Geçen yıl Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı ile ilgili bir yazı yazmıştım.
"Yüz Yılı Deviren Cumhuriyet" adında.
Çok şükür yüz yılı devirdik yüz birinci yıla yaklaştık.
Yalnız yüzbirinci yıla yaklaşırken birden fazla konuda gündeme damga vuran bazı konular ile millet olarak yeni bir şok içerisindeyiz.
Birçok yazımda dile getirdiğim devşirmelik sisteminin bir kolu olarak düşündüğüm FETÖ yapılanmasının liderinin ölümü de bir mutluluk vesilesi iken bizim küçük canlarımızın maddi çıkarlar uğruna organize bir şekilde alınması da kahredici bir durum.
Birden fazla konuda yazma gereksinimi hissedip bazı konularında başlığını hazırlamışken gündemdeki konulara kayıtsız kalamadım.
Büyük ve küçük firavunların dünyasında insanlığını kaybetmiş aşağılık varlıkların yaptıklarına karşı hiçbir müdahalede bulunamasak da en azından yazılı olarak tepki gösteriyoruz. Dünya da ve yurdumuzda küçük canların alınması bir vahşilik örneği iken bunun yaygınlaşması da normal bir durum değil.
İnsanlık bilinci ve duygusuna sahip insanların en şiddetli bir şekilde karşı çıktığı bir durum olması gerekir bu durumun.
Aynı zamanda bir terör, bir fitne ve fesatlık, bir bir profesyonel münafıklık hareketi liderinin ölüm haberinden sonra gözler başka bir terör liderine çevrilmişti.
Sonra şok edici ve birçok insanın ummadığı bir şekilde diğer terör lideri gündem oldu ki hiç beklenmeyen bir merkezden gelen bir gündem bu.
Bu yüzyıllık cumhuriyet ne siyasal depremler gördü, ne toplumsal travmalar yaşadı, bu çilekeş millet nelere katlandı, nelere sabretti, kimleri idare etti.
İnsan düşünmeden edemiyor biz nasıl varlığımızı her türlü şartlara, oyunlara ve tuzaklara rağmen koruyabildik diye.
Yüce Yaratıcımızı en büyük koruyucu olarak kabul ederken bu korunma konusunda vesile konumunda olan insanlar da var mı diye de düşünmeden edemiyoruz. Gerçekten burada bir milletin gücü, sabrı, irade ve idaresi söz konusu.
Burada ben birinci olarak milletimi tutuyorum.
Milletimi tutarken de bazı sebeplerden dolayı da bir kahroluş söz konusu.
Bir taraf belirtmek gerekirse her zaman ön plana çıkardığım üç kutsal unsur olan Millet, Vatan ve Devlet in de içinde olduğu hiyerarşik bir kutsallık, insanlık, adalet, değerler, erdemler diyebilirim.
Burada bir öz varlığımız da söz konusu.
Bizim insanlarımızın da iyiliği ve faydası da söz konusu.
Hem de birçok farklılığımıza rağmen ayrım yapmadan tutma söz konusu.
Ama ayırdığım konulara masum ve mazlum, haklı ve haksız, doğru yolda ve yanlış yolda olmak gibi birden fazla konu ekleyebiliriz.
Millî birlik ve beraberlik bir hasretlik aynı zamanda.
Toplumun huzuru, düzeni ve refahı da bir özlem.
Zaten barış olgusu dünyada birçok insan için bir savaş bahanesi iken dünyadaki cennetin bir hayalî.
Milletler bir kurtarıcının derdinde.
Kurtarıcı olmaya çalışmak da yaşadığımız bir dönemde bir yürek işi.
Kurtarıcı olmaya çalışanların varlığı meçhul.
Meçhule giden bir gemi durumundayken birçok tehdit karşısında bir kahramanın çıkması da ihtiyaç.
O kahraman için de yürek bir ihtiyaç, akıl, denge, bilinç, fedakarlık da bir ihtiyaç.
Önce millete bir umut gerekli ama gerçekten tam anlamıyla güven verecek bir umut.
Test edilen ve onaylanmayan lider adı verilen kişiler içinde bu adam bizi kurtarır diyebileceğimiz bir umut.
Bir savaş önderi ve ciddi bir temizlikçi gerekir şimdi bizlere.
Gelecekte tarihe geçecek bir kahraman.
Bu çok sancılı bir dönemde doğan bir umut gerçekten bekleniliyor.
Gerçekten kolay değil hazinelerin üstünde oturan kişilerin o hazineyi koruması.
O hazineyi korumak için de güç gerekir, koruyucu bir duygu da gerekirken sağlam bir akıl da gerekir.
Yöntem gerekirken yürek ve fedakarlık da gerekir.
Öncelikle al bayrağın rengini nelerden aldığını bilmek gerekir.
Hazırlık da gerekir, uyanıklık da gerekir, tehdit ve oyunlara karşı farkındalık da gerekir.
Bir de çılgıncasına ve beklentisiz aşk gerekir.
Sevda gerekir, bağlılık gerekir.
Bir de eksileri ve eksikleri bilerek kendine bir çekidüzen vermesi gerekir.
Millet aklı ile devlet aklının belki ortak yönleri varsa da güvenmemiz gereken Devlet aklının farklı olması gerektiğini ve farklı olduğunu her zaman düşünüyorum.
Bilenle bilmeyen bir olmaz tâbi ki ve aklın da akıldan üstün olduğunu sadece düşünmekle kalmayıp şahit de olmuşuzdur.
Ama biraz da bize yine sabır düşerken tedbir de düşüyor.
Umutsuzluk bize haram iken bize hazırlık da düşüyor.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
HAYATIMIZDA EN BÜYÜK HEDİYE VE ZENGİNLİK…
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM İNCELİKLERİ -4
Mustafa Cengiz
TÜRK FUBOLUNDA KARA PARA VAR MI?
Mustafa Mete ÖZPINAR
BİRLİK ve BERABERLİK OLMALI
Ali Rıza Navruz
GİTME KAL
KADİR DAYIOĞLU
GECİKMİŞ BİR VEFAT HABERİ
Mustafa Temizer
NEDEN YAPTINIZ?
Faruk Ergan
AKRAN ZORBALIĞIYMIŞ!
Mustafa Göçer
DOĞA KÖRLÜĞÜ
Bekir Oğuz Başaran
OLMADI, HİÇ, OLMADI