Dışarıya bakıyorum penceremden.
Karşımda Ali Dağı, arkada Erciyes
Yeryüzüne kar iniyor göklerden.
Gözlerimde yârin hayali,
Yar içimde bir nefes…
Erciyes gibi başı dumanlı yâr,
O, gözleri yaşlı karşımda ağlar.
Alev alev yanıyor kızıl saçları,
Bir yanardağı andırıyor volkan dudakları.
“Gel diyorum, sarıl bana sevdalım.”
Sımsıkı sarmaya hazır kolları.
Öyle arzulu ki ıslak dudaklar!
Erciyes gibi başı dumanlı yâr,
O bakışları ile kalbimi dağlar.
Sinesinde bin bir çeşit bahar var.
Çiçeğinden arıları bal toplar.
Onun da başı dumanlı, gönlü sevdalı biliyorum.
O da beni istiyor, istemesine de,
Korkuyor, ürküyor bir ceylan kadar.
Erciyes gibi başı dumanlı yâr,
YÂR, yanıma gelmeye korkar?
Verecektir deli yüreğini elime.
Ben de kalbimi ona sunacağım.
Bir gün anlayacak beni umutluyum.
O yakacak ateşine, ben yanacağım…
Düşündükçe bunları çok mutluyum.
Erciyes gibi başı dumanlı yâr,
YÂR, ateşin sinemi yakar...