Zamanın Penceresi
By Yazar Çınar
Bir zamanlar penceremin kenarına oturduğumda Erciyes’i görürdüm. Daha yakındı sanki… Daha sertti, daha masumdu. Karın beyazlığı ağır ağır iner, insanın içine huzur doldururdu. Hayat da aynı kar gibi yavaş düşerdi o günlerde. Bir gün, koskoca bir ömre bedeldi.
Şimdi yine aynı pencereye dönüp bakıyorum. Erciyes hâlâ orada. Hâlâ çok güzel, hâlâ heybetli. Ama bana öyle geliyor ki artık biraz küskün, biraz yorgun. Zamanın hızına o da ayak uydurmuş gibi. Manzara aynı ama akış bambaşka.
İçimden geçiyor: Biz mi zamana yenildik, yoksa yollar mı kısaldı da zaman hızlandı? Eskiden sabah ile akşam arasında bir ömür yaşanırdı. Şimdi sabah açılan gözler, akşam kapanana kadar hiçbir şey anlamıyor. Günler kısaldıkça ömür de kısalıyor.
Belki dağ hiç değişmedi. Belki kar hâlâ aynı saflıkla yağıyor. Aslında zaman da değişmedi; değişen biziz. Koşar adımlarla yaşamayı alışkanlık haline getirdik. Beklemeyi, sabretmeyi unuttuk. O yüzden zaman bize yetmiyor, bize hızlı geliyor.
Penceremin önünde duran Erciyes, belki de sessizce şunu söylüyor: “Ben buradayım. Dün de buradaydım, yarın da olacağım. Hızlanan ben değilim, hızlanan sensin.”
Ve o an anlıyorum… Zaman hiçbir yere yetişmez. O hep aynı akışında, aynı yolunda. Asıl mesele, bizim nefesimizi unutmuş olmamızdır. Çünkü zaman değil, biz acele ediyoruz.
By Yazar Çınar
KADİR DAYIOĞLU
HÜRMETÇİ SAZLIĞI'NA DEVAM
Ali İhsan Öztürk
KONJEKTÖR, ŞEMSAMER MESELESİ
Mustafa Cengiz
PENDİK, YENDİK, LİDERİK, YENEMEZSEK, GİDERİK!
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
YARIM YAMALAK SEVMEK!
OZAN DERVİŞ/ İSMAİL KOÇAK
İHTİYAR OLDUKTAN SONRA
Ali Rıza Navruz
VAKT-İ İŞRET
AHMET KARAASLAN
VASİYET
Mehmet Arpa
Masumiyet Maskesi Ardındaki Gölge: Sinsi Karakterin Dolaylı Saldırı Sanatı
Mustafa Göçer
YENİ FİDANLAR BÜYÜYÜNCE NE OLUR?
Ömer Faruk Kotay
BİZE NE OLDU?