DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Nilgun Batıyeli
Nilgun Batıyeli
Giriş Tarihi : 29-10-2026 10:35

CUMHURİYETİMİZİN DÜNÜ, BUGÜNÜ, YARINI

II. BÖLÜM — BUGÜNÜ

Dün Devraldığımız Mirasın Bugünkü Hâli

Cumhuriyet, yokluklar içindeki bir milletin Atatürk’ün dehası ve önderliğinde verdiği bağımsızlık mücadelesinin eseriydi. Savaşlarla yıpranmış bir ülke, eğitimden hukuka, sanayiden tarıma kadar her alanda yeniden ayağa kaldırılmaya çalışıldı.
Aradan 120 yılı aşkın zaman geçti. İttifaklar ve yöntemler değişse de Türkiye üzerinde hesabı olan güçlerin emellerinden
vazgeçtiğini düşünmek saflık olur. NATO üyesi olmak bile ülkelerin her konuda aynı çıkarları paylaştığı anlamına gelmez.

Biz ise zamanla rahatladık. Sanki artık bize hiçbir şey olmazmış gibi, bize bırakılan mirası korumak yerine ondan yemeye başladık. Cumhuriyet’in yokluklar içinde kurduğu üretim gücünü ayakta tutmak yerine, yıllar içinde biriktirdiğimiz kamu varlıklarını elden çıkardık. TÜPRAŞ, PETKİM, Türk Telekom, TEKEL ve SEKA gibi büyük kuruluşlardan şeker ve çimento fabrikalarına, limanlara, elektrik üretim ve dağıtım kuruluşlarından maden işletmelerine kadar uzanan geniş bir kamu varlığı el değiştirdi. Satışlar yalnızca birkaç büyük işletmeyle sınırlı kalmadı; ülkenin sanayisi, haberleşmesi, enerjisi ve stratejik üretim gücü bu süreçten etkilendi. Cumhuriyet kuşaklarının emeğiyle oluşturulan bu birikimi elden çıkarırken ülkeye kalıcı olarak ne kazandırdık? Üretim gücümüzü ve ekonomik bağımsızlığımızı ne ölçüde koruyabildik?

Bunun bedelini yalnızca ekonomi üzerinden de ödemiyoruz. Kontrolsüz göç ve sığınmacı politikalarıyla büyüyen sorunlar toplumun yükünü artırırken, kendi çocuklarımızın eğitim, istihdam ve fırsat eşitliği alanlarında geri plana itildiği duygusu da güçleniyor. Aileler yıllarca emek vererek çocuklarını yetiştiriyor; ancak eğitimli, donanımlı gençlerimiz geleceklerini kendi ülkelerinde kuramayacakları endişesiyle kurtuluşu yurt dışında arıyor. Kendi gençlerine umut veremeyen bir ülke, insan gücünü ve birikimini de dışarıya kaptırıyor. Bize emanet edilen bu ülkeyi çocuklarımıza daha güçlü bir gelecek olarak bırakmak yerine, onların gitmek zorunda kaldığı bir ülkeye dönüşmesine göz yumduk.

Yönetim Değişti, Dengeler Değişti

Dışarıdan tavsiye edildiği açıkça dile getirilen tek adam sistemine geçiş, ülkenin yönetim dengelerini de değiştirdi. 2017’de kabul edilen anayasa değişikliği 2018’de uygulamaya konuldu; başbakanlık kaldırıldı, yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı’nda toplandı. Meclis ve seçimler varlığını korudu; ancak yürütmenin denetlenmesi ve güçler ayrılığı zayıfladı. Halkın iradesi ve Meclis’in gücü kâğıt üzerinde varlığını sürdürürken kararlar tek merkezde toplandı. Muhatap artık tekti; ülkeyi yönlendirmek isteyenler için iş çok daha kolaylaşmıştır.

Yargı bağımsızlığına, basın özgürlüğüne ve ifade hakkına yönelik baskılar da halkın olup biteni öğrenmesini ve yönetimi sorgulamasını zorlaştırmak üzere sindirilmeye devam edilmektedir. Oysa egemenliğin millete ait olduğunu söylemekle milletin yönetim üzerinde gerçek bir denetim gücüne sahip olması aynı şey değildir. Ekonomik bağımlılık büyürken, ülkenin kendi geleceğini belirleme iradesi de zayıflıyor.

-Peki, biz halk olarak bu kadar mı kör, bilinçsiz ve cahildik ki önümüze atılan her şeyi coşkuyla alkışladık, onayladık?
-Cumhuriyet’in hangi bedellerle kurulduğunu, kazandıklarımızın nasıl aşındırıldığını hiç mi görmedik?
-Neden başından itibaren bu soruları yalnızca yönetenlere değil, kendimize de sormadık.

Kaynaklarımız Tükenirken, Seslerimiz Susturulurken

Ülkenin kaynaklarını elden çıkarmakla kalmadık; geriye kalan doğal varlıklarımızı da koruyamaz hâle geldik. Yer üstü ve yer altı kaynaklarımız, ormanlarımız, suyumuz ve havamız talan edilirken, yaşananların üzeri örtülmeye çalışılsa da doğaya verilen zarar gözler önünde. Madenlerimizden elde edilen kazanç ülkemize ve halkımıza ne bırakıyor? Tükenen kaynakların, bozulan su havzalarının ve yok edilen doğal alanların bedelini bugün kim ödüyor?

Bazı maden sahalarında yok edilen ormanların, bozulan toprağın ve su kaynaklarının yeniden kazanılması onlarca yıl alabilir; kimi zararların bütünüyle giderilmesi ise mümkün olmayabilir. Birkaç yıllık kırıntısını aldığımız kazanç uğruna gelecek kuşakların yaşam alanlarını tehlikeye atmanın hesabını kim verecek? Doğanın uğradığı tahribat yalnızca
bugünün değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın da meselesidir.

Bütün bunları dile getirenlerin baskıyla karşılaşması, insanların yalnızlaştırılması da tablonun bir parçası. Dışarıdaki global kuklacı ne kadar yandaş toplarsa toplasın, bizi ne kadar köşeye sıkıştırırsa sıkıştırsın, elimizi kolumuzu, en önemlisi de ağzımızı ne kadar bağlamaya çalışırsa çalışsın, biz Türk milletiyiz. Biz şu Çılgın Türkleriz!

Birbirinden koparılan, korkutulan ve susturulan insanların bir araya gelmesinden neden bu kadar korkuluyor?

Cumhuriyet’i Hafızalardan Silmek Ne Mümkün?

Bunca kayba ve baskıya rağmen Cumhuriyet’e bağlılığın izleri her yerde. Kentlerde ve kasabalarda yapılan kutlamalar, okullarda dalgalanan bayraklar, Anıtkabir'e akın eden kalabalıklar bize bir şey anlatıyor. Cumhuriyet yalnızca geçmişte kalmış bir hatıra değil; bayramını yaşatan, bayrağını evine asan ve bağımsızlığın değerini unutmayan insanların ortak hafızası.

Cumhuriyet’in mirasından vazgeçmeye niyeti olmayan büyük bir çoğunluk hâlâ var. Bu bağlılığı , kararlılığı küçümseyenler, halkın içindeki Cumhuriyet iradesinin gücünü hafife alıyor. İşte bu irade, geleceğe dair umudumuzu besliyor.

Dün İzmir’de, Yarın Bütün Türkiye’de

İşgal günlerinde İzmir'in kadınları, işgalcilerin gözüne çarpmadan, gizli gizli ellerindeki kumaşlardan ve giysilerinden Türk bayrakları hazırlıyordu. Türk askerinin şehre girişiyle birlikte evlerden sarkan bayraklar İzmir’i donattı. O bayraklar yalnızca zaferin değil, bağımsızlığa duyulan inancın da simgesiydi.

Bugün de her evde birkaç kişi olarak birleşiyoruz. Henüz hepimiz meydanlarda değiliz; ama Cumhuriyet’e bağlılığımızı
ve bağımsız yaşama irademizi içimizde taşıyoruz. Evlerimizden bayraklarımızı dalgalandıracağımız, bu bağlılığı hep
birlikte göstereceğimiz günleri bekliyoruz.

Halk, bütün baskılara ve engellemelere rağmen Mehter Takımı edasıyla yürüyüşe geçti.

İki ileri, bir geri... Ama her gün bir adım daha ileri!

Çünkü şafağın sökmesini bekleyenler artık yalnızca karanlığı seyretmiyor. Kendi ışıklarıyla şafağa yürüyor.

O gün de hepimiz oradaydık, bugün de hepimiz buradayız.


Cumhuriyetimizin 103. yılını gurur ve inançla kutlamak, başta ebedi liderimiz M.K.Atatürk ile tüm silah arkadaşlarına, ardında duvar gibi duran halka minnettarlığımı sunmak istiyorum.

Bu yazı, söylemek istediklerimin yalnızca bir özeti. Sizleri yormamak için bazı konulara hiç değinmedim,
bazılarını da uzun uzadıya anlatmadım.
O konuları önce kendinizde ve çevrenizde değerlendireceğinizden,
ardından düşüncelerinizi benimle de paylaşacağınızdan eminim.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1GALATASARAY922
  • 2AMED SPORTİF FAALİYETLER920
  • 3TRABZONSPOR919
  • 4BEŞİKTAŞ918
  • 5FENERBAHÇE916
  • 6KASIMPAŞA916
  • 7KOCAELİSPOR915
  • 8ERZURUMSPOR914
  • 9ARCA ÇORUM913
  • 10GÖZTEPE912
  • 11CORENDON ALANYASPOR912
  • 12İSTANBUL BAŞAKŞEHİR911
  • 13ÇAYKUR RİZESPOR910
  • 14TÜMOSAN KONYASPOR98
  • 15GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ98
  • 16GENÇLERBİRLİĞİ98
  • 17SAMSUNSPOR94
  • 18EYÜPSPOR93
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA