Işığın Şafak Vakti Susturdukça Kendini Ele Veriyor

Nilgun Batıyeli

19-10-2026 10:09

Geçen hafta bu köşede, yapay zekânın dünyayı ele geçireceği korkularının arkasındaki asıl gerçeğe bakmış; asıl savaşın makinelerle değil, insanın insanı denetleme, yönlendirme ve yönetme arzusuyla ilgili olduğunu vurgulamıştım.

Ne yazık ki bu acı gerçeğin siyasi yansımasıyla yüzleşmemiz uzun sürmedi.

İktidarın yasaklar, sansür sarmalları ve en nihayetinde Halk TV ekranını karartma hamlesi, tam da sözünü ettiğimiz “toplumu karanlığa mahkûm etme” savaşının en çığ, en pervasız sahnesidir.

Açık konuşalım: Millet cidden patlama noktasında.

Sokaktaki isyan, mutfaktaki yangın, adliye koridorlarındaki adaletsizlik artık halının altına süpürülemeyecek kadar büyük bir öfkeye dönüştü.

İşte bu son karartma operasyonu, bir gücün değil, tam da bu toplumsal patlamadan duyulan o devasa korkunun ve paniğin ilanıdır.

Çünkü çok iyi biliyorlar: Sokağın çığlığının stüdyolara özgürce yansıdığı, soyulan halkın hakkının ekranlarda ve gazetelerde açıkça arandığı adil bir düzende, bu toplumun onları yeniden seçmesi ve kurdukları düzene rıza göstermesi mümkün değil.

Sandıkta ve sokakta rıza üretemeyen akıl, çareyi ekranları kapatmakta, sesleri kısmakta ve ülkeyi dışarıdan hiç ışık almayan koyu bir hücreye çevirmekte arıyor.

İsteniyor ki önümüze fırlatılan yeni ses getirecek gündemlerle, kayıkçı kavgalarıyla vakit kaybedelim.

İsteniyor ki asıl büyük fon vurgunlarını, elimizden kayıp giden geleceğimizi göremeyelim ve sadece kendilerinin kurduğu o tek sesli illüzyonla savrulup duralım.

Ama yanılıyorlar. Bu toplumun sabrını, öfkesini ve aklını hafife alıyorlar.

Duvarları ne kadar kalınlaştırır larsa kalınlaştırsınlar, güneşi yok edemezler; yalnızca içerideki o büyük uyanışın öfkesini bilerler.

Bir odadaki bütün pencereleri sımsıkı kapatıp içeriye zifiri bir karanlık gömebilirsiniz.

Ama içeridekilerin o karanlığa teslim olup diz çökeceğini sanıyorsanız yanılırsınız.

Üstelik ülkeyi dışa bağımlı hâle getirip yönetimini dışarıdan gelen talimatlara göre şekillendirmek de başlı başına bir sorun.

Gerçekleri saptırarak bütün çıkış yollarını kapatmaya çalışmak ise çaresizliğin ve asıl kapana kısılmışlığın göstergesidir.

Kimse enseyi karartmasın.

Baskı sarmalı, korkunun kimde olduğunu da gösteriyor.

Toplumun korkmayı bırakıp kendi iradesine sahip çıkmaya başlaması, karanlığın sonsuza kadar süremeyeceğinin işaretidir.

Şafağın en büyük habercisi, karanlığın koyuluğu değil, toplumun artık karanlıkta da yönünü bulabilmesidir.

Bir taraf korkusunu saldırganlıkla gizler, diğer taraf günü geldiğinde faturayı keser.
Tarafını seçmiş, gereğine hazır olduğunuzdan eminim.

 

 

 

DİĞER YAZILARI Biyolojik Zekâ – Yapay Zekâ Savaşı 01-01-1970 03:00 2 ve 4 AYAKLI CANLILAR 01-01-1970 03:00 Mit Sandığımız Geçmişten, Düşünmediğimiz Geleceğe 01-01-1970 03:00 Toplumun Tahammül Sınırı Nerede? 01-01-1970 03:00 BU ÜLKENİN KURUCUSU TEKTİR 01-01-1970 03:00 KENDİNİ DEV AYNASINDA GÖRME 01-01-1970 03:00 EGO İLE VİCDAN KARŞILAŞIP KUŞKUYA ÇARPINCA 01-01-1970 03:00 TEK VE EŞSİZ 30 AĞUSTOS 01-01-1970 03:00 ZAFERE 3 KALA 01-01-1970 03:00 KENDİNE KARŞI SORUMLUSUN 01-01-1970 03:00 Siyasetçi, Satıcı ve Haberci: Yalanın Üç Hali 01-01-1970 03:00 TARIM VE HAYVANCILIK – GELECEĞE ŞANS TANIMAK 01-01-1970 03:00 BİLMEDİĞİNİ BİLMEMEK 01-01-1970 03:00 TOPLANTI 01-01-1970 03:00 Zamanın Eskitemediği Doğrular 01-01-1970 03:00 Okur Metinlerde Ne Arıyor? 01-01-1970 03:00 Ne Yiyorduk, Ne Yiyoruz, Yarın Ne Yiyeceğiz? 01-01-1970 03:00 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın.. Unutturulmak İstenenleri 01-01-1970 03:00 PANDORA'NIN EMANETİ: UMUT 01-01-1970 03:00 15 Temmuz: Hatırlamak mı, Kutlamak mı? 01-01-1970 03:00 HER ÇAĞIN KRONOS'LARI VARDIR 01-01-1970 03:00 BİR ROMAN KARAKTERİ NASIL HAYAT BULUR? 01-01-1970 03:00