Doğanın ve iyiliğin düşünürü Jean Jacques Rousseau’nun söylediği gibi: “Doğa bizi asla aldatmaz kendimizi aldatan biziz”.
Doğa meftunu olan Rousseau yüzyıllar önce tabiatın insan için öneminden bahsetmiş; mutlu olmak istiyorsak doğaya yakın olmamız gerektiğine vurgu yapmıştır. Rousseau’nun bu sözlerine mukabil, dünya yeni yüzyıl ile birlikte teknoloji alanında ciddi mesafeler katetmiştir; ancak ne kadarı toplumun huzuruna dönük veya doğa ile barış halinde olmamız için tasarlanmıştır bu tartışmaya açık bir konudur.
Örneğin teknoloji; eğer doğaya katkı verecekse faydalı olabilir, ancak, teknoloji doğanın dengesini bozacak şekilde kullanılması halinde bu gelişme olmaktan çok bizleri geriye götürecek bir durumun zeminini oluşturacaktır.
Son zamanlarda yaşanan teknolojik gelişmeler genel anlamda toplum yararından çok, ihtiraslarımız ile birbirimizi ezmek veya hayatı kolaylaştırmak adı altında bizim doğadan uzaklaşmamızı sağlamaya yönelik çalışmalardır.
Doğaya uygun yaşamayan toplumlar yıkılmaya mahkumdur.
Şimdi, toplum olarak değil de bireysel anlamda bu konuyu işleyelim. Biz kendimizle barışık, mutlu birer insan olmanın doğa ile hareket ederek gerçekleşeceğinin farkında mıyız?
Bana sorarsanız pek de farkında değiliz; çünkü yan yana olduğumuz, benliğimizi emanet ettiğimiz şey doğa değildir, peki ya nedir?
Ne yazık ki dünyanın karanlık yüzü, kimileri için bu karanlık çok renkli görülebilir, halbuki tamamen bir yanılsamadan ibaret olan, kendimizi hunharca gelişim olarak nitelendirdiğimiz bu yapının kollarına bıraktığımız alem, doğadan uzak, egolarımız, hırslarımız ile şekillenen ve benliğimizdeki insan temasından bizleri çok uzaklaştıran gerçek dışı bir organizma olan sanal dünyadır.
Bu karanlık çağın içine hapsolmuş toplumlar mutluluğu ekranlarda aramaktadırlar.
Bu karanlık dünya yolcuları, mutluluğun özde olduğunu özün ise teknolojik gelişmeler ışığı altında değil de doğanın saf ve temiz karakterinde saklı olduğunu maalesef fark edemeyeceklerdir.
Oysaki doğanın kendi içinde barış vardır, aşk vardır, yazmak vardır, müzik vardır, resim vardır … Şafakla uyanan gökyüzünün selamladığı o kudretli dağların himayesinde yaşamını sürdüren ovaların yalnızlıktan sıkılan düzlüklerini şenlendirmek için gelen kuşların senfonisi vardır. Bu durumun tam tersi olan hırsların olduğu yerde doğanın sesi yerine tank ve tüfeklerin seslerini duyarsınız. Güçlünün zayıfı ezdiği, masum yavruların öldürüldüğü savaşları görürsünüz.
Doğada ise, kara büyük bulutların arasından çıkıp bize umut dağıtmaya çalışan güneşin bulutlarla olan savaşını görürsünüz.
Sonuç olarak egolarımızın ve bencilliklerimizin müsebbibi doğadan uzak olmamızdır diyebilirim; zannımca doğada var olan insan asla egolu olamaz, tabiat ananın kucağında asla sahtelik yoktur, gerçek bir hayat vardır, ilham vardır, güzel ve mutluluk içeren bir hayat vardır.
Yazar Çınar
Çınar Can Özyürek
GAYRİMENKUL PİYASASI
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR AZ BÜTÇE İLE BÜYÜK İŞLERE SOYUNDU!
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM İNCELİKLERİ
Ali Rıza Navruz
BİR GARİP HÜZÜN
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
TÜRKİYE’NİN TEMEL PROBLEMİ EKONOMİ VE FAİZİN DE FAİZİ…
Mustafa Mete ÖZPINAR
B.O.P. TAM GAZ İŞLİYOR
KADİR DAYIOĞLU
TRAFİK CANAVARI!
Bekir Oğuz Başaran
KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR
M. Kemal Atik
Düşünce ve Eylem Kıskacında Erdemli İnsan
Mustafa Acar
BU KÖY BENİM KÖYÜM DEĞİL.