Bir bardak çay…
Yağmur yağıyor penceremden yüreğime doğru.
Yağmur damlaları nazik dokunuşlarla kulağıma fısıldıyor gönlümün derinliklerindeki umutları.
Ninni gibi gelen yağmurun sesi ile hayallere dalıyorum.
Mutluluklarım filizleniyor yağmur damlalarının değdiği her hücremde. Yağmurla başlayan tahayyül yolculuğum puslanan penceremden hayallerimle yaptığım tavşan kanı sohbetlere dönüşüyor bir öğlen vakti.
Eski dostlarım geliyor aklıma, çok sevdiğim; ancak farkında bile olamadan hayatımdan kaybolup gitmiş bir daha göremediğim eski dostlar.
Pencereme vuran yağmur damlalarında arıyorum onları, sonra dağlara bakıyorum, fırtınalar kopuyor uzaklarda içtiğim çaylar geliyor aklıma tavşan kanı, sevgi dolu, umut dolu çaylar; acaba o dostlar neredeler diyorum kendi kendime.
Sonra yeni bir dost çağırıyor beni tüm yalnızlığıma inat en yalnız ama en canlı halimi anlatıyor yağmurlarla.
Sıkılmak kelimesi literatürden kalkıyor, zamanın durmasını istiyor insan, yalnızca yalnızlığınızla baş başa kalmak istiyorsunuz.
Erciyes bile kıskanıyor bu huzuru, sanki o da bu muhabbete dahil olmak istercesine mücadele veriyor güneşi arıyor etekleri.
Çayımı yudumlarken, yağmurun dindiğini görüyorum penceremden. Gökyüzünün hüzünlü; ama bir o kadarda sevecen bakışlarının yerini bulutlar arasından bize gülümsemeye çalışan güneş alıyor. Onlarda benim huzuruma benzer bir huzur yaşıyor olsa gerek ki güneş aşkını ilan ediyor buluta.
Dinen yağmurların ardından, bulut ile güneş bir gökkuşağı bırakıyor tüm evrene, çayımı daha da lezzetlendiriyor bu durum içime çekiyorum bulutla güneşin aşkının meyveleri olan tüm güzel renkleri.
Artık anlıyorum ki zamanı durdurmak mümkün değil.
Yavaşlatmak ise hayallerimin ve çayımın elinde.
Bende evrene çayıma olan aşkımı bırakıyorum penceremden tüm sonsuzluğa.
Her yalnızlığın arasında bir huzur var.
Her yalnızlık bize Dünyanın doğuşu ve batışının içindeki gizemi anlatıyor sevgiyi, dostluğu anlatıyor.
Bazen yalnızlıklar huzurun ta kendisi oluveriyor.
Şunu anlıyorum, biz zamanın içinde değiliz, zaman bizim içimizde…
Çınar diyor ki: durmayan zamanı anlamanın ve onunla birlikte olmanın bir yolu da kendinizi rahat hissettiğiniz bir ortamda çayınızı yudumlamak ve sonrasında şekillenen hayallere kendinizi bırakmanız.
Pencerenizin ve çayınızın kıymetini bilin dostlar. İç sesimiz ile, zamanı yakalamak, biraz olsun ruhumuzu dinlendirmek adına bol bol beraber olun ve sessizlikle sohbet edin.
En büyük dost kendimiz ve bize en yakın olan…
Mustafa Cengiz
BU MAÇI DA ALIRIZ… ZİRVEYE MİTİL ATARIZ
Mustafa Mete ÖZPINAR
İSLAM DÜŞMANLIĞI BİTMİYOR
AHMET KARAASLAN
EMEK VE GÖZYAŞI
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
DAHA FAZLA HALKA AÇIK ŞİRKET, GÜÇLÜ SERMAYE VE KÜRESEL LİG-2
KADİR DAYIOĞLU
26 AĞUSTOS
Ali Rıza Navruz
KAPILAR
Mustafa Göçer
BİRİNCİ GÜNDEM ORMAN, SU, TOPRAK VE ÇEŞİTLİLİK OLMALI
Mehmet Arpa
HAYATIN İKİNCİ PERDESİ: 40 YAŞIN GETİRDİĞİ BİLGELİK VE ZORUNLULUKLAR
Ali İhsan Öztürk
KİMSE KİMSEYİ KANDlRMASlN!
Nilgun Batıyeli
KENDİNE KARŞI SORUMLUSUN