İNSANLAR KONUŞUR, SİZ YOLUNUZA BAKIN

Mehmet Arpa

22-08-2026 10:26

Hepimizin hayatında vardır.

Yaptığınız her şeyde bir kusur bulan, başarınızı küçümseyen, attığınız her adımın arkasında başka bir hikâye arayan insanlar…

Siz bir adım atarsınız, onlar on tane senaryo yazar.

Bir başarı elde edersiniz:

“Kesin torpillidir.”

Bir karar alırsınız:

“Bakalım ne kadar sürdürecek?”

Bir şey satın alırsınız:

“Kesin gösteriş yapıyor.”

Sessiz kalırsınız:

“Kesin kendini bir şey sanıyor.”

Konuşursunuz:

“Çok konuşuyor.”

Ne yaparsanız yapın bir kulp bulurlar.

Böyle insanlarla yaşamanın en yorucu tarafı, söyledikleri sözlerden çok, bir süre sonra onların sesinin sizin zihninizde konuşmaya başlamasıdır.

İşte asıl tehlike burada başlar.

Çünkü insan bir süre sonra karşısındaki kişinin eleştirisini değil, kendi içinde oluşan şüpheyi taşımaya başlar.

“Acaba gerçekten başarısız mıyım?”

“Acaba insanlar benim hakkımda ne düşünüyor?”

“Belki de gerçekten yanlış yaptım.”

Ve farkında olmadan hayatımızın direksiyonunu, kendi hayatımızda olmayan insanlara teslim ederiz.

Bundan kurtulmanın ilk yolu, her sözü kendimizle ilgili bir gerçek olarak kabul etmemektir.

YANSITMAK MI, YARGILAMAK MI?
Psikolojide “yansıtma” kavramı, kişinin kendi kabul etmekte zorlandığı duygu ve özellikleri başkasına atfetmesini anlatmak için kullanılır.

Bu nedenle bir insanın başkalarını sürekli küçümsemesi, eleştirmesi veya onların başarısını değersizleştirmesi bazen kendi iç dünyası hakkında da ipuçları verebilir.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır:

Her eleştiriyi “Karşımdaki kesinlikle kıskanıyor” diyerek açıklamak da doğru değildir.

Bazen eleştiri gerçekten değerlidir.

Bazen hata yapmış olabiliriz.

Bazen bir başkasının söylediği rahatsız edici bir söz, görmek istemediğimiz bir gerçeği gösterebilir.

Olgunluk, her eleştiriyi kabul etmek değil; hangi eleştirinin dikkate değer, hangisinin ise sadece gürültü olduğunu ayırt edebilmektir.

Birisi size:

“Sen bunu yapamazsın.”

dediğinde hemen kendinizden şüphe etmeyin.

Ama hemen:

“Kesin beni kıskanıyor.”

deyip meseleyi de kapatmayın.

Kendinize sorun:

“Bu kişinin söylediklerinde benim öğrenebileceğim bir şey var mı?”

Cevap hayırsa, sözü sahibine bırakın.

Çünkü başkasının fikrini sırtınızda taşımak zorunda değilsiniz.

BAZEN EN GÜÇLÜ CEVAP SESSİZLİKTİR
İnsan hakkında konuşulduğunu öğrendiğinde ilk refleks genellikle kendisini savunmaktır.

“Ben aslında öyle değilim.”

“Bunu neden söyledin?”

“Böyle bir şey olmadı.”

“Sen benim hakkımda ne biliyorsun?”

Bazen bunları söylemek gerekir.

Özellikle ciddi bir haksızlık veya zarar söz konusuysa insanın kendisini savunması son derece doğaldır.

Fakat her dedikodunun peşinden koşmak, insanı bitmeyen bir savunma döngüsüne sokar.

Çünkü dedikoduya her cevap verdiğinizde yeni bir açıklama yapmak zorunda kalabilirsiniz.

Bir söz çıkar.

Siz açıklarsınız.

Başka bir söz çıkar.

Tekrar açıklarsınız.

Bir süre sonra bütün enerjiniz, başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğünü düzeltmeye gider.

Oysa hayatınız bunun için fazla değerli.

Bazı insanlar sizin açıklamanızı değil, tepkinizi ister.

Tepki vermediğinizde konu bir süre sonra kendiliğinden sönebilir.

Bu nedenle sessizlik her zaman güç değildir; fakat hangi tartışmanın sizin zamanınıza değmediğini bilmek önemli bir güçtür.

Bazen hiçbir şey söylemeden işinize devam etmek, saatlerce kendinizi anlatmaktan daha etkilidir.

Çünkü başarı, çoğu zaman en iyi açıklamadır.

SINIR KOYMADAN HUZUR OLMAZ
Üçüncü mesele ise sınırlar.

Hayatınız bir halk otobüsü değildir.

Herkesin istediği durakta binip istediği durakta inmesine izin vermek zorunda değilsiniz.

Size sürekli hakaret eden, küçümseyen, manipüle eden veya psikolojik olarak yoran insanlarla aranıza mesafe koyabilirsiniz.

Üstelik bunu düşmanlıkla yapmak zorunda değilsiniz.

Kibar olabilirsiniz.

Ama net de olabilirsiniz.

“Bu şekilde konuşulmasını istemiyorum.”

“Bu konu hakkında konuşmayacağım.”

“Böyle bir davranışı kabul etmiyorum.”

“Bu konuda sınırım var.”

Bazen birkaç cümle, yıllarca süren bir huzursuzluğu bitirebilir.

Çünkü sınır koymak, karşınızdaki insanı cezalandırmak değildir.

Kendinizi korumaktır.

Elbette her negatif insanı hayatımızdan çıkarmak da gerçekçi değildir. Ailemizden biri olabilir, iş arkadaşımız olabilir, komşumuz olabilir.

Her zaman uzaklaşmak mümkün olmayabilir.

Ama fiziksel olarak uzaklaşamadığımız insanlarla bile duygusal mesafemizi ayarlayabiliriz.

Her sözüne cevap vermemek…

Her davranışını kişisel almamak…

Özel hayatımızın her ayrıntısını anlatmamak…

Ve gerektiğinde ilişkiyi yalnızca olması gereken seviyede tutmak…

Bunların tamamı birer sınırdır.

Çünkü kendi bahçenizi yabani otlardan temizlemezseniz, orada çiçeklerin büyümesi zorlaşır.

İNSANLAR KONUŞUR
Hayatın değişmeyen kurallarından biri şudur:

İnsanlar konuşur.

Siz başarılı olursanız konuşurlar.

Başarısız olursanız konuşurlar.

Evlenirseniz konuşurlar.

Boşanırsanız konuşurlar.

İş değiştirirseniz konuşurlar.

Aynı işte kalırsanız yine konuşurlar.

Sessiz kalırsanız bir şey söylerler.

Kendinizi ifade ederseniz başka bir şey söylerler.

Herkesi memnun etmeye çalışmak, sonu olmayan bir görevdir.

Çünkü insanların düşüncelerini kontrol edemezsiniz.

Fakat kendi dikkatinizi nereye vereceğinizi kontrol edebilirsiniz.

İşte asıl özgürlük burada başlar.

Başkasının sizin hakkınızdaki düşüncesini değiştirmeye çalışmak yerine kendi hayatınızı değiştirmeye başladığınızda, o insanların sesi giderek uzaklaşır.

Çünkü insan bir noktadan sonra şunu öğrenir:

Herkesin beni doğru anlamasını beklersem, kendi hayatımı yaşamaya zaman bulamam.

Bu yüzden eleştiriyi dinleyin.

Gerekiyorsa hatanızı kabul edin.

Haksızlık varsa sınırınızı koyun.

Ama her sözü kalbinize almayın.

Her dedikodunun peşinden koşmayın.

Her insanı ikna etmeye çalışmayın.

Çünkü sizin hayatınızın bir bedeli var.

Ve o bedeli, başkalarının birkaç dakikalık konuşmasına harcamak zorunda değilsiniz.

İnsanlar konuşacak.

Bırakın konuşsunlar.

Siz kendi yolunuzda yürümeye devam edin.

Çünkü bazen en büyük cevap, hiçbir şey söylemeden hayatınızı daha iyi yaşamaktır.

Siz uzaklaştıkça bazı sesler kendiliğinden kısılır.

Ve günün sonunda önemli olan, insanların sizin hakkınızda ne söylediği değil;

Sizin kendiniz hakkında ne düşündüğünüzdür.

DİĞER YAZILARI SANA KÖTÜ DAVRANILMASI, SENİN DEĞERSİZ OLDUĞUN ANLAMINA GELMEZ 01-01-1970 03:00 İnsan Kendini Anlatmaz; Kullandığı Cümlelerle Ele Verir 01-01-1970 03:00 NEYİ KAYBETTİK? HER ŞEY NEDEN GRİLEŞTİ? 01-01-1970 03:00 BUGÜN SANA ÖYLE BİR ŞEY ANLATACAĞIM Kİ... 01-01-1970 03:00