Çoğu insan saygının kusursuz bir kılık kıyafetle, kabarık bir özgeçmişle veya maddi güçle kazanıldığını zanneder. Oysa iş ve sosyal hayatta sıkça karşılaştığımız bir tablo vardır: İçeriye son derece şık giyinmiş, unvanı ve başarıları göz dolduran biri girer; herkes susup ona bakar. Fakat o kişi konuşmaya, hareket etmeye başladığı anda tüm büyü bir anda dağılıverir.
Çünkü beden dili adeta "Ben buraya ait değilim, beni idare edin" diye haykırmaktadır.
İnsan ilişkilerinde saygı, lafla talep edilmez; çevreye verilen sessiz komutlarla inşa edilir. Bireyin kendi değerini farkında olmadan aşağı çektiği ve ortamlarda görünmez ya da sıradan kalmasına yol açan üç kritik beden dili hatasını iyi tahlil etmek gerekir:
Biri konuşurken sürekli ve seri bir şekilde baş sallamak, zannedildiği gibi iyi bir dinleyici olunduğunu göstermez. Aksine bu telaşlı onaylama hali, bilinçdışında "Lütfen beni sev, bak seninle aynı fikirdeyim" yakarışını barındırır. Karşı tarafa bağımlı ve edilgen bir profil çizer.
Sosyal alanda ağırlığı olan, güçlü duruş sergileyen bireyler baş hareketlerini ölçülü kullanır. Gerektiğinde, sakin ve yavaşça onay verirler. Sürekli kafa sallamak insanı yönetilen bir çalışan gibi gösterirken; dingin bir duruş liderlik ve vakar kazandırır.
Bir masada otururken elleri bacakların arasına sıkıştırmak, büzülmek ya da omuzları kulaklara çekerek küçülmeye çalışmak toplumda çok yaygın bir reflekstir. Beden bu duruşla etrafa açık bir mesaj iletir: "Burada fazla yer kaplayıp rahatsızlık vermek istemiyorum, özür dilerim."
Kişinin kendi varlığına ve kapladığı alana saygı duymadığı bir yerde, başkalarının ona alan açmasını beklemesi beyhudedir. Kendi alanına sahip çıkamayan bireyin sınırları, çevresi tarafından kolayca işgal edilir. Otururken ve dururken rahat, dik ve mevcudiyetinden çekinmeyen bir hat çizmek gerekir.
Bir soru yöneltildiğinde daha cümle biter bitmez, nefes almadan saniyesinde cevap yetiştirmek özgüven değil; belirgin bir panik belirtisidir. Telaşla lafa atılmak, zihinsel kontrolün zayıflığına işaret eder.
Oysa kendine güvenen ve ağırlığını bilen bir insan, yöneltilen soru ile vereceği cevap arasına bir-iki saniyelik bilinçli bir sessizlik koyar. O kısa es, kişinin kendi egemenlik alanıdır. O iki saniyede ortama "Durumu tartıyorum ve kontrol bende" mesajı verilir.
İnsanların bize biçtiği değer; bindiğimiz araçtan ya da giydiğimiz takım elbiseden önce, kendi bedenimize ve vaktimize gösterdiğimiz ihtimamla belirlenir. Onay peşinde koşmayı bırakan, kendi alanını sahiplenen ve telaşını dizginleyen bir duruş; hiçbir kelimenin başaramayacağı kadar derin bir saygı uyandıracaktır.
Ahmet Sıvacı
NE DİN BAĞI BE?
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
YENİ PARTİ, ESKİ LİSTE!
OZAN DERVİŞ/ İSMAİL KOÇAK
VAY BANA
Ali Rıza Navruz
BENDEN BANA MEKTUPLAR/18
Mehmet Arpa
Saygınlığa Suikast: Ortamlarda Ağırlığı Yok Eden 3 Alışkanlık
Ali İhsan Öztürk
DÖRT GÜN BOYUNCA GASTRONOMİ, KÜLTÜR VE KARDEŞLİK
Mustafa Acar
YAKUP
Mustafa Cengiz
KAYSERİ, ZORU BAŞARIYOR, KOLAYLARA TAKILIYOR!
Faruk Ergan
KRİZ VE FIRSAT
M. Kemal Atik
İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN AZGINCA NEDEN FIRLADI KAFESTEN?