Çoğu zaman hayatın koşturmacası içinde kendimizi sebepsizce yorgun, tükenmiş ve zihnen ağırlaşmış hissederiz.
Sorunun yoğun iş temposunda veya hayat şartlarında olduğunu düşünürüz; oysa asıl neden, çevremizde "dost", "arkadaş" veya "tanıdık" kılığında taşıdığımız görünmez yüklerdir.
Gerçekle yüzleşmek ağır gelse de bazı insanlar bizi sevmez; sadece hayatımızdaki varlığımızı, sunduğumuz konforu ve iyi niyetimizi kullanır. İlişkilerimizde iyi niyetli kalmak erdemdir ancak kendimizi bu insanlara karşı savunmasız bırakmak kişisel bir ihmaldir. Sosyal hayatımızda enerjimizi sömüren beş insan profilini doğru tahlil etmek gerekir:
Bu kişiler sizi sadece dert, şikâyet ve kriz anlarında hatırlar. Hayatlarındaki hiçbir sorunu çözmek gibi bir niyetleri yoktur; değişime direnirler ama sürekli anlatırlar. Siz iyi niyetle dinler, tavsiye verir ve destek olursunuz. Görüşme bittiğinde onlar rahatlamış bir şekilde hayatına devam ederken, siz tüm enerjisi çekilmiş, zihnen çökmüş halde kalırsınız. Bu bir arkadaşlık bağı değil; duygusal bir atık aktarımıdır.
Bazı insanların ortama girmesi dahi havanın ağırlaşmasına yeter. Gayet neşeli, huzurlu bir gününüzdeyken bu insanlarla temas ettiğinizde sebebini anlayamadığınız bir ağırlık çöker. Sürekli bir memnuniyetsizlik, gizli bir karamsarlık ve negatif bir frekans yayarlar. Yanlarında kaldığınız müddetçe kendi potansiyelinizin daraldığını hissedersiniz.
Aylarca hiçbir varlık göstermeyen, hatır sormayan ama işleri sıkıştığında "kardeşim, canım dostum" hitaplarıyla ortaya çıkan klasik faydacı tiplerdir. Talepleri karşılandığı anda yeniden sırra kadem basarlar. Bu tutumu iyi niyetle meşrulaştırmaya çalışmak, açıkça kullanılmayı kabullenmektir.
Sosyal hayattaki en tehlikeli ve sinsi profillerden biridir. Yüzünüze güler, başarılarınızı tebrik eder gibi görünürler; ancak gözlerindeki burukluğu ve düşen modlarını gizleyemezler. Sizin adınıza samimiyetle sevinemez, aksine başınıza bir aksilik geldiğinde içten içe rahatlarlar. Bu kimseler birer dost değil; burnunuzun dibinde gizlenmiş rakiplerdir.
İlişkileri zihinsel bir satranç tahtasına çeviren bu kişiler, her meselede kendilerini haklı, sizi ise suçlu çıkarmakta ustadır. Kendi eksikliklerinin bedelini size ödetir, sizi sürekli bir yetersizlik ve vicdan azabı içinde tutarak kendilerine bağımlı kılarlar. Zamanla kendi haklılığınızdan bile şüphe eder hale gelirsiniz.
İnsan ilişkilerinde bu profilleri tespit etmek ilk adımdır; ancak fark etmek tek başına yeterli değildir. Sınır çizilmediği ve lüzumu halinde araya kesin bir mesafe koyulmadığı müddetçe hayatımızdaki bu tükenmişlik tablosu değişmez.
Unutmamak gerekir ki, insan iyi niyetini ve nezaketini koruyabilir; fakat herkesi hayatının merkezinde tutmak zorunda değildir. Bazen ruh sağlığını ve yaşam kalitesini korumanın tek yolu, bu yükleri sessizce geride bırakmaktan geçer.
OZAN DERVİŞ/ İSMAİL KOÇAK
EY YALAN DÜNYA
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
AÇLIK SINIRI!
Mehmet Arpa
Hayatımızdaki Görünmez Yükler: Enerjimizi Tüketen 5 İnsan Tipi
AHMET KARAASLAN
ÇANAKKALE GÖKÇEADA
KADİR DAYIOĞLU
YENİ PARTİ
Ali İhsan Öztürk
BİLİCİ, AYATA, ÖZTÜRK
Mustafa Cengiz
SADECE 2 PUAN KAYBETTİK!
M. Kemal Atik
SANA VERECEK TESELLİM YOK BENİM
Nilgun Batıyeli
Işığın Şafak Vakti Susturdukça Kendini Ele Veriyor
Ali Rıza Navruz
EDEBİYAT HARCI/2003