Ne Kadar Dünyalıyız ve Ne Kadar Ukbalı?

M. Kemal Atik

29-06-2026 13:37

Dünya, yakın yer, ahiret, son yer anlamlarına gelir. Ölümden kıyamete dek süren âlem Berzah âlemidir (Mü’minûn Sûresi, 100). Dünyayı yalnız dünya için yaşamak, dünyaya taparcasına bağlanmak Kuran’da kınanır. (Bakara,200) Bu kişilerin ahirette herhangi bir payının, nasibinin veya ödülünün olmadığı vurgulanır. Bu, tamamiyle dünyayı terk etmek anlamında değildir.  Bilakis ifrat ve tefritten kaçarak çalışmak, kazanmak, insanlara faydalı olmak, evreni, doğayı  korumaktır. Çünkü böyle emretti Yüce Hak. Dünya ve ahiret dengesini vurgulayan en temel görevlerden biri olarak Kasas Sûresin 77. Âyetinde böyle buyurdu Yüce Allah. Bu ayette tüm inananlara, Allah’ın lütuf ve ihsanından faydalanmayı, dünyadaki nasiplerini unutmamayı, Allah kendilerine nasıl ihsanda bulunduysa, onların da insanlara ihsanda bulunmalarını, paylaşmalarını istemektedir. Bu ilahi emri  tasavvuf düşüncesinin öncüsü Yunus Emre şöyle  ifade ediyor:
          Duruş kazan ye yedir bir gönül ele getir
          Yüz Kâ’be’den  yiğrektir bir gönül ziyareti.
Yani: Dürüst çalış, alın teriyle helal kazanç elde et. Kendi ihtiyacını karşıla ve kazancını başkalarıyla paylaş, cömert ol. Bir gönül ele getir: İnsanların kalbini kazan, kırma. Yüz Kabe’den üstündür bir gönül ziyareti.
Halk edebiyatımızın önemli âşıklarından Seyrani de aynı duyguyu şöyle dile getirir: 
          Kudretin yoksa Beyte(Ka’be’ye) varmaya
          Gönül Beytullahtır ziyaret eyle.
Görüldüğü üzere dünya, iki tarzda mütalaa edilmektedir: Dünyaya gönül verenler, onu taparcasına sevenler, bilgi üretmeden, öğrenmeden, doğruyu bulmadan yaşayanlar. Çoklukta birliği birlikte çokluğu kavrayamayanlar. İnsanî benliğin tutsaklığından, olumsuz tutkuların baskılarından kurtulamayanlar. Özgürlük ahlâkı adı altında her türlü bencillikten, çıkarcılıktan vaz geçemeyenler.  Çağımızın bunalımlarının kökünde saklı olan kötülüğü bir erdem anarşisi haline getirenler. 
          İkinci grubta olanlar ise:  İdeal ve iyimser bir akideyi savunurken gerçeğin   halini ideal bir düzeyde temsil edemeyenler. Yüce Yaradana İmanı  kabul ettikten sonra, onunla  bağlantı kurmakta  başarısız olanlar. Bunlar, günah ve vesveseden gönüllerini arıtamayanlar, bu arınmada yol alıp erişilecek makama erişemeyenlerdir. Bunlar, namazılarıyla, niyazlarıyla kulluk görevlerini ifa ederler ama günah kirlerinden arınamayanlar. Bilinenle bileni birleştiremeyenler, maddi hayata bağlı kalan nefislerini, manevi hayata  zerk edemeyenlerdir. Zihin ve  irade güçlerini ve verimliliklerini çıkar tasasından arındıramayanlardır. Kendi fikrinde olmadığı için kardeşine zulmederek insan haklarına bayrak açanlar, insanlığı bütüncü ve birleştirici olarak görmeyenlerdir bunlar.  Bunlar kural tanımazlığı yüzünden en günah olan şeyi en makule dönüştürenlerdir. Âh zavallılar, inandıklarını ve  ibadet ettiklerini sanarlar. İçlerinde ve dışlarında o sahte tevazuyu, gururu, bencilliği aradan kaldırmadıkça  hakikate ve iyiliğe dolayısıyla ilahi rızaya, saf bir hiçliğe nasıl ulaşacaklar? 
          Şunu itiraf etmeliyim ki, bu gün İslam Dininin ve kültürümüzün ilkeleri neredeyse hemen  her yerde,  hem insanın içinde hem dışında, geri çekilmiş ve kendini gösteremez bir hale gelmiştir.  İnsanın gerçek dünyası, gerçek erdemi ve gerçek inancı neredeyse bilinmez hale gelmiştir. Türlü nedenlerle ihtirasların parça parça böldüğü hasta bir toplumu andıran bedbaht birini andırıyor bu hal. Sebebi, insani ve islami değerlerimizin özü olan edeb ve haya duygularımızın kaybedilmiş olmasıdır. 

DİĞER YAZILARI Düşünce ve Eylem Kıskacında Erdemli İnsan 01-01-1970 03:00 Tasavvuf Terminolojisinde  VECD  01-01-1970 03:00 BİR HÜZNÜN ARDINDAN 01-01-1970 03:00 AİLE BAĞLARIMIZI KOPARAN ŞER DUYGULAR 01-01-1970 03:00 EMPERYALİSTLERİN SERMAYESİ 01-01-1970 03:00 RAMAZAN AYINDA RUHEN VE BEDENEN ARlNMAK 01-01-1970 03:00 İRAN MEHDİYİ BEKLİYOR 01-01-1970 03:00 BAYRAĞIMIZ... 01-01-1970 03:00 KUR'ANlN MÜSLÜMANLARA ÇAĞRISI 01-01-1970 03:00 SEYRANİ'Yİ FARKLI OKUMAK 01-01-1970 03:00 Milletin temsilcileri, kör ve azgın öfkeleri 01-01-1970 03:00 ZENGİNLEŞTİKÇE AHLAKİ DEĞERLERİMİZDEN UZAKLAŞIYORUZ 01-01-1970 03:00 KADİR ÖZDAMARLAR 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMAN TOPLUM DİYEBİLİR MİYİZ? 01-01-1970 03:00 İyi insanların dürüstlüğe verdiği değer 01-01-1970 03:00 MUHARREM AYINl İDRAK EDİYORUZ 01-01-1970 03:00 AŞKA YÜKSELMEK 01-01-1970 03:00 İBADET, HAK VARLIĞINDA YOK OLMAKTIR 01-01-1970 03:00 NEVRUZ MUHABBET SOFRASININ AÇILDIĞI GÜNDÜR 01-01-1970 03:00 İLAHİ GÜÇTEN PAYIN ALINDIĞI AYDIR RAMAZAN 01-01-1970 03:00 LİYAKAT 01-01-1970 03:00 İNSANLARI BEYAZ KEFENE SARARAK AKLAYAMAZSINlZ! 01-01-1970 03:00 Aile, Hayatın Başlangıcıdır  01-01-1970 03:00 Dinin Özü  01-01-1970 03:00 Cinsel bir yaşamın ihtirasından Arınamayanlar Mutlak iyiliğe Ulaşamazlar  01-01-1970 03:00 Sevgili Peygamberim 01-01-1970 03:00 Kaygı Çağında Yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 DOĞRULUK VE DÜRÜSTLÜK 01-01-1970 03:00 ÖFKE DOLU MİLLET VEKİLLERİ 01-01-1970 03:00 Emperyalist Güçler Sermayelerini Gözyaşı ve Kan Üzerine Kurmuşlardır.  01-01-1970 03:00 Küresel Isınmada Korkutucu Sonuçlar       01-01-1970 03:00 Cinsel Tahrik Ve Baştan Çıkarma Görünümü  01-01-1970 03:00 Kazakistan Anıları 01-01-1970 03:00 "Mavi gözlü Mavi Türk" Prof. Dr. Rahmangul Berdibayev 01-01-1970 03:00 Rshmsngul Berdibayev 01-01-1970 03:00 Bir Arifin İlhamı Bir Âlimin Mantığı Kadar Değerlidir 01-01-1970 03:00 TÜRKİSTAN ANlLARl 01-01-1970 03:00