Eski Dostların Gölgesinde Bugün
By Yazar Çınar
Hayatın en sessiz anlarında, birden bire zihnime eski dostlarım düşüyor. Yüzleri tek tek beliriyor hafızamda; kahkahaları, paylaştığımız sırlar, gençliğin telaşsız zamanları… Ve o an kendime soruyorum: “Neden zamanında onlara hak ettikleri değeri veremedim?” İçimde bir sızı, bir pişmanlık… Sonra hemen ardından bir merak: “Şimdi neredeler acaba? Hangi şehirde yaşıyorlar, hangi duygularla uyanıyorlar sabaha?”
Belki de insan gerçekten kaderini yasıyor. Hayat dediğimiz şey, önümüze çıkan kavşaklar ve bizim seçemediklerimizle dolu. Kim bilir, belki de bu özlem de bana yazılmış bir kader satırıdır. İçimde öylesine renkli, öylesine karmaşık duygular var ki; bir yanım geçmişin sıcaklığına tutunuyor, diğer yanım geleceğin ihtimallerine bakıyor.
Ben galiba, eskiyi arayan, eskiyle dost biriyim. Geçmişin samimiyetini, o masumane sohbetleri, hiçbir karşılık beklemeden paylaşılan dostlukları özlüyorum. O günler, şimdinin kalabalığında daha da kıymetli görünüyor gözüme. Ama biliyorum ki geleceğin de kendine has bir değeri var. Çünkü orada bizi bekleyen nice fırsatlar nice yeni dostluklar, nice unutulmaz anılar gizli.
Ama en önemlisi, bugünü anlamak. Çünkü ne geçmişi geri getirmek mümkün, ne de geleceği erkenden yaşamak. Şu an, elimizdeki tek gerçek. Belki de esas mesele, geçmişin özlemiyle geleceğin umudu arasında sıkışıp kalmadan, bugünü hakkıyla yaşayabilmek.
İnsan çoğu zaman “keşke”lerle oyalanıyor. Oysa belki de gerçek huzur, dostları hatırlarken onlara bir selam gönderebilmekte, geleceğe bakarkenn umutla gülümseyebilmekte ve bugünü fark ederek şükredebilmekte saklıdır.
By Yazar Çınar