Yurdumuzun son gündemi olan Katolik dinî liderinin yurdumuza ayak basması ve İznik ziyareti ile ilgili aklıma gelenleri yazmak isterim.
Şu an ki küresel sistem ve amaçları ile birlikte yurdumuz siyaseti, sistemi konusuna hiç girmeyeceğim. Tâbi ki bunu yazanın da bir safı var. Ama o saf siyasetin de üstünde ve yükselen kademesi olan bir saf. Bu saf ise varlığın kaynağı ile başlar varlığın özü ile biter. Bu hiyerarşisi olan saf için öz Türkçe bir kelime olan " Kutsallık " adını veriyorum. En üst kademede ise bağımız olduğuna iman ettiğim Yüce Yaratıcımız. İnancımız, kimliğimiz, Vatan, Millet, Devlet, Bayrak gibi unsurlar da kutsallıklarımızın içinde. Kısacası bizim olan ve bizden olan da diyebiliriz.
Zaten asıl meselemiz biz olmak değil mi? Birde derdimiz var tabiki. Derdimizi dert yapan da hassasiyetimiz. Derdimiz biz olanın derdi. Derdimiz bizden olanın derdi. Biz kelimesinin kapsamı da çok geniş bu arada. Misak - ı Milli sınırlarını da aşar. Zaten bizi de biz yapan aştığımız sınırlar değil mi?
Konuya bir giriş yapmak gerekirse Hristiyanlık ile ilgili bir sözümü yine hatırlatmak isterim. Filistin'de doğan, Avrupalı olan ve İznikte tanınmaz hale gelen sözünü bu inanç için kullanırım. Kökü yine Asya kıtasında olduğunu da hatırlatmak isterim ayrıca. Hatta " Kutsal Daire " adını verdiğim coğrafya içinde doğan bir inanç da diyebiliriz.
Bu Kutsal daire de ne var dersek eğer diyebiliriz ki Hicaz, Filistin, İstanbul, Anadolu, Dicle, Fırat, Nil Kafkasya gibi bütün insanlık ile ilgili, medeniyetler ile ilgili, kökler ile ilgili birçok unsur var diyebiliriz. Asıl milli köklerimizin de buradan geldiğine inananlardanım ayrıca. Bu inancım ise hayatımın büyük bir kısmı boyunca yaptığım araştırmalarla ilgili. Bunu anlatmak ise bu makaleyi aşacağı için yazmıyorum.
Evet, yurdumuza Katolik dinî liderinin ziyareti yapıldı. Burada amaç nedir, mesaj nedir, anlamamız gereken nedir soruları aklımızda. Bununla ilgili herkesin ya da her grubun kendine göre bir duygu, düşünce ve yorumu vardır. Ama önemli olan soru şu ? " Biz Kimiz " sorusu. Bizim kendimizi bilip kendimize gelmemiz asıl meselemiz. Bizim görevimizin ise üç anahtar kelimesi korumak, savunmak ve yaşatmaktır. Bizim olanı, bizden olanı. Kim gelirse gelsin, kim mesaj verirse versin.
Unutma diye başlayarak bizim kim olduğumuzu yazalım. Öncelikle ağır bir mesajdan başlayarak yüzyıllar öncesinde Papa'ya diz çöktüren Attila'nın mirasçısı diyebiliriz. Unutmayın biz bir mirasçı, hazine sahibi ve bayrak taşıyıcılarıyız.
Unutmayın, biz en eski çağlardan başlayarak binlerce yıl boyunca dünyanın büyük bir çoğunluğuna hükmedenlerin varisleriyiz. Unutmayın biz son insan neslinin öncüleri olmakla birlikte birden fazla yönetimle onlarca ulusa etki edenlerin nesliyiz. Unutmayın biz dil, kültür ve sanatımızla birçok toplumu etkileyen bir ulusuz. Unutmayın biz Hunlar ve Avarlar ile devlet kurmayı bilmeyen ve teşkilatlanma yoksunu birçok Avrupa topluluğuna bunları öğreten öğretmenlerin nesliyiz. Bizim kim olduğumuz bir makaleye sığmayacağı için bu kadar yeter diyebiliriz. Biz zaten sınırlara sığmayan bir ulus değil miyiz?
Unutmayın din, dil, kültür ve kan bağıyla bağlı olan insanlarımız. Unutmayın ki umutlarımız tükenmesin, hayallerimiz bitmesin ki bunları düşünerek çaba gösterip fedakarlığı göze aldığımızda zincirlerimizi kırarız.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
YOK ETMEK ZORBALARIN VE CAHİLLERİN İŞİDİR!...
Faruk Ergan
ZOR BE DOSTUM.
Mustafa Cengiz
ATEŞ HATTI’NDA KRİTİK BULUŞMA…
KADİR DAYIOĞLU
CHP (2)
Mehmet Kasap
BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-15
Mustafa Mete ÖZPINAR
YARADANI ZİKRETMEK
Ali Rıza Navruz
BİR SUSAMIŞIN ARDINDAN
Mustafa Göçer
AĞAÇ DEDE: FİDAN DİKME FAALİYETİ: PINARBAŞI
Süleyman Kocabaş
OSMANLIDAN GÜNÜMÜZE 1878 – 2025 BÖLÜCÜ İŞBİRLİĞİ SÜRECİ
Ömer Faruk Kotay
BİR AŞK HİKÂYESİ…