Tasavvuf Terminolojisinde  VECD 

M. Kemal Atik

25-05-2026 13:43

Tasavvuf terminolojisinde  VECD sözcüğü var.   

Doğayla mistik ruhun kaynaşması. Ruh ve tabiat ikiliğini ortadan kaldırarak ruhun doğa ile kalb kalbe beraber yaşadıktan sonra içsel bir hamle ile doğanın kendi varlığında birleşmesidir vecd.   

Ruhu Allah’a götüren  bu ilahi iksir, bizi varlıktan varlığa çarpan içsel fırtına. Ruh ile doğanın sımsıkı kucaklaşması sonucunda kendini çoklukta gizleyen Vahdet / Birlik sırrına erme. Vahdet sırrına ermenin yolu,  varlıkla  / doğayla gönül birliği yapmaktır.

Bunun için de şu doğa, şu kâinat, şu varlık denilen şeye dikkatle bak! Bütün varlığınla yaklaş.

Hayretle izlediğin evrende akıl ve bilimle açıklanamayan, ilahi güce dayalı harikulâde haller göreceksin! Ağaçlardan yükselen dallar, seherde açılan güller, çiçekler, sabahlara kadar yukarıdan bize yaydığı sırların içimizde bir ümit ummanını taşıyan yıldızlar Birliğin tecellisinden başka değildir.

Dağlar, taşlar, meşeler, bağlar, havada uçuşan kuşlar binlerce şekle bürünüp görünmekte.

Dağları delerek deryaya akan sular, sel sularına karışan damlalar kendi kaynağında buluşmak için akıyorlar.

Evrende her şey, her şeyle yoğrulmuş, karışmış, birleşmiş. 

Bütün zaman... günler, aylar, yıllar, tek bir noktanın içine toplanmış, bir âna sığmış.

Hangi yöne dönerseniz dönün Allah’ın varlığı/kendisi oradadır ( Bakara / 2 : 115).  Âyetin hükmü,  varolduğu andan beri dönüp duran şu devranin, her noktada her an bir dönüşüm başlattığını  yine o noktada bitmekte olduğunu, merkez de O’nun, dönüşte O’nun olduğunu ifade etmekte; hepsi de sürekli kendi varlığını bilmekte; bu varlıktan  Tanrı varlığına doğru yol almaktadır.

Nitekim Kur’an-ı Kerim bunu şöyle dillendirir:

“Yedi gök ile yer ve onlarda yaşayan her  varlık O'nun sonsuz yüceliğini, aşkınlığını övgüyle (hal diliyle) yankılamayan /dillendirimeyen; onun ululuğunu övgüyle dile getirmeyen bir tek nesne dahi bulunmamaktadır;  fakat siz onların ululayan dilini anlamazsınız. Buna rağmen O  eşsiz bir bağışlayıcıdır”.( İsra / 17:44)
Sonsuz Birliğe ulaşmak için sadece varlık alemine bakmak da yetmez.

Mutlak varlığın kavranmasının en önemli olanı insanın kendini tanımasıdır.

Tasavvuf terminolojisinde nefis küçük âlemdir.

Görünüşte ise evren  büyük âlemdir, ona nisbetle insan küçük âlemdir; fakat gerçekte büyük âlem insandır. 

Allah’ın zatına mahsus olmayı ve onunla birlikte ona yakın olmayı gerekli kılan, aşağıdaki Kur’an ayetinden  hareket ederek bunu daha iyi anlıyoruz: …

”Ve Odur, nerede olursanız olun sizinle birlikte olan” (Hadid / 57: 4). 
Bilindiği üzere insan da üniversel değişmez kavramlar içeren bir varlıktır. 

Dışarıda aradığınız her sır, her bilgi ve her kudret, kendi içinizde gizlidir. “Kendini küçücük bir beden sanıyorsun; oysa koskoca âlem dürülmüş, içinde senin”! 

Hz. Aliye atfedilen bu söz, Makrokozmos (evren) ile mikrokozmos (insan) arasındaki sarsılmaz bağa işaret eder. Bu âlemi özünde taşıyan insan, kendini çoklukta gizleyen Bir’i bulmak, Bir’de vahdet sırrına ermekle yükümlüdür. Bu da ancak varlıktaki şekillerle örtülüp gizlenen gerçeğe ulaşmakla olur.

Çekirdeği kırıp bir olan özü bulmak gibi.

Bütün evrene saçılan bu öz  dağlarda, her çiçekte, rüzgarın iniltisinde, vadilerden kıvrıla kıvrıla gerçek kaynağını arayan damlalarda, varlığın her zerresinden çıkan seste arayarak olur. İşte ruh ile doğanın bu sımsıkı bütünleşmesine, ilahi iksire, bizi varlıktan varlığa çarpan içsel fırtınaya vecd diyoruz.

Yaşamımızda  ağırlıklarını artıran bütün süfli arzularımızın yükünden kurtularak sonsuzluğun yolculuğunda mesafe aldığımızda varlığın her zerresinde, şahit olduğumuz andır vecd.   

Hakikatın sırrına  ermek için, varlığı temaşada gördüğümüz bütünle birlikte yaşanan haldir vecd.

Ruh, arınma derecesine ulaştığında müminin kalbinin her tarafına taşan nurun tecelli etmesidir vecd. İbnul Arabinin  dediği gibi,  “vecd, sadece kuvve halindeki bilginin açılması ve insanın kalbinde uyumakta olan ilahi bilincin uyanmasıdır. 

Bunun için de her yerde ve her şeyde bütünü görmek, bütünü sevmektir.

Zaten bütünü seven parçaları da  hakikatı da sevecek; her yerde ve her şeyde O’nu bulacaktır”.
Varlığın son mertebesi olan insan, kendi bireysel algısı, egosu ile evrensel düzen içinde ilahi hakikate, bütüne ulaşmak için umutsuzluğa kapılmadan, karamsarlığa düşmeden,  manevi bir körlük yaşamadan, kendi küçük dünyasına (nefsine) sıkışıp kalmadan kör benliğini bertaraf etmelidir.

Arzularımız, tutkularımız, öfkelerimiz, haksızlıklarımız, korkularımız, kıskançlıklarımız süfli unsurlar olarak terk edilmelidir.

Tene, bedene, renk ve kokuya belenmiş yaşamımızdan, sonsuz güzelliklerin kaynağı olan yaşama açılan kapıdan, bir ümit ve iman ile  dağda ve deryada, secdede ve duada, gecede ve günde var olan her yerde kendi varlığını keşfederek  aşkın aşkına, O’nun tecellisine mazhar olmaktır.

Çokluğun içinde birliğe inananmaktır. İnsanın manevi bir körlük yaşayarak kendi küçük dünyasına (nefsine) sıkışıp kalması, bu durumdan kurtulup ilahi hakikate ve sonsuzluğa ulaşma inancını ve ümidini kaybetmesi vecd halinin verdiği  birliğe ve tamlığa erememektir. Sonsuz huzur ve  sevinçin kaynağından mahrum kalmaktır.

İnsan bu varlık aleminde kendi varlığını  doğayla olan birlikteliğinin sırlarını çözmeye başlarsa,   varoluş hikmetinin verdiği huzura erer.

DİĞER YAZILARI BİR HÜZNÜN ARDINDAN 01-01-1970 03:00 AİLE BAĞLARIMIZI KOPARAN ŞER DUYGULAR 01-01-1970 03:00 EMPERYALİSTLERİN SERMAYESİ 01-01-1970 03:00 RAMAZAN AYINDA RUHEN VE BEDENEN ARlNMAK 01-01-1970 03:00 İRAN MEHDİYİ BEKLİYOR 01-01-1970 03:00 BAYRAĞIMIZ... 01-01-1970 03:00 KUR'ANlN MÜSLÜMANLARA ÇAĞRISI 01-01-1970 03:00 SEYRANİ'Yİ FARKLI OKUMAK 01-01-1970 03:00 Milletin temsilcileri, kör ve azgın öfkeleri 01-01-1970 03:00 ZENGİNLEŞTİKÇE AHLAKİ DEĞERLERİMİZDEN UZAKLAŞIYORUZ 01-01-1970 03:00 KADİR ÖZDAMARLAR 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMAN TOPLUM DİYEBİLİR MİYİZ? 01-01-1970 03:00 İyi insanların dürüstlüğe verdiği değer 01-01-1970 03:00 MUHARREM AYINl İDRAK EDİYORUZ 01-01-1970 03:00 AŞKA YÜKSELMEK 01-01-1970 03:00 İBADET, HAK VARLIĞINDA YOK OLMAKTIR 01-01-1970 03:00 NEVRUZ MUHABBET SOFRASININ AÇILDIĞI GÜNDÜR 01-01-1970 03:00 İLAHİ GÜÇTEN PAYIN ALINDIĞI AYDIR RAMAZAN 01-01-1970 03:00 LİYAKAT 01-01-1970 03:00 İNSANLARI BEYAZ KEFENE SARARAK AKLAYAMAZSINlZ! 01-01-1970 03:00 Aile, Hayatın Başlangıcıdır  01-01-1970 03:00 Dinin Özü  01-01-1970 03:00 Cinsel bir yaşamın ihtirasından Arınamayanlar Mutlak iyiliğe Ulaşamazlar  01-01-1970 03:00 Sevgili Peygamberim 01-01-1970 03:00 Kaygı Çağında Yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 DOĞRULUK VE DÜRÜSTLÜK 01-01-1970 03:00 ÖFKE DOLU MİLLET VEKİLLERİ 01-01-1970 03:00 Emperyalist Güçler Sermayelerini Gözyaşı ve Kan Üzerine Kurmuşlardır.  01-01-1970 03:00 Küresel Isınmada Korkutucu Sonuçlar       01-01-1970 03:00 Cinsel Tahrik Ve Baştan Çıkarma Görünümü  01-01-1970 03:00 Kazakistan Anıları 01-01-1970 03:00 "Mavi gözlü Mavi Türk" Prof. Dr. Rahmangul Berdibayev 01-01-1970 03:00 Rshmsngul Berdibayev 01-01-1970 03:00 Bir Arifin İlhamı Bir Âlimin Mantığı Kadar Değerlidir 01-01-1970 03:00 TÜRKİSTAN ANlLARl 01-01-1970 03:00