Bu satırların yazılış amacı sadece bir tane değil birden fazla konuda varlığımızın özünü bilmektir. Aklınızdaki soru ise bu birden fazla konunun ne olduğu olabilir. Bu konular içinde bütün bir varlıklar içindeki yerimiz konulardan birisi. Yani burada bütün bir canlılar içinde insan türü olarak varlığımızın anlamı yer alıyor. Yaratıcı varlığa inananlar için yaratıcı ve insan arasındaki bağ bir diğer konu. Tekil bir insanın toplum içindeki yeri. Bütün bir insanlık içinde dil, kültür, sanat, yaşam tarzı, toplumsal karakter, etnik kimlik açısından varlığımız da bir diğer konu. Varlığımızın özü adına başka bir bakış açılarının varlığını da düşünerek belki de örneklerin çoğaltılabileceğini de düşünebiliriz.
Varlığımızın özü ile ilgili önemli olarak düşündüğüm mesele, var eden ve varlık bağlantısı. Burada din ve teoloji olgusu tâbi ki ön planda. Bir konunun savunuculuğu yapılırken savunulacak konudan bağımsız düşünmeyi ön plana çıkarmak isterim. Mesela bir dinin doğruluğunu savunmak istediğimiz zaman akıl, mantık, bilim ve felsefe bizim için yardımcı bir unsur olabilir. İnsan ve varlığı da bir kitap gibi düşünebiliriz. Aklımızla ve mantığımızla bir yaratıcıya inanırken dünya ve dünya dışındaki her türlü varlık ile birlikte insandaki fiziksel veya biyolojik sistem ile düzeni bir delil olarak düşünülebiliriz. Burada sistem ve düzen ön plana çıkıyor. Birçok konuda "Neden" sorusuna değer veren birisi olarak biz insanlar neden varız veya varlığımızın bir sebebi ya da amacı nedir sorusuyla bir yola çıkarak belki de uzun bir mesafe ilerleyebiliriz.
Bir de mesele insan olunca üç konuda ele almanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bedensel olarak insan, insanın metafizik ya da ruhsal varlığı, birde insan duyguları olarak üç boyutlu değerlendirmenin kendimizi bilmek adına önemli olduğunu düşünebiliriz. Fiziksel olarak besine muhtaç, hastalanan, zayıflayan, tükenen, ilerleyen zamanlarda fiziksel görünümü değişen ve her insanın kabul ettiği gibi fani canlılarız. Aynı zamanda fiziksel olarak bir etki ile yaralanan, birçok küçük etki ile canı acıyan, tırnak kadar bir kurşun ile hayatı biten bir canlı olmamızın anlamını düşününce bir sınır ve haddimizin olduğunu öğreniyoruz. Bir de bütün bir evren içinde nokta gibi olan dünyada insanlar da nokta gibi. Buradan da anlamamız gereken kendimizi çok büyük görmeden haddimizi ve sınırımızı bilmek değil mi?
İnsan olarak da hem gerçekçi hem adaletli hem de gözlemsel olarak söylemek gerekirse de artılarımız ve eksilerimiz de var. Üretebilen, doğadan faydalanabilen, sosyalleşme özelliği olan, herkes için olmasa da liderlik vasfı taşıyan, her türlü ahlâkî ve erdemlere sahip özellikleri olan kişilerin de var olduğunu söyleyebiliriz. Duygu, düşünce, çaba, disiplin, kontrol, denge ve uyum özellikleri gibi birçok özellikle yükselebilen kişilerde insanlar arasında çıkabiliyor. Kendini aşan insan ve toplulukların dünya üzerinde büyük sınırlara sahip olup birçok toplumu yönetmesi de insanın artılarından. Büyük yapılar yapması, birçok türden teknoloji üretmesi, kitleleri sürükleyen düşünceler ortaya çıkarması da insanın bir diğer özellikleri arasında.
Böyle artılarından yanında kendi türüne ve halk kitlelerine her türden zarar verici, kötümser birçok özellik ile insan, toplum ve toplumlara birçok yönden olumsuz etkisi olan da insan. Eksiği ve fazlasıyla, doğrusu ve yanlışıyla, duygu, düşünce ve eylemleriyle hem yükselebilen ve hem düşebilen bir canlı türüyüz. Bu durum da kendimizi bilmek değil mi?
Bir de toplumsal olarak fiziksel özellik, etnik özellik, genetik özellik, farklı dil, kültür, renkler ile kendine özgü olmakla toplumsal kimliklere sahibiz. Bütün bir insanlık içinde bu kimliklerimizi yüce bir yaratıcının iradesi ile bir araya getirdiğimiz de yaratıcının verdiği kimliğe sahip çıkmanın bir doğruluk olduğunu savunanlardanım. O kimliği koruyup yaşatma çabasının da bir doğruluk olduğunu düşünenlerdenim.
Teoloji, varlık, din olgusu içindeki insanı bir küme olarak düşünelim. İkinci küme olarak da insanlık, erdem, ahlak, adalet, hak ve hukuk gibi özellikler ile ikinci kümeyi ele alalım. Milli kimlik ve toplumsal kimliğimizi de üçüncü kümeyi de bir araya getirdiğimizde varlığımızın özünü üç kümenin kesişim ya da birleşim kümesi olarak düşünebiliriz. Buna üç kimliğin birleşimi de diyebiliriz. Birlikte güç ayrılıkta azap, acı, belki de yok oluş olduğunu düşünerek birleştirici bir düşünceyi de ön plana çıkarmak isterim. Varlık ve birliğin önemini de belki birçok kimse anlar bu yazı ile.