Türkiye’de Din Eğitimi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar tarihsel gelişim, geçirdi.
Osmanlı döneminde din eğitimi, medreseler ve Mekteb-i Sibyan gibi kurumsal yapılar aracılığıyla yürütülmekteydi.
Bu kurumlar, temel dini bilgileri öğretmekle birlikte, zamanla bilim ve teknik gelişmelere ayak uyduramamış ve modern eğitim anlayışı karşısında geride kalmıştır.
Tanzimat Dönemi ile birlikte Osmanlı’da Batılılaşma hareketleri başlamış ve eğitim alanında köklü reformlara gidilmiştir.
Batı tarzı okulların açılması, geleneksel din eğitiminin sistem içinde ikincil bir konuma düşmesine neden olmuştur.
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte din eğitimi, laik eğitim sistemine entegrasyon sürecine girmiştir. 1924’te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreseler kapatılmış, eğitim sistemi devlet denetimine alınarak laikleştirilmiştir. Ancak toplumun din eğitimi talebi devam etmiş ve 1949’da İmam Hatip okulları açılarak bu alandaki eksiklik giderilmeye çalışılmıştır.
1960 sonrası ise eğitim politikaları din eğitiminin kurumsallaşmasına yönelik yeni düzenlemeler içermiş, ilkokullarda din dersleri müfredata eklenmiş ve İlahiyat Fakülteleri açılmıştır.
Din eğitiminin yalnızca öğretim süreciyle sınırlı olmadığı, aynı zamanda toplumsal kimlik, bireysel değerler ve devlet politikalarıyla bağlantılı olduğu unutulmamalıdır.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar geçen süreçte din eğitiminin farklı dönemlerde nasıl şekillendiğini evrelerden geçtiğini analiz etmek gerekir.
Medrese eğitiminden başlayarak, Tanzimat Dönemi’nde Batılı eğitim modellerine geçişi, Meşrutiyet Dönemi’nde eğitim reformlarını ve Cumhuriyet’le birlikte din eğitiminin devlet kontrolüne alınmasını sistematik bir şekilde değişime uğramıştır.
Özellikle Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitimin tamamen laik bir sisteme dönüştürülmesi süreci ayrıntılı olarak ele alınmakta, bu dönemde din eğitiminin tamamen kaldırılmasının yarattığı toplumsal sonuçlar unutulmalıdır..
Din eğitiminin yeniden sistemli bir yapıya kavuşması için 1949’da İmam Hatip okullarının açılması, ardından 1960’lardan itibaren din derslerinin yeniden müfredata eklenmesi gibi gelişmelerin, toplumun talepleri gale alınmamıştır.
Din eğitiminin bilimsel ve pedagojik temellere dayalı, devlet kontrolünde bir modelin geliştirilmesini gerekir.
Laiklik ilkesine zarar vermeden, bilimsel ve ilmi olarak aslının ayn olması gerekir. .
Sonuç olarak, milletimizin gelişen gençliğine islamın özü aynısı öğretilmek zorundadır.
Mustafa Cengiz
ÜÇ İHTİMALLİ BİR MAÇ DAHA!
Ali Rıza Navruz
BİR DELİBAN VAKTİ
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
LAYIK OLDUĞU, HAK ETTİĞİ MUAMELE GÖSTERİLMEYEN KADINLARIMIZ-1
KADİR DAYIOĞLU
BÂKİ KULLAR
AHMET KARAASLAN
ANADOLU EFSANESİ
Mustafa Mete ÖZPINAR
İSLAMİYET KAİNATA GÖNDERİLDİ
Mustafa Göçer
BUYURUN TARTIŞALIM
Faruk Ergan
KADINLARIMIZ
Ömer Faruk Kotay
ARABESKİN BABASI…
Osman Karakebeli
KİMDEN VE NEYDEN YANAYIZ