Miami Üniversitesinde kornea yaralanması olan 14 yaşındaki bir çocuk için uygulanan deneysel bir tedavide ilk defa damla kullanılmıştı.
Aylarca uygulanan topik tedavi sonrasında çocuğun görme kabiliyeti normale yakın seviyelere dönmüştü. Maliyet ise bir diğer engel. Luxturna 2018 yılında piyasaya ilk çıktığında, fiyatı göz başına 425.000 dolardı. Bu maliyet kısmen, hastaya zarar vermeyecek bir virüs yapmanın gerektirdiği titiz işlemden geliyor. Fakat denklemin diğer kısmı, biyoteknoloji endüstrisinin şu karşı konulmaz teklifi: Yeniden görmenize yardımcı olabiliriz. Görme kabiliyetini kademeli olarak kaybeden kişiler için bu süreci yavaşlatmak bile paha biçilmez olabilir: ya da gen terapi firmaları böyle umuyor.
Çoğu büyük sigorta şirketi, retinaları iyileşecek kadar bozulmamış olan hastalar için göz başına bir Luxturna dozunu karşılıyor. Fakat iyileşme umudu olanlar hâlâ işlemle alakalı cepten çıkan maliyetleri ya da ABD'deki 14 ruhsatlı tedavi merkezinden birine gitmenin bedelini ödemekle yükümlü olabilir. "Çılgın derecede pahalı bir tedavi" diyor Punzo. "İşe yarayacak daha ucuz ilaçlar olsaydı, bence piyasayı değiştirirdi.
" Şu an kalıtsal körlük biçimleri için geliştirilen çok sayıda gen terapisinin klinik deneyleri üzerinde çalışılıyor ve çok daha fazlası da planlama aşamasında. Stargardt hastalığından (gözde yağ birikmesine sebep oluyor) akromatopsiye (bir çeşit renk körlüğü) ve tavuk karasına kadar (retinanın bozulmasına sebep oluyor) çeşitli durumları hedef alıyorlar.
Fakat ilerleme yavaş: Birçoğunun üzerinde on yıldan uzun süredir çalışılıyor ve henüz tamamlanmasına yıllar var. Boye bunu ilk elden biliyor. Atsena Therapeutics ismini taşıyan ve şu an LCA'ya sebep olan bir mutasyonu düzeltmek için virüsle iletilen bir kod üzerinde klinik deney yürüten bir şirketin eş kurucularından birisi.
Gen terapilerinin körlüğü tersine çevirebileceğine olan inancı, hem verilerden hem de hastaların hikayelerinden geliyor. Düzeltme tedavisi uygulanan genç bir kızı hatırlıyor: Görme kabiliyeti iyileştikçe, çocuk kar tanelerini ilk kez görmüş;
Narin, sihir gibi ve hayatında daha önce tecrübe ettiği hiçbir şeye benzemeyen türden. Yazar: Aparna Nathan/Popular Science. Çeviren: Ozan Zaloğlu.
Göz rahatsızlıklarının genetik kökenlerini hedef alan gözüpek terapilerin perde arkası.
Gözlerimiz, vücutlarımızın derinliklerinde gizlenen diğer organların aksine meydanda duruyor. Yüzyıllar boyunca sanatçılara ilham, batıl inançlara simge olup ve bilimsel hayranlık nesneleri olmuşlar. Antik Yunanistan'da tıbbın önde gelenleri, halka açık teşrihlerde içlerini açmış ve retina, kornea ile irisin hassas katmanlarını ortaya çıkarmışlar.
10'ncu yüzyılda İranlı hekim Râzi, gözbebeğinin küçülüp genişleyerek giren ışığın miktarını ayarladığını keşfetmiş. Altı asır sonra Rönesans devrinde yaşayan anatomici Vesaluis, bir miktar hatayla gözün en kesitini çizmiş. Fakat gözler mükemmel şeyler değil:
Sadece bir kusur, bütün bir organın aksamasına veya bozulmasına sebep olabilir. Görünüşe göre kusurlar gözlerimizde yaygın bir durum. ABD Nüfus Dairesi, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri ve diğer kurumların sahip olduğu 25 yıllık veri üzerinde 2021 yılında yapılan bir analize göre 7 milyonu aşkın Amerikalı'nın (kısmi veya tam körlük dahil) bir çeşit görme kaybı bulunuyor.
Bu durumların pek çoğu doğuştan beri mevcut. DNA'nın belli bölgelerindeki mutasyonlar, doğru oluşmamış optik kısımlara yol açabiliyor. Bunlar da bir insanın görme kabiliyetini bozabiliyor; özellikle de söz konusu dokular retinada ise. Retina, gözün arkasında gelen ışığı yakalayan ve onu beyne ileten hücre katmanı.
Peki görme kabiliyeti sınırlı olan birine, genetik malzemesinin düzeltilmiş bir halini versek ve hatalı çalışan kısımları düzeltsek nasıl olurdu? Şu an geleneksel olarak tedavilerden ziyade adaptasyonlar ile yönetilen ve kalıtım ile geçen körlük çeşitlerini tamamen geri çevirmenin bir yolu yok.
Florida Üniversitesinin pediatri bölümünde çalışan profesör Shannon Boye, "Standart bakım hizmetinin eksikliğinden ciddi şekilde muzdarip olan bir sürü hastayla konuşuyorum" diyor. "Çaresizce tedavi bekliyorlar." Fakat bu engelin genetik kökenlerini anlamak yardımcı olabilir. Kuramsal olarak bilim insanları bir kişinin görme kabiliyetine ket vuran problemli veya kayıp DNA'yı belirleyebilirse, onun düzeltilmiş bir kopyasını tasarlayabilirler. Bu yeni genetik kod, seçili hücrelere tedavi amaçlı genler taşıyan zararsız virüslere yüklenir ve bu virüsler daha sonra durumdan etkilenen göze enjekte edilir. Yeni DNA burada, yeniden görmesi için ihtiyaç duyduğu proteinleri yapması amacıyla göze talimat verir. Pratikte ise bunu yapmak pek kolay değil.
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), şimdiye kadar bir körlük biçiminin tedavisi için sadece bir gen terapisine onay verdi. Bu, ajansın şimdiye kadar yeşil ışık yaktığı ilk gen terapisiydi. Luxturna adı verilen bu terapiye, Leber konjenital amorozisine (LCA) yol açan mutasyonları olan hastalara tedavi uygulamak için 2017 yılında onay verilmişti. Nadir görülen bu kusura sahip kişilerde, retinadaki ışık tespit eden fotoreseptör hücreleri doğru gelişmiyor, deforme oluyor ya da ölüyor ve hayatın erken aşamasında hızlı bir görme kaybına yol açıyor. Luxturna bu genin doğru çeşidini sağlayarak, görmeyi kısmen geri getiriyor. Massachusetts Üniversitesi Chan Tıp Fakültesinde çalışan görme genetiği uzmanı Claudio Punzo, "Bu bir mucize senaryosuydu" diyor.
LCA'nın birkaç çeşidi var fakat retina, Luxturna'nın tedavi uyguladığı hastalık çeşidinde daha yavaş bozuluyor ve gen terapisinin işe yarayacağı daha geniş bir zaman aralığı sunuyor.
DEVAMI 3. NCÜ ve SON BÖLÜMDE