DUA HALİNDE BİR ÖMÜR 

Mustafa Mete ÖZPINAR

29-01-2026 11:40

Cenâb-ı Hak buyurur: “(Rasûlüm!) De ki: Sizin kulluk, duâ ve yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!?. (Ne kıymetiniz var!?.)” (el-Furkān, 77) Her zerresiyle bütün kâinat, Cenâb-ı Hakk’a secde ve niyaz hâlinde iken; Allâh’ın en büyük lütuflarına nâil olmuş insan, eğer duâdan, Hakk’a yalvarmaktan müstağnî kalırsa, onun ind-i ilâhîde ne kıymeti olabilir? 

Duâ, Allah ile kul arasında mânevî bir bağdır. Bu bağı koparmış bir kulun âkıbeti; varlık âleminde sahipsiz, başıboş bir perişanlıkta helâk olmaktan başka ne olabilir? 

Duâ ve ibâdet, yani Hakk’a samimî bir niyaz ve kulluk; kula, kıymetini kazandıran yegâne vesiledir. Vecd hâlindeki duâlar ise, gönlün ilâhî rahmetle kucaklaşma anlarıdır. 

Duâ; sonsuz kudret sahibi Cenâb-ı Hakk’a, acziyetimizi idrâk etmiş bir şekilde yönelerek, O’nun huzûrunda teslîmiyet ve sükûnetle boyun eğmemizdir. 

Duâ; acziyet ve kusuru îtiraf ile ilâhî merhameti imdâda çağırmaktır. 

İlk insan Âdem -aleyhisselâm- ve Havvâ Vâlidemiz; ayaklarını cennetten kaydıran hatalarından sonra Cenâb-ı Hakk’a şöyle ilticâ etmişler ve böyle tekrar affedilmişlerdi: 

 “(Âdem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyân edenlerden oluruz.” (el-A’râf, 23) 

Hazret-i Âdem’den, Fahr-i Kâinât Efendimiz’e bütün peygamberler; ağır mes’ûliyetleri içinde en büyük huzur ve ferahlığı, Cenâb-ı Hakk’a içli niyazlarında, samimî yakarışlarında, müstecâb duâlarında buldular. 

Bizlere duâyı yaşayışıyla en güzel tâlim eden, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir. O, gözyaşları içinde ve ayakları şişinceye kadar kıldığı namazlara ilâveten yaptığı duâlarda sık sık; 

“Allâh’ım! Sen’in gazabından rızâna, azâbından affına ve Sen’den yine Sana sığınırım! Sen’i lâyık olduğun şekilde medh ü senâdan âcizim! Sen kendini nasıl medh ü senâ etmişsen öylesin!” (Müslim, Salât, 222) diyerek, acziyet duyguları içinde Cenâb-ı Hakk’a ilticâ ederdi. Ayrıca duânın ehemmiyet ve tesirini şöyle ifade buyururlardı: 

DUÂ, İBÂDETİN ÖZÜ 

“Duâ, ibâdettir. İbâdetin iliği ve özüdür. Allah katında O’na duâ etmekten daha kıymetli bir şey olamaz. Allah, kendisinden bir şey istemeyeni (gaflet sebebiyle kendini duâ etmekten müstağnî görenleri ve duâyı ihmâl edenleri) azâba uğratır. Sıkıntı ve darlık zamanında duâsının kabul olmasını isteyen kimse, bolluk ve rahatlık zamanında da duâyı bol yapsın. Rabbiniz Hayy ü Kerim’dir; bir kul elini açınca onu boş bırakmaz. Kime ki duâ kapıları açılmıştır, ona hikmet kapıları açılmış demektir. Duâ, rahmet kapılarının anahtarı, mü’minin silâhı, dînin direği, göklerin ve yeryüzünün nûrudur.” (Rûdânî, Cem’u’l-Fevâid, 9219-20-21-22-25) 

Hakikaten yüksek ruhların lisânı ve sözlerin en güzeli olan samimî duâlar, nurdan ve sevdâdan doğar. Ümitsize hayat verir, kırık kalpleri teselli eder. Duâda kalbe huzur bahşeden, Rabb’e teslîmiyet sırrı gizlidir. 

Duâda sözlerin hakikatinin, hislerin samimiyetinin işareti; pişmanlık ateşiyle yanan bir kalp ve yaş döken bir gözdür. Nitekim Hazret-i Mevlânâ kuddise sirruh  kabule mazhar olacak bir duânın sırrını şöyle ifade eder: 

“Nedâmet ateşiyle dolu bir gönülle ve nemli gözlerle duâ ve tevbe et! Zira çiçekler, güneşli ve ıslak yerlerde açar!” 

Dolayısıyla duânın kabulü için gönlü yanık, gözü yaşlı bir mü’min; «havf ve recâ» yani korku ile ümit arasında titreyerek Rabbine niyâz etmelidir. Dil duâ ederken, kalp de, duânın yüklendiği arzulara ait mânâlar ile titremelidir. Affı için yalvarıyorsa, günahı bir daha işlememeye kat’î bir azim ve kararlılık içinde olmalıdır… Aksi hâlde duâ; huzûr-i ilâhîye gayr-i ciddî, lâubâlî bir sûrette çıkmak mânâsına gelir ki, böyle bir duânın kabulü bir yana, -Allah korusun- bedbahtlık sebebi olur. 

Rivâyet edilir ki Hazret-i Musa -aleyhisselâm-, düşkünlük içinde duâ eden bir adama rastladı ve onun zâhirî hâline bakarak duâsının kabul olmasını gönülden arzu etti. O sırada Allah Teâlâ’dan Musa -aleyhisselâm-’a şöyle bir vahiy geldi: 

“Ben o kuluma senden daha çok merhametliyim. Fakat o, diliyle Bana duâ ederken; kalbi, sahip olduğu koyun sürüsüyle meşguldür! (Bu sebeple duâsını kabul etmiyorum.)” 

Musa -aleyhisselâm- bu durumu kendisine bildirince, adam derhâl kendini toparladı ve hâlis bir gönülle Allah Teâlâ’ya yöneldi. 

Hâsılı; istiğfâr ederken, rahmet dilerken, hayırlar niyâz ederken, kalbimizin de aynı duygular içerisinde çırpınması, duânın âdâbı ve kabulü için zarurîdir. 

Duânın kabulünü kolaylaştıran ve hızlandıran bir husus da; 

KARDEŞLİK BEREKETİ 

Kardeşlik husûsunu gözeterek davranmaya, merhametli, cömert, diğergâm olmaya büyük bir bereket halk eden Cenâb-ı Hak; bir mü’minin din kardeşinin gıyâbında yaptığı duâyı da süratle kabul buyurur. 

Hadîs-i şerifte buyurulur: 

“Bir mü’minin diğer bir mü’mine gıyâbında duâsından daha çabuk kabul edilen hiçbir duâ yoktur.” (Tirmizî, Birr, 50) 

Bu hususta, duâyı yapanın mânevî mertebesinden ziyâde, kalbinin hulûsu ve samimiyeti mühimdir. Nitekim bir gün Mârûf-i Kerhî Hazretleri, çarşıda bir sakaya, yani su satıcısına rastlar. Saka; 

“Allah rızâsı için benim suyumdan içiniz.” diye seslenmektedir. 

Mârûf-i Kerhî Hazretleri; sırf «Allah rızâsı için» diyen sakanın bu duâsını almak niyetiyle, nâfile oruçlu olduğu hâlde o sudan alır ve içer. 

Mârûf-i Kerhî vefat ettikten sonra evliyâdan bir zât, onu rüyasında güzel bir mevkîde görür: 

“–Cenâb-ı Hak hangi amelin sebebiyle sana bu ikramda bulundu?” diye sorar. O da; 

“–Sakanın Allah rızâsını talep ederek ettiği duâ ile.” der. 

Elbette mazlum ve gönlü kırık mü’minlerin duâsını almak kadar, onların bedduâlarından sakınmak da aynı derecede mühimdir. 

Nitekim Selçuklu Sultanı Alâaddin Keykûbad, şehrin kalesini tamamladığında, Hazret-i Mevlânâ’nın babası Bahâeddin Veled’den teberrüken kaleyi görmesini ve kale hakkındaki fikrini beyân etmesini rica eder. Bahâeddin Veled Hazretleri, gidip yapılanları görür ve şöyle der: 

MÂNEVÎ KALELER… 

“Kaleniz, sel âfetlerine ve düşman akınlarına tedbir olarak fevkalâde güzel ve kuvvetli. Fakat siz; idareniz altındaki mazlumların, ezilen insanların bedduâ oklarına karşı hangi tedbiri aldınız? Unutmayınız ki onların bedduâ okları; yalnız kaleniz gibi bir kaleyi değil, yüz binlerce kale burcunu deler geçer ve dünyayı harabeye çevirir. 

En iyisi, adâlet ve iyilikten burçlar dikin ve sâlih kullardan, hayır duâ ordusu teşkîl etmeye bakın. Bunlar, sizin için surlardan daha mühim bir emniyet vesilesidir. Çünkü halkın ve dünyanın güven ve huzûru o duâ askerleriyle sağlanır.” 

Hakikaten, mü’minlerin her türlü nâiliyyet, muvaffakıyyet ve zaferleri, gösterilen gayret ve çabaların yanı sıra, ihlâslı duâların da bir berekâtıdır. Bunu asla ihmâl etmeyen ecdadımız seferlerine bilhassa mâneviyat ile de hazırlanmıştır. 

Sultan Alparslan’ın, Malazgirt Muharebesi’ni bütün mü’minlerin Cuma namazında, kendileri için duâ edecekleri gün ve saate tehir etmesi, Sultan Murad Hân’ın Kosova Meydan Muharebesi öncesinde; 

«Yâ Rabbî! Gerekirse ben kurban olayım, fakat zafer nasîb olsun!» diye samimî ve icâbet buyurulan duâsı yüzlerce misalden birkaçıdır. 

Onlar, şehirler, beldeler aldıkları o muazzam zaferlerden dönüşlerinde de; hayır duâlarına tâlip oldukları fakir-fukarâ, garip-gurebâ için, imâretler, hamamlar, kervansaraylar, çeşmeler yaptırarak gönüller almışlardır. Bugün onların âhiret ufuklu hayatlarını anlamayan nâdanların; ömrü at sırtında geçmiş padişahları, harem safâsı süren ehl-i keyfler olarak tasvir eden, tarihe ihânet, vefâya hıyânet eden gayretkeşlikleri ne büyük bir perişanlıktır. Bunlar; kabirlerindeki ecdadın kemiklerini sızlatacak, onların bedduâsını, âhını alacak, son derece iğrenç faaliyetlerdir. 

Mazlumun âhı için hadîs-i şerifte buyurulur: 

SAKININ! 

“Mazlumun bedduâsını almaktan son derece sakının, çünkü onun bedduâsı ile Allah arasında bir perde yoktur.” (Buhârî, Zekât 41, 63, Meğâzî 60, Tevhîd 1; Müslim, Îmân 29, 31) 

Bir duânın kabul edilmemesi, her zaman duâ edenin samimiyetsizliğinden kaynaklanmaz. Bazen murad edilen husus, kader-i mutlaka muvâfık olmadığından duâ kabul edilmez ki; o duânın ecir ve karşılığı mü’min için daha hayırlı yurt olan âhirete intikal ettirilmiş demektir. Bazen duânın kabulü için vakt-i merhun gelmemiş demektir. Mü’min için duâ; yalvarıştır, hâlini arz etmektir, îtiraftır, teslîmiyettir. O hâlde, niyâzın kabulüne de, kabul edilmemesine teslim olmak îcâb eder. O kapıda bekletilmek de lütuf bilinmelidir. 

Nitekim Hazret-i Mevlânâ, bunun bir hikmetini de temsilî olarak şöyle anlatır. 

“Nice samimî kişiler vardır ki; ağlayarak, sızlayarak içten yaptıkları duâlar, ta göklere kadar yükselir! Bunun üzerine, melekler Cenâb-ı Hakk’a yalvarırlar;  

«Ey her duâyı kabul eden Rabbimiz! Mü’min kulun yalvarıp yakarıyor; Sen’den başka güvenecek, dayanacak bir varlık bilmiyor, tanımıyor! Sen, Sen’i tanımayanlara, Sana yabancı olanlara bile ihsanlarda bulunursun; her dilek sahibi, dileğini Sen’den diler! Bu kulunun duâsını niçin kabul etmiyorsun? Bunun hikmeti nedir?» 

Cenabı Hak, meleklere buyurur ki:  

«Mü’min kulumun dileğini vermeyi tehir edişim, onu suçlu ve hor gördüğümden değildir! Onun dileğini geciktirmemde, ona bir lütuf ve yardım vardır! 

İhtiyacı, o kulumu gafletten uyandırdı; Ben’i düşünmezken, Ben’i hatırlamazken, ihtiyaç onu aldı, saçından tuttu, çeke çeke Bana, Ben’im huzûruma getirdi. Onun ihtiyacını giderir, duâsını kabul edersem, Ben’i unutur da döner, çocuklar gibi oyuna dalar! 

Gönülden ve candan yalvararak, kalbi kırık, gönlü yaralı, içi yanarak, ağlayarak inleyerek; ‘Aman yâ Rabbî!’ diye sızlanıyor, yakarıyor ama; onun inlemesi, sızlanması; ‘Yâ Rabbî, yâ Rabbî!” diye seslenmesi, derdini dökmesi, sırlarını söylemesi Bana hoş geliyor.»” 

İnsanın artı ve eksi yönlerde pek çok temâyülleri bulunan fıtratı duâ husûsunda da haddi aşabilir. Âyet-i kerîmede bu hususta bir îkaz vardır: 

ALLAH, AŞIRILIĞI SEVMEZ! 

“Rabbinize yalvara yakara ve gizlice duâ edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez.” (el-A’râf, 55) 

Duâlarda; merasim edâsıyla, riyâkârane, yapmacık, kalbin iştirâk etmediği cilâlı cümleler, ciğerleri yırtarcasına bağırmalar ve nümâyişli sözler hiç de makbul değildir. Bunlar; rahmet-i ilâhiyyeyi coşturmaktan ziyâde, cemaati hislendirmeye yarar, samimî olmadığında kişiyi mes’ul eder, duânın özünü, rûhâniyetini ve kudsiyyetini zaafa uğratır. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, böyle duâ edenler hakkında: 

“Bir zümre gelip, duâlarda haddi aşacaklardır.” buyurarak bu hâle düşmemek husûsunda ümmetini îkaz eder. 

Yine bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulur: 

“Siz bir sağıra duâ etmiyorsunuz. İşitici ve size pek yakın bir Allâh’a niyâz ediyorsunuz.” (Buhârî, Cihad, 131) 

Unutmamalıyız ki, insan olmanın gerçek şeref ve haysiyetine günahlarımızdan affolunarak ulaşabiliriz. Ölümle birlikte ebedî affın sırrına ermek ve Hakk’ın sonsuz lütuflarını tatmak isteyenler, öncelikle gönül bahçelerindeki güllerden vecd hâlindeki duâ ve niyazlar ile af râyihası çıkarma gayreti içinde olmalıdırlar. Biz de niyâz ederiz ki sonsuz kudret ve merhamet sahibi Rabbimiz, bize rahmetiyle muâmele etsin ve üzerimize af lütuflarını yağdırsın. 

Yâ Rabbî! Bizleri gaflet, hamâkat ve cehl ehli olmaktan muhafaza buyur. Bizleri; geceleri duâ ve istiğfâr ile nurlandıran, âhiret endişesi içinde duâ ve ibâdetten ibaret bir ömür yaşayan, «bilen» kullarından eyle… 

Yâ Rabbî! Doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten, kabul edilmeyen duâdan Sana sığınırız. Bizleri nefsimizin şerrinden muhafaza buyur, faydalı ilim nasîb eyle, kalplerimizin haşyetini artır ve duâlarımızı kabul eyle YARABBİ 

 

DİĞER YAZILARI GÜNÜMÜZDE ÜNİVERSİTELER  01-01-1970 03:00 HAK’KA TESLİMİYET 01-01-1970 03:00 DÜNYANIN BEKLEDİĞİ İHANET   01-01-1970 03:00 SAĞLIĞINIZ İÇİN BU YAZIYI OKUYUP PAYLAŞINIZ  01-01-1970 03:00 TARİHİN ÇOK DEĞERTLİ İNSANLARI  01-01-1970 03:00 MERHAMET İPE ÇEKİLDİ  01-01-1970 03:00 TELEF OLAN HAYATLAR, BOŞA GEÇEN GÜZEL YILLAR 01-01-1970 03:00 İNSANLIK VEDA HUTBESİNİ ARIYOR  01-01-1970 03:00 ZULÜM ALTINDA EZİLENLER    01-01-1970 03:00 EĞİTİLEN DEĞİL OKUYAN BİR MİLLET OLMAK ZORUNDAYIZ  01-01-1970 03:00 KAPİTALİZMİN İĞRENÇ YÜZÜ  01-01-1970 03:00 KUL HAKKINI TANIYIN  KUL HAKKINDAN SAKININ  01-01-1970 03:00 MEZHEPCİLİK ve BÖLÜCÜLÜK  01-01-1970 03:00 İSLAMİYETE NASIL DAHA FAYDALI HİZMET EDİLİR? 01-01-1970 03:00 KUL HAKKINI TANIYIN, KUL HAKKINDAN SAKININ  01-01-1970 03:00 YARADANIN SEÇKİN KULU OLABİLMEK  01-01-1970 03:00 İSLAM DÜŞMANLARI KAHROLACAK  01-01-1970 03:00 KUR’AN-I KERİM’DE OLMAYANLAR  01-01-1970 03:00 MAHŞERDE ŞAHİDİMİZ BEDENİMİZ OLACAKTIR   01-01-1970 03:00 İSRAİL YOK OLMAKTAN KORKMAYA BAŞLADI  01-01-1970 03:00 GENÇLİĞE SAHİP ÇIKIN DAĞILIYOR  01-01-1970 03:00 RAHMET-MAĞFİRET-KURTULUŞ  01-01-1970 03:00 BELEDİYE BARONLARI  01-01-1970 03:00 SADAKAT ve MUTLU AİLE NİĞMETTİR  01-01-1970 03:00 HANTAVİRÜS SEMPTOMLARI YAYILIYOR  01-01-1970 03:00 MUTLULUĞU ÇOK ÖZLEDİK  01-01-1970 03:00 ÇÖL TOZU TÜRKİYEYE YAYILMAYA BAŞLADIMI? 01-01-1970 03:00 İSLAM ŞİİRİ  01-01-1970 03:00 SUSKUNLUK YOLUNDA SESSİZ ÇIĞLIKLAR VAR  01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’NİN SİLAH İMPARATORLUĞU GÜÇLENİYOR  01-01-1970 03:00 KURBANDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR  VE DOĞRULAR   01-01-1970 03:00 TÜRKİYE  DÜNYA BASINININ DİLİNDE  01-01-1970 03:00 DÜNYANIN KALBİ YAVAŞLIYOR TÜM DENGELER BİR ANDA ALTÜST OLACAKMIŞ  01-01-1970 03:00 MAYISTA TÜRKİYEYE KAR GELİYOR  01-01-1970 03:00 VATAN UĞRUNA CAN VERENLER  01-01-1970 03:00 500 TONLUK ÖLÜMLER BAŞLADI  01-01-1970 03:00 MÜSLÜMANLAR YENİDEN MÜSLÜMAN OLMALI  01-01-1970 03:00 DÜNYA SİYASETİ DEĞİŞİYOR  01-01-1970 03:00 TARİHİ GERÇEK İRANDA TÜRK HAKİMİYETİ  01-01-1970 03:00 BİR MİLLETİN KADERİNİ VİCDANI BELİRLER  01-01-1970 03:00 TÜRKİYEDE DEĞERLER SİSTEMİ ÇÖKTÜ  01-01-1970 03:00 İNSANLIK VEDA HUTBESİNİ ARIYOR  01-01-1970 03:00 .B.D. NİN KORKUSU: MİLLİYETCİLİK   01-01-1970 03:00 DEVLET ve TOPLUMU BEKLEYEN TEHLİKELER  01-01-1970 03:00 EĞİTİME YÖN VERMEK GEREK  01-01-1970 03:00 ALLAH’IN YARDIMI  01-01-1970 03:00 MARAŞTA OKUL BASKINI 9 ÖLÜ 20 YARALI  01-01-1970 03:00 İNSANLIĞI MAHVEDEN İLLET  01-01-1970 03:00 YOLSUZLUK YAPAN ÇALAN ÇARPAN ALÇAKTIR  01-01-1970 03:00 CANİ İSRAİL’İN  BİLİNMEYEN MASKESİ  01-01-1970 03:00 TÜRKİYENİN MAARİF MODELİ  01-01-1970 03:00 İNSAN OLMAK- OLABİLMEK  01-01-1970 03:00 VİCDANIN YÜKSELİŞİ  01-01-1970 03:00 ŞEREFLE BİTİRİLMESİ GEREKEN EN AĞIR GÖREV HAYATTIR   01-01-1970 03:00 1.NCİ KÖRFEZ SAVAŞINDAN BUGÜNLERE  01-01-1970 03:00 İRAN’A SALDIRI  ORTADOĞUYA SALDIRIDIR  01-01-1970 03:00 İSLAM PEYGAMBERİ  01-01-1970 03:00 KANOLA YAĞI NEDİR FAYDALARI ZARARLARI NELERDİR  01-01-1970 03:00 GAZETECİYE ZULÜM EDİLMEZ   01-01-1970 03:00 CANLAR KATLEDİLİYOR DÜNYA HALEN SUSUYOR    01-01-1970 03:00 FAİZ KISKACINDA BATIYORLAR  01-01-1970 03:00 EVDEKİ BEREKETİ ÇOĞALTMANIN EN GÜZEL YOLU   01-01-1970 03:00 İSLAM  01-01-1970 03:00 TÜRK MİLLETİ ve TÜRKİYE  ÇOK AKILLI OLMALIDIR  01-01-1970 03:00 İRAN’A SALDIRANLAR ORTADOĞU HAYALİ İÇİNDE   01-01-1970 03:00 VİCDANIN YÜKSELİŞİ  01-01-1970 03:00 KALBİMİZDEKİ BAŞKA AKLIMIZDAKİ  BAŞKA    01-01-1970 03:00 TÜRK’ÜN ÇANAKKALE GURURU   01-01-1970 03:00 İSLAM ALEMİNİN BAYRAMI HAYIRLARA VESİLE OLUR İNŞAALLAH   01-01-1970 03:00 İNSAN OLMAK- OLABİLMEK  01-01-1970 03:00 BİR BAYRAMA DAHA UYANACAĞIZ    01-01-1970 03:00 KADİR GECESİ'NİN  ANLAMI ve ÖNEMİ   01-01-1970 03:00 EĞİTİM ve ÖĞRETİMİN NERESİNDEYİZ  01-01-1970 03:00 DUALARIMIZI KABUL EYLE  YARABBİ   01-01-1970 03:00 ORUCUN FAZİLETİ  01-01-1970 03:00 PUTLARIN 01-01-1970 03:00 Z E K A T  01-01-1970 03:00 İRAN’A SALDIRI  ORTADOĞUYA SALDIRIDIR  01-01-1970 03:00 İSLAMİYET KAİNATA GÖNDERİLDİ  01-01-1970 03:00 KUL HAKKI ÇOK ÖNEMLİ  01-01-1970 03:00 MANEVİYAT ve SAĞLIK BULUŞUYOR  01-01-1970 03:00 TÜRK KÜLTÜRÜNÜ TANIYALIM  01-01-1970 03:00 İSLAMDA MANEVİYATIN DEĞERİ  01-01-1970 03:00 YOBAZLIK NEDİR NASIL OLUR? 01-01-1970 03:00 HAKİMİYET ve DEMOKRASİ  01-01-1970 03:00 İSLAMİYET KAİNATA GÖNDERİLDİ  01-01-1970 03:00 MÜNAFIKLIK ve KÜFÜR YOLLARI   01-01-1970 03:00 İSLAM ALEMİNİN YENİDEN MÜJDECİSİ   01-01-1970 03:00 HAYATIMIZI MANEVİYATLA SÜSLEMEK  01-01-1970 03:00 RAMAZAN’IN ÖNEMİ  01-01-1970 03:00 RAHMET PINARINI YAŞAMAK  01-01-1970 03:00 NEFİSLERİ İSLAH ETMEK   01-01-1970 03:00 FAİZ NASIL DOĞDU KİM İCAD ETTİ? 01-01-1970 03:00 HZ.NUH’UN GEMİSİNİ YÜZDÜREN SU  01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’NİN YERLİ ÜRETİM GÜCÜ  01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE DİN EĞİTİMİ  01-01-1970 03:00 YARADILIŞTAKİ MÜKEMMELLİK  01-01-1970 03:00 NEREYE SÜRÜKLENİYORUZ BELLİ DEĞİL  01-01-1970 03:00 DOĞRULUKTAN AYRILMA   01-01-1970 03:00 AMERİKANIN YAPTIĞI KATLİAMLAR  01-01-1970 03:00 İSLAMDA SÜNNET YOKTUR DİYENLER OKUSUN  01-01-1970 03:00 DÜŞMANLARIMIZ DEĞİŞİYOR  01-01-1970 03:00 RAMAZAN GELİYOR ÇOK ŞÜKÜR  01-01-1970 03:00 İNSAN, İNSANI KISKANMAMALI   01-01-1970 03:00 PARANIN ALAMAYACAĞI GÜÇLER  01-01-1970 03:00 BAKIŞ AÇINI DEĞİŞTİR  HAYATIN DEĞİŞSİN   01-01-1970 03:00 GERÇEK VATAN SEVGİSİ NASIL OLMALI  01-01-1970 03:00 AMENTÜ’NÜN ÖNEMİ  01-01-1970 03:00 VATAN SEVDASI  01-01-1970 03:00 İNSANLIĞA ÜÇ MESAJ  01-01-1970 03:00 EĞİTİMLE GÜZELLEŞEN HAYATIMIZ  01-01-1970 03:00 DEPREMİN ÖTEKİ YÜZÜ  01-01-1970 03:00 İNSANIN İBLİS HALİNE DÖNÜŞÜ  01-01-1970 03:00 CUMHURİYET İSLAMİ YÖNETİM  ŞEKLİDİR  01-01-1970 03:00 ALLAHIM  01-01-1970 03:00   FİLİSTİN VE İSRAİL GERÇEĞİ  01-01-1970 03:00  CENAB-I HAKK’IN NAZARGAHI  01-01-1970 03:00 MİLLETE ADANMIŞ ÇİLELİ BİR HAYAT  01-01-1970 03:00 FITRAT ÜZERİNE YAŞAMAK  01-01-1970 03:00 GÖNÜLLER DAR OLMASIN  01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA GELENLER  01-01-1970 03:00 CANIM VATANIM CANIM TÜRKİYEM  01-01-1970 03:00 AY YOLCULUĞU A.B.D. YALANI  01-01-1970 03:00 SAKIN BUNLARI ALIP YEMEYİN  01-01-1970 03:00 HZ.ÖMER’İN ÖRNEK HAYATI  01-01-1970 03:00 MİLLİ MÜCADELENİN BİLİNMEYENLERİ  01-01-1970 03:00 CANIM VATANIM CANIM TÜRKİYEM  01-01-1970 03:00 SEVAD-I AZAM ve HÜRRİYET  01-01-1970 03:00 HER GÜNE BİR İYİLİK SIĞDIR  01-01-1970 03:00   DÜNYA İMTİHAN DÜNYASIDIR  01-01-1970 03:00 HERŞEY YARADAN HAKKIN EMRİNDEDİR  01-01-1970 03:00 KUR’AN-I KERİM HAYAT REHBERİDİR  01-01-1970 03:00 MİLLİ YARAMIZ VAR  01-01-1970 03:00 GÜL ve ÖMÜR 01-01-1970 03:00 MİLLİ BİRLİK ŞARTTIR  01-01-1970 03:00 HAYAT ÇOK KISA  01-01-1970 03:00 İNSAN ve İNSANIN ÖZÜ  01-01-1970 03:00 KALB’LERE SEVGİ DOLSUN  01-01-1970 03:00 KOSKOCA MEDENİYET PARAM PARÇA  01-01-1970 03:00 DOĞUNUN UYANIŞI İLE BATININ  KORKUSU NİHAYET BAŞLADI   01-01-1970 03:00 HÜRRİYET’İN DEĞERİ  01-01-1970 03:00 ŞEHİTLERE VEFA BORCU  01-01-1970 03:00 KUR’AN-I KERİM HAYAT REHBERİDİR  01-01-1970 03:00 HER GÜNE BİR İYİLİK SIĞDIR  01-01-1970 03:00 HUZUR “İSLAM”DADIR  01-01-1970 03:00 İMAN YOLUNDA DOĞRU OLMAK GEREK  01-01-1970 03:00 TARİH DİYE YALAN YAZILMAZ  01-01-1970 03:00 KAN AĞLAYAN TÜRK DÜNYASI  3.NCÜ ve SON BÖL.  01-01-1970 03:00 KAN AĞLAYAN TÜRK DÜNYASI -2.NCİ BÖL.  01-01-1970 03:00 KAN AĞLAYAN TÜRK DÜNYASI -1 01-01-1970 03:00 GÖZ RAHATSIZLIĞININ PERDE ARKASI 3.NCÜ ve SON BÖLÜM 01-01-1970 03:00 GÖZ RAHATSIZLIĞININ PERDE ARKASI  2.NCİ BÖL.  01-01-1970 03:00 GÖZ RAHATSIZLIĞININ PERDE ARKASI 1.NCİ BÖL.  01-01-1970 03:00 DOĞUNUN UYANIŞI İLE BATININ  KORKUSU NİHAYET BAŞLADI   01-01-1970 03:00 5 BİN YILLIK TARİH DİM DİK AYAKTA  01-01-1970 03:00 KUNDAKTAKİ BEBEKLER ÖLDÜRÜLDÜ  01-01-1970 03:00 YARADANI ZİKRETMEK  01-01-1970 03:00 A ve B TİPİ KİŞİLİKLER  01-01-1970 03:00   KİŞİSEL GELİŞİM ÇOK ÖNEMLİ  01-01-1970 03:00 KELİME-İ ŞAHADET  01-01-1970 03:00 MİLLETLER DEĞERLERİYLE YAŞAR  01-01-1970 03:00 ALLAH’A KULLUK EDEBİLMEK  01-01-1970 03:00 KAPİTALİST SOYGUNLARI  01-01-1970 03:00 KELİME-İ ŞAHADET  01-01-1970 03:00 TEFEKKÜR ve HAYAT  01-01-1970 03:00 AMACINA İYİ SARIL   01-01-1970 03:00 K A Y B E T T İ K  01-01-1970 03:00 TÜRK KÜLTÜRÜNÜ  TANIYALIM  01-01-1970 03:00 HOCALI KATLİAMININ İÇ YÜZÜ   01-01-1970 03:00 KUR’AN İNSANLIĞI YAŞATIYOR  01-01-1970 03:00 MÜSLÜMANLARA  YAPILAN ZULÜM ve İŞKENCELER  01-01-1970 03:00 KORKULARIMIZ  01-01-1970 03:00 AMACINA İYİ SARIL   01-01-1970 03:00 SULTAN ALPARSLAN’IN IŞIK TUTAN SÖZLERİ   01-01-1970 03:00 KUR’AN İNSANLIĞI YAŞATIYOR  01-01-1970 03:00 GENÇLİK KÜLTÜRÜNDEN KOPARILIYOR  01-01-1970 03:00 HUZURU KENDİMİZ KAYBEDİYORUZ  01-01-1970 03:00 VİCDAN ve İNSAN  01-01-1970 03:00 ALLAH’A SITK İLE BAĞLAN BU DÜNYA BOM BOŞ  01-01-1970 03:00 KORKULARIMIZ  01-01-1970 03:00 ÇIPLAK GEZMEK MODA OLDU  01-01-1970 03:00 VİCDAN ve İNSAN  01-01-1970 03:00 ALLAH’A KULLUK EDEBİLMEK  01-01-1970 03:00 ADALETİ YAŞATIN HERKESE  LAZIM   01-01-1970 03:00 HAYAT GERÇEKLERİ  01-01-1970 03:00 KAPİTALİST SOYGUNLARI  01-01-1970 03:00 DÜNYADAKİ “TÜRK” NÜFUSU  01-01-1970 03:00 DEĞİŞİMİN İÇ YÜZÜ  01-01-1970 03:00 HUZURU KENDİMİZ KAYBEDİYORUZ  01-01-1970 03:00 DOĞRULUK ve SAMİMİYET  01-01-1970 03:00 HUZURU KENDİMİZ KAYBEDİYORUZ  01-01-1970 03:00 HAYAT GERÇEKLERİ  01-01-1970 03:00 GENÇLİK KÜLTÜRÜNDEN KOPARILIYOR  01-01-1970 03:00 TOPLUM ÇÜRÜYOR  01-01-1970 03:00 GENÇLİK KÜLTÜRÜNDEN KOPARILIYOR  01-01-1970 03:00       DOĞRULUK ve SAMİMİYET  01-01-1970 03:00 DEĞİŞİRKEN KİRLENİYORUZ  01-01-1970 03:00 VİCDAN ve İNSAN  01-01-1970 03:00   AİLE KÜLTÜRÜ ve HUZUR  01-01-1970 03:00