sorunların nerden kaynaklandığını öğrenmeleri üzücüdür.
Gereksiz ve hep aynı şikayet içeren, aynı formatta devam eden gelin- kaynana, görümce – gelin, anne- oğul, arkadaş – eş gibi ikililerin bir birilerinden uzaklaşmasına neden olan bu üçüncü kişiler hakkında bir kanıya vararak onların aile düzenini kötü yönde etkilediklerini göre bildikten sonra kimseye zarar vermeden, kırıcı konuşmalarla hasar bırakmadan bu kişileri ilişkinizin dışında tutmayı öğrenmeniz her zaman hayalini kurarak evlendiğiniz, veya hayatınıza aldığınız o esas kişi ile aranızda kopukluk, çatırdama yaranmamasına, dolayısı ile ilişkinizi uzun yıllar sevgi ve aşkla taze tutmanıza destek olacak en önemli faktör olabilir.
Bazı kadınlar eşi işte iken arar, öfkesine ve sinirlerine hakim olamaz, eşinin ailesi taraftan kiminle sorun yaşadı ise gergin, agresif, hatta tehdit içeren üslupla eşine olanları aktarır ve derhal adamdan onlara tepki göstermesini talep eder.
Bazı kadınlar da eşi eve gelir gelmez gün içinde olanları acele ile, ağlayarak, eşi zor durumda bırakacak kararlar almaya zorlayarak, yoksa buna kendisinin son vereceği, yıkımla sonuçlanacak tehditkar söylemlerle adamı eve geldiğine pişman eder.
Sonra bir şekilde vaziyet düzelir, sorun da çözülür ama o eski sadık eş “gitmiştir”, yani koca hayatta çok severek evlendiği karısına karşı soğumuş ve huzuru artık dışarıda arıyor.
Tabi ki, bizim ailelerde gelini çoğu zaman incitir, rencide edici davranışlarda bulunarak, bıkmadan, usanmadan gelini çileden çıkarana kadar incitirler.
İsterdim ki, kaynana, kayınbaba, görümce gibi kocanın birinci dereceden akrabalarına da bazı bir şeyler anlatarak bu tavırlarının çok yanlış ve dinimizce de kabahat, suç olduğunu anlatayım.
Fakat, çok üzücü bir durum ki, bu insanlar ömründe tek sayfa kitap okumayan, hatta kitaplara hor bakan cahil insanlar olduğu için boş kuyuya hikaye anlatmak gibi sonuçsuz kalacaktır.
Zaten, eğitimli aile büyükleri de ailelerine gelin değil, bir evlat diye aldıkları, damat değil oğul diye sahiplendikleri insanları değil hor görmek, aileden biri olarak görür ve incitmekten haya ederler.
O yüzden bütün seslenişim ve önerilerim kitap okuyan gençlere ve iletişimin önemini anlayan her kesimedir: sizi üzen ve mutlu ilişkinizi kıskanan, sürekli size laf söyleyerek çileden çıkmanızı ve eşinizle aranızın bozulmasını isteyen, fakat eşinizin yakın akrabaları olduğu için ömür boyu muhatap olmak zorunda kalacağınız bu kişilerden mümkün kadar uzak olun, eşinize bunu en uygun dille- “sihirli cümlelerle” anlatın.
Bu ne demek, asla eşinizin o sizi inciten akrabaları hakkında kötü sözler söylemeyin, onların size iğneleyici davranışlarını sadece bir-iki kez ciddi sohbetle anlatın ve ikinizin arasının onlar yüzünden açılmaması için eşinizden sizi onlarla çok görüştürmemesi yönünde ikna edin. Biliyorsunuz, tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır diye deyim vardır.
Eminim en açıklayıcı ve hoşgörülü anlatımla aktaracağınız bu talebinizi dikkate alacaktır.