BELEDİYE BARONLARI 

Mustafa Mete ÖZPINAR

14-05-2026 11:06

Türkiye’de kamu yönetimi ve yerel demokrasi kavramları üzerine inşa edilen sistem, ne yazık ki günümüzde amacından sapan, hizmet üretmek yerine imtiyazlı bir sınıf yaratan devasa bir rant mekanizmasına dönüşmüştür. 

Kâğıt üzerinde "halkın temsilcisi" olarak parlatılan yerel yöneticilerin bir kısmı, kısa sürede kendi dükalıklarını ilan ederek adeta birer “Belediye Baronu” haline gelmişlerdir.

Bu yapı, modern bir yönetim biçimi gibi sunulsa da özünde tarihin karanlık sayfalarından fırlamış bir feodalite kalıntısıdır.

Yerel demokrasi denilen olgu, halkın yönetime katılımından ziyade; yerelin elitlerini zenginleştiren, sülale boyu servet aktarımı sağlayan ve merkezî otoriteyi baypas eden modern bir ayanlık sistemine evrilmiştir. 

Orta Çağ Avrupa’sında derebeylik, toprağın ve üzerindeki insanın mülkiyetine sahip olan soyluların, merkezî krallıktan kopuk keyfî yönetimlerini ifade ederdi.

Bugünün belediye koridorlarında karşımıza çıkan tablo, bu arkaik sistemin dijital bir kopyasıdır. Şehirlerin imar planları ve bütçeleri; liyakatten uzak, sadece sadakatle örülmüş birer feodal kale gibi yönetilmektedir.

Osmanlı’nın son dönemlerinde devlet içinde devlet kesilen ayanlar gibi, bugünün yerel yöneticileri de kendilerini yasanın üzerinde görmektedir.

Eğer kamu kaynakları bu yeni yetme baronların şahsi ikballerine kurban edilecekse söylenecek tek bir radikal çözüm kalıyor: Kapatın gitsin!   

Bir ülkede adaletin en büyük yarası, emek ile servet arasındaki uçurumun izah edilemez hale gelmesidir.

Herhangi bir kurumda 30 yıl dirsek çürüten bir memur emekli olduğunda ancak mütevazı bir yaşam kurabilirken; belediye dükalıklarında sadece 5 yıl geçirenlerin yedi sülalesine yetecek servete kavuşması hangi vicdana sığar?

Bu baronlar, halkın cebinden çıkan her kuruşla kendi modern şatolarını inşa etmektedirler.

Daha da vahimi, bu sistemin yarattığı “bankamatik memurları” garabetidir.

Dünyanın hiçbir ciddi kurumunda örneği olmayan, işe gitmeden maaş alma yüzsüzlüğü belediyelerde sıradanlaşmıştır.

Bir belediyenin kadrosunda görünüp başka bir şehirde yaşayanlar, başkan torpiliyle hiç uğramadığı kapıdan her ay düzenli ulufe alanlar, bu feodal düzenin sadakat ödülleridir. Halk geçim derdiyle boğuşurken, bu asalak yapının kamunun sırtına bindirilmesi bir sosyal cinayettir.   

Belediye imkanlarının şahsi şatafat için kullanılması, kamunun sırtına yüklenen en ağır vebaldir.

Belediye başkanlarının özel zevkleri halkın vergileriyle karşılanırken; mahallesine temiz su ulaştıramayan bir yönetim meşruiyetini yitirmiştir.

Bugün Türkiye’de idari bir hata yapan kaymakamın hayatı zindan edilirken, yolsuzluğu tescillenmiş belediye baronlarına dokunulmaması adaletin terazisini bozmaktadır.

Tarihteki derebeyleri nasıl kanunlardan muaf yaşamak istediyse, bugünün yerel ağaları da kendilerini yargı denetiminin dışında tutacak siyasi zırhlara bürünmüşlerdir.

Bu koruma kalkanı, toplumun devlete olan güvenini yerle bir etmektedir. 

İmar planları üzerindeki oyunlar, tam anlamıyla modern bir serflik (Orta Çağ Avrupa'sında toprağa bağlı, efendisine hizmet etmekle yükümlü ve toprakla birlikte alınıp satılan yarı hür köylü sınıfı) düzeninin yansımasıdır. Şehrin hangi arazisinin beton yığınına döneceği bilgisi önceden belirli çevrelere servis edilmektedir. İmar değişikliğinden hemen önce toplanan araziler bir gecede devasa değer kazanmakta; halkın ortak mirası olan topraklar bu baronların iştahına kurban edilmektedir. Bu gayriahlaki durumlara göz yumanlar, toplumun “itibarlı” iş insanları olarak protokollerin başköşesinde ağırlanmaktadır. Ahlakın tasfiye edildiği bu düzende servet sahibi olmak itibar için yeterli görülmektedir. 

  

Asıl işi vatandaşa hizmet götürmek olan belediyeler, bugün asli görevlerini terk etmiştir. En hayati ihtiyaç olan içme suyu konusunda bile aciz kalan belediyeler; iş festival ve konser düzenlemeye gelince aslan kesilmektedir. Altyapı yetersizliğinden şehri sele teslim eden yönetimler, bu beceriksizliklerini milyonluk sahnelerle örtmektedir. Devletin hazinesinden aktarılan paraların, altyapı yerine ahlaksızlık dozajı yüksek eğlencelere saçılması bir ihanettir. Eğer bir belediye yolu ve suyu yönetemiyorsa, o bütçeyi yönetme hakkına sahip değildir. Bu işler devletin valisi ve kaymakamı tarafından çok daha ciddi ve denetlenebilir bir şekilde yapılabilir. 

Belediyelerdeki bu fütursuzluğun sorumlusu, bu yetkileri sınırsızca veren sistemdir.

Mevcut kanunlar, yerel yöneticilere adeta birer "küçük kral" yetkisi tanımaktadır. Köklü ve ağır yaptırımları olan kanuni düzenlemeler şarttır.

Belediye başkanının mal varlığındaki her kuruşluk artışın hesabı sorulmadığı bir sistem, yolsuzluk üretmeye mahkumdur.

Siyasi zırhların arkasına saklanan bu baronların yetkileri tırpanlanmadığı sürece halkın cebinden çalınanlar, birilerinin lüks sofralarına meze olmaya devam edecektir. 

Yerel yönetimler, yandaşların istihdam kapısı ve rantın pay edildiği birer ganimet alanı olmaktan derhal çıkarılmalıdır.

Bir belediyede işe giren birinin kısa sürede sülalesinden zengin hale gelmesi, o kurumun bir "vurgun kapısı" olduğunun ispatıdır.

Halkın geleceğinden çalınan her kuruşun hesabı hukuk önünde sorulmalıdır.

Eğer devlet, bu derebeylikler üzerindeki denetim gücünü kullanmayacaksa, bu kokuşmuş düzeni sürdürmenin hiçbir mantığı yoktur. 

Vatandaş belediyeye gittiğinde hizmet yerine kibirle karşılaşıyorsa orada belediyecilik bitmiş, baronluk başlamıştır.

Konserlerle toplumu uyutan, festivallerle göz boyayan bu yapıların ıslahı mümkün görünmemektedir.

Ya bu sistemi tamamen değiştirin ya da bu kandırmacaya bir son verin.

Çünkü bu haliyle belediyeler, milletin sırtındaki en büyük ahlaki kamburdur.

Radikal bir çözüm üretilmediği sürece bu çark böyle dönmeye devam edecektir. 

Bugün yerel yönetimlerin geldiği nokta, bir hizmet yarışı değil, bir "kamu kaynağını ele geçirme" mücadelesidir. İmar ve ihale yetkileri, ehliyetten uzak ellerde birer şahsi servet aracına dönüşmüştür.

Kaymakamın imzasından korktuğu devlet, belediye başkanının imzasının peşine düşmüyorsa burada ciddi bir yönetim zafiyeti var demektir.

Belediye başkanları sadece seçim dönemlerinde hatırlanan figürler olmamalıdır. Aksi halde yerel demokrasi, her beş yılda bir yeni zenginler kulübü üyeleri üretmekten başka bir işe yaramayacaktır. 

Özellikle festivaller üzerinden dönen para trafiği, belediyelerin halktan ne kadar koptuğunun vesikasıdır.

Altyapı çökmüşken milyonluk sahnelerin kurulması vicdansızlıktır.

Devletin kasasından çıkan paraların, yöneticilerin şahsi reklam aparatına dönüştürülmesi kabul edilemez.

Eğer bu paralar temiz suya ve halkın refahına harcanmayacaksa, bu musluklar derhal kapatılmalıdır.

Belediye yönetimlerindeki bu ahlaki erozyon, toplumun tüm katmanlarını tehdit etmektedir. 

Sonuç olarak; bu kokuşmuş düzenin daha fazla sürdürülebilir yanı kalmamıştır.

Belediyeler, asli görevlerini unutup birer rant merkezi haline geldiği sürece halkın sırtındaki yük hafiflemeyecektir.

Ya bu sistem radikal bir biçimde kanunlarla yeniden düzenlenmeli ya da bu yetkiler tamamen merkeze devredilmelidir.

Halkın parasını tüketen bu “Belediye Baronları”na daha fazla alan açılmamalıdır.

Eğer neşter vurulmayacaksa bu tiyatroyu oynamanın bir manası yoktur.  

Çözüm nettir: Ya hukuk ya tasfiye. Kapatın gitsin! 

Artık mızrak çuvala sığmıyor.

Türkiye’nin dört bir yanından yükselen bu isyan, yağma düzeninin sonuna gelindiğinin haykırışıdır.

Devletin ciddiyeti ve halkın vicdanı bu talana seyirci kalmamalıdır.

Eğer hukuk işleyecekse, önce bu baronların kalelerinden başlamalıdır.

Ya şeffaf bir yapı; ya da sonlandırılmış bir yerel yönetim serüveni.  

Ara formüller artık kar etmiyor.

Bu kokuşmuşluk ancak sistemin tamamen değişmesiyle temizlenir.

Aksi halde, her gün yeni bir usulsüzlük haberiyle uyanmaya ve kendi vergilerimizle birilerinin sülalesini zengin etmeye devam edeceğiz. Kapatın gitsin! 

 KAYNAK: Ömer Naci Yılmaz. 

 

 

 

DİĞER YAZILARI SADAKAT ve MUTLU AİLE NİĞMETTİR  01-01-1970 03:00 HANTAVİRÜS SEMPTOMLARI YAYILIYOR  01-01-1970 03:00 MUTLULUĞU ÇOK ÖZLEDİK  01-01-1970 03:00 ÇÖL TOZU TÜRKİYEYE YAYILMAYA BAŞLADIMI? 01-01-1970 03:00 İSLAM ŞİİRİ  01-01-1970 03:00 SUSKUNLUK YOLUNDA SESSİZ ÇIĞLIKLAR VAR  01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’NİN SİLAH İMPARATORLUĞU GÜÇLENİYOR  01-01-1970 03:00 KURBANDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR  VE DOĞRULAR   01-01-1970 03:00 TÜRKİYE  DÜNYA BASINININ DİLİNDE  01-01-1970 03:00 DÜNYANIN KALBİ YAVAŞLIYOR TÜM DENGELER BİR ANDA ALTÜST OLACAKMIŞ  01-01-1970 03:00 MAYISTA TÜRKİYEYE KAR GELİYOR  01-01-1970 03:00 VATAN UĞRUNA CAN VERENLER  01-01-1970 03:00 500 TONLUK ÖLÜMLER BAŞLADI  01-01-1970 03:00 MÜSLÜMANLAR YENİDEN MÜSLÜMAN OLMALI  01-01-1970 03:00 DÜNYA SİYASETİ DEĞİŞİYOR  01-01-1970 03:00 TARİHİ GERÇEK İRANDA TÜRK HAKİMİYETİ  01-01-1970 03:00 BİR MİLLETİN KADERİNİ VİCDANI BELİRLER  01-01-1970 03:00 TÜRKİYEDE DEĞERLER SİSTEMİ ÇÖKTÜ  01-01-1970 03:00 İNSANLIK VEDA HUTBESİNİ ARIYOR  01-01-1970 03:00 .B.D. NİN KORKUSU: MİLLİYETCİLİK   01-01-1970 03:00 DEVLET ve TOPLUMU BEKLEYEN TEHLİKELER  01-01-1970 03:00 EĞİTİME YÖN VERMEK GEREK  01-01-1970 03:00 ALLAH’IN YARDIMI  01-01-1970 03:00 MARAŞTA OKUL BASKINI 9 ÖLÜ 20 YARALI  01-01-1970 03:00 İNSANLIĞI MAHVEDEN İLLET  01-01-1970 03:00 YOLSUZLUK YAPAN ÇALAN ÇARPAN ALÇAKTIR  01-01-1970 03:00 CANİ İSRAİL’İN  BİLİNMEYEN MASKESİ  01-01-1970 03:00 TÜRKİYENİN MAARİF MODELİ  01-01-1970 03:00 İNSAN OLMAK- OLABİLMEK  01-01-1970 03:00 VİCDANIN YÜKSELİŞİ  01-01-1970 03:00 ŞEREFLE BİTİRİLMESİ GEREKEN EN AĞIR GÖREV HAYATTIR   01-01-1970 03:00 1.NCİ KÖRFEZ SAVAŞINDAN BUGÜNLERE  01-01-1970 03:00 İRAN’A SALDIRI  ORTADOĞUYA SALDIRIDIR  01-01-1970 03:00 İSLAM PEYGAMBERİ  01-01-1970 03:00 KANOLA YAĞI NEDİR FAYDALARI ZARARLARI NELERDİR  01-01-1970 03:00 GAZETECİYE ZULÜM EDİLMEZ   01-01-1970 03:00 CANLAR KATLEDİLİYOR DÜNYA HALEN SUSUYOR    01-01-1970 03:00 FAİZ KISKACINDA BATIYORLAR  01-01-1970 03:00 EVDEKİ BEREKETİ ÇOĞALTMANIN EN GÜZEL YOLU   01-01-1970 03:00 İSLAM  01-01-1970 03:00 TÜRK MİLLETİ ve TÜRKİYE  ÇOK AKILLI OLMALIDIR  01-01-1970 03:00 İRAN’A SALDIRANLAR ORTADOĞU HAYALİ İÇİNDE   01-01-1970 03:00 VİCDANIN YÜKSELİŞİ  01-01-1970 03:00 KALBİMİZDEKİ BAŞKA AKLIMIZDAKİ  BAŞKA    01-01-1970 03:00 TÜRK’ÜN ÇANAKKALE GURURU   01-01-1970 03:00 İSLAM ALEMİNİN BAYRAMI HAYIRLARA VESİLE OLUR İNŞAALLAH   01-01-1970 03:00 İNSAN OLMAK- OLABİLMEK  01-01-1970 03:00 BİR BAYRAMA DAHA UYANACAĞIZ    01-01-1970 03:00 KADİR GECESİ'NİN  ANLAMI ve ÖNEMİ   01-01-1970 03:00 EĞİTİM ve ÖĞRETİMİN NERESİNDEYİZ  01-01-1970 03:00 DUALARIMIZI KABUL EYLE  YARABBİ   01-01-1970 03:00 ORUCUN FAZİLETİ  01-01-1970 03:00 PUTLARIN 01-01-1970 03:00 Z E K A T  01-01-1970 03:00 İRAN’A SALDIRI  ORTADOĞUYA SALDIRIDIR  01-01-1970 03:00 İSLAMİYET KAİNATA GÖNDERİLDİ  01-01-1970 03:00 KUL HAKKI ÇOK ÖNEMLİ  01-01-1970 03:00 MANEVİYAT ve SAĞLIK BULUŞUYOR  01-01-1970 03:00 TÜRK KÜLTÜRÜNÜ TANIYALIM  01-01-1970 03:00 İSLAMDA MANEVİYATIN DEĞERİ  01-01-1970 03:00 YOBAZLIK NEDİR NASIL OLUR? 01-01-1970 03:00 HAKİMİYET ve DEMOKRASİ  01-01-1970 03:00 İSLAMİYET KAİNATA GÖNDERİLDİ  01-01-1970 03:00 MÜNAFIKLIK ve KÜFÜR YOLLARI   01-01-1970 03:00 İSLAM ALEMİNİN YENİDEN MÜJDECİSİ   01-01-1970 03:00 HAYATIMIZI MANEVİYATLA SÜSLEMEK  01-01-1970 03:00 RAMAZAN’IN ÖNEMİ  01-01-1970 03:00 RAHMET PINARINI YAŞAMAK  01-01-1970 03:00 NEFİSLERİ İSLAH ETMEK   01-01-1970 03:00 FAİZ NASIL DOĞDU KİM İCAD ETTİ? 01-01-1970 03:00 HZ.NUH’UN GEMİSİNİ YÜZDÜREN SU  01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’NİN YERLİ ÜRETİM GÜCÜ  01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE DİN EĞİTİMİ  01-01-1970 03:00 YARADILIŞTAKİ MÜKEMMELLİK  01-01-1970 03:00 NEREYE SÜRÜKLENİYORUZ BELLİ DEĞİL  01-01-1970 03:00 DOĞRULUKTAN AYRILMA   01-01-1970 03:00 AMERİKANIN YAPTIĞI KATLİAMLAR  01-01-1970 03:00 İSLAMDA SÜNNET YOKTUR DİYENLER OKUSUN  01-01-1970 03:00 DÜŞMANLARIMIZ DEĞİŞİYOR  01-01-1970 03:00 RAMAZAN GELİYOR ÇOK ŞÜKÜR  01-01-1970 03:00 İNSAN, İNSANI KISKANMAMALI   01-01-1970 03:00 PARANIN ALAMAYACAĞI GÜÇLER  01-01-1970 03:00 BAKIŞ AÇINI DEĞİŞTİR  HAYATIN DEĞİŞSİN   01-01-1970 03:00 GERÇEK VATAN SEVGİSİ NASIL OLMALI  01-01-1970 03:00 AMENTÜ’NÜN ÖNEMİ  01-01-1970 03:00 VATAN SEVDASI  01-01-1970 03:00 İNSANLIĞA ÜÇ MESAJ  01-01-1970 03:00 DUA HALİNDE BİR ÖMÜR  01-01-1970 03:00 EĞİTİMLE GÜZELLEŞEN HAYATIMIZ  01-01-1970 03:00 DEPREMİN ÖTEKİ YÜZÜ  01-01-1970 03:00 İNSANIN İBLİS HALİNE DÖNÜŞÜ  01-01-1970 03:00 CUMHURİYET İSLAMİ YÖNETİM  ŞEKLİDİR  01-01-1970 03:00 ALLAHIM  01-01-1970 03:00   FİLİSTİN VE İSRAİL GERÇEĞİ  01-01-1970 03:00  CENAB-I HAKK’IN NAZARGAHI  01-01-1970 03:00 MİLLETE ADANMIŞ ÇİLELİ BİR HAYAT  01-01-1970 03:00 FITRAT ÜZERİNE YAŞAMAK  01-01-1970 03:00 GÖNÜLLER DAR OLMASIN  01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA GELENLER  01-01-1970 03:00 CANIM VATANIM CANIM TÜRKİYEM  01-01-1970 03:00 AY YOLCULUĞU A.B.D. YALANI  01-01-1970 03:00 SAKIN BUNLARI ALIP YEMEYİN  01-01-1970 03:00 HZ.ÖMER’İN ÖRNEK HAYATI  01-01-1970 03:00 MİLLİ MÜCADELENİN BİLİNMEYENLERİ  01-01-1970 03:00 CANIM VATANIM CANIM TÜRKİYEM  01-01-1970 03:00 SEVAD-I AZAM ve HÜRRİYET  01-01-1970 03:00 HER GÜNE BİR İYİLİK SIĞDIR  01-01-1970 03:00   DÜNYA İMTİHAN DÜNYASIDIR  01-01-1970 03:00 HERŞEY YARADAN HAKKIN EMRİNDEDİR  01-01-1970 03:00 KUR’AN-I KERİM HAYAT REHBERİDİR  01-01-1970 03:00 MİLLİ YARAMIZ VAR  01-01-1970 03:00 GÜL ve ÖMÜR 01-01-1970 03:00 MİLLİ BİRLİK ŞARTTIR  01-01-1970 03:00 HAYAT ÇOK KISA  01-01-1970 03:00 İNSAN ve İNSANIN ÖZÜ  01-01-1970 03:00 KALB’LERE SEVGİ DOLSUN  01-01-1970 03:00 KOSKOCA MEDENİYET PARAM PARÇA  01-01-1970 03:00 DOĞUNUN UYANIŞI İLE BATININ  KORKUSU NİHAYET BAŞLADI   01-01-1970 03:00 HÜRRİYET’İN DEĞERİ  01-01-1970 03:00 ŞEHİTLERE VEFA BORCU  01-01-1970 03:00 KUR’AN-I KERİM HAYAT REHBERİDİR  01-01-1970 03:00 HER GÜNE BİR İYİLİK SIĞDIR  01-01-1970 03:00 HUZUR “İSLAM”DADIR  01-01-1970 03:00 İMAN YOLUNDA DOĞRU OLMAK GEREK  01-01-1970 03:00 TARİH DİYE YALAN YAZILMAZ  01-01-1970 03:00 KAN AĞLAYAN TÜRK DÜNYASI  3.NCÜ ve SON BÖL.  01-01-1970 03:00 KAN AĞLAYAN TÜRK DÜNYASI -2.NCİ BÖL.  01-01-1970 03:00 KAN AĞLAYAN TÜRK DÜNYASI -1 01-01-1970 03:00 GÖZ RAHATSIZLIĞININ PERDE ARKASI 3.NCÜ ve SON BÖLÜM 01-01-1970 03:00 GÖZ RAHATSIZLIĞININ PERDE ARKASI  2.NCİ BÖL.  01-01-1970 03:00 GÖZ RAHATSIZLIĞININ PERDE ARKASI 1.NCİ BÖL.  01-01-1970 03:00 DOĞUNUN UYANIŞI İLE BATININ  KORKUSU NİHAYET BAŞLADI   01-01-1970 03:00 5 BİN YILLIK TARİH DİM DİK AYAKTA  01-01-1970 03:00 KUNDAKTAKİ BEBEKLER ÖLDÜRÜLDÜ  01-01-1970 03:00 YARADANI ZİKRETMEK  01-01-1970 03:00 A ve B TİPİ KİŞİLİKLER  01-01-1970 03:00   KİŞİSEL GELİŞİM ÇOK ÖNEMLİ  01-01-1970 03:00 KELİME-İ ŞAHADET  01-01-1970 03:00 MİLLETLER DEĞERLERİYLE YAŞAR  01-01-1970 03:00 ALLAH’A KULLUK EDEBİLMEK  01-01-1970 03:00 KAPİTALİST SOYGUNLARI  01-01-1970 03:00 KELİME-İ ŞAHADET  01-01-1970 03:00 TEFEKKÜR ve HAYAT  01-01-1970 03:00 AMACINA İYİ SARIL   01-01-1970 03:00 K A Y B E T T İ K  01-01-1970 03:00 TÜRK KÜLTÜRÜNÜ  TANIYALIM  01-01-1970 03:00 HOCALI KATLİAMININ İÇ YÜZÜ   01-01-1970 03:00 KUR’AN İNSANLIĞI YAŞATIYOR  01-01-1970 03:00 MÜSLÜMANLARA  YAPILAN ZULÜM ve İŞKENCELER  01-01-1970 03:00 KORKULARIMIZ  01-01-1970 03:00 AMACINA İYİ SARIL   01-01-1970 03:00 SULTAN ALPARSLAN’IN IŞIK TUTAN SÖZLERİ   01-01-1970 03:00 KUR’AN İNSANLIĞI YAŞATIYOR  01-01-1970 03:00 GENÇLİK KÜLTÜRÜNDEN KOPARILIYOR  01-01-1970 03:00 HUZURU KENDİMİZ KAYBEDİYORUZ  01-01-1970 03:00 VİCDAN ve İNSAN  01-01-1970 03:00 ALLAH’A SITK İLE BAĞLAN BU DÜNYA BOM BOŞ  01-01-1970 03:00 KORKULARIMIZ  01-01-1970 03:00 ÇIPLAK GEZMEK MODA OLDU  01-01-1970 03:00 VİCDAN ve İNSAN  01-01-1970 03:00 ALLAH’A KULLUK EDEBİLMEK  01-01-1970 03:00 ADALETİ YAŞATIN HERKESE  LAZIM   01-01-1970 03:00 HAYAT GERÇEKLERİ  01-01-1970 03:00 KAPİTALİST SOYGUNLARI  01-01-1970 03:00 DÜNYADAKİ “TÜRK” NÜFUSU  01-01-1970 03:00 DEĞİŞİMİN İÇ YÜZÜ  01-01-1970 03:00 HUZURU KENDİMİZ KAYBEDİYORUZ  01-01-1970 03:00 DOĞRULUK ve SAMİMİYET  01-01-1970 03:00 HUZURU KENDİMİZ KAYBEDİYORUZ  01-01-1970 03:00 HAYAT GERÇEKLERİ  01-01-1970 03:00 GENÇLİK KÜLTÜRÜNDEN KOPARILIYOR  01-01-1970 03:00 TOPLUM ÇÜRÜYOR  01-01-1970 03:00 GENÇLİK KÜLTÜRÜNDEN KOPARILIYOR  01-01-1970 03:00       DOĞRULUK ve SAMİMİYET  01-01-1970 03:00 DEĞİŞİRKEN KİRLENİYORUZ  01-01-1970 03:00 VİCDAN ve İNSAN  01-01-1970 03:00   AİLE KÜLTÜRÜ ve HUZUR  01-01-1970 03:00