DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Mehmet Kasap
Mehmet Kasap
Giriş Tarihi : 26-11-2025 11:33

BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-6

Yine Kılık; Kravat, pantolon ve şapka; Ruh; boynuna, paçasına ve başına geçireceğini taklitle almaz, kendisi bulur.

Köy İmamı; Büyük Doğu ideâlinin köy imamı, köy öğretmeni ve köy muhtarından ibaret üçüzü, köy hükûmetinde; imam ruh, öğretmen kafa, muhtar da el... Ve kuvvetler tam bir işbirliği âhenginde...

Subay; Büyük Doğu ideâlinin subayı, büyük fikir, dâva ve politika ocağı “Yüceler Kurultayı” emrinde, dimağa bağlı eldir. Büyük velî İmam-ı Rabbanî Hazretlerinin ifadesiyle, “yıkayıcı elinde ölü” gibi itaatli... Büyük Doğu ideâlinin subayı, günlük politikayla uğraşmayı, kılıcında kırık gibi, hüsran ve falâket sayar.

İşçi; Mü’min sermayenin işçisi mazlum ve haksızlığa mahkûm olmaz. Mü’min işçi ise cemiyet içinde ayrı bir sınıf olmak imtiyaz ve istirmariyle nefsine hakimiyet tanıyamaz ve her zümreyle beraber Hakka mahkûm olduğunu takdir eder.

Sermaye ve Patron; İslâmın şeriatte “Seninki senin, benimki benim!” hükmü, ferdi mülkiyet hakkını tespit ettiğine, tarikatte “Seninki senin, benimki de senin!” ölçüsü de ahlâk plânında kefalet belirttiğine; hakikatte ise “Ne seninki senin, ne benimki benim; hepsi Allah’ın!” düsturu her şeyi kökünden hall-ü fasl eylediğine gör, bu çerçeve içindeki sermaye, patron, kâr ve mülkiyet hakkına, topyekûn bütün sistemler ve emekçiler kurban olsun...

Fabrika; Büyük Doğu idealince eşya ve tabiatı teshir gâyesinin remzi olan fabrika, hiçbir cihaz, âlet, yedek parça, akaryakıt ve muharrik unsurunu dışardan getirtemez. Bu imkânın doğacağı ve bir “devr-i daim” nizamında gireceği güne kadar da hiçbir makineleşme ve sınaî istihsale gerçek göziyle bakılamaz.

Vesaire; Büyük Doğu idealinin pratikteki şekilleriyle dünyası, bir sefa çerçevesi değil, ilâhi aşk ve gâye uğrunda bir cefa çevresidir.

İdeolocya Örgüsü ve Başyücelik emirleri, başta Türkiye bulunmak üzere hiçbir memleketin temel nizamlarını kendi ruhundaki nizamla değiştirmek ve bunun propagandasını yapmak gibi ameliye plânında bir maksat gütmez; sadece yine başta Türkiye bulunmak üzere topyekûn insanlığa, içinde bulunduğu halin tahlili ve tenkidi zâviyesinden, muhtaç bulunduğu nizamı, saf fikir, tasavvur ve nazariye plânında ve hiçbir kanunun suç biçemediği şekilde göstermekle kalır.

İdeolocya Örgüsü’nün bu âna kadar görülenlerle, bundan sonra görülecek kısımlarına bu gözle bakmak lâzımdır.

Da, şaşı bir göz nasıl görür, bir de buna bakalım;

 İdeolocya Örgüsü’nün “düşünsel karakteristiği”ne ilişkin olarak, burada öngörülen düzenin demirden bir disiplin içinde yürütülmek üzere tasarlandığı, bu düzenin devleti öne aldığı, bireyin devletin hizmetine verildiği, işlenen suçlar için şiddetli cezaların uygulandığına ilişkin eleştiriler de getirilmiştir. Eleştirilerin gerekçesinde Üstad’ın felsefede rasyonalist damarın mensubu olduğu,

Üstad’ın mekanizme (Evrende her şey nedensellik ilkesine göre oluşmuştur.) karşı olmasına rağmen öngördüğü toplum düzeninin bir mühendislik ürünü olduğu, böylelikle toplumsal ve siyasal düzenin planlamacı bir zihniyetle inşa edilmek istendiği, bunun da aynı zamanda geleceği belirlenmiş bir modeli esas aldığı, dolayısiyle gene son tahlilde, rasyonalist telakki tarzının geleceği şimdiden tayin etmek isteyen zihniyetin tezahürü olduğu şeklinde süren eleştiriler şu şekilde devam etmektedir. 1930’lu yıllar doğuda sosyalist/komünist düzenin, batıda faşizm ve nazizmin ortalığı kasıp kavurduğu bir dönemdir. Üstad’ın rasyonalist kafasının yansıttığı idealizmin, kökende askeri eğitim almış olan bir zihniyete uygun düşeceğidir. Ancak meselâ Maverdi’nin devlet örgütlenmesini öngören El-Ahkâm-ı Sultaniye’si ile İdeolocya Örgüsü’nün karşılaştırıldığında, birincisi olanı tasvir etmeye teşebbüs ederken, İdeolocya Örgüsü olması gerekeni hedef almaktadır. İdeolocya Örgüsü’nün belki yadırganacak yanının da burada ortaya çıktığı, oysa İslâm’ın aslında apiriori (Önsel, deneyle kanıtlanamayacak olgular.) bir devlet düzeni

öngörmemesine rağmen, Üstad böyle bir devlet tasavvurundan yola çıkarak buradan ütopik bir modele ulaşmıştır.[1]

İdeolocya Örgüsü’nde Üstad, meselâ İslâm ve Devlet bahsinde diyor ki; “İslâm devlete, ruhun uzviyete yapışık olması gibi sımsıkı bağlıdır; asla ayrılmaz ve onsuz uzviyet düşünülemez..” ve “İslâmda idare şekli yok, idare ruhu vardır; ve ulvî ve münezzeh İslâmiyetin, saltanat, cumhuriyet vesaire gibi toprak seviyesinde kalan basit ve iptidai şekil ve kadro tercihlerine karşı herhangi bir alâkası mevcut değildir. O, (...askeri eğitim almış olan bir zihniyete uygun düşer mi bilinmez ama m.k.). Hakka esir bir fert hükümranlığını, başıboşluğa mahkûm bir hürriyet idaresinden üstün tutar; fakat en seçkin cemiyet temsilcilerinin meşveret (danışma, istişare) idaresini hepsinden üstün görür.

Öte yandan İslâm’ın devletleşmesinde önemli katkıları olan Emeviler Döneminin başlangıcında şu şekilde düşüncelerin ortaya çıktığı da bilinmektedir:

 "Kur'an ve Hz. Peygamber, neden kendisinden sonraki sistem ve kişi hakkında bir önermede bulunmamıştı?" Bu soru kafasına takılmıştı, (Ebu Süfyan’ı kastediyor) ama cevabın ne kadar önemli olduğunu göremiyordu. Sadece bu sorunun cevabının tam olarak ortaya çıkmasıyla, kendisinin çizeceği yolun daha bir belirgin hale geleceğini hissediyordu. Bu sorunun cevabını, Necran'da azatlı kölesi Esved'i soluklanması için kabul ettiği odasındayken birden çok açık bir biçimde buldu. İçinde bulundukları oda; içindeki eşyalar, penceresi ve kapısıyla bir evin parçası olduğunu algılamamıza neden oluyordu. İnsanlar odanın, bir oda olduğunu anlamak için bu gözlemlediğimiz eşyalara bakıyorlardı. Halbuki odayı oda yapan şey, içindeki boşluktu. İçindeki eşyalar ya da nesneler değil... Başka başka evlerdeki başka başka odalar da, içindeki eşyalar ya da nesneler nedeniyle birbirine benzemiyordu. Gerçekte ise içinde bulunduğumuz havayı bu gördüğümüz şeylerle çevirerek bir odaya sahip oluyorduk. Yani boşluk daha önemliydi, ama insanların bunu görmeleri kolay değildi. Çok basit bir gözlem olmasına rağmen, bu bakış açısı çok da kolay ve anlaşılabilir değildi. İşte Kur'an ve Hz. Peygamber, bize bu boşluğu vermişti. Bu boşluğu nasıl çevireceğimizi ise biz belirleyebilirdik. Boşluğu neyle çevirirsek, bizim odamız da o olurdu. Toplumlar bizden önce birçok iktidar biçimleriyle karşılaşmışlar ve bizden sonra sünnet oluşsaydı, bu toplumların gelişmesine ve çeşitliliğine son verip, ayette veya sünnette bildirilmiş sistemi mutlak hale getirecekti. Halbuki bunun yerine sadece "... ulu'l emr'e uymak" tan bahsedilerek, yöneticilerin hangi rejimde olursa olsun Müslümanları idare edebileceği bildirilmişti. Bir başka deyişle Müslümanlar, her türlü rejimde yaşayabilirlerdi. Yani monarşi, Kur'an'a ve sünnete aykırı düşmüyordu.”[2]

            Burada Esseyyid Abdülhakim Efendi Hazretleri’nin, (Bir devirde) Yargıtay üyelerinden, tanınmış birinin sualine verdiği cevabın giriş bölümünü bir takım eleştirilere de cevap olması bakımından alıyorum:

           “Sualler çok derin ve geniş olduğundan cevapların da mevzua uygun olması için delilli, esaslı ve doğru yazılması icap eder. Bu cevabın çok tedbirli ve dikkatli bir şekilde takip edilmesi lâzımdır. Gelip geçmiş bütün âlimlerin, âkillerin, fazılların çok üstünde olan Muhiddin-i Arabî’nin keşfine, tahkikine ve tetkikine göre kâinatın, ulvisinden süflisine ve yaradılışından yok oluşuna kadar yüzyirmidokuz milyar altıyüz milyon senelik ömrü vardır. Mahlûkatın en kâmil ve en şereflisi olan insanların babası Hazret-i Âdem’in hilkâtı üzerinden de üçyüzon bin yıl kadar bir zaman geçmiştir.


[1] Özdenören, Rasim, İdeolocya Örgüsü’nün düşünsel karakteristiği, Yeni Şafak 25.05 2006

[2]  Kaya, Ahmet Fahri, Ebu Sufyan "Teblig Dininden Fetih Dinine Dönüşümde Bir Stratejist" ı. Baskı: Eylül 2018, Hemen Kitap - 75

 

 

Mehmet Kasap

Mehmet Kasap

DİĞER YAZILARI BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-16 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-15 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-14 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-13 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-12 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-11 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-10 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-9 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ”“İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-8 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-7 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-5 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-4 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-3 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-2 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-1 DEPREM
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1GALATASARAY3477
  • 2FENERBAHÇE3474
  • 3TRABZONSPOR3469
  • 4BEŞİKTAŞ3460
  • 5RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ3457
  • 6GÖZTEPE3455
  • 7SAMSUNSPOR3451
  • 8ÇAYKUR RİZESPOR3441
  • 9TÜMOSAN KONYASPOR3440
  • 10KOCAELİSPOR3437
  • 11CORENDON ALANYASPOR3437
  • 12GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ3437
  • 13KASIMPAŞA3435
  • 14NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ3434
  • 15İKAS EYÜPSPOR3433
  • 16HESAP3432
  • 17ZECORNER KAYSERİSPOR3430
  • 18MISIRLI3430
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA