“Başyücelik” devletinde 7-12 yaş arasında beş yıllık ilkokul mecburidir. 12-17 yaş arasında orta okul, devlette görev almak, memur olmak isteyenler ve yüksek tahsil için mecburidir. Orta tahsile karşı özür beyanı, ancak köylü, rençber, düz işçi ve benzerlerinin hakkıdır.
“Başyücelik” devletinde ceza ölçüsü, asla yapılmaması gereken dinin yasakladığı hareketlerin sırf yapılamaz olmasını temin için konmuş kat’î mânialardır.
“Başyücelik” devletinde şehir, köy, mâbed, mektep, yol, inzibat, ordu, sağlık, güzellik, mahkeme, işçi, tüccar, hazine, politika, kafa ve ruh; İslâm ve onun etrafında her şey. Yani, ilk insanın yaratılışından kıyamete kadar Allah’ın Peygamberleri vasıtasıyla insana ve tabiat dahil yarattıklarına yönelik Farz ve Haram buyrukları nasılsa öyle. Uygulamada serbest olunan meselâ mâbedin “..içine her girenin birer ipek eldiven kadar ince ve hafif namaz ayakkabılarını giydiği...”
Meselâ inzibat, insanı potansiyel suçlu görmeyen “anne koynundaki ılık emniyet ve selâmet iklimi...”
Meselâ şehir, medeniyetin temel şartı olan şehirlerin öncelikle ve kesinlikle plânı olacak, bu bir imar plânı değil, şehir plânı. Ve yapıldığı şehrin karakterini yansıtan plânlar olacak, yönetmelikleri merkezden buyrulan değil, yerel kaynaklar göz önüne alınarak mahallinde hazırlanmış, yörenin doğal kaynakları ve inşa şekilleri düşünülerek düzenlenecektir. Yani; aynı elden çıkıyorsa “bir insan imzasına ne kadar benzemese benzemesin,, bir şehir kendi ‘şehir plânına’ kesinlikle benzeyecek!...”
DİSTOPYA ÖRNEĞİ; BİZ
Ne zaman robot, yapay zeka yahut mükemmellik arz eden bir sistem veya benzeri makineleşmeden söz edilse Necip Fazıl’ın konferanslarında anlattığı Çarli Çaplin’in Yeni Zamanlar filminden anlattığı bir sahneyi hatırlarım. Şöyle;
“Lenin, komik Şarlo için demiş ki,
“-Dünyada aradığım, özlediğim, özendiğim tek adam Çarli Çaplin’dir.
“Halbuki, Şarlo’nun dehâsı -Ona diledikleri kadar komünist desinler, materyalist makine görüşüyle alay eden ve isteyerek veya istemeyerek ruhçu değerlere kaçan soydandır. Yeni Zamanlar filminde Şarlo, materyalizmin makineyi azizleştirici görüşünü kepaze etmiştir.
“Bir kolu işçiyi yedirmeye, bir kolu da onun ağzını silmeye mahsus olan makinenin yemek yedirme kolu bozulur, kol havada çalışır ve yemekler yere dökülür. Öbür kolu da gelip aç adamın ağzını siler. Yirminci asrın putu sıfatıyla insan tahakkümünden sıyrılmış olan makinenin hakikatte aptallığını, hiçbir misal bundan daha keskin canlandıramaz.”[1]
Yevgeni Zamyatin (1884-1937) Rusya’da Don nehri yakınlarında, Lebedyan bölgesinde doğmuş, Fransa’da (Paris) ölmüştür. Roman 1920 yılında yazılmasına rağmen İngiltere’de 1924 yılında basılabilmiştir. Rusya’da ise ancak 1988 yılında...
Eleştirmenler tarafından “Her devrin muhalifi, Çağın vebalısı”[2] vb isimlerle değerlendirilen Yevgeni Zamyatin’in Biz romanının kısa özeti; makine ön plana çıkarılarak insanın makineleştirilmesi çabasının eleştirisi. Yevgn. Zamyatin bunu; “Devlet ömrünü dolduracak, görevlerini tamamlayacak, ama elbette ölmeye razı olmayacaktır; derken yine yıldırımlar, boranlar, yangınlar... O ılımlı evrimi gümbür gümbür bir “d” ile ilelebet taçlandıracak kanun işte budur... (Sadece) filozof aptal olmak zorunda değil, okur da aptal olmak zorunda değildir. Yalnızca yürümeyi, yalnızca uygun adım gidebilmeyi değil, uçmayı da bilenlere yazdım.” dediği “Biz Romanına Önsöz”de söylüyor.
İdeal bir düzen denince Platon geliyor akla fakat Esseyyid Abdülhakim Arvasi Efendi Hazretleri Rabıta-i Şerife[3] isimli kitabında bu bahse dair “Eflatun (Platon) Sokrat, Aristo, Calinos, Fisagores, Batlamyos gibi Yunan hükeması, bunlardan evvel veya sonra gelen hakimler, İskenderiye Medresesi, Roma Hukuku, Berahime, Buda vesair hukukların hepsi tahrif yoluyla, başka bir ifadeyle çalınarak, (demek oluyor ki, Platon’un Devleti de) peygamberlere gönderilen kitaplardan alınmıştır.” diyor.
Fikir adamları kaynakları açık veya kapalı düşüncelerini ütopik sistemler halinde ifade etmişlerdir. Öte yandan kendince mükemmel olarak ifade edilen ütopik sisteme yönelik eleştiriler distopyanın ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Anlaşılacağı üzere distopya ütopyadan beslenecek ve onun olumsuz yönlerini hikaye edecektir.
Biz, D-503’ün günlüğüdür. Bu günlük aslında sisteme en büyük eleştiridir. Her şeyin matematikten ibaret olduğu bir toplumda, kişisel bir günlük...
D-503, 26. yüzyılda İyiliksever/Velinimet’in idaresindeki Tek Devlet yaşamını okura şu şekilde anlatır. “Biz milyonlar her sabah altı tekerlek şaşmazlığıyla aynı saatte, aynı dakikada yek vücut uyanırız. Tek bir milyon olarak aynı saatte çalışmaya başlar, tek bir milyon olarak aynı saatte işi bitiririz.
Roman, o bölümün özeti olabilecek bir takım Kelimeler/cümlelerden ibaret “plan” başlıkları olan 40 adet Kayıt’tan oluşturulmuştur. Kısa kısa tanımlar (sözlük yerine) şöyle:
İNTEGRAL- Uzay aracı, D-503’ün günlüğü olan “Biz” romanı ile yazabilen herkesin “Tek Devlet”in güzelliği, yüceliği üzerine incelemeler, şiirler, bildiriler methiyeler ya da kaleme alınan başka yapıtları başka gezegenlerdeki meçhul (belki de özgürlük denen o yabani durumda yaşayan) varlıkları aklın esirgeyici boyunduruğuna sokmak için götüreceği araç.
TEK DEVLET- Sınırları Yeşil Duvar’la çevrili, Velinimet/İyiliksever tarafından yönetilen, içinde yaşayanların makineleşerek “numara” ile ifade edildiği, herkesin kaldığı şeffaf cam hücrelerde koruyucular ve birbirleri tarafından izlenebildiği, bundan bin yıl önce bütün yerküreyi egemenliği altına almış olan tek devlet.
VELİNİMET/İYİLİKSEVER- Tek Devlet’in açık oy ile seçilmiş yöneticisi, hakimi, koruyucusu...
D-503- Matematik profesörü, İntegral’in 1. Mühendisi, Başmühendis. “Biz”in baş kahramanı...
I-330- Tek Devlet yönetimine, uygulamalarına muhalif, direnişçi kadın, muhalif görüşleri ve D-503’ün İntegral’in başmühendislik konumu nedeniyle onun metresi.
O-90- D-503’ün kayıtlı olduğu kadın, boyu 10 cm kısa olduğundan çocuk yapma hakkı yok, ancak bunu yapar ve D-503’ün yardımiyle Yeşil Duvar’ın ötesine geçirilir.
R-13- D-503’ün eski dostu, Tek Devlet’te herkesin tanıdığı zenci dudaklı şairdir.
U- Evde, yani cam apartmanın lobisinde kontrolör kadın...
S-4711- İki büklüm bir harf, Tek Devlet için çalışan, müfettiş, istihbaratçı ajan...
NUMARA- Tek Devlet’te yaşayanların her biri, fertler... Sayısı 10.000.000
VAHŞİ EĞRİ- Tek Devlet’in haricindeki bütün bir kâinat..
ASİMPTOT; DOĞRU- Hayâlin, gizliliğin olmadığı, hayatın saat çizelgesine göre ayarlandığı, annelik standartlarının uygulandığı, sınırı Yeşil Duvar olan Velinimet/İyiliksever egemenliğindeki Tek Devlet’in geometrik ifadesi.
BİZ- D-503’ün Tek Devlet’teki yaşamına dair ve İntgral’in inşası sürecinde gördüklerini, düşündüklerini kaydettiği notların, romanın adı. “Yalnızca gördüklerimi, düşündüklerimi buraya kaydetmeye çalışacağım - daha doğrusu bizim ne düşündüğümüzü (evet, tam olarak, biz. Öyleyse, bu BİZ de kayıtlarımın başlığı olsun)”
YEŞİL DUVAR- Tek Devlet’in, ardındaki yabani, görünmez düzlüklerden ayıran sınırı
İRRASYONEL KÖK EKSİ BİR- Matematik profesörü olan D-503’ün öğrenciliğinden bu yana kavrayamadığı, herhangi bir sayı ile oranlayamadığı dolayısiyle Tek Devlet yasalarına uygun ama kendince hastalıklı bulduğu karşılaşmalar, düşünceler canlandığı zamanlar kendisini yalnız bırakmayan bir problem, can sıkıcı mesele... Evet, distopya zor...
[1] Kısakürek, Necip Fazıl, Çepçevre Sosyalizm, Komünizm ve İnsanlık, Büyük Doğu yayınları, Bütün Eserleri 20, 1985 s. 97-98
[2] Tarkan, Tufan, Yevgeni Zamyatin / Her çağın vebalısı ttufan@gazeteduvar.com.tr
[3] Kısakürek, Necip Fazıl ( Esseyyid Abdülhakim Arvasi Efendiden sadeleştiren) Rabıta-i Şerife, Büyük Doğu yayınları, Bütün Eserleri 56, 15. Basım, 2012, s. 127