DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Nilgun Batıyeli
Nilgun Batıyeli
Giriş Tarihi : 28-10-2026 10:16

CUMHURİYETİMİZİN DÜNÜ, BUGÜNÜ, YARINI

I. BÖLÜM — DÜNÜ

Cumhuriyetimizin 103. yılında, üç bölümlük bu değerlendirmeye bir soruyla başlamak istiyorum:

Dün yokluklar içinde Cumhuriyet'i kurmayı başaran halk, bugün bunca imkâna rağmen nasıl bu noktaya geldi?

İğneyi halk olarak kendimize batırmazsak, çuvaldızı kimseye batırmaya hakkımız kalmaz.

O gün de hepimiz oradaydık, bugün de hepimiz buradayız.

Cumhuriyet'e Nasıl Geldik?

29 Ekim 1923...

Bugün 103. yılını kutlamaya hazırlandığımız Cumhuriyet'in hangi koşullarda kurulduğunu hatırlamakta yarar var. Çünkü herkesin bildiğini düşündüğümüz bazı gerçeklerin zaman içinde unutturulmaya çalışıldığına tanık oluyoruz.

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Osmanlı İmparatorluğu yenilmiş, Anadolu'nun çeşitli bölgeleri işgal edilmeye başlanmıştı. İstanbul'daki yönetim ülkenin geleceğini belirleme gücünü büyük ölçüde kaybetmişti. Halk ise yıllarca süren savaşların ardından yoksulluk, yokluk ve çaresizlik içindeydi.

İşte Mustafa Kemal Atatürk, böyle bir ortamda 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı.

Ancak karşılarında yalnızca vatanlarını işgal eden yabancı ordular yoktu. Bir de işgal güçleriyle iş birliği yapan, ülkesinin bağımsızlığı için mücadele edenleri durdurmaya çalışan, başında Padişah Vahdettin'in bulunduğu İstanbul yönetimi vardı.

Kendi vatanlarının bağımsızlığı için mücadele eden insanlar, kendi ülkelerinin yöneticileri tarafından hain ilan edildi.

Dahası, Mustafa Kemal hakkında verilen idam kararı Vahdettin tarafından onaylandı.

Bir düşünün! Ülkesini işgalden kurtarmaya çalışanlar idama mahkûm edilirken, o işgale boyun eğenler kendilerini devletin meşru sahipleri sayıyordu.

Ama ne Mustafa Kemal ne de onunla aynı yola baş koyanlar ölüm tehditleri karşısında geri adım attı. Çünkü onlar için mesele kendi hayatlarını kurtarmak değil, bir milletin geleceğini kurtarmaktı.

Ardından başlayan bağımsızlık mücadelesi yalnızca düşman ordularına karşı verilen bir savaş değildi. Ayağında parçalanmış çarıklarıyla cepheye koşan, kimi zaman bir parça ekmekle karnını doyurmaya çalışan, silahı ve cephanesi kadar yiyeceği de kıt olan bir milletin var olma mücadelesidir.

Kadınlar kağnılarla cepheye cephane taşıyor, yaşlılar ve çocuklar ellerinden geleni yapıyordu. Yıllardır savaşların yorgunluğunu taşıyan bu halk, vatanını kurtarmak için elinde kalan son imkânları ortaya koyuyordu.

23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Mustafa Kemal'in önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlandı. Lozan Antlaşması'yla yeni Türk devletinin bağımsızlığı uluslararası alanda tanındı.

Ve 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildi.

Egemenlik artık bir hanedanın değil, milletindi.

Ancak Cumhuriyet'in ilanı mücadelenin sonu değildi. Asıl büyük görev şimdi başlıyordu. Çünkü kazanılan bağımsızlığın korunması, savaşın yıkıma uğrattığı ülkenin yeniden ayağa kaldırılması, halkın eğitilmesi, sanayinin kurulması ve ekonomik bağımsızlığın sağlanması gerekiyordu.

Cumhuriyet'in İlk Çeyrek Yüzyılında Neler Başarıldı?

Savaşın ardından geriye kalan tablo hiç de iç açıcı değildi. Sanayi son derece sınırlı, üretim yetersizdi. Ulaşım ağı gelişmemiş, eğitim olanakları ülkenin büyük bölümüne ulaşamamıştı. Üstelik Osmanlı'dan devralınan borçların da ödenmesi gerekiyordu.

Mustafa Kemal Atatürk için imkânsızlıklar, mücadeleden vazgeçmenin gerekçesi değildi.

“Ordu yok!” — “Kurulur!”

“Para yok!” — “Bulunur!”

İşte Cumhuriyet'i kuran ve yokluklar içindeki bir ülkeyi yeniden ayağa kaldıran irade buydu. Ve öyle de oldu.

Kazanılan bağımsızlık, gerçekleştirilen yatırımlarla güçlendirildi.

EKONOMİ VE SANAYİ: İş Bankası (1924), şeker fabrikaları (1926), Sümerbank (1933), Etibank (1935), Kayseri Tayyare Fabrikası (1926), Karabük Demir Çelik (1937–1939). Dokuma, cam, kâğıt ve havacılık alanındaki yatırımlarla yerli üretim güçlendirildi. Özellikle Kayseri Tayyare Fabrikası'nın 1926'da açılması, Türkiye'nin havacılık sanayisine yönelik ilk büyük adımlarından biriydi.

ULAŞIM: Demiryolları genişletildi, yeni hatlarla Anadolu'nun farklı bölgeleri birbirine bağlandı. Demiryollarının devletleştirilmesi ve yeni hatların inşasıyla ulaşımda dışa bağımlılığın azaltılması hedeflendi.

EĞİTİM VE CEHALETLE MÜCADELE: Öğretim Birliği Kanunu (1924) ile eğitimde birlik sağlandı. Harf Devrimi (1928), Millet Mektepleri, Halkevleri (1932) ve Köy Enstitüleri (1940) ile cehalete karşı büyük bir eğitim seferberliği başlatıldı. 1927'de yaklaşık %11 olan okuryazarlık oranı, 1950'de yaklaşık %33'e yükseldi.

BİLİM VE ÜNİVERSİTELER: Üniversite Reformu (1933) ile yükseköğretimin çağdaş bilimsel esaslara göre yeniden düzenlenmesi amaçlandı. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (1935) kuruldu. Bilimsel araştırmaların ve nitelikli insan gücünün geliştirilmesine önem verildi.

KÜLTÜR, DİL VE TARİH: Türk Tarih Kurumu (1931) ve Türk Dil Kurumu (1932) kuruldu. Türk dilinin ve tarihinin bilimsel yöntemlerle araştırılması desteklendi. Kültür, sanat ve halk eğitimi alanlarında yeni kurumlar oluşturuldu.

KADIN HAKLARI: Medeni Kanun (1926) ile evlilik, boşanma ve miras alanlarında kadınların hukuki konumu güçlendirildi. Kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı (1930), milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı (1934) tanındı. Kadınların eğitim ve toplumsal yaşama katılımının önündeki engellerin kaldırılması yönünde önemli adımlar atıldı.

HUKUK VE ULUSAL EGEMENLİK: Saltanat kaldırıldı (1922), Cumhuriyet ilan edildi (1923), halifelik kaldırıldı (1924). Medeni Kanun (1926) ve diğer hukuk düzenlemeleriyle dinî esaslara dayalı hukuk sisteminden laik hukuk sistemine geçiş yönünde köklü değişiklikler yapıldı. Egemenlik hanedandan millete geçti. Vatandaşların hukuk önünde eşitliği ve ülke yönetiminde söz sahibi olabilmesinin temelleri güçlendirildi.

DİN VE DEVLET İŞLERİ: Halifeliğin kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması (1925) ve laiklik ilkesinin Anayasa'ya girmesi (1937) ile dinî otoritenin devlet yönetimi üzerindeki etkisi sınırlandırıldı. Dini kullanarak Cumhuriyet'e karşı ayaklanma ve faaliyetlere girişenler hakkında yasal işlemler yapıldı, sorumlular cezalandırıldı.

TOPLUMSAL YAŞAM: Soyadı Kanunu (1934) kabul edildi. Takvim, saat ve ölçü birimleri uluslararası sistemlerle uyumlu hâle getirildi. Toplumsal yaşamda çağdaşlaşmayı ve vatandaşlık bilincini güçlendirmeyi amaçlayan düzenlemeler gerçekleştirildi.

SAĞLIK VE TARIM: Sıtma, verem ve trahom gibi salgın ve yaygın hastalıklarla mücadele edildi. Refik Saydam Merkez Hıfzıssıhha Müessesesi (1928) kuruldu. Sağlık hizmetleri geliştirildi, aşı üretimi ve aşılama çalışmaları yaygınlaştırıldı. Tarımsal üretimi artırmaya yönelik çalışmalar yürütüldü ve Türkiye'nin kendi kendine yeten ülkelerden biri hâline gelmesinin temelleri atıldı.

DIŞ POLİTİKA: Milletler Cemiyeti üyeliği (1932), Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936), Hatay'ın Türkiye'ye katılması (1939). Dış politikada bağımsızlık esas alındı. Genç Türk Cumhuriyeti, kendi geleceğine ilişkin dışarıdan gelen dayatmaları elinin tersiyle itti.

EKONOMİK BAĞIMSIZLIK: Lozan Antlaşması'yla kapitülasyonlar kaldırıldı. Osmanlı'dan devralınan borçların ödenmesi sürdürüldü. Son taksit 1954'te kapatıldı. Devlet öncülüğündeki sanayi yatırımlarıyla üretimin artırılması ve ekonomik bağımsızlığın güçlendirilmesi hedeflendi.

Bütün bunlar, 1929 Dünya Ekonomik Bunalımının ve ardından gelen İkinci Dünya Savaşı'nın yarattığı ağır ekonomik koşullara rağmen gerçekleştirildi.

Henüz kuruluşunun ilk yıllarında Türkiye Cumhuriyeti, kimilerinin hayranlığını, kimilerinin kıskançlığını kazanmıştı. Krallar, şahlar, diplomatlar ve devlet adamları bu genç Cumhuriyet'i ziyaret ediyordu. Atatürk'e büyük saygı gösteriyorlardı. Daha düne kadar var olma mücadelesi veren bir ülke, artık dünya devletlerinin saygı duyduğu bir güç hâline gelmişti.

Elbette ilk 25 yılda bütün sorunlar çözülmedi. Yoksulluk bir anda ortadan kalkmadı, eğitim ve sanayi yatırımları ülkenin her köşesine aynı hızla ulaşmadı.

Ancak önemli olan, hangi koşullardan yola çıkıldığı ve bütün bu zorluklara rağmen birlikte nelerin başarıldığıydı.

O gün bütün yokluklara rağmen tek vücut olmayı başaran halk, bugün bunca imkâna rağmen bölünmeye, ayrışmaya ve dağılmaya nasıl meydan verdi?

Yarın, ikinci bölümde Cumhuriyet'in bugününe bakmak üzere...

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1GALATASARAY922
  • 2AMED SPORTİF FAALİYETLER920
  • 3TRABZONSPOR919
  • 4BEŞİKTAŞ918
  • 5FENERBAHÇE916
  • 6KASIMPAŞA916
  • 7KOCAELİSPOR915
  • 8ERZURUMSPOR914
  • 9ARCA ÇORUM913
  • 10GÖZTEPE912
  • 11CORENDON ALANYASPOR912
  • 12İSTANBUL BAŞAKŞEHİR911
  • 13ÇAYKUR RİZESPOR910
  • 14TÜMOSAN KONYASPOR98
  • 15GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ98
  • 16GENÇLERBİRLİĞİ98
  • 17SAMSUNSPOR94
  • 18EYÜPSPOR93
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA