Belki de hayatındaki en büyük sorunların sebebi tembellik değil.
Motivasyon eksikliği değil.
Şanssızlık hiç değil.
Belki de sorun şu:
Sabah gözünü açar açmaz kendi zihnine değil, dünyanın gürültüsüne bağlanıyorsun.
Telefonu eline alıyorsun.
WhatsApp...
Instagram...
Haberler...
Bildirimler...
Ve daha sen kendine "günaydın" demeden dünyanın bütün karmaşası kafanın içine doluşuyor.
Şimdi sana çok garip gelecek bir şey söyleyeceğim.
Eğer yarından itibaren sadece 5 dakikalık bir alışkanlık edinirsen, birkaç hafta sonra kendindeki değişime sen bile şaşırabilirsin.
Bak dikkat et...
5 saat değil.
50 dakika değil.
Sadece 5 dakika.
Ve videonun sonunda senden bir şey isteyeceğim.
Eğer bunu daha önce denediysen yorumlara "DENEDİM" yaz.
Eğer hiç denemediysen ama yarın sabah yapmaya söz veriyorsan yorumlara "YARIN BAŞLIYORUM" yaz.
Bakalım bu videoyu izleyen kaç kişi gerçekten kendine 5 dakika ayırabilecek?
Çünkü çoğu insan herkese vakit ayırıyor...
Ama kendisine ayırmıyor.
Şimdi sıkı dur.
Sana anlatacağım şey birçok kadim öğretinin, birçok kültürün ve birçok başarılı insanın ortak noktası.
Sabah gözünü açtığında...
Telefonu alma.
Mesajlara bakma.
Sosyal medyaya girme.
Pencereye git.
Camı aç.
Derin bir nefes al.
Ve sadece dışarı bak.
Evet, bu kadar.
Ama burada kritik bir detay var.
Dışarıyı izlerken aslında gökyüzünü değil, kendi zihnini izleyeceksin.
Şimdi çoğu insan burada kopuyor.
Çünkü hayatı boyunca herkesi gözlemlemiş.
Patronunu...
Eşini...
Arkadaşını...
Komşusunu...
Ama kendi zihnini hiç gözlemlememiş.
İşte olay burada başlıyor.
Sabah ilk dakikalarda zihninin içinden geçenleri fark edeceksin.
"Kredi kartı borcu..."
"Bugün yetişecek mi?"
"Ya işler ters giderse?"
"Keşke şunu yapmasaydım."
"Acaba beni seviyor mu?"
Hepsi gelecek.
Ama hiçbirine dokunmayacaksın.
Sadece izleyeceksin.
Tıpkı gökyüzünden geçen bulutlar gibi.
Düşünsene...
Bir bulut kafanın üzerinden geçiyor diye onu cebine koymuyor, eve götürmüyorsun.
Ama düşünceler söz konusu olunca onları sahipleniyoruz.
Ve sonra bütün gün onların altında eziliyoruz.
İşte bu egzersiz sana çok önemli bir şey öğretiyor:
Sen düşüncelerin değilsin.
Sen onları izleyen kişisin.
Bak bu çok büyük bir fark.
Çünkü çoğu insan zihninin kölesi olarak yaşıyor.
Aklına bir korku geliyor...
Panik oluyor.
Bir endişe geliyor...
Morali bozuluyor.
Bir eleştiri geliyor...
Bütün günü mahvoluyor.
Ama zihnini gözlemlemeyi öğrendiğinde kontrol yavaş yavaş sana geçmeye başlıyor.
Tasavvufta buna içsel farkındalık denir.
Zen öğretisinde buna bilinçli gözlem denir.
Psikolojide buna metabiliş denir.
İsimler farklı olabilir.
Ama kapı aynı kapı.
Kendini görmek.
Kendini duymak.
Kendini fark etmek.
Şimdi sana ilginç bir şey söyleyeyim.
Sokaklar seni yönetmek istiyor.
Televizyon seni yönetmek istiyor.
Sosyal medya seni yönetmek istiyor.
Reklamlar seni yönetmek istiyor.
Herkes senin dikkatini satın almaya çalışıyor.
Peki sen kendi dikkatine ne kadar sahip çıkıyorsun?
İşte sabahki o 5 dakika bunun cevabı.
Çünkü günün ilk dakikaları aslında beynin ayar ekranıdır.
Nasıl başladığın günün geri kalanını ciddi şekilde etkiler.
Sabah panikle başlayan günler vardır.
Her şey üst üste gelir.
Bir de sabah sakin başlayan günler vardır.
Sorunlar yine gelir ama sen daha güçlü durursun.
Fark sorunlarda değil.
Fark sende.
Bak çok net söylüyorum.
Birçok insanın ihtiyacı daha fazla motivasyon değil.
Daha fazla farkındalık.
Çünkü ne yaşadığını bilmeyen insan neyi değiştireceğini de bilemez.
Sabahları bu mini ritüeli yaptığında zamanla şunu fark edeceksin:
Daha az sinirleniyorsun.
Daha az panik oluyorsun.
Daha net düşünüyorsun.
Daha hızlı karar veriyorsun.
Daha odaklı çalışıyorsun.
Ve en önemlisi...
Kendine yabancılaşmamaya başlıyorsun.
Çünkü modern insanın en büyük problemi şu:
Herkesi tanıyor.
Ama kendisini tanımıyor.
Bir düşün.
En son ne zaman sessizce oturup kendi zihnini izledin?
En son ne zaman telefonsuz kaldın?
En son ne zaman sadece kendinle baş başa kaldın?
Hatırlamıyorsan yalnız değilsin.
Milyonlarca insan aynı durumda.
Ama işin güzel tarafı şu:
Çözüm sandığın kadar karmaşık değil.
Sadece 5 dakika.
Sabah.
Pencere.
Gökyüzü.
Derin bir nefes.
Ve kendine şu soruyu sor:
"Bugün gerçekten neye odaklanacağım?"
Sonra gelen cevapları izlemeye başla.
İlk gün bir şey hissetmeyebilirsin.
İkinci gün de olmayabilir.
Ama devam et.
Çünkü zihnin yıllardır hiç durmadan konuşuyor.
Şimdi ilk defa onu dinlemeye başlıyorsun.
Bak dostum...
Hayat bazen büyük değişimlerle değil...
Küçük ama doğru alışkanlıklarla değişir.
Ve bazen bir ömrün yönü...
Sabah ayrılan 5 dakikada değişebilir.
Sabah kalkar kalkmaz ilk iş telefona bakanlardan mısın?
Yoksa önce kendine vakit ayırabilenlerden mi?
Sosyolog Mehmet ARPA