DUHA KOCA OĞLU DELİ DUMRUL

AHMET KARAASLAN

15-09-2026 16:04

MANZUM DEDEKORKUT DESTANLARIMDAN

DUHA KOCA OĞLU DELİ DUMRUL

Duha Koca oğlunu

Yiğit Deli Dumrul’u,

Geliniz tanıyalım,

Neler yapmış bakalım...

Bu er, bir kuru çaya

Köprü kurmuş ortaya.

Parayla geçirirmiş,

Ücreti de şöyleymiş:

Otuz akçe geçenden,

Kırk akçe geçmeyenden!

Geçmeyeni dövermiş,

Zorlarmış, geçirirmiş.

Bunu şundan yaparmış:

O, bir hasım ararmış.

Benden güçlü er var mı?

Bahadır, kahraman mı?

Çıksın karşıma benim.

Erliğim, yiğitliğim...

Hep dillerde söylensin,

Urum’a, Şam’a gitsin...

Bir gün köprü yanında,

Çadır kuran obada,

Bir yiğit hasta düşmüş.

Hakk’ın emriyle ölmüş.

Akrabası ağlamış,

Oba kara bağlamış.

Deli Dumrul bu sesi,

İşitince kendisi,

Gitmiş dörtnala ora,

Şöyle demiş onlara:

— Bre sizi kavatlar[1] !

Ne bu ağıt, feryatlar

Benim köprüm yanında?

Durun, ağlamayın da!

Susun kızdırmayınız,

Vallah gider başınız!

Demişler ki: — Ey Han’ım,

Söyleyin ne yapalım?

Ölmüştür bir erimiz,

Yaralı yüreğimiz...

Dumrul, buna şaşırmış.

Kılıncını düşürmüş:

— Bre söyleyin bana!

Kim kıymış yiğit cana?

Demişler ki: — Bey, vallah

Buyurmuş Yüce Allah.

Azrail ol buyrukla,

Geldi al kanadıyla.

Canını alıp gitti,

Billâh güzel yiğitti...

Dumrul demiş: — Deyiniz,

O kimdir gösteriniz?..

Azrail denen kişi,

Nasıl yapar bu işi!..

Kâdir Allah tekliğin,

Varlığın ve birliğin

Hakkı için sen O’nu,

Göster bana kulunu.

O’nunla savaşayım,

Yiğidi kurtarayım.

Bir daha can almasın,

Kulların ağlamasın...

Dumrul dönmüş evine,

Çekilmiş hanesine.

Bu sözleri Huda’ya

Hoş gelmemiş Mevla’ya.

Buyurmuş ki ol Celil:

“Bre deli, ey zelil!..

Birliğini tanımaz,

Emrime şükür kılmaz.

Dergâhımda gezersin,

Hem de benlik eylersin!

Git şu deli kavatın,

Buyruk tanımayanın,

Bir kez görün gözüne,

Otur bağrı üstüne.

Ten ve benzini sarart,

Boğazını hırıldat!

Şuna haddini bildir,

Canını al da getir...”

O deli, bir odada

Kırk yiğit ortasında,

Şarabını içerken,

Azrail gelmiş birden!

O an Deli Dumrul’un

Duha Koca oğlunun,

Tutmaz olmuş elleri,

Görmez olmuş gözleri.

Dünya âlem kararmış!

Azrail’i çağırmış:

— Bre ihtiyar hayret,

Söyle, bu nice heybet!..

Görmeden kapucular,

İşitmeden çavuşlar,

Buraya nasıl girdin?

Benim bağrımı deldin!

Görmez oldu gözlerim,

Tutmaz oldu ellerim.

Altın kadeh elimden,

Yere düştü içmeden.

Cûş ediyor bedenden,

Titriyor canım neden?

“Ağzım içi buz oldu,

Kemiklerim tuz oldu...”

Kanım, iliğim dondu

Bana böyle ne oldu?

Sakalı akça ihtiyar,

Görmesi yokça ihtiyar.

Gözlerin fersiz senin,

Heybetlidir bedenin!

Ey ihtiyar, söyle bana

Belâm dokunur sana...

Böyle söylemiş deli,

Azrail de hiddetli:

— Bre deli, fikirsiz!

Dersin “gözlerin fersiz.”

Gözümü beğenmezsin,

Gerçekleri görmezsin!

Nice kız, gelinlerin...

O ahû gözlülerin,

Canlarını almışım,

Analar ağlatmışım.

Bu ihtiyar hâlıma,

Bakma aksakalıma.

Ak ve kara sakallı,

İhtiyar, delikanlı...

Almışım nice canlar.

Ne ağalar, ne Hanlar

Dayanamaz karşımda.

Bre kavat akşamda,

Övünüp duruyordun,

Azrail arıyordun!

Ele geçirecektin,

O’nu öldürecektin!

Savaş yapmak isterdin,

Meydan, erlik dilerdin...

Geldim ve karşındayım,

Şimdi canın alayım!

Canını mı verirsin,

Benle cenk mi edersin?..

Deli Dumrul sevinmiş.

Gülerek şöyle demiş:

— Ay! Azrail sen misin?

Doğru mu, gerçek misin?

Güzel ve yiğitlerin,

İhtiyarın, gençlerin,

Sen mi aldın canını?

Şimdi kestim başını!..

Ben seni geniş yerde,

İstiyordum, içerde

Dar yerde iyi geldin!

Öldürdüğün yiğidin,

Canını kurtarayım,

Sana hamle kılayım...

Öz kılıcı sıyırmış,

Çalmaya hamle kılmış.

Melek güvecin olmuş;

Kanatlanarak uçmuş.

Dumrul, buna çok gülmüş.

Böbürlenip, övünmüş:

— Yiğitler dinleyiniz!

Belki siz de gördünüz.

Azrail buradaydı,

Hâlsiz bir ihtiyardı.

O’nu öldürecekken,

Kuş olup pencereden,

Uçup dışarı gitti,

Kapıyı göremedi...

Kurtulur mu uçunca,

Doğanla avlayınca...

Avcı kuşu salarım,

Azrail’i tutarım...

Kalkıp binmiş atına.

Doğanı da yanına,

Alarak kıra gitmiş,

Çereyi seyir etmiş.

Birkaç güvercin görmüş,

İkisini öldürmüş.

Dağdan eve dönerken,

Atı ile gelirken,

Meğer atın gözüne

Azrail de görüne!

Atı ürküp, şahlanmış.

O yere yuvarlanmış.

Çaresiz, naçar kalmış

Karabaşı bunalmış.

Ak göğsünün üstüne,

Basarak çenesine,

Azrail çöküp binmiş.

Ona şöyle söylemiş:

— Deminden mırladıydın,

Hırlamaya başladın...

Dumrul demiş: — Azrail,

Elaman, oldum rezil...

Yeter Azrail, aman!

Allah birdir yok güman.

Seni böyle bilmezdim,

Bilseydim söylemezdim.

Şurada dağımız var,

Üstünde bağımız var.

Üzümleri sıkarlar,

Ondan şarap yaparlar.

Ol şarabı içenler,

Deli deli söylerler...

Şarap içtim, duymadım.

Ne oldu anlamadım.

Yiğitliğe doymadım,

Beylikten usanmadım...

Aman Azrail medet!

N’olur beni bırak, git...

Azrail demiş ona:

— Boşa yalvarma bana.

Benim elimde ne var!

Dön de Allah’a yalvar.

Emir kuluyum ben de,

Dileğini O’na de...

Dumrul demiş: — Öyle mi?..

Bıraksana belimi.

Madem ki veren, alan

Affedip, bağışlayan

Kullarını koruyan,

Azim, Rahim ve Rahman

Peki sen ne belâsın!

Aramızdan çıkasın.

Allah’la söyleşeyim,

O’ndan medet dileyim:

— Yücelerden yücesin

Kimse bilmez nicesin.

Ulu Allah, Yüce Allah.

Lailâhe illallah.

Seni nice cahiller,

Gökte arar, yerde ister.

Cabbar Allah dâim duran,

Settar Allah bâki kalan.

Ne gökte, ne yerdesin

Müminin gönlündesin.

Ey Azim, ey Yaradan

Meleği çek aradan.

Canımı alacaksan,

Ya da yaşatacaksan,

Azrail’e bırakma,

O’nun eline koyma...

Deli Dumrul’un sözü,

Rabb’e çevrilen yüzü,

Hakk Teâlâ’ya hoş gelmiş,

Azrail buyruk almış:

“Ey meleğim Azrail,

Bırak ölmesin sefil.

Bildi ya birliğimi,

Anladı tekliğimi.

Kalbini temizledi,

Benden medet diledi.

Yerine bir can bulsun,

Kendisi azat olsun...”

Azrail bu fermanı

İşitince, o canı

Alamadan çekilmiş.

Dumrul’a şöyle demiş:

— Yüce Allah buyurdu,

Bana şöyle duyurdu:

Yerine bir can bulsun,

O deli azat olsun.

Sen bir can bulacaksın,

Sonra kurtulacaksın...

Dumrul demiş: — Kimim var?

İki tane ihtiyar...

Bir anam, bir de babam

Verirler mi duyursam?

Gel beraber gidelim,

Onlardan isteyelim.

Babasının yanına

Varınca demiş ona:

— Aksakallı, izzetli,

Hoş sohbet, tatlı dilli…

Bilir misin can babam,

Ne oldu anlatamam...

Nice oldu bilmedim,

Küfürlü söz söyledim.

Allah’a hoş gelmedi,

Meleğine söyledi.

Azrail uçup geldi,

Benim bağrımı deldi.

Ak göğsüme bastırdı,

Canımı çıkartırdı!

Senden can istiyorum,

Vermezsen ölüyorum!

Oğul! Der, ağlar mısın?

Bir can bağışlar mısın?..

Babası demiş: — Oğlum,

Dumrul’um, aslan yavrum.

Canımdan bir parçasın,

Kılıcımda kabzasın.

Gelinimin çiçeği,

Çiçeğin kelebeği.

Dağ isterse Azrail,

Karadağ’ı verdim bil...

Yaylası olsun, gezsin

Yetmez derse istesin.

Tümüyle develerim,

Tavladan at vereyim.

Akça, kara koyunlar

Akçe, gümüş, altunlar...

Hepsini alsın, gitsin

Canımı istemesin.

Dünya tatlı, can aziz

Anandan isteyiniz.

Oğul, anan sevgili

Hem benden merhametli...

Babası can vermemiş,

Anasına göndermiş.

Varınca anasına,

Dumrul demiş ki ona:

— Ana ana can ana,

Neler oldu oğluna!

Şaraplıydım bilmedim,

Küfürlü söz söyledim.

Allah’a hoş gelmedi,

Meleğine söyledi.

Azrail uçup geldi,

Benim bağrımı deldi.

Akça göğsüme kondu,

Canımı alır oldu!

Can diledim babamdan,

Dedi: “İste anandan.”

Ana, geldim yanına

Diyorum ki ben sana:

Tırnağını takarak,

Yüzlerini yırtarak,

Dumrul! Der ağlar mısın?

Saçını yolar mısın?

Ana yiğit oğluna,

Bu Deli Dumrul’una,

Ölürse acır mısın?

Bir can bağışlar mısın?.

Anası demiş: — Oğul!

Ay oğlum, Deli Dumrul...

Dokuz ay taşıdığım,

Beşikte yatırdığım,

Sarıp da belediğim,

Akça sütümü verdiğim...

Kalede tutulaydın,

N’ola esir olaydın!

Akçe verip alaydım,

Kâfirden kurtaraydım.

Yaman yere varmışsın,

Sağlam yere çatmışsın!..

Can aziz, tatlı dünyam

İsteme bağışlamam...

Anası da vermemiş,

Azrail şöyle demiş:

— Anan, baban vermedi,

Hem de sana söyledi.

Kim can verecek sana?

Artık yaklaştın sona!

Canını alacağım,

İşimi yapacağım...

Dumrul demiş ki: — Aman!

Allah birdir yok güman.

Cevabında Azrail

Demiş ki: — Deli, rezil!

Seni fikirsiz kavat!

Aman diyorsun fakat

Aksakallı babanla,

Akbürçekli ananla

Konuştun vermediler.

Sana da söylediler.

Yerine kim ölür ki,

Daha kimin kalmış ki?..

Demiş ki Azrail’e:

— Biraz sabret, dur hele.

Kucağında bebekler,

Hasretlim evde bekler.

Onlarla buluşayım,

Son kez vedalaşayım.

Şimdi bırak yakamı,

Yok mu sandın arkamı?

“Tamam” demiş Azrail.

Eşine gitmiş rezil:

— Bilir misin hatunum,

Nice oldu durumum!

Şarap içtim, şaşırdım.

Bilemedim, yanıldım.

Allah’a hoş gelmedi,

Meleğine söyledi.

Azrail uçup geldi,

Canıma kast eyledi.

Ak göğsüme oturdu,

Canımı alır oldu!

Babamdan can diledim,

Anamdan da istedim...

Can tatlı, dünya şirin

Diyerek Azrail’in

Pençesine attılar,

Başlarından saldılar.

Sana kalsın dağlarım,

Soğuk sulu pınarım.

Develerim, atlarım,

Koyun dolu ağılım...

Kimi tutarsa gözün,

Kimi severse gönlün,

Onunla evlen ama;

Oğulları bırakma.

Onlar yetim kalmasın,

Boynu bükük olmasın...

Eşi sanki delirmiş,

Şöyle bir cevap vermiş:

— Dumrul! Ne söylüyorsun?

Bunu sen mi diyorsun!

Göz açıp da gördüğüm,

Bu nice bir kördüğüm!

Gönül verip sevdiğim.

Şah yiğidim, erkeğim;

Damak verip emdiğim,

Aşk ile sevişdiğim...

Senin olsun dağların,

Mor salkımlı bağların

Yurtların, yaylaların,

Soğuk sulu pınarın...

İçersem kanım olsun,

Yaylan mezarım olsun!

Akçeni harcar isem,

Atlarına binersem,

Tabutla kefen olsun,

Gözüme toprak dolsun.

Başkasına varırsam,

Biriyle de yatarsam,

Alaca yılan olsun

Beni ısırsın, soksun!

Senin o namert baban,

Canını seven anan

Ne varmış ki bir can da,

Ben veririm sen kal da.

Yer ve gök şahit olsun,

Can sana kurban olsun…

Eşi onun yerine

Can verince erine,

Deli Dumrul ağlamış.

El açıp bel bağlamış:

— Yücelerden yücesin

Kimse bilmez nicesin ?

Gökte arar cahiller,

Yerde ister gafiller.

Hem gökte hem yerdesin,

Müminin kalbindesin.

Af buyuran Settar Tanrı,

Daim duran Cebbar Tanrı...

Yolların üzerine,

Bu yurdun her yerine,

İmaretler yapayım.

Vakıflar kurdurayım...

Canını ikimizin,

Bağışla da ver izin.

Ya al, ya bırak bizi;

Ayırma ikimizi!..

Dumrul’un yakarışı

Hoş eyleyince Arş’ı,

Mevla nida eylemiş;

Meleğine söylemiş:

“Dumrul ile eşini,

Affettim ikisini.

Duâsını beğendim,

Yüz kırk yıl ömür verdim.

Ana-babasına git,

Ruhlarını da kabzet...”

Dumrul’la helâllisi

Bağışlanmış ikisi.

Korkut Atamız gelmiş,

Duâ da söyle demiş:

— Duâ edeyim Han’ım

Kabul etsin Allah’ım.

Dağların yıkılmasın,

Suların kurumasın.

Ağacın kesilmesin,

Atın sendelemesin.

Kılıncın çentilmesin,

Allah muhtaç etmesin.

Yalvaralım Mevla’ya,

Muhammet Mustafa’ya

Bizleri bağışlasın,

Esirgesin, saklasın.

Ahmet KARAASLAN

08/03/2000 – KAYSERİ

[1] Korkaklar, beceriksizler.

DİĞER YAZILARI KÖPEĞİN NESİ OLUYORSUNUZ? 01-01-1970 03:00 KANADI KIRIK KUŞ… 01-01-1970 03:00 1978 YILINDAN BİR TAYİN İLE İLGİLİ ANIM 01-01-1970 03:00 KÖSE DAĞI 01-01-1970 03:00 1978 BİTLİS HİZAN 01-01-1970 03:00 SENATÖR SEÇİMLERİ 01-01-1970 03:00 1982 YILI BİTLİS BİR ANIM 01-01-1970 03:00 HASRETİM 01-01-1970 03:00 EMEK VE GÖZYAŞI 01-01-1970 03:00 ORMANDA PANİK 01-01-1970 03:00 MUTLULUKLA YAŞA ÇOCUK 01-01-1970 03:00 ŞIH VE KÖYLÜ KADIN 01-01-1970 03:00 HÂKİMİYET 01-01-1970 03:00 SÛFİ DÜNYASI 01-01-1970 03:00 ARZUM 01-01-1970 03:00 AYFER’İM 01-01-1970 03:00 HELE… 01-01-1970 03:00 HÂKİMİYET 01-01-1970 03:00 NAZAN’IM 01-01-1970 03:00 BEN OLACAĞIM 01-01-1970 03:00 BİZİM EŞEK 01-01-1970 03:00 ŞIH VE KÖYLÜ KADIN 01-01-1970 03:00 AŞK YARASI 01-01-1970 03:00 AŞK YARASI 01-01-1970 03:00 ATATÜRK 01-01-1970 03:00 POLİS 01-01-1970 03:00 NAZAN GEL 01-01-1970 03:00 ERCİYES’ TEN BAŞBUĞ’A 01-01-1970 03:00 BAŞBUĞUM 01-01-1970 03:00 BENİ 01-01-1970 03:00 GELMEDİN 01-01-1970 03:00 BİZİM EŞEK 01-01-1970 03:00 GÖMÜRGEN'DEN DERLEMELERİMDEN 01-01-1970 03:00 KÖSE DAĞl MASALI 01-01-1970 03:00 KARAGÖZLÜM 01-01-1970 03:00 BİZİM EŞEK 01-01-1970 03:00 HASRETİM 01-01-1970 03:00 KAZAN ÖLDÜ! 01-01-1970 03:00 GİZLİ GİZLİ… 01-01-1970 03:00 YÂR 01-01-1970 03:00 DİYORUM 01-01-1970 03:00 ÇOCUK 2 01-01-1970 03:00 ÇOCUK 1 01-01-1970 03:00 GÜN DOĞMADAN  NELER DOĞAR!.. 01-01-1970 03:00 BİR BAŞKA 01-01-1970 03:00 ÇOBAN TÜRKÜSÜ 01-01-1970 03:00 EY TÜRKOĞLU 01-01-1970 03:00 TÜRK TÜRK TÜRK… 01-01-1970 03:00 ANADOLU EFSANESİ 01-01-1970 03:00 SABRET ÖĞRETMENİM 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENİM (1) 01-01-1970 03:00 GELEMİYORUM 01-01-1970 03:00 SAÇLARIN 01-01-1970 03:00 NE HABER? 01-01-1970 03:00 BİR ÇEKİRDEK BİR ORMAN 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ 01-01-1970 03:00 ERCİYES’TEN BAKIŞ 01-01-1970 03:00 KAYSERİ (2) 01-01-1970 03:00 KAYSERİ (1) 01-01-1970 03:00 HÂKİM BEY 01-01-1970 03:00 SAĞANAK SAĞANAK 01-01-1970 03:00 ERCİYES 01-01-1970 03:00 KAYSERİ TÜRKÜLERİ 01-01-1970 03:00 SEN GİDERKEN 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENİM (1) 01-01-1970 03:00 BİR ÇEKİRDEK BİR ORMAN 01-01-1970 03:00 ATATÜRK  01-01-1970 03:00 ORMANDA PANİK 01-01-1970 03:00 GELEMİYORUM 01-01-1970 03:00 ÇOCUK 01-01-1970 03:00 GELMEDİN 01-01-1970 03:00 KITMİR’İN SOYUNDANDIR 01-01-1970 03:00 ETTİLER SUSTUK  01-01-1970 03:00 NE YAPALIM?..  01-01-1970 03:00 HIRSIZLARIN SAYISI NE ZAMAN ARTMIŞ? 01-01-1970 03:00 AHMET KARAASLAN'IN ÖZGEÇMİŞİ ESERLERİ 01-01-1970 03:00 DİYORUM  01-01-1970 03:00 İÇİNE NASIL ETTİN? 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENİM (1)  01-01-1970 03:00 BİR ÇEKİRDEK BİR ORMAN  01-01-1970 03:00 NE KADAR DERSEN BAYAĞIDIR 01-01-1970 03:00 YİYİN BEYLER  01-01-1970 03:00 BEN BÖYLE BİRİYİM... 01-01-1970 03:00 GELEMİYORUM 01-01-1970 03:00 AHVALİMİZ  01-01-1970 03:00 İÇİNE NASIL ETTİN? 01-01-1970 03:00 MUKADDİME 01-01-1970 03:00 HABİB KARAASLAN 01-01-1970 03:00 EKMEK VE GÖZYAŞI 01-01-1970 03:00 NE YAPALIM?... 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENİMSİN-1 01-01-1970 03:00 MONİKA GERÇEKTEN HARİKA 01-01-1970 03:00 DOKTOR DER Kİ 01-01-1970 03:00 EŞEĞE MERTEBE VERİLMEZ… 01-01-1970 03:00 BEN BÖYLE BİRİYİM... 01-01-1970 03:00 YARISlNl BELLEDİM 01-01-1970 03:00 ÇOCUK 1 01-01-1970 03:00 TEPEGÖZ 01-01-1970 03:00 ARANAN MEZİYET 01-01-1970 03:00 CAHİL TOPLUMUN AHVÂLİ 01-01-1970 03:00 ÇOCUK 1 01-01-1970 03:00 KAYSERİ TÜRKÜLERİ 01-01-1970 03:00 BEN BÖYLE BİRİYİM 01-01-1970 03:00 DERSLER 01-01-1970 03:00 BİR ÇEKİRDEK, BİR ORMAN 01-01-1970 03:00 TÜRKÇÜYÜM VE TÜRK'ÜM BEN... 01-01-1970 03:00 EY TÜRKOĞLU 01-01-1970 03:00 TÜRK TÜRK TÜRK… 01-01-1970 03:00 CAHİL TOPLUMUN AHVÂLİ 01-01-1970 03:00 ORMANDA PANİK 01-01-1970 03:00 YAŞASIN HAKİMİYET 01-01-1970 03:00 ÖĞÜT 01-01-1970 03:00 GÜN DOĞMADAN NELER DOĞAR!.. 01-01-1970 03:00 ANADOLU EFSANESİ 01-01-1970 03:00 ASKER MEKTUBU 01-01-1970 03:00 50. YILA DESTAN 01-01-1970 03:00 ANADOLU EFSANESİNİN HİKÂYESİ 01-01-1970 03:00 BAYRAĞIM 01-01-1970 03:00 50. YILA DESTAN 01-01-1970 03:00 NERDESİN KEMÂL'İM?.. 01-01-1970 03:00 ATATÜRK'TEN GELDİ BİZE 01-01-1970 03:00 ATATÜRK 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENİM 1 01-01-1970 03:00 ÇOCUK 1 01-01-1970 03:00 BİR ÇEKİRDEK BİR ORMAN 01-01-1970 03:00