Çocukluğumuzdan bu yana toplum bize hep aynı tavsiyeyi verir: "Her zaman iyi ol, verici ol, herkesin yardımına koş." Peki, hayatın pratik akışında bu öğütleri harfiyen uygulayan insanların karşılaştığı sonuç nedir?
Çoğu zaman daha fazla değer görmek yerine sıradanlaşmak, çantada keklik görülmek ve suistimal edilmek.
Sosyal ilişkilerde değer, yalnızca fedakarlıkla kazanılmaz; güç dengesi ve mesafe ile korunur. İlk bakışta kusur veya bencillik gibi görünen ama aslında kişisel saygınlığı muhafaza eden beş temel prensip vardır:
Sürekli ve kesintisiz ulaşılabilir olmak bir meziyet değil, değer algısını zayıflatan bir etkendir.
Bir insan gelen her çağrıya saniyesinde yanıt veriyor, kendi işini gücünü bırakıp başkalarının ritmine ayak uyduruyorsa, karşı tarafta kendi vaktinin değersiz olduğu izlenimini uyandırır.
İletişimde makul bir mesafe ve gecikme, bireyin kendine ait bir hayatı ve öncelikleri olduğunu hatırlatır.
Her çağrılan yere istisnasız giden, her buluşmaya katılan insanın fiziki varlığı zamanla kıymetini yitirir ve sıradanlaşır.
Oysa ara sıra "Programım uygun değil, bu sefer katılamayacağım" diyebilmek, varlığınızı nadir ve kıymetli kılar.
İnsan psikolojisi her zaman kolayca elde edemediği, sınırları olan unsurlara daha fazla alaka gösterir.
Toplumda sürekli başkalarının işini çözen insanlar takdir edilmez; aksine bir tür "garanti hizmet" olarak görülür.
Sürekli yardım eden bir süre sonra unutulur, yardımı kestiğinde ise suçlanır.
Gerçek değer, her şeye koşmakla değil; yerinde, ölçülü ve hak eden durumlarda destek sunmakla inşa edilir.
Kendi yükünü taşıyamayanın başkalarının yükünü sırtlanması erdem değil, ihmaldir.
Fazla şeffaflık, ilişkilerdeki saygı ve merak duygusunu zedeler.
Planları, hayalleri, zayıflıkları ve iç dünyayı herkese açık bir kitap gibi sunmak, sınırları ortadan kaldırır.
İnsanın kendisine ait saklı bir alanı, bir iç dünyası ve mahremiyeti olmalıdır.
Muhafaza edilen ölçülü bir gizem, karşı tarafta saygı uyandıran bir ağırlık oluşturur.
Her durumda alttan alan, asla sesini yükseltmeyen ve kırılsa bile tebessüm eden kimseler ciddiye alınmaz.
İyi bir insan olmak başka bir şeydir, omurgasız bir uysallık sergilemek başka bir şey.
Gerektiğinde net, tavizsiz ve sınır aşımında sert bir duruş sergileyebilmelisiniz.
Çizgilerini açıkça göstermeyen insanın sınırları sürekli ihlal edilir.
Görüldüğü üzere bu maddeler birer "hata" değil; bireyin kendi haysiyetini, vaktini ve değerini koruma kurallarıdır.
Siz kendinizi aşırı derecede açtığınızda toplum sizi tüketir; kendi merkezinize çekilip sınırlarınızı koruduğunuzda ise size duyulan saygı kendiliğinden yükselir.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
KONUT SATIŞLARI VE İNŞAAT SEKTÖRÜ…
Mehmet Arpa
Değer Görmek İçin Yapılması Gereken 5 “Hata”
Nilgun Batıyeli
Işığın Şafak Vakti Susturdukça Kendini Ele Veriyor
Ali Rıza Navruz
EDEBİYAT HARCI/2003
AHMET KARAASLAN
EYVALLAHIN AYARI
Ali İhsan Öztürk
KARABAĞ GAZİSİ TURAN GENÇLİĞİ BULUŞTU
KADİR DAYIOĞLU
AHMET HAŞİM
Mustafa Cengiz
BU DA BİZE DERS OLSUN!...
Mustafa Göçer
ADIM ADlM BAŞARABİLİRİZ
Faruk Ergan
PEDRO SANCHEZ