Çınar’ la Van Gogh , Patates Yiyenler Tablosu Üzerine …
İzlenimcilik veya empresyonizm öncülerinden, ressam denince ilk akla gelen isim: Vincent Willem Van Gogh.
Öncelikle empresyonizm yani empresyonist sanatçılar, Çınar’ın penceresinden bakıldığında şu şekildedir; geçmişte var olan sanat kriterlerini bir kenara bırakarak kendi özgün yaklaşımlarını yenilikçi bir bakış açısı ile yorumlayarak tuallerine aktarabilen sanatçılardır.Akım Fransa da doğmuştur. Yalnızca resim alanında değil tüm sanat dalları için empresyonizmin ölçütlerinden bahsedebiliriz. Bu bağlamda Vincent ‘te tuallerinde bazen derin yalnızlık, bazen korku, bazen umut anlatmıştır bizlere. Yenilik kokan üslubu ile insanı ziyadesiyle büyülemektedir. Yüreğindeki duygu yükünü özellikle kullandığı kendine özgü sarı ve mavi renk tonları ile tuallerine aktarmayı başarmıştır.
Evet büyük bir ressam, belki de dünyanın seyrini gözlerindeki parıltı ve fırçasındaki gizem ile değiştiren yegâne sanatçı. Aristokrat bir aileden gelen; ancak köylü yaşamına ilgi duyan ve köylü ressamı olmaya yönelik hayatını şekillendiren, onurlu bir köylü neyse, o da o şekilde olmak isteyen, kendi çizdiği hayatı, kendi başına yürümek arzusu içinde olan bir karakter. “Onlar nasıl emek emek tarlalarını sürüyorsa, ben de tablolarımı aynı şekilde ortaya çıkarıyorum” demiş Vincent Van Gogh.
Bu alçak gönüllü büyük ressamın patates yiyenler tablosu ilk büyük eseridir. Vincent kardeşi Theo’ ya yazdığı mektuplarında patates yiyenler ile ilgili olarak şöyle der; “içinde bir yaşam olduğuna inanıyorum “demiş ve Vincent haklı çıkmıştır; zira eserinde gerçek bir yaşam vardır. Bu şaheserde sanatçı tarafından köylü bir ailenin onurlu bir öğününü betimlenmiştir. Muhtemelen bu aile kendi elleri ile ektikleri patatesleri yiyorlar, dolayısıyla hak edilmiş bir yemek.
Devamı gelecektir…