Yaz mevsimi, umut ışıklarının ruhumuzun en derinliklerine ulaşabilmesi için sonbaharın vedasını bekliyor. Üzerine yalnızlık örtüsü serilmiş , Sonbaharın durgunluğu ile yalnız kalma korkusu yaşayan bedenimiz , gökyüzüne bir isyan bayrağı açıyor , bu başkaldırış büyük ihtimalle rüzgarların menşei , belki de insanoğlunun bu menfi duygu hali doğanın yalnızlığı ile birleşiyor ,oysaki Yaz ,Güneşin yanı başımızda olduğu ve tüm enerjisini hissedebileceğimiz, çok renkli bir canlılık hali sunuyor bizlere. Bu yoğun ışık demeti , insanların iç dünyalarını da aydınlatıyor sanki , içimizdeki çiçek kokuları ile bezenmiş esrarengiz gücün açığa çıktığını hissedebiliyoruz , ruhumuza işleyen bu mülevven ortamdan , bir başka dünyanın kapılarının aralanacağı zamana doğru yürümeye başlıyoruz. Güneşin kudretli bakışları arasında ayaklanan bedenimizin yerini, Sonbaharın , huysuz rüzgarları ile kararan bulutların gölgesi sarıyor yüreğimi . Gök yüzünün ağlamaklı bakışlarıyla terk edilmişlik duygusuna kapılan ruhumuzun yalnızlığı karşısında bitap düşen bedenimiz , gökyüzünün ağlamasını bekliyor. Doğa zaten bana küsmüş, benden uzak , hatta Güneşinde benimle bir sorunu olduğunu duyumsuyorum artık, bu dargınlık yalnızca bana duyulan bir gücenmeden ibaret değil sanki , Güneşin doğa ile de bir kırgınlığı olsa gerek ki ikimizden de uzaklaşmaya çalışıyor . İkimizde bir kenarda sakinliğe çağırıyor.
Hırçın alev topunun yakıcı bakışlarının yerini rüzgarlar alıyor, tıpkı içimde esen deli rüzgarlar gibi… Ağaç dallarından silkelenen yapraklar dallarından bir bir ayrılırken , gönlümde de bir ayrılık türküsü çalmaya başlıyor . Rüzgarın şiddetini artırmasına öfkelenen yüreğim, gökyüzünün çığlıkları arasında kalan bedenime eşlik ediyor. Artık yağmurun dinginliğine bırakmak istiyorum kendimi.
Gökyüzünden akan her damla yaşın , toprak ile buluşacağını , ruhumuzdaki yorgunluklarında ,umutsuzluklarında toprağa akıp tüm olumsuzluklardan ruhumuzun arınacağını düşünüyorum, görüyorum esmer bulutların gökyüzü ile raksını.
Yazı şimdiden özleyen ruhumun derinliklerine kadar inecek bir yağmur damlasının başlangıcının haberini veriyor bu sahne. Oysa yağmur damlalarının kalbime değen her noktasında, sonbaharın huzuruyla kaplanıyor canım. Yaza hasret ruhumun yerini, sonbaharın eşsiz sadeliğinin ortamında yer alan toprak kokusu ile bezenmiş mutluluklar kaplıyor sinemi. Güneşin doğadan kaçışının haklı bir sebebi olduğunu, ve insanlara dargın olmadığını , bize daha farklı güzelliklerin tabiat ana tarafından sunulması için geçici olarak ayrıldığını , yalnızca daha ayrımlı duyguların yaşanması için bizden uzaklaştığını hissediyorum. İşte tam bu noktada , aklıma bisikletim , doğa yürüyüşlerim geliyor , yazın yaşadığım harika zamanlar ,doğanın sessizce kaçışını izlediğimiz , içinde bir çok sırrı barındıran fantastik ve eşsiz güzelliklerinde habercisi olan bu sade mevsimin içinde de bu güzellikler olamaz mı?
İşte böyle karmaşık ama sadelik kokan bir ortamda , yazdan kalma alışkanlıkları uygulamak çok zor olmasa gerek. Bu bağlamda, doğanın firarı gibi hissedildiği veya tabiat ananın içine kapandığı bu mevsimde , kendimizi anlamanın , doğanın farklı yönlerini keşfetmenin tamda zamanı ,işte tam da bu bağlamda sonbaharın toprak kokusu ile yeniden doğmaya ne dersiniz?
Mustafa Cengiz
BU MAÇI DA ALIRIZ… ZİRVEYE MİTİL ATARIZ
Mustafa Mete ÖZPINAR
İSLAM DÜŞMANLIĞI BİTMİYOR
AHMET KARAASLAN
EMEK VE GÖZYAŞI
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
DAHA FAZLA HALKA AÇIK ŞİRKET, GÜÇLÜ SERMAYE VE KÜRESEL LİG-2
KADİR DAYIOĞLU
26 AĞUSTOS
Ali Rıza Navruz
KAPILAR
Mustafa Göçer
BİRİNCİ GÜNDEM ORMAN, SU, TOPRAK VE ÇEŞİTLİLİK OLMALI
Mehmet Arpa
HAYATIN İKİNCİ PERDESİ: 40 YAŞIN GETİRDİĞİ BİLGELİK VE ZORUNLULUKLAR
Ali İhsan Öztürk
KİMSE KİMSEYİ KANDlRMASlN!
Nilgun Batıyeli
KENDİNE KARŞI SORUMLUSUN