Cübbeli, sarıklı, uzun sakallı
Esmerce tenli, keçi gibi kıllı…
Bir şeyh Türkmen köyüne konuk gelmiş
Köylüler konuktan çok hoşnut olmuş
Kerametini merak ederlermiş
Konuğu dikkatlice dinlerlermiş
Şeyh arada zıplayıp irkilirmiş
Elini sallayıp “hoşt hoşt hoşt” dermiş.
Biri sormuş: — Şeyhim neler oluyor
Seni gören meraklarda kalıyor…
Onlara demiş ki: — Ey kardeşlerim
Nasıl anlatayım ki dindaşlarım!
Gördüm ki Kabe’de melun bir köpek
Yapmak istediği de pek kötü pek…
Köpeğe hoşt demesem işeyecek
Kâbe’nin duvarını kirletecek…
Duyunca sözünü evin hanımı
Demiş: “Vallah dondurdu kanımı.
Bir deneyip sınav edeyim şunu,
Bilirse ona yaptığım oyunu,
Anlarım ki bu adam basiretli
Dalaletten uzaktır ferasetli …”
Etli pilav pişirerek götürmüş
Tüm konuklarına sırayla vermiş.
Şeyh herkesin tabaklarını süzmüş
Öfkeyle dudaklarını büzmüş
Sonra dönüp demiş ki: — Be hey kadın
Söyle bana nedir senin maksadın?
Görüyorum et vermişsin herkese
Hani bana vermiyorsun nedense!
Kadın demiş ki: — Be deyyus, sahtekâr!
Odadan gitmedin Kâbe’ye kadar
Şuradan sezdin oradaki iti
Görmedin tabak altındaki eti…
Ahmet Karaaslan
16/09/2018 TALAS/KAYSER