Bize çocukluktan beri aynı kalıp öğretildi: "İyi ol, kırma, gönül al, alttan al..."
Sıcak, kolektif ve bağların güçlü olduğu bir toplumda büyümenin doğal bir sonucudur bu. Ancak hayatın ve ilişkilerin reel matematiği çoğu zaman çok farklı işler: Sınır koymazsanız ezilirsiniz.
Toplumumuz sıcak ilişkileri sever; ancak bilinçaltında daima güce, netliğe ve omurgalı duruşa saygı duyar.
Sevilmek Kalabalığa Sokar, Saygınlık Merkeze Taşır
İnsanın ruhsal dünyasında iki temel ihtiyaç vardır:
Aidiyet (Sevilmek): Kalbi doyurur, insanı kalabalığın bir parçası yapar. Değer ve Güç (Saygınlık): Karakteri besler, kişiye statü kazandırır.Hayat ve sosyal hiyerarşi ise daima saygınlığı ödüllendirir.
İş hayatında ya da sosyal çevrede herkesin derdini dinleyen, her işe koşan ve asla "hayır" diyemeyen kişiler "çok iyi insan" olarak sevilir; fakat terfi, liderlik veya kritik kararlar söz konusu olduğunda sesi daha net çıkan, sınırları olan ve saygınlık uyandıran isimler öne geçer.
Çünkü sadece sevilmeye odaklanan kişi:
Sürekli açıklama yapma ihtiyacı hisseder. Kimse kırılmasın diye kendi haklarından ve alanından taviz verir. "Hayır" diyemedikçe içinde biriken öfkeyle tükenir ve günün sonunda kontrolsüz patlamalar yaşar.Çok Açıklama Yapan Neden Zayıf Görünür?
İletişim psikolojisinde değişmeyen bir kural vardır: Gereğinden fazla açıklama yapan insan zayıf ve tereddütlü algılanır; az konuşup net duruş sergileyen insan ise güçlü görünür.
Sürekli kendinizi savunmak, haklılığınızı kanıtlamaya çalışmak ya da aldığınız kararlar için etraftan onay beklemek, karşı tarafa "Ben kendi kararlarımdan emin değilim" mesajı verir. Kendine saygı duymayan ve kendi değerini ortaya koyamayan birini, uzun vadede kimse ciddiye almaz.
Yumuşak ve anlayışlı olmak güzel bir erdemdir; ancak omurgasız ve sınırsız olmak suistimale açık bir davetiyedir.
Saygın Bir Duruş İçin 3 Temel Kural
Sevilen biri olabilirsiniz; ancak kendi sınırlarınızı çizip saygınlık kazanmadıkça iç huzuruna ulaşamazsınız. Kendi değerinizi korumak için şu 3 ilkeyi hayatınıza yerleştirin:
Gereksiz Açıklama Yapmayı Bırakın: Kararlarınızın arkasında durun. Her tercihiniz için herkese gerekçe sunmak zorunda değilsiniz; net ve sade olun. "Hayır" Dediğinizde Suçluluk Hissetmeyin: Sınır çizmek kabalık değil, kişisel alanın dokunulmazlığıdır. Sizin sınırlarınıza saygı duymayanlar, sadece sizin fedakarlığınızdan beslenenlerdir. Mesafe Dengesi Kurun: Herkese aynı yakınlıkta olmak zorunda değilsiniz. Sağlıklı bir sosyal mesafe, hem sizi korur hem de saygınlığınızı artırır.Sözün Özü
Başkalarının size saygı duymasını beklemekten önce, sizin kendinize ne kadar saygı duyduğunuz önemlidir. Kendi kıymetini bilip sınırlarını çizen bir insanı dünya da ciddiye almak zorunda kalır.