FELAKET …

Çınar Can Özyürek

01-04-2023 21:36

 


Her adımımda, geçmişe birazda ha yaklaşan bir yürüyüşün içindeyim. Gönlümün derinliklerine doğru ilerlediğim bir zamanda, yalnızlıklarım ile dolu, huzurla geçen günlerimi arıyorum. Garip bir yürüyüş bu seferki, duygularımın hiç sebatının olmadığı, endişeler içinde olan yüreğimin tuhaf hareketler içinde bulunduğu, hafif çarpıntı ile yürümeye çalışan bedenimin ruhumdan bazen ayrıldığını hissettiğim anların arasındayım. Beni saran bu buhran, bazen umutken, bazen umutsuzluk oluyor, tam bir keşmekeş içindeyim. Gecenin karanlığı ile geçmişin birazda ha berraklaştığı bu zaman yolculuğunda, bana eşlik eden yalnızlık, kendime en yakın olduğum anları hissetmemi sağlıyor. Karanlık gecenin izinden gelen yalnızlıklarım, beni tüm merhametiyle selamlıyor. Ara ara, karanlıklar arasından, tek tük de olsa yağmak için mücadele eden, geceye renk katan kar tanelerinin, fırtınanın habercisi olduğunu ben nereden bilebilirim. Işıksızlığın arkasına gizlenmiş tam tarifini yapamadığım sessizlikle karışık huzur ile huzursuzluğun harmanlandığı bu yolculuğun, yüreğimizde açılacak büyük bir yaranın habercisi olduğunu ben nereden bilebilirim…
  Tüm sırları ile beni içine hapseden bu karanlık yürüyüş, gecenin soğuğu ile sarmaş dolaş bedenimin, sıcağa olan özlemini de anlatıyor. Umut aramaya başlıyorum attığım her adımda, kar tanelerinin kararsızca döküldüğü yüreğimin derinliklerinde, beklentilerle dolu, küçük sevinçlerimin filizlendiği sessizliğin sesinde saklı huzurun; aslında, fırtına öncesi sessizlik olduğunu nereden bilebilirim . Soğuğu iliklerime kadar hissettiğim bu karanlık sessizliğin arasından bir dost beni geçmişe götürmeye çalışıyor, bir battaniye gibi üzerime örtülüyor, tüm dertlerimin dermanı olurcasına beni tüm bu hüzün dolu dünyadan alıp geçmişteki yaşadığım huzur, mutluluk dolu yıllara götürüveriyor. Bu huzurun geçici, kısa süreli olacağını, karanlıkların beni kahırların içine doğru sürüklediğini tahmin edemiyorum. Biraz olsun huzuru duyumsadığımı sanıyorum bu düş yolculuğumda, oysaki, o gece yaşadığım duygu karmaşası, benim geçmiş ile gelecek arasında kalmamı sağlayan, kimsesizlik duygusu ile kaplanmış ruhumun, yüreğimin derinliklerinde büyüttüğüm, gerçek yalnızlıklarımın bile beni anlayamadığı namütenahi bir huzursuzluğun içinde kalmamı sağlayan felaket öncesi bir sahte yalnızlık olduğunu anlıyorum. 
İçimde fırtınalar kopuyor, kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir hissiyat ile baş başayım, sanki, içimde yaşadığım bu endişe, bu yıkıcı hüzün gecesi, sabaha karşı yaşanacak büyük felaketin habercisi.
O, gece yıldızlar bile, bulutlar arasına saklanarak, sanki bizden utanırcasına kaçmaya çalışıyorlardı. Sadık dostlarımız olan köpekler, bir şeylerin yolunda gitmediğini hissetmelerinden midir nedir bilemiyorum ama bizi uyarırcasına garip tepkilerinin büyük felaketin habercisi olduğunu nereden bilebilirdim. Yeryüzündeki tüm canlılar, bu hüzün senfonisinin içinde kendilerine yer bulmuşlardı. 
Ve o saat, felaketin zamansal karşılığı olan 04.17. Tüm ülkenin göz yaşlarına hakim olamadığı, , eşi benzeri olmayan büyük bir afetin ,ülkemiz adına hissedildiği korkunç dakikaların yaşandığı o anlar. Deprem bölgesinden uzakta olan bizlerin bile, bu hadise karşısında yaşamaktan utandığımız, tarifsiz bir acının hüküm sürdüğü, benzersiz bir keder. 
Ülke olarak yediden yetmişe, herkesin birbirine kenetlendiği tek yürek olduğumuz anlar.
Bu Dünya, eşsiz güzellikleri yanında, benzersiz acılarında, yaşandığı bir misafirhane, bu geçici konaklama yerimiz olan Dünyamızın yalnızca kalıcı olmayan bir yürüyüşten ibaret olduğunu unutmayalım, bu yürüyüş bir gün son bulacak.
Sevgili arkadaşlarım, bugün bu yazıyı yazabiliyorsam yaratıcıya şükürler olsun, doğa için şükürler olsun, yeryüzündeki tüm canlılar için şükürler olsun.
Dünya kimseyi üzecek, incitecek kadar uzun bir yola sahip değil.
Depremde kaybettiğimiz vatandaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum
Milletimizin Başı sağ olsun.

DİĞER YAZILARI GAYRİMENKUL PİYASASI 01-01-1970 03:00 Anadolu'nun Parlayan Yıldızı Kayseri 01-01-1970 03:00 İÇSEL BİR YOLCULUK 01-01-1970 03:00 ADlMLARlMlN HATlRLATTlĞl ŞEYLER 01-01-1970 03:00 BU DÜNYADAN BİR İMAM ŞAFİ GEÇTİ 01-01-1970 03:00 PENCEREDEN BAKlNCA 01-01-1970 03:00 Ölçülen Mutluluklar, Ölçülemeyen Hayat 01-01-1970 03:00 Aynı Yolun Değişen Yürüyüşü 01-01-1970 03:00 Gün Doğumunun Fısıldadığı hayat 01-01-1970 03:00 KARANLIĞIN İÇİNDE BİR GÜN 01-01-1970 03:00 HAYAT 01-01-1970 03:00 BİR MAHSUN BEKLEYİŞ 01-01-1970 03:00 Çınar'ın penceresinden: Van Gogh, Yıldızlı Gece... 01-01-1970 03:00 Eski dostların gölgesinde bugün... 01-01-1970 03:00 Zamanın Penceresi 01-01-1970 03:00 DOĞADAKİ HAZİNEM 01-01-1970 03:00 Gazze 01-01-1970 03:00 Sessiz Bekçi Erciyes... 01-01-1970 03:00 Zirveye Yolculuk-2 01-01-1970 03:00 Zirveye Yolculuk-1 01-01-1970 03:00 MEDENİYET 01-01-1970 03:00 Güneş bir Mucize... 01-01-1970 03:00 BÖCEK... 01-01-1970 03:00 Kısaca tarih ve Yahya Kemal Beyatlı adına… 01-01-1970 03:00 PARNASİZM... 01-01-1970 03:00 Gittiğim Yol... 01-01-1970 03:00 Çınar'ın Penceresinden Cenap Şahabettin 01-01-1970 03:00 Çınar Can Özyürek’in Romanlar ile tanışması. 01-01-1970 03:00 Çınar'ın gözünden Claude Monet... 01-01-1970 03:00 Yusef'in çırpınışı... 01-01-1970 03:00 ÖMER FARUK'UN LİFOS TlRMANlŞl-SON BÖLÜM 01-01-1970 03:00 MURAT'IN YALNIZLIK İLE TANlŞMASl... 01-01-1970 03:00 ÖMER FARUK'UN LİFOS TlRMANlŞl-3 01-01-1970 03:00 ÖMER FARUK'UN LİFOS TlRMANlŞl-2 01-01-1970 03:00 ÖMER FARUK'UN LİFOS TlRMANlŞl-1 01-01-1970 03:00 BİLİN BAKALIM KİM? 01-01-1970 03:00 BİR BARDAK ÇAY 01-01-1970 03:00 ÇINAR ‘IN GEMİSİ… 01-01-1970 03:00 Çınar’ın penceresinden Empresyonizm, Post Empresyonizm… 01-01-1970 03:00 Çınar’dan Ard – İzlenimcilik üzerine… 01-01-1970 03:00 Çınar’ la Van Gogh , Patates Yiyenler Tablosu Üzerine … 1 01-01-1970 03:00 Çınar'dan doğa üzerine... 01-01-1970 03:00 ÇlNAR'DAN SANAT VE VAN GOGH ÜZERİNE... 01-01-1970 03:00 KAYSERİ DEREVENK VE HOŞGÖRÜ 01-01-1970 03:00 KAYSERİ VE KANİŞ KARUM... 01-01-1970 03:00 Bir Ortaseki masalı... 01-01-1970 03:00 KEMAL AMCA 01-01-1970 03:00 Çınar Can Özyürek ile eğitim adına… 01-01-1970 03:00 ZAMAN YOLCULUĞU…           01-01-1970 03:00 Sonbahar … 01-01-1970 03:00