DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Mehmet Kasap
Mehmet Kasap
Giriş Tarihi : 04-12-2025 12:09

BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-14

              ÜÇGEN- R-13, O-90 ve D-503’ün oluşturduğu üçgen. R ve D O-90’a kayıtlılar.. “O-90, R-13’e baktı; sonra apaçık, yuvarlak gözlerini bana dikti, yanakları hafifçe kızarınca kuponlarımızın zarif, heyecan verici rengine bürünmüştü.

            -Aslında bugün ben... Bugün ona gitmek için kupon almıştım -diye R’yi, gösterdi. -Ama akşama işi çıkmış- o yüzden...

            “Ş”- R-13 boğulur gibi konuşur; sözcükler ağzından adeta fışkırır, kalın dudakları arasından püskürür; her bir “ş” fıskiye işlevi görür, hele “şairler” derken ortalığı sular seller götürür.

            YAMBLAR VE HOREY- Yamb ve Horey, özellikle epik şiirde ölçü adlarıdır. Yamb’da vurgu ikinci ya da her iki hecededir; Horey’de ise vurgu ilk hecededir.

            ÖZGÜRLÜK-MUTLULUK- (R-13) Biliyorsunuz eskilerde bir cennet efsanesi vardır. O aslında bizi anlatır, bugünü. Düşünsenize bir. Cennettekilere iki seçenek sunulmuştu: Ya özgürlüksüz bir mutluluk, ya mutluluksuz bir özgürlük, üçüncü bir seçenek verilmemişti. O aptallar ise özgürlüğü seçtiler; sonrası malûm, asırlar boyu pranga özlemi çektiler. Hep prangalarla ilgiliydi ya dünyanın perişanlığı..

            Özgürlük ile suç birbirine kopmaz biçimde bağlıdır, tıpkı... evet tıpkı aero’nun hareketi ile hızı gibi. Aero’nun hızı 0 (sıfır) olursa, hareket etmez, insan özgürlüğü 0 (sıfır) olursa suç işlenmez. Bu apaçık. İnsanı suçtan kurtarmanın tek yolu, onu özgürlükten kurtarmaktır.

            MELEK-KORUYUCU- “Ne güzeldir, birinin seni en ufak hatadan, en ufak yanlış adımdan şefkatle koruyan uyanık bakışlarını üzerinde hissetmek. Varsın biraz duygusal görünsün, aklıma yine o analoji geliyor. Eskilerin düşledikleri şu koruyucu melekler. Eskilerin ancak düşünü kurabildiği ne kadar çok şeyi biz yaşamımızda maddileştirebilmişiz !...

            Buralara, içimizde bir yerlere gizlenmiş Koruyucu kalabalığı onuruna da aynı tezahüratlar yapıldı. Belki de eski insanlar herkese doğduğu andan itibaren eşlik eden o zarif ama korkutucu “melekleri” düş dünyalarında yaratırken tam da bu Koruyucuları öngörmüşlerdi, kim bilir?

            MEFİ- Ölülere sunulan adaklar ve tanrılara sunulan kurbanlar... “....matkaplariyle hızlı hızlı içimi oymaya başladı, derinlere indi ve oradan bir şey çıkardı. Sonra sol kaşını kaldırdı, kaşiyle “Mefi” yazısının sallandığı duvarı işaret etti. Gülümseyişiyle ağzının kenarında beliren küçük kuyruk gözüme çarptı, çok şaşırmıştım, neredeyse neşeli bile denebilirdi. Tabii, şaşılacak ne var? Her doktor, bir hastalığın kuluçka döneminin usandırıcı, ağır ağır yükselen hararetindense her zaman döküntü ve kırk derece ateşi tercih edecektir: Çünkü o durumda hiç değilse nasıl bir hastalığın olduğu açıktır. Bugün duvarlardan sarkan “Mefi” yazısı, bir döküntü. O gülüşü gayet iyi anlıyorum.   

            RUH- Yüreğimdeki keskin, fiziksel acıyı şu anmış gibi hissediyorum ve ne düşündüğümü anımsıyorum: Fiziksel olmayan nedenlerden fiziksel bir acı doğabiliyorsa, apaçık ki.

            Sanki bir kalın camın ardından bakar gibiydim; sonsuz büyüklükte ama aynı zamanda da sonsuz küçüklükte, akrep biçimli, gizli ama hep hissedilen eksi iğnesiyle bir şeyi; karekök eksi bir. Belki de bu benim “ruhumdan” başkası değildir; ben de tıpkı eski çağların efsanevi akrebi gibi kendimi bile isteye sokarak her şeyi...

            TAYLOR EGZERSİZLERİ- Taylor'a göre, fabrika yönetiminin görevi, işçinin işi yapmasının en iyi yolunu belirlemek, uygun araç ve eğitimi sağlamak ve iyi performans için teşvikler sağlamaktı . Her işi kendi hareketlerine ayırdı, hangilerinin önemli olduğunu belirlemek için bunları analiz etti ve işçileri bir kronometreyle zamanladı. Gereksiz hareketler ortadan kaldırıldığında, makine benzeri bir rutin izleyen işçi çok daha üretken hale geldi.

            ODİTORYUM- Masif camlardan yapılma, gün ışığiyle dolup taşan devasa bir yarım küre. Küre şeklinin asaletini dışa vuran, pürüzsüz tıraş edilmiş kafaların oluşturduğu dairesel sıralar. Tek Devlet’te oditoryum sayısı 1500 adet.

            ENTROPİ-ENERJİ- (I-330); “Biz kim miyiz, biz Mefi’yiz; istediğimizse...

                                           (D-503); “Hayır bir dakika, Mefi mi? Mefi ne demek?

                                           (I-330); Mefi mi? Eski bir isim... Hani...

Anımsıyorsundur: Oradayken, taşın üzerinde genç bir adam sureti vardı... Ya da hayır; Sizin dilinizle anlatayım, daha çabuk anlarsın. Şöyle: Dünyada iki güç vardır, entropi ile enerji. Biri saadet ve huzura, dengenin getirdiği mutluluğa, diğeri ise dengenin bozulmasına, sancılı, bitmek bilmez harekete işaret eder. Entropiye bizler, daha doğrusu sizin atalarınız, Hıristiyanlar, Tanrıymışçasına secde ederlerdi. Bizlerse Deccaliz, biz...

            VALKİRİYA- Öldürülenlerin seçicisi, İskandinav mitolojisine göre, savaşçı bakireler, .

            “Biz”i masal anlatır gibi anlatacağım... Yani risk alacağım[1]

            Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellâl iken, pire berber iken ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken aero (Hava aracı, Tek Devlet’te kent içi ulaşım aracı, taksi) ile uçan bir adam varmış. Bu adam az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş, altı ay bir güz gitmiş ve nihayet büyük bir cam saraya varmış. Sarayın cam kapısını açıp içeriye girmiş. Bir de ne görsün?

            İyiliksever/Velinimet, demir tahtında oturuyor.

            Velinimet, “bundan bin yıl önce kahraman atalarının bütün bir yerkürenin egemenliği altına sokulan” Tek Devlet’in tek yöneticisidir.

            Tek Devlet’in amacı, kendi ideolojisini, düzenini başka gezegenlerdeki meçhul, belki de özgürlük denen o yabani durumda yaşayan varlıkları aklın esirgeyici boyunduruğuna sokmaktır. Bunu İntegral aracılığiyle yapacaklar ancak mutlu olacaklarını anlamayacak olurlarsa, onları zorlayacaklar “ama silahtan önce sözü deneyecekler” Tek Devlet’te yaşayan herkes bir numara ile anılır. Bu bilgileri de D-503 numaralı mühendis matematikçiden alıyoruz. D-503 diyor ki;

            Ben D-503, İntegral’in mühendisiyim. Tek Devlet’in matematikçilerinden biriyim sadece. Rakamlara aşina olan kalemim, asonanslı, uyaklı bir müzik yaratmaya yatkın değil. Yalnızca gördüklerimi, düşündüklerimi buraya kaydetmeye çalışacağım - daha doğrusu bizim ne düşündüğümüzü  (evet, tam olarak, biz. Öyleyse, bu BİZ de kayıtlarımın başlığı olsun)... Okuduğumuz bu kitabın adından söz ediyor.

            D-503 Tek Devlet’i anlatıyor: “... ben de Yeşil Duvar kuşanmamış bir kent, üzerine Çizelge’nin rakamlardan oluşan cübbesi geçirilmemiş bir yaşam düşünemiyorum.

            “Çizelge...  Tam şu anda, odamdaki duvarda, altın levha üzerine kardinal morundan rakamları bana tatlı sert bakışlar atıyor. Aklıma ister istemez eskilerin “ikona” dedikleri şey geliyor ve şiirler, dualar düzmek istiyorum (ki zaten bunlar arasında bir fark yoktur.) Ah, keşke şair olsaydım da şarkılar şakıyabilseydim sana ey Çizelge! Sen ki, Tek Devlet’in yüreğisin, nabzısın !...

            Biz hepimiz (belki siz de) daha çocukken, okulda eskilerin edebiyatından günümüze ulaşmış yapıtlar içinde en anıtsal olanını okumuşsunuzdur; “Demiryolları Sefer Saatleri” İşte onu bile Çizelge’yle yan yana koysanız, biri grafit, biri elmas gibi durur. İkisi de aynı malzemedendir. -C karbon- ama elmas nasıl da sonsuz, nasıl da saydamdır, nasıl da ışıl ışıl parıldar! Sefer saatleri’nin sayfaları arasında gezinmek hangimizin soluğunu kesmez? Ama Saat Çizelgesi her birimizi güpegündüz o yüce şiirdeki altı tekerlekli çelik kahramana dönüştürür. Her sabah, o altı tekerleklinin kesinliğiyle, aynı saatte, aynı dakikada, biz, milyonlar, tek bir gövde olarak yataklarımızdan kalkarız. Her gün aynı saatte milyonluk bir bütün olarak işe başlar, milyonluk bir bütün olarak işimizi bitiririz. Tek bir bütüne karışır, milyonlarca eli olan tek bir gövdeye dönüşür, Çizelge’nin belirlediği aynı saniyede hepimiz kaşıklarımızı ağzımıza götürür, aynı saniyede gezintiye çıkar, oditoryuma, Taylor Egzersizleri salonuna gider, sonra uykuya çekiliriz.”

            D-503 enteresan bir numara. Sanki henüz Tek Devlet yasalarını içselleştirememiş, kararsız, bir öyle, bir böyle hali var. Biz’in bir distopya örneği olmasını sağlayan da sanırım D-503’ün romandaki bu ikircikli, trajikomik hali.

           Öncelikle D-503 düşüncelerine hakim, ne düşündüğünü biliyor, yaşadığı Tek Devlet’in yasalarının, kabul ettiği ve numaraların uymakla yükümlü kıldığı; şeffaflık, izlenebilirlik, açık oy gizli sayım Velinimet seçimleri, aşk ve açlık’ın dünyaya hükmetmemesi için savaşlarla (İki Yüzyıl Savaşları diyor) nüfusun ciddi şekilde azaltılması ile petrol ürünlerinden elde edilen besinlerin yeter hale gelmesi, hayatta kalan onda iki nüfusun Tek Devlet’in camdan saraylarında, izlenebilir köşklerinde doyumu tadabilmesi...           

           Öte yandan dünyanın hükmeden diğer efendisi kabul edilen “aşk”da matematikleştirilerek şu şekilde alt edildi; “her numaranın cinsel bir ürün olarak her numara üzerinde hakkı vardır” Seks İşleri Bürosu laboratuvarlarında numaralar titiz testlere tâbi tutularak belirlenen günler ve numaralar için edinilen Pembe Kuponlar.


[1] Hep anlatılır; Stratejik Yönetim dersinde hoca tek soruluk bir sınav yapmaya karar verir. Tam da dersin adının hakkını vererek tahtaya 'risk nedir?' yazar. Öğrencilerden bir tanesi boş, tertemiz sınav kağıdına sadece 'risk budur' yazar. Tahmin edileceği gibi sınavdan bir tek bu öğrenci en yüksek puanla geçer not alır.

 

 

Mehmet Kasap

Mehmet Kasap

DİĞER YAZILARI BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-16 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-15 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-13 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-12 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-11 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-10 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-9 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ”“İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-8 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-7 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-6 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-5 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-4 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-3 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-2 BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-1 DEPREM
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1GALATASARAY3477
  • 2FENERBAHÇE3474
  • 3TRABZONSPOR3469
  • 4BEŞİKTAŞ3460
  • 5RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ3457
  • 6GÖZTEPE3455
  • 7SAMSUNSPOR3451
  • 8ÇAYKUR RİZESPOR3441
  • 9TÜMOSAN KONYASPOR3440
  • 10KOCAELİSPOR3437
  • 11CORENDON ALANYASPOR3437
  • 12GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ3437
  • 13KASIMPAŞA3435
  • 14NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ3434
  • 15İKAS EYÜPSPOR3433
  • 16HESAP3432
  • 17ZECORNER KAYSERİSPOR3430
  • 18MISIRLI3430
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA