1978 YILI BİTLİS İLİ HiZAN’DAN BIR ANIM
Küçücük Hizan İlçesi’nde sol faaliyetler açıktan olmuyor, çünkü halk arasında hiç taraftarı yok. Ülkücü faaliyetler her bayram töreninde en yüksek perdeden seslendiriliyordu.
Veysel’in yerine Hizanlı sol görüşlü İsmail adında yerli bir öğretmen geldi. Babası Ramazan, askerlik şubesinde başkatiplik görevi yapıyordu. Bu öğretmen ile benim yıldızlarım hiç barışmıyor, sürekli çatışma hâlindeydik. Soldan bana pek zarar veremiyorlardı. Eşimin dayısı Şaban Nevcanoğlu, burada Tekel Müdürlüğü yapıyor, kendisi de her Bitlisli gibi CHP’lidir. Ayrıca savcı ve hâkimlerle araları da çok iyidir. Gerektiği zaman onların içkilerini, sigaralarını daireden sağlıyor. Zam geldikten sonra da işleme girmeden elden satışlarla veriyordu. Tüm daire amirleri Bitlisli olduğu için, onların bir yerde lideri de sayılıyordu... Baştan beri de benim ve yeğeni olan eşimin Ülkücü olduğumuzu biliyordu. Kaymakam Lütfü Özaytaç’ın bana dünürcü olarak kızı istediğinde “varsın olsun oğlan kurtçu, kız kurtçudur.” Demişti.
16/08/1977 tarihinde Bitlis Devlet Hastanesi’nde İlk çocumuz Alparslan ismini verdiğimiz oğlumuz doğdu. Ben, çocuğun doğumunu ve ismini belirterek “Ülkücü orduya bir asker daha katıldı” diyerek ptt’den Alparslan Türkeş’e bir telgraf çektim. Bitlis ilk defa bir Alparslan isminde bir kişiyi duymuş oldu, olay Bitlis’te yayıldı. Okulların açılmasına yakın bir zamanda görev yerim olan Hizan’a gittik.
Okul normal öğretimde olduğu için çocuğun bakımını kocasından ayrılmış, yanında üç çocuğu olan Bitlisli Şadiye yapıyordu. Bakıcı olan bayan biz okuldan gelene kadar evde duruyor, sonra evine gidiyordu.
Abidin İnan Gaydalı, CHP li Tekel Müdürü Şaban Nevcanoğlu’nu Gün Sazak’ın Gümrük ve Tekel Bakanlığı sırasında sürgününü çıkardı. Şaban Nevcanoğlu, Abidin İnan Gaydalı’ya inat Hiza’a geri dönmesi için, benden yardım istedi. Onu, MHP. Bitlis İl Başkanı Bitlis Birlik Gazetesi sahibi Cahit Çelebiye gönderdim. O da Ankara’ya Zafer Altaylı’ya göndermiş, işini yapıp gelmişti. Böyle olunca, ben onun gözünde biraz daha kıymetlendim.
Çoğu ülkücü öğretmenler, sol baskı yüzünden Bitlis’ten tayin yaptırarak gittiler. İsmail öğretmen, beni yıldıramadı. Babasıyla birlikte bir plân hazırlamışlardı, İsmail’in babasından bana bir haber getirildi: “Bünyan Askerlik Şubesi beni arıyormuş.” Konuyu daha detaylı anlamak için askerlik şubesine gittim. İsmail öğretmenin babası Ramazan Bey, ile görüşmemde bana “eğer buradan tayin yaptırır gidersen, nereye gittiğini saklarım” Dedi.
Ben ona:
— Ben askerlikten kaçmam, devletime hizmet etmekten şeref ve gurur duyarım. Hem öyle bir yola başvursam bile milli eğitim kanalıyla nerede olduğumu zaten bulacaklar. Üstelik cezalı duruma düşeceğim. Gider şerefle askerliğimi yapar gelirim, dedim.
Bitlis’e gittim, İl Milli Eğitim Müdürü Manisalı Ekrem Bayram Bey, sağ görüşlü biriydi, kendisiyle rahatça görüşebiliyor, ayrıca halk Eğitimi Başkanı Erdem Şavlı, kız kardeşi İlközlüğe bakan müdür yardımcılarıydı, iki kardeş de bana çok yardımcı oluyorlardı.
Ben askere gidince eşimin çocucukla Hizan’da kalması doğru olmazdı, onun tayinini Bitlis İli içindeki Kazımpaşa İlkokulu’na yaptırdım.
01/12/1977 günü Hizan’dan ayrılıp evi Bitlis’e taşıyarak eşimi anasının evine yerleştirdim. Ben de Milli eğitim müdürlüğü’ne bir dilekçe vererek askerlik için müracaat ettim.
Bünyan Askerlik Şubesi’ne giderek bilgi aldım. Şube başkanı bir hava yarbayıydı.
Yarbay bana:
— Senin aranman diye bir şey yoktur, istersen seni hemen şimdi Mamak’a göndereyim; istersen de dört ay bekle. Sizin öğretmen olarak askerlik yapmanız konusunda bir çalışma yapılıyor. Beni dinlersen kaç, dedi.
Aradan yirmi üç gün geçmişti, 05/12/1977 tarihinde Milli Eğitim Müdürlüğüne atamamın yapılması için bir dilekçe ile başvurdum. Bitlisli Ülkü-Yolu Derneği şube başkanı olan öğretmen Cesim Çelebi’nin görev yaptığı Narlıdere Köyü İlkokulu’na tayinini istedim, aynı gün atamam yapıldı.
Bitlis İli’nde gerçekten nar yetişen bir yer olabilir miydi? Cesim, böyle bir yerde çalışıyor nar yetiştiğini söylüyordu. Narlıdere Köyü, Bitlis ile Siirt arasında, Bitlis’e otuz beş km uzaklıkta bir köydü.
AHMET KARAASLAN
1978 BİTLİS HİZAN
Mustafa Göçer
MALÇ VE SULAMA ÜZERİNE
Ali Rıza Navruz
PAŞA GÖNLÜME
Mustafa Mete ÖZPINAR
BİR OKU, BİN DÜŞÜN
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR, PASTIRMA GİBİ DİLİM DİLİM, İNCE İNCE DOĞRANDI
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
HERKES BİLDİĞİ GİBİ YAPSIN, BEN SEVDİĞİM GİBİ YAPARIM...
KADİR DAYIOĞLU
KOLAY ÇÖZÜMLER
Mehmet Arpa
İyi Niyetin Suistimali: Nezaket mi, Yoksa Görünmez Bir Esaret mi?
Mustafa Acar
SOKAKTAKİ ADAM
Ali İhsan Öztürk
MUTLULUĞUN TARİFİ VAR MI?