DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Süleyman Kocabaş
Süleyman Kocabaş
Giriş Tarihi : 13-05-2023 21:14

YABANCI İLİM ADAMLARI

YABANCI  İLİM ADAMLARI –TÜRKOLOGLARIN “DİL DEVRİMİ” İLE GELEN ‘DİLİMİZİN DEVRİLMESİ” GÖRÜŞLER I

Süleyman KOCABAŞ

kocabassuleyman@gmail.com

PROF.  GEOFFREY L. LEWİS’İN GÖRÜŞLERİ

 “Türkler  Dillerini Kendi Elleriyle Nasıl Öldürdüler?”

İngiliz Türkolog G.  L. Lewis’in,  1999’da yayınladığı ve Türkçeye 2004 yılında çevrilen “ The Turkısh  Language Reform:  A Catastrophiç  Succes” (Trajik Başarı  - Türk Dil Reformu” isimli kitabında, Dil Devriminin öncüsü Atatürk’ün önce “tecrübe, deneme” kabilinden başvurduğu Türkçeden bütün yabancı kelimelerin atılarak yerlerine Türkçe olanlarının konulmasını ve bu mümkün olmazsa yerlerine  uyduma kelimeler getirmeye  yönelik “uydurukça   dil” nden, daha sonra bunun zararlarını  görerek bundan nasıl vazgeçtiğinden ve o öldükten sonra ise uydurukça   dile döşünün nasıl bir büyük bir hata olduğunu dile getirdikten sonra   şunları yazar: 

“Atatürk bütün bu çalışmaların (uydurukça   dil akımının)  aşırıya kaçtığına karar verdiğinde ve kendi doğal ifade biçimine döndüğünde, onun sahneden çekilmesi için makul bir aralık tanıdılar ve sonra işlerine kaldıkları yerden devam ettiler.  Sözcük (kelime)  uydurmakta bir beğeni geliştirmişler ve bu iş onların birçoğu için bir meslek haline gelmişti.  Dolayısıyla uydurmaya devam ettirmeler  ki,  bunun için bu insanlar çok sert bir şekilde  suçlanmamalıdırlar. Nihayetinde Atatürk’ün  öz Türkçenin ıssız kıyılarından geri çekilişi, onun hiç kimseye dayatmadan  teşebbüs etmediği  kişisel bir  karar üzerine temellenmiştir.  Fakat uydurmaya devam ederken Atatürk’ün  izini takip ettiklerini  iddia etmekte ısrar ettiler ki,  bu onların affedilmez bir suçudur…

Dildeki fakirleşmenin boyutları, modern bir Türkçeden   Türkçeye sözlüğü, özellikle de Arap kökenli sözcüklerin  çoğunu içeren ‘m’ ve daha az sayıda olmakla birlikte ‘t’ ve ‘i’   ile başlayan  sayfalara göz atarak anlaşılabilir.  Tek kelimelik karşılıkları olmaları değil de bir tanımla açıklanmış sözcüklere baktığımızda  bulacağımız her kelime reformcular açısından bir başarısızlığı ifade etmektedir… Müddet, mühlet, mehil ve vade  sözcüklerinin hepsi  ‘süre’ sözcüğünün karşısında yenilmiştir…

İngilizceden Türkçeye geçen kelimelerin çoğunun Osmanlıcada  yani erken dönem Cumhuriyet Türkiyesinde  birer karşılığı vardı. Modern Türk insanını seçim imkanı ise neredeyse sadece ‘değişme’ ve ‘başkalaşmak’  arasında sınırlıdır…

Osmanlı Türkçesinin engin kaynakları  reformcuların tasarrufundaydı.  Bu bereketli kelime hazinesinin tümü kalıcı kalmak zorunda değillerdi;  istediklerini ayıklayıp seçmekte özgürdüler, fakat onlar; bile bile miraslarını harcamayı seçtiler…”(Geoffrey L. Lewis,  “Trajik Başarı  - Türk Dil Reformu”, Çev. M. F. Uslu, Gelenek Yayıncılık, İstanbul, 2004, s. 94, 185, 186, 197)

Geoffrey, kitabının yayınlanmasının ardından  konferans vermesi için Türkiye’ye davet edildi.  11 Şubat 2002 tarihinde verdiği  konferansında   uydurukça dil taraftarlarının    verdikleri zararlardan olarak şunlardan bahsetti: 

“700 yıllık dilde ‘etnik temizlik’  bir ‘felaket’ oldu. Nesiller gün geçtikçe  birbirini  daha anlayamaz hale geliyorlar”

“Bu akşam Türk  Dil Reformu hakkında konuşacağım… Bu konudaki kitabıma ‘A Catastrophiç  Succes’ (Yıkıcı   Bir Başarı)  adını verdim.  Her ne kadar bu reform konuşma dili üzerinde o kadar büyük bir tesir  yaratmadıysa da  1930’ dan  önce yazılmış her şeyi ve o z amandan beri yazılanları yeni nesiller için  gün geçtikçe daha  anlaşılmaz hale getirdi. Bu reform inkar edilemez bir şekilde  muvaffak olmuştur, etnik temizlik yapma konusunda  muvaffak (başarılı olmak, zafer kazanmak) olmuştur. Türkçe olmayan unsurları temizlemek bakımından  muvaffak olmuştur.  Öyle ki daha evvel yedi yüz  sene yapılanları  son asır içinde tamamen değiştirmiştir.  Bu muvaffakiyetin  niçin bir felaket olarak  isimlendirdiğimi size izah edeceğimi ümit ediyorum.”

Geoffrey, konferansının devamında,  1932’ de Dil Devriminin başlatıldığından bahisle,  öz Türkçecilik adıyla Türkçedeki Arapça ve Farsça kelimelerin atılıp yerlerine Türkçe karşılıklarının bulunması için  halk dilinde yaşayan kelimelerden tarama çalışmasının başladığını ve bunların “Tarama Dergisi” nde yayınladığını, yazarların yazılarını yazarken onlara bundan kullanacakları kelimelerin Türkçe karşılıklarının bulunarak kullanılması zorunluluğu getirildiği üzerinde durarak  şunları söyledi: “Gazeteciler fıkralarını  Osmanlıca yazıp kelimelerin yenileriyle   değiştirmesi için ‘ikameci’ye veriyorlardı.  İkameci tarama Dergisi’ni açıp münasip gördüğü kelimeyi eskisinin yerine koyuyordu.  Aynı zamanda diğer bir gazetedeki  ikameci,  aynı Osmanlıca kelimenin yerine  koymak üzere, başka bir yeni kelimeyi seçebiliyordu. 

Atatürk bu noktada  reformun bir çıkmaza girdiğini ve Türkçede muadili olmayan, karşılıklarının  Türk  etimolojisinde de yapılma imkanı olmayan umumi kullanımdaki ecnebi menşeli kelimelerin  lisanda bırakılmasına karar verdi. Bundan cesaret  bulun herkesi bir gayrettir aldı. 

Lanetlenmiş Arapça ve Farsça kelimeleri atmak için kökler  icat etmek yerine , dürüstçe saf Türkçe  karşılıklar bulmaya çalışanlar,  çok ciddi bir hata yaptılar. Mesela Arapça  ‘maarif’ in  Türkçe muadili yoktu.

Reformcular kadim Türkçedeki  ‘eğitimek’ fiilinden  isim olarak ‘eğitim’ kelimesini imal ettiler.  Esasen ‘eğitimek’  diye bir kelime yoktu:  Manası (insanları veya hayvanlar beslemek anlamında) olduğu için ‘eğitimek’ fiili yanlış okunmuştu, ama bu bile ‘eğitim’ kelimesinin  ‘maarif’ in yerini almasına  mâni olamadı.  

 ‘Millet’ için  araştırmacılar aralarında  ‘uluş’ ve ‘ulus’ olan  sekiz muhtemel karşılık buldular ve yanlış olanı seçtiler.  ‘Ulus’, hakiki bir Türkçe kelimeydi, fakat millet değil, memleket demekti.  Moğollar bu kelimeyi aldı.  Moğol söyleyişine uydurarak ‘ulus’ haline getirdi ve ‘imparatorluk’   veya ‘halk’ diye  bir mana verdi.  On dördüncü asırda Türkler kelimeyi Moğol söyleyişiyle geri aldı ve onu  yedinci asra kadar  kulandılar; bugün tekrar aldılar… Birçok yeni kelime Türkçe kök ve  eklerden  doğru bir şekilde  teşkil edilmiştir. Bununla beraber büyük ekseriyeti böyle değildir…

“Reformcular (Dil Devrimcileri)  miraslarını bilerek çöpe attılar”

Bunlar (uydurmaca  kelime imalı) reformcuların yaptığı tipik bir hatadır. Diğeri ise,  Türkçede karşılığı olmayan, Türkçe ek ve köklerden  yenilerini de  yaratma zahmetine katlanılmayan, Arapça ve Farsçadan  gelmiş olan pek çok kelimeyi  atarak  lisanı fakirleştirmeleridir.  Osmanlı Türkçesinin  inanılmaz büyüklükteki  kaynakları  hizmetlerinde idi.  Bu bereketli kelime hazinesinin  tamamını  kabul etmeleri gerekmiyordu; istediklerini seçmekte serbesttiler, ama onlar bilerek miraslarını çöpe attılar.

Geoffrey, konferansının sonunda Türk dilinde yaşananları “felaket” olarak adlandırarak bunları dört madde halinde şöyle  sıralar: “Reformu niçin felaket olarak vasıflandırdığımı dört maddede izah etmeye çalışayım:

1-“Bir aydınlar dili oluşturarak, toplumlarını  iki dilli haline getirdiler”:Reformcular (Dil Devrimi ile gelen Dil devrimi savunucuları, uydurukça  dilciler),  entelektüellerle (aydınlar)  entelektüel olmayanlar (halk)  arasındaki lisan farkını göremediler, yeni bir lisan yarattılar. (Ahmet Kemal Yahyaoğlu, Öztürkçeciliğin İçyüzü Türkçenin Katli, Yakın Plan Yayınları, İstanbul, 2013,  s. 159 – 160)

2- “Dillerini aciz bıraktılar, fakirleştirdiler”: Reformcular,  unutulmaya mahkum ettikleri bütün Arapça ve Farsça kelimelere karşılık bulmada aciz kaldılar ve lisanı fakirleştirdiler.  Bu kayıp,  konuşurken ve yazarken, hislerini ifade edecek bir kelime arayıp da, o kelime bir  Etrüsklü kadar ölü olduğu ve yerine yeni bir kelime konulmadığı için, bulmayan her Türk’ü  çaresiz bırakmaktadır.

3- “Uydurmaca dil bile Öztürkçe değildi”: Yeni imal edilmiş kelimelerin çoğu  öz Türkçe olmaktan çok uzaktır.

4- “Maziden - geçmişten koparma projesi”: 50 yaş üstündeki Türklerin ekseriyeti  modern  Türk edebiyatının en büyük dönemlerinden biri olan 1920 – 1930  arası kaynaklarından koparılmıştır.  Kitabevlerinde gördüğüm ‘Modern Türkçeye (uydurukça dile)  yapılmış tercümelerin  asıllarının yerini tutması mümkün değildir.

“ Çok büyük felaket I : 1930’ larda yayınlanan  Yakup Kadri’nin (Karaosmanoğlu) kitabını bile bugünkü dile tercüme edecek eleman bulunamıyor.”

 1995 senesinde bir gazeteye yazılmış bir okuyucu mektubundan kısaca bahsedeceğim:  ‘Yakup Kadri’nin bir kitabını arıyordum. Hiçbir yerde bulamadım.  Onun kitaplarının yeni baskısını  yapan neşriyatcıya (yayınevi sahibine), niçin bu kitabın yeni baskısı olmadığını sordum.  ‘Türkçeye tercüme edecek kimse bulamadıkları” nı söyledi. Bu kitap  1930’ larda  yayınlandı; daha talebe iken onu okumuştum; şimdi Türkçeye  tercüme edilmesi gerekiyor. Yakup Kadri onu   Çince mi yazmıştı acaba?  Daha da garibi, o Türkçeyi  anlayıp yeni süprüntüye (uydurukça dile) tercüme edecek kimse bulunamıyor.”

“Çok büyük felaket  II: 1960’ larda yayınlanan  1001 Temel Eserin bile 2000’ li yılların başında tercümeleri yapıldı”

“O  dönemde (1930’ lu yıllar)  yazılmış eserlerin  orijinallerini bulabilmek hepimizin problemidir.  Daha 1960’ larda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından  neşredilen  ‘1000 Temel Eser’ serisinde bile, 1960’ ların  başlarında yani   daha  40 – 50 sene evvel konuşma Türkçesi ile yazılmış eserlerin birçoğu maalesef yeni Türkçeye tercüme edilmiş olarak  halka sunuldu.   Bu şekli ile bu eserlerin  ne kadar ‘temel eser’ oldukları münakaşa edilebilir.  Sadece şiir kitapları  bu katliamdan kurtulabildi.  27 Mayıs  darbesinden sonra yeniden resmi politika haline  getirilmiş tasfiyeciliğe  boyun eğen muhafazakar bir iktidar (Adalet Partisi iktidarı) tarafından  neşredilen bu kitaplar da esasında tasfiyeciliğe hizmet etmiş oldu.  Bu eserlerin orijinallerinin neşredilmesi  Türkçe için çok  büyük bir  hizmet olacaktır.  Gençler için bazı kelimelerin manaları bir lügatçe halinde kitabın sonuna ilave edilebilir…”

“Öz Türkçe kelime bulmakta çaresiz ve  yetersiz  kalanlar  dilin gümrük kapılarını İngilizce veya Fransızcaya  sonunu kadar açtılar. 50 yıllık  enkaz kolay temizlenemez.”

“Eski lisanı seven, her ne kadar,  bazı kelimelerin  geri dönüşünü görerek sevinseler de, Dil Reformunun bittiğini düşünerek kendilerini aldatmamalıdırlar.  Bugün çok az kelime yaratılmaktadır. İngilizce veya Fransızca  biliyorsanız ne diye yeni kelime yaratmak için kendinizi yorarsınız?  Fakat 50 senedir   beyin yıkamanın neticelerini ortadan  kaldırmak o kadar kolay değildir.” (Yahyaoğlu, s. 163 – 166)

Lewis’in İsmet İnönü’nün kendi dönemlerinde uydurukça dile katkı ve destekleri  hakkında yazdıkları: “ İsmet İnönü dil reformunun her zaman hararetli destekçilerinden birisi olmuştur: Onun ‘gelenek’ sözcüğünün yaratıcısı olduğu hatırlanmalıdır. 1945 Anayasası  taslağının hazırlanmasında da bizzat bulunmuştur.

1962-65  yılları arasında, birbirini izleyen koalisyon hükümetleri döneminde İsmet İnönü başbakanken Türk Dil Kurumuna her türlü desteği vermiştir (Başbakan Menderes’in kestiği  devlet bütçesinden desteği yeniden vermeye başladı); mesela okullarda okutulan ders kitaplarının yazarları Eğitim Bakanlığı tarafından ‘arı bir Türkçe’ kullanmak için eğitilmişlerdir…” (Yahyaoğlu, s. 277)  13  Mayıs 2023

 

 

 

 

Süleyman Kocabaş

Süleyman Kocabaş

DİĞER YAZILARI GÜNÜMÜZÜN SULTAN VAHDETTİNLERİ, DAMAT FERİTLERİ, ALİ KEMALLERİ KİMLERDİR?   31 MART 2024 MAHALLİ SEÇİMLERİNDE  OYUMU KİMİ VERECEĞIM? SİYONİST İSRAİL'İN ARAP SOYKIRIMI İSTİKLAL VE İSTİKBALİMİZ TEHLİKEDEDİR KENDİ İTİRAFLARIYLA SİYONİST İSRAİL’İN  “ KOLONİYAL  JANDARMA –POLİS DEVLETİ” OLARAK DOĞUŞU İSTİKLAL VE İSTİKBALİMİZ TEHLİKEDEDİR! SİYONİZM’İN SİYASALLAŞMASI VE ADRESİNİ BULMASIYLA GELEN “KOLONİYAL  JANDARMA - POLİS DEVLETİ KURMAK” İTİRAFLARI KENDİ İTİRAFLARIYLA SİYONİST İSRAİL’İN  “ KOLONİYAL  JANDARMA –POLİS DEVLETİ” OLARAK DOĞUŞU CUMHURİYETİN 100’ÜNCÜ YIL ANALİZLERİ  VE ELEŞTİRİLERİ CUMHURİYETİN 100’ÜNCÜ YILDÖNÜMÜNDE TÜRKÇE “HARF  DEVRİMİ”NDEN SONRA  GELEN “DİL DEVRİMİ”  “ DOĞU İSLAM MEDENİYETİNDEN  KOPMAK” VE “SEKÜLER –LAİK BATI MEDENİYETİNE GİRMEK” “DİL DEVRİMİ” İLE GELEN “DİLİMİZİN DEVRİLMESİ”   HAKKINDA YABANCI İLİM ADAMLARININ GÖRÜŞLERİ “DİL DEVRİMİ” İLE GELEN ‘DİLİMİZİN DEVRİLMESİ” HAKKINDA YABANCI İLİM ADAMLARININ GÖRÜŞLERİ  II YABANCI  İLİM ADAMLARI –TÜRKOLOGLARIN “DİL DEVRİMİ” İLE GELEN ‘DİLİMİZİN DEVRİLMESİ” GÖRÜŞLER...1 ERMENİ  TAŞNAKSUTYUN PARTİSİ İLE İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİNİN SULTAN ABDÜLHAMİT’İ DEVİRMEK İÇİN İTTİFAKI VE GÜNÜMÜZDE TARİHİN TEKERRÜRÜ ERMENİ  TAŞNAKSUTYUN PARTİSİ İLE İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ.... “ABDÜLHAMİT VE ERDOĞAN GİTSİN DE KİM GELİRSE GELSİN” İN TARİHSEL ÇÖZÜMLENMESİ 6 ŞUBAT 2023  7.7 +7.6 ÇİFTE BÜYÜK  DEPREMİ DİLE İHANET MİLLETE İHANET DEMEKTİR... CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN   VE  SİYASİ PARTİLER GENEL BAŞKANLARINA  İKİNCİ     AÇIK MEKTUBUM KOCABAŞÇA KÖŞESİ-7 KOCABAŞÇA KÖŞESİ-6 KOCABAŞÇA KÖŞESİ-5 KOCABAŞCA KÖŞESI-OKULU-3 CUMHURBAŞKANI VE MUHALEFET LİDERLERİNE AÇIK MEKTUBUM KOCABAŞCA KÖŞESI - OKULU KOCABAŞÇA VATAN VE MİLLETİMİZİ KUŞATAN TEHLİKELER VE OYUMU KİME VERECEĞİM? GERÇEKLER VE BİR DUA.. KUR’AN YAKMA HAÇLI SALDIRISI VE ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER BUNLAR SÖZLERİNİ TUTMAZLAR SES BAYRAĞIMIZ TÜRKÇEMİZİN ÖNEMİ SES BAYRAĞIMIZ YENİ BİR CEPHE DAHA Ml AÇlYORLAR? BİR ENTELEKTÜEL NASIL OLMALI? TÜRKÇENİN  KATLİ İNGİLİZCE GRAMER KAİDELERİNİN TÜRKÇENİN GRAMER KAİDELERİNİ İŞGALİ BÜYÜK BİR “MȂNEVİ BUHRAN”A DOĞRU MU SÜRÜKLENİYORUZ? ENVER  PAŞA  VE İTTİHATÇI LİDERLERİN KAÇIŞLARI  VE ENVER PAŞA TARİHİNİN SONU
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA