Vatan kahramanı rahmetli ATATÜRK Türk milletine hitab ediyor.
“Ey millet ! ALLAH birdir. Şânı büyüktür. ALLAH’ın selâmeti, âtıfeti ve hayrı üzerinize olsun.
Peygamberimiz efendimiz, Cenâb-ı Hak tarafından insanlara hakâyık-ı diniyyeyi tebliğe memûr ve resûl olmuştur.
Kanûn-u esâsîsi, cümlemizce malûmdur ki, Kur’ân-ı azîmü-ş-şân’daki nusustur.
İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir, ekmel dindir.
Çünkü dinimiz akla mantığa ve hakikate tamamen tevafuk ve tetâbuk ediyor.
Eğer, akla, mantığa ve hakikate tevâfuk etmemiş olsaydı, bununla diğer kavânîn-i tabiiye-i ilâhiyye beyninde tezat olması îcâbederdi.
Çünkü bilcümle kavânin-i kevniyyeyi yapan Cenâb-ı Haktır. (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, I-III, 1989, II,98-99)
Dünyada istediğine ulaşan Boşnaklar’ın “Dede”sine Allah’tan rahmet, geride bıraktığı bağımsız Bosna-Hersek devletine de nihayetsiz ömür diliyorum.
Bölüm Kaynakları: Aliya İzzetbegoviç, Tarihe Tanıklığım, Klasik Yayınları; Gerçek Hayat, Ekim 2003; Yeni Şafak, 23-27 Ekim 2003; Vakit, Sibel Eraslan,22 Ekim; Zaman, Ali Bulaç, 25 Ekim; Diyanet Dergisi, 154. sayı, Ekim 2003, Samaç: 1868’de Belgrad’dan ayrılan Müslümanlar için, Suudi Arabistan Kralı Abdülaziz tarafından kurulan şehir. İlk ismi Aziziye iken sonradan bu isimle anılmıştır
Dikkat edin lütfen ! İyi bakın, doğru okumaya ve anlamaya çalışın.Aliya İzzetbegoviç, sözde medeni (!) AB’nin tam orta yerinde; Müslüman Türklere tehcir uygulama, vahşi kıyım, katliam ve soykırımla Bosna Hersek halkını yok etme teşebbüsü, kin, kan, intikam ve ihtiras bataklığından Allah’ın dini İslâm, samimi iman ve bu imandan kaynaklanan ‘kuvva-i milliye azmi” ve azimden yükselen milli irade ile kurtardı. Şimdi bir başka ibret tablosu ve kahramanlık destanına geçiyorum.
KUTLU BİR DİRENİŞİN KAHRAMAN ÖNCÜSÜ:
CAHAR (CEVHER) DUDAYEV :
BU MAKALELER. İbretle okunmalı ve gerekli dersler alınmalıdır.
Her anı acı her anı çile ve kahır dolu bir hayata rağmen yılmadı, zorluklara ve yokluklara karşı direnmesini bildi. Küçük bir orduyla dünyanın süpergücüne sahip kızıl orduya karşı savaşmak elbette kolay değildi. "Haksız gücün karşısında, güçsüz halkımın yani, “hakkın” yanında olmak benim imanımdır" diyerek Şeyh Şamil`in bıraktığı yerden mücadeleyi başlatmış ve Ruslara meydan okumuştu. Cahar Dudayev: “Şahadete talibim. Şehitliği rütbe ve şeref kabul ediyorum. Kanımın son damlasına kadar ülkemin bağımsızlığı ve milletimin hürriyeti için savaşmaya hazırım.”
1944 yılı Şubat ayında Çeçenistan’ın Yalho Köyü’nde dünyaya geldi. Doğumunun ardından henüz 15 gün geçmişken 23 Şubat 1944 tarihinde ailesi ile birlikte Sibirya’ya sürgün edildi. Çocukluk ve okul yıllarını Kazakistan’ın Sibirya Bozkırı’nda geçirdi. 1962’de Tambov Askeri Pilot Yüksek Okulu’ndan ve 1966’da Uzak Mesafe Uçakları Pilot ve Mühendis Yetiştirme Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1974 yılında Gagarin Hava Harp Akademisi’ni bitirerek birinci sınıf pilot ve mühendis unvanını aldı. Kendisine SSCB Hükümeti tarafından 12 madalya verildi ve tümgeneralliğe kadar yükseldi.
Dudayev, Sovyet tarihinde Stratejik Hava Kuvvetleri’nde Tümen Komutanı olarak görev yapan ilk Müslüman’dı. Baltık ülkelerinde meydana gelen bağımsızlık hareketlerini kuvvet kullanarak bastırması emredildi. Ancak bu emri yerine getirmedi. Rus Hükümeti bu itaatsizlikten dolayı Dudayev’i askeri birliği ile Grozni’ye sürdü. Cahar Dudayev 1990 yılı Mayıs ayında (tıpkı Mustafa Kemâl gibi) görevinden istifa etti ve halkının saflarında yer aldı.
1990 yılının Kasım ayında gerçekleşen “Çeçen Ulusal Kongresi”ne davet edildi ve icra kurulu başkanı seçildi. 19–21 Ağustos 1991’de Gorbaçov’a karşı yapılan başarısız darbe teşebbüsü sırasında darbecilerin karşısında yer aldı. Darbecilerle işbirliği yapan Çeçen-İnguş
Cumhuriyeti Hükümeti’ni düşürmek için başlatılan halk hareketinin başına geçti. 27 Ekim 1991 tarihinde yapılan seçimlerde %85 oy oranıyla bağımsız Çeçenistan Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi. Çeçenistan’ın bağımsızlığını tanımayan Rusya’nın 1994 yılında başlattığı saldırılar karşısında Çeçen direnişinin liderliğini yürüttü.
I. Çeçen-Rus Savaşı’nda önemli başarılara imza atan Dudayev, 21 Nisan 1996 tarihinde düzenlenen alçakça bir suikast sonucu şehit edildi. 21 nisan 1996, Çeçenistan’ın efsanevi lideri Cevher Dudayev’in şehadet tarihidir. Halkının özgür olması için, şan, şöhret, para, kısaca aklınıza gelebilecek bütün maddi değerleri terk eden yiğit adam, onuruyla şehadet şerbetini içti. Göğsünü gere gere hak divanına yürüdü.
___HAYAT HİKÂYESİ VE RUS MEZALİMİ___
Char Dudayev’in hayat hikâyesini biraz açmak eminim çok yararlı olacaktır.
Dudayev, 1944 yılının ocak ayında dünyaya geldi. Çeçenlerin maruz kaldıkları daimi zulüm, işkence, mezalim, ve baskı altında yaşama savaşı veren ailede on üç kardeşten en küçüğü idi. Kendi doğum gününü tam olarak bilmiyordu. Çeçen sürgünü sırasında kundakta bir bebekti. Buna göre 1943 yılı sonu ya da 1944 yılı başlarında doğmuş olsa gerek. Doğumu ikinci dünya savaşının bitimine rastladı. Gözlerini dünyaya açtığında açlık, yokluk, kıtlık ve sefalete merhaba dedi. Dudayev`in dünyaya gelişi sırasındaki yokluk ve sefalet sürprizine, bir de insanlık düşmanı kominist Sovyet Rusya tarafından uygulanan sürgün sürprizi ekleniyordu.
Zira Sovyet Rusya tarafından, İkinci dünya savaşında Alman işgaline uğrayan Kırım ve Kuzey Kafkasya`nın batısındaki yenilgilere suçlu aranıyordu. Suçlu hemen bulundu. Çeçenler, Kırım Tatarları, Karaçay ve Balkar halkları (Türkleri) idi bu suçlular.
Alman işgali altına girmeyen Çeçenistan ve Çeçen halkının, Almanlarla nasıl işbirliği yaparak Rusya`ya ihanet ettiği sanılıyordu. Sonuçta Çeçen halkı sürgünden kurtulamadı. Rus yönetimi, yüzlerce yıldır derinden kin beslediği Çeçen halkını, fırsat bu fırsattır diyerek tarih ve coğrafya sahnesinden silmeye teşebbüs etti.
21 şubat 1944 tarihinde Çeçen halkı bir milyon Rus askerince kuşatıldı. Top yekun olarak, 24 saat içinde elverişsiz şartlar altında ülkesini terke zorlandı. 850 bin Çeçen zorunlu sürgün ve tehcir tabii tutuldu. Bu alçakça, insanlık dışı ve düşmanca sürgün sırasında Çeçen halkının yarıya yakını hayatını kaybetti. 400 bine yakın insan telef oldu. Dikkat edin yıl 1944. Türkiye, İnönü’nün Cumhurbaşkanlığında. Anavatan da Türkçü kıyımı var. Tam o sıralar...
Cevher Dudayev, kominist yönetim nazarında suçlu olarak dünyaya geldi. Sürgün kararı verildiğinde yaklaşık 40 günlük masum ve müsemma bir bebekti. Annesinin kucağında sürgüne giden, belki de en küçük Çeçendi. Ancak, 7’den 70’e yüz binlerce Çeçen aynı kaderi paylaşıyordu. İşte Rusya bu idi...
Sağlam bünyeli insanların dayanamadığı kış şartlarına, mucizevi bir şekilde direnen küçük Cevher (Dudi) sağ salim Kazakistan`a ulaştı. Hz. Musa`yı en büyük düşmanı firavundan koruyan, hatta onun sarayında büyüten Rabbim, adeta Cevher Dudayev`i de meleklerinin kanatlarını gererek büyük tehlikelerden koruyor ve kolluyordu.
Dudayev Kazakistanın Çimkent şehrinde 13 yıl yaşadı. O, ana vatanından uzak bir halde anne ve babasının anlattığı Çeçenistan`ı hep rüyasında görerek büyüdü. Kanlı diktatör Stalin`in ölümünden sonra Rus yönetimi, Çeçenlerin haksızlığa uğradığını kabul edip, kendi öz vatan ve topraklarına geri dönüşlerine izin verdi.
1957 yılında büyük zorluklar içinde gerçekleşen bu geri dönüş kervanına, Dudayev ve ailesi
de katıldı.Dudayev ve ailesi, fırsattan istifade evlerine yerleşen gaspçı ve hırsız Rusları, kazma ve küreklerle kovarak evlerine yeniden sahip olabildiler.
Yaradılıştan çok zeki ve akıllı bir çocuk olan Dudayev, sınavlarını başarıyla verdiği Tambov Hava Harp Okuluna kaydoldu. Okulu üstün bir başarıyla bitiren Cevher Dudayev, Sovyet ordusunda genç bir savaş uçağı pilotu olarak görev aldı.
Sovyet (kominist) ordusunda (kızılorduda) görev yaparken de O,çok iyi bir Müslüman, dindar bir asker ve örnek bir insandı. O’nun bu yüksek özelliğine Ruslar da saygı gösterir ve dinine, inanç ve ibadetine karışmazlardı. O, herkese güven veren, dürüst davranan ve itimat telkin eden “yüksek kişilik ve karakter sahibi” bir insandı. Asla alkol kullanmazdı.
Mesleğindeki başarısı, ilkeli, onurlu ve dürüst oluşu ona hızla yükselme kapılarını açtı. Dudayev, kendisi gibi havacı bir Rus subayının kızına gönlünü kaptırdı. Daha sonraki çileli yolunda hayat arkadaşı olacak Alla Dudayeva ile evlendi. Alla, Çeçen olarak doğmamıştı ama, Dudayev`in şehadetinden sonra onurlu ve soylu bir duruşla gerçek Çeçen gelinlerini asla aratmadı. Çeçen davasına bütün varlığı ile sahip çıktı.
1989 yıllarına gelindiğinde, kominizmin iğrenç foyası, zalim ve insanlık düşmanı yüzü iyice ortaya çıktı. Sovyet sistemi çatırdamaya başlamıştı.Gorbaçov`un uyguladığı Glasnost ve Prestroyka (yeniden yapılanma) politikaları Komünizme gün saydırıyordu.
Küfrün hükmü tamamlanmış ve mukadder olan Çöküş başlamıştı.
1991 yılının Aralık ayında beklenen son gerçekleşti. Ve Komünizm çöktü.
Komünizmin sancılı çöküşü öncesinde Dudayev, Tuğgeneral rütbesiyle Estonya`da görev yapmakta idi. Estonya`da görev yaptığı sırada, stadyumdaki bir tören anında Estonyalı gençler, Eston bayrağı açarak bağımsızlık gösterisi yaptılar. Dudayev bu gösteriye sempatiyle baktı. Saygı duydu. Tepki göstermedi. Ardından Estonya`da başlayan bağımsızlık yanlısı gösterilere müdahale etmesi talimatını dinlemeyerek "Asi General" adını aldı.
Bu sırada kendi ülkesi Çeçenistanda da hareketli ve heyecan dolu günler yaşanıyordu. Zelimhan Yandarbiyev önderliğinde kurulan Çeçen Halk Kongresi hareketi Sovyet kalıntısı yönetimi derinden sarsıyordu. Şeyh Şamil’in asil ve mağrur torunları büyük bir özlem aşk ve iştiyakla “Özgürlük” için harekete geçmişti.
Dudayev, Zelimhan Yandarviyev`in Çeçenistan’a davetine hiç düşünmeden evet dedi. Sovyet ordusundan ayrılan Dudayev için yeni bir dönem başlıyordu.Çeçen Halk Kongresi 6 Eylül 1991 yılında Dudayev`in başkanlığında Çeçenistan`ın bağımsızlığını ilan etti. 27 Kasım 1991 yılında yapılan seçimde de halkın yüzde doksanından fazlasının oyunu alan Dudayev Çeçenistan`ın resmi devlet başkanlığına seçildi.
Ancak, o gün için çok yürekli ve cesur bir karar olan, “Rusya Federasyonuna dahil olmadan” kendi yolunu bağımsızlıktan yana çeviren Çeçen halkının özgür iradesine karşı, Rus yönetimi iyi şeyler düşünmüyordu. Nitekim, Çeçenlerin kesin tavrı, sarsılmaz irade ve kararı Rus yönetimini çok rahatsız ve huzursuz etti. Türk düşmanı zalim ve hain Moskof Çeçen halkının bağımsızlık talebine karşı sert çıktı. Çeçenistan’ı en ağır biçimde tehdit ederek kanlı bir müdahele sinyali verdi.
Dudayev, esas itibarıyla Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda ve izinde yürüyen, O’nun istiklâl mücadelesini, ilkelerini ve inkılâplarını çok iyi bilen ve İslâm’ı alenen yaşayan, açıkça uygulayan ve ülkenin milli marşına kadar bütün değerlerini “İslâm’la” taçlandıran nadir bir lider, hakiki ve samimi bir Müslüman, örnek ve önder bir insan idi. Bütün siyasi stratejisini Şeyh Şamil sentezi ve Atatürk metodolojisi üzerine kurmuştu. Bilinen ve beklenenin aksine, önce adalet, hukuk ve barış yolunu kullanmak ve Rus yönetimiyle savaşmak istemiyordu.
Zira, savaşın Çeçen halkına vereceği tahribat, muhtemel zarar ve hasarın farkındaydı.
Dudayev, dönemin inanılır ve güvenilir Çerkes (Türk) asıllı Adalet Bakanı Kalmuk Yura`nın arabuluculuğunu kabul ederek onunla görüştü. Bu görüşmede savaş olmadan Rus yönetimiyle anlaşmaya varılabileceğini söyledi.
Kalmuk Yura bu öneriyi devrin başbakanı Viktor Çernomirdin`e iletti.Çernomirdin savaşın önlenmesinden dolayı çok mutlu olduğunu ifade ederek Dudayev`le telefonla görüştü. (Yukarıdaki bilgiler hem merhum Kamuk Yura hem de Viktor Çernomirdin tarafındanda teyit edilen bilgilerdir.) Ancak, Dudayev`in barış masasına oturma çağrısına olumlu cevap vermesi, Kremlin tarafından dikkate alınmadı. Viktor
Çernomirdin daha sonra yazdığı hatıratında belirttiği gibi; "Rus derin devleti iç politikaya yönelik malzeme olacak, kamuoyunu memnun edecek ve 24 saatte kazanılacak bir zafer istiyordu".
Hazırlanan plân ve uygulamaya konulması düşünülen senaryoya göre Rus yönetimi Çeçenistan`ı vurarak, Slav unsurlarının motivasyonunu yükseltecek, Rus ordusu, kazandığı bu zaferle otoritesini yeniden tesis edecekti. Kısacası savaşı çıkaran taraf ne Dudayev ve ne de Çeçen halkıydı. Gerek Dudayev gerekse Çeçen halkı, ülkelerine saldıran Rus işgalcilerine karşı savunma savaşı vermek zorunda kalmışlardı.
Dudayev`in efsanevi kişiliği etrafında birleşen Çeçen halkı, bütün dünyaya parmak ısırtan bir bağımsızlık mücadelesi örneği sergilediler. Dudayev, emsalsiz kişiliği ve dehasıyla Ruslara ağır kayıplar verdiriyordu. Uluslararası emperyalizm doğal olarak Rusyanın tarafında idi. Özgür Çeçenya ile işgalci Rus (Moskof) savaşının Dudayev`in ortadan kaldırılmasıyla sona ereceğini bekliyor ve düşünüyordu. Dünyayı tapulu arazileri olarak gören karanlık güçler, Dudayev`in kullandığı uydu telefonunun frekansını Rus yönetimine bildirdiler.
Aynı dönemde Başbakan olan Bülent Ecevit, (Bu dizinin yazarı olarak, o gün İnsan ve Kültür Ocağı’nın Genel Başkanı sıfatıyla; Kendisine saatlerce bilgi sunmama,çok mufassal bir dosya vermeme ve Çeçen davasının evrensel hukuka göre haklı ve doğru olduğunu resmi bilgi ve belgelerle, bütün ayrıntıları ile ispat etmiş olmama rağmen) Rusya’ya vaki bir ziyaretinde;
“ÇEÇEN MESELESİ RUSYANIN KENDİ SORUNUDUR”
Biçiminde açıklama yapmak gafletinde bulundu. Sözde medeni (!) dünya Çeçenistan’ ın, bağımsızlığını tanımış olmasına rağmen Rus işgaline karşı çıkmadı. İnsani bir tavır almadı.
Hiçbir devlet, özgür Çeçenistan ve efsanevi lideri “Cevher Dudayey” e haklı, hukuki ve kutsal davasında BM’de dahi sahip çıkma cesaretini göstermedi, gösteremedi. Bu, Türkiye dahil günümüzün sözde hür ve hükümran devletleri için utanç vericidir. Ebedi sürecek bir ayıptır.
Rus Duma`sından bazı milletvekilleri ile barış konusunu görüşen Dudayev, kendisine kurulan tuzaktan tamamen habersiz uydu telefonunu çalıştırarak görüşmelerde bulunduğu sırada, uzaktan kumandalı nokta hedefe kilitlenen bir roketle (21.3.1996) alçakça şehit edildi.
Dudayev Çeçen halkının kalbinde derin izler bırakan karizmatik bir liderdi.
Her Çeçen onu örnek almaktadır. Günümüzde özgürlük mücadelesi veren her Türk de, başta Irak Türkmenleri olmak üzere O’nu örnek almalı ve O’nun açtığı yoldan yürümelidir. Bu gün bütün esir Türk diyarları ve özellikle Çeçenistan da Yeni doğan bir bebeğin öğrendiği ilk kelimelerden biri Dudayevdir. Aslında,Dudayev`in şehadeti ile Çeçen bağımsızlık savaşı asla sona ermedi.10 yıla yaklaşan bu mücadelede Dudayev`in ardından Devlet Başkanları Zelimhan Yandarbiyev ve Aslan Mashadov da şehit oldular. Rusların anlayamadığı husus, Çeçen bağımsızlık mücadelesi şahıslara bağlı bir mücadele değildir. Bu mücadele top yekün bir özgürlük savaşıdır.
Bu gün Şehadetinin üzerinden on bir yıl geçmesine rağmen Cevher Dudayev`in küçük Çeçenistan`ı halen savaşıyor. Halen kapitalist ve emperyalist Rusya’ya karşı direniyor. Orada (Çeçen topraklarında) her gün bir efsane yaratılıyor. Emperyalist işgale karşı şanlı bir tarih yazılıyor. Bu emsalsiz direnç, yüksek bilinç ve kutsal direniş; Başta Irak Türkmenleri olmak üzere, Krabağ’ı Ermenilere kaptıran Azerbaycan ve bütün Türk alemine örnek olmalıdır.
Dudayev`i öldürmekle savaşı kazanacağını sananlar hala anlayamadılar mı ?
Onlar, yer yüzünün nadir insanları, gerçek liderleri, kanaat önderleri, hürriyet, hak, hukuk, adalet aşıkları ve insanlık davasına benlikleri ile bütün varlıklarını adamış; Davaları ile dünyayı aydınlatan, insanlığa ışık tutan, Türk ırkının “milli sevda” adamlarıdır.
Onların ortak bir inançları ve sarsılmaz imanları vardı. İstiklâl Marşı’nın;
“HAKKIDIR ‘HAK’A TAPAN’ MİLLETİMİN İSTİKLÂL”
Mısra-ı, onlar için müşterek bir düsturdu. Bu inançtan asla geri adım atmadılar.
Onlar, hak yolunda, millet hizmetinde şerefli, şanlı ve çok onurlu, soylu bir mücadele vermişlerdir. Hepsi de hakiki ve samimi birer Müslüman’dırlar. Hürriyet ve adaletin ancak ve sadece İslâm’ı yaşamakla kaim ve daim olabileceğinin farkında olmuşlar ve bunu kendi hayat ve kutsal mücadeleleri sırasında en açık surette görmüşler, müşahade etmişlerdir.
Onların davaları masonlar ve misyonerlerden, milliyetsiz ateist, pagan, dinsiz, yolsuz, soysuz, sahtekâr, din tüccarı ve siyaset simsarı, kişisel çıkar düşkünü muhteris bencillerden münezzehtir.
Başta büyük önder Mareşâl Mustafa Kemâl Atatürk olmak üzere tamamı, ABD, AB ve İsrail uşağı, din düşmanı milletlerarası ‘mason tarikatı’ mensuplarını “şeytanı kovar” gibi huzurlarından kovmuşlardır. DEVAMI 2NCİ BÖLÜMDE