TERÖRİZM VE TERÖR ÖRGÜTLERİ SARMALI VE KAOSUNDA
“SURİYE KÜRDİSTAN” I NASIL KURULMAK İSTENDİ ?
ON BİR MİLYON İNSANIN SÜRGÜNÜ VE ÖLÜMÜNÜN ANATOMİSİ
Süleyman KOCABAŞ
Yazımıza Bir Özetlemeden Olarak Giriş
“Suriye Devlet Başkanı Beşir Esat’ı devirmek yanında, ikinci olarak da “Suriye Kürdistanı” nı kurmak için 1 milyon ölüm, 10 milyon insan göç zayiatı yaşandı. 14 yıllık (2011- 2025) Suriye İç Savaşı’ da, 25 milyonluk Suriye nüfusu yarıya indi. Bütün bunlar, “Amerika-Batı- İsrail Şer Ekseni” nin “Büyük Ortadoğu Projesi” nin ( BOP) uygulanması tezahürleri olarak kendisini gösterdi. Amaç, Suriye’yi 4’e bölmek, “Vaat Edilmiş Topraklar” a sahip olmak için İsrail’i Suriye üzerinden de büyütmektir.”
“Birleşik Bağımsız Büyük Kürdistan” Hayali
Aziz dostlar, terörizm ve terör örgütleri planlamaları üzerinden küçük devletçikler kurulur mu? Kurulamaz , ama gelin görün ki, yaklaşık bir yüzyıl süreyle uluslar arası ve bölgesel büyük boyutlarda Ortadoğu’da kurulmaya çalışılıyor.
Yazı konumuz olduğu üzere, Ortadoğu’da 4 ülke ve devlet içinde 4 parçalı halde, hem de çok net bir coğrafyaları olmayan, dağınık ve yaşadıkları ülkeler içinde ülkeler toplam nüfuslarına oranları % 5-20 sınırları arasında değişkenlik gösteren azınlık olarak yaşayan Kürk unsularına kurdurulmak isteniliyor.
Bunun erkenden “Irak ayağı” olarak, “Peşmerge Terör Örgütü” ve siyasi uzantısı olarak “Kürdistan Demokrat Parti” (KDP), “İran ayağı” olarak PJAK, “Türkiye ayağı” olarak PKK, “Suriye ayağı” olarak da YPG-PYD terör örgüleri kuruldu. Görünüşte, ” Haklarını almak, özerk olmak ve en sonunda da bağımsız olmak için Kürtler bunları kendiliklerinden kurdular” gibi görünse de hiç de öyle değildir.
Günümüzde bu olup bitenler, tamı tamına Osmanlı Türkiye’sinde Doğu Anadolu’da %20 Ermeni azınlığına “Bağımsız Büyük Ermenistan” kurmaktan “ERMENİ SORUNU” na benziyor. Kurabildiler mı? Kuramadılar! Neden? Çünkü her açıdan devlet kuracak karşılıkları ve alt yapıları yoktu. Yoktu ama, niye ve kimler tarafından kurdurulmak isteniliyordu? Uzatmayalı; Batının sömürgeci ve yayılmacı Emperyal-Emperyalist büyük devlet unsurları (İngiltere, Rusya, Fransa vb) Ortadoğu’da bu emellerini gerçekleştirmek uğrunda “ERMENİ SORUNU”, anlayacağınız “YARATICI KAOSU” olarak yaratmak suretiyle bölgeyi “istikrarsızlaştırma” ana temasında kullanmayı kurgulamışlar ve planlamışlardı.
Tabii ki kullanılan ve hedeflerine ulaşamayan Ermeniler, “BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI” na uğramışlar, Emperyallere alet olmaktan pişmanlık duyduklarını, tarihte ve günümüzde bunu sürekli “kendi itirafları” yla dile getirmişlerdir. Bunu günümüzde en son dile getirenlerden birisi de Ermeni vatandaşımız, yazar ve “Argos” gazetesi sahibi Hırant Dink, öldürülmeden 2 ay önce İstanbul’da verdiği bir konferansında, üstelik de kendileri “ERMENİ SORUNU” nu “KÜRT SORUNU” yla birlikte değerlendirirken şunları söylemişti: “Dünün tarihinde Emperyalist Büyük Devletler İngiltere, Rusya, Fransa, Almanya Ermenileri sömürgecilik emelleri için kullanmışlardır. Bugün de aynısı, aynı devletler tarafından Kürtler kullanılarak yapılmaya çalışılıyor. Kürt dostlarımı, buradan uyarıyorum, bizim gibi Emperyalistlerin oyunlarına gelmeyerek kendirinizi de perişan etmeyiniz. Bizim perişan halimizden dersler alarak, Müslüman kardeşlerinizle iyi geçininiz.”
Azizi dostlar, bu “itiraflar” dan olarak işin daha da ilginci, 2025 – 26’da “PKK Terörünü Bitirme Planı ve Süreci” ” denilen bu süreçte, adı geçen örgütün “kurucu önderi” denilen Abdullah Öcalan’ın da, son 16 sayfalık “İMRALI TUTANAĞI” ında var” denilerek, kendisinin de Hırant Dink benzeri şu ifadeleri kullandığı yer alır: “ Emperyaller Kürtleri kullanıyorlar” haklı itirafı yanında, konumuz da zaten Suriye olduğu için bu cümleden olarak da şunları söylemişti. “İsrail, Suriye’yi istikrarsızlaştırmak için Kürt örgütlerini kullanıyor.” Zaten bu cümleden olarak da İsrail Genel Kurmay Başkanı Yair Golan, “PKK bize hizmet ediyor” demişti (Yeni Şafak, 13 Eylül 2017)
“Suriye Kürdistan Özerk Devleti” ni Yapılandırmak İçin 2 İşgal ve 3 Terör Örgütlenmesinin Kurulması
Bunlar şunlardır:
1-2003 – 2006 zaman diliminde sanki kendisi – kendileri çok iyi demokrasilermiş gibi “Kendilerine demokrasi getireceğiz” maskesi ve yalanı ile önce Afganistan, sonra Irak’ın Amerika-NATO tarafından 2 işgali,
2- Erkenden, Irak’ın işgalini müteakip Suriye’de PKK benzeri iki terör örgütü YPG-PYD ‘nin Amerika tarafından kurulması,
3- Irak’ın işgalinin ardından 3-5 yıl sonra “İslam –Şeriat Devleti” kurmak maskeli IŞİD (DEAŞ) Arap Sünni Terör örgütünün CIA tarafından Irak’ta kurulması
4- Yine “CIA yapımlı” denilen “ARAP BAHARI” Terörizminin bütün Arap ülkeleri yanında Mart 2011’de Suriye’ye de taşınması, ithal edilmesi,
Amerika-CIA Tarafından IŞİD Selefi-Vahhabi Terör Örgütünün Çok Boyutlu ve Amaçlı Olarak Kurulması
Açılımı “Irak – Şam İslam Devleti” (IŞİD) olan bu terör örgütü “CIA ile irtibatlı” denilen Irak’ın Sünni Teröristi Bağdadi’ye 2010’da kurdurulduğu rivayet (söylenti) edilir. Ama, bunun yalnızca bir “rivayet” değil tam anlamıyla “gerçek” olduğu, Amerika tarafından kurdurulduğu bizzat, hem de üst düzey görevlileri tarafından dile getirildiği kendisini göstermiştir ki, işte ilk ağızlardan iki belgesi:
Bir PENTAGON (Amerika Genelkurmay Başkanlığı) üst düzey görevli ve sorumlusu şunları söylemişti: “Bizim, Afganistan ve Irak’ı işgalimiz olmasa, idi IŞİD adıyla anılan bir örgüt kurulmazdı.”
Amerikan Başkanı Trump da 2017’de başkan seçilince şunları söylemişti: “DEAŞ’ı Başkan Obama kurdu. Dışişleri Bakanı Hıllary Clınton da buna yardımcı oldu.” (Milliyet, 12 Ocak 2017)
Amerika tarafından IŞİD’in kurulmasının “ana amacı ve esas emeli” neydi? Türkiye’ nin en başta gelen “Terör Uzmanları” dan ” Abdullah Ağar’ın “görgü tanığı” alarak yazdığı kitabında şuydu:
“IŞİD-DEAŞ, Kürt bölgesine (Kuzey Suriye) saldırmasaydı, kurulacak Kürt devletinin gerekçesi ve alt yapası oluşmazdı.” (Abdullah Ağar, IŞİD VE IRAK Beled el-nifak ve Şikak, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2015, s. 147)
Zaten de bu örgüt Irak’ta kuruduktan sonra ona Suriye’ye doğu sınırından sokularak Kuzey ve Doğu Suriye’de kendisini YPG-PYD terör örgütleri ile çatıştırarak, hem bunlara Suriye Kürdistanı’ na daha büyük alanlar açmak, hem de bu çatışmalardan bir zafer kazanabilirlerse “bunun ödülü” denilerek, ilk planlamadan olarak ona “SURİYE KÜRDİSTAN ÖZERK DEVLETİ” ni kurdurmaktı.
Bu ana amacı- emeli dışında Amerika, IŞİD’’e (2015’de adını DEAŞ olarak değiştirecektir) “tali” veya “ikincil” olarak ona şu görevleri de vermişti:
1-“IRAK KÜRDİSTANI” nın coğrafyasını da büyütmek ve ona yeni alanlar açmak: Zamanı gelince, onunla Peşmerge’yi de çatıştırarak, “BARZANİSTAN” ın yayılma alanını, Suriye’nin doğu sınırına kadar ulaştırmaktı. Uzun anlatmamıza gerek yok. Bu da oldu zaten!
2-İslam Medeniyeti yapısal mirasının yok edilmesi: IŞİD işgal ettiği Yeşil Hilal’in bütün İslami mimari mirası, “SELEFİLİK VAHŞETİ- YIKIMI” tarihi misyonundan olarak da bütün İslami miras yapılarına saldırmak suretiyle bunları yakarak ve yıkarak yok etti. 4500 yapayı yok ettiği üzerinde duruldu. Bunlardan birisi de Hz. Yunus’un Suriye’deki türbesi idi. Kazma ve balyozlarla yıkılışı, Tv. kanallarında canlı olarak yayınlardı.
3-Bütün dünya ülkelerini, Amerikan emelleri uğrunda “istikrarsızlaştırmak” için kullanılması: Birkaç örnek, Paris Metrosu’na bomba attı. Moskova, Nijerya ve Avustralya da bile terör olayları sergiledi. Bütün bunların, “amacım, emelim” dediği “İslam-Şeriat Devleti” kurmakla ne ilgisi vardı?
Bunlarla da zaten, dünya kamuoyunda kendisini, “Terör Örgütü IŞİD –DEAŞ” kimlikli olarak kendisi damgalattı.
4- Türkiye’yi de istikrarsızlaştırmak için de kullanılması: Amerika – İsrail ekseni Türkiye’yi de “istikrarsızlaştırma” için DEAŞ’ı da kullandı.
Bunu birkaç örnek, Ankara Kızılay Güven Park Otobüs- Dolmuş ana durağını, “vücuduna patlayıcılar yerleştirilmiş” denilen militanını alana sokarak patlatmak suretiyle 13 kişinin ölümüne sebep oldu.
23 Temmuz 2015’de Suriye Kilis sınırından Kilis’e bombalı saldırıda bulundu. Genelde 100 Suriye’li göçmenin ölmesine sebep oldu.
Ayrıca bir diğer örnek, Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı önünde bir resmi servis aracına kurşunlar yağdırdı. Daha neler neler…
Türkiye, kendisine de yapılan bu saldırlar sonucu DEAŞ’ı “Terör Örgütü” ilan edip onunla 2016’da çatışmalara başladı.
Tam bu sırada Türkiye’nin Amerika’ya bir teklifi oldu: “Suriye’de DEAŞ’la mücadele işini, PKK-YPG’yi devreden çıkararak tamamen bize bırakın. Onu birkaç ayda bitirelim”.
Amerika, Türkiye’nin bu isteğini kabul etmedi. Edemezdi! Sebebi, bütün çatışmaların strateji ve taktiklerini DEAŞ-(YPG-PYD) çatışmaları üzerinden kurgulayarak, “Suriye Kürdistanı” na “ilaveli” olarak (içinde hiçbir Kürdün yaşamadığı Güney Doğu Suriye bölgesini de, içinde Rakka ve Deyrizor -Suriye’nin petrol ve tarım zengini iki ili - olarak en büyük sınırlarında büyütmek, ona yeni alanlar açmak suretiyle, bu alanlarda kendisine hizmet edecek olan “İKİNCİ İSRAİL” i kurmaktan olarak, öncelikle “SURİYE KÜRDİSTANI ÖZERK YÖNETİMİ” ni oluşturmak ve sonra da bunu Barzani’nin kendi bölgesi “ÖZERK IRAK KÜRDİSTAN” ında bağımsızlık ilan ettiği gibi ona da bağımsızlık ilan ettirmek suretiyle Suriye’yi tam anlamıyla bölmek istiyordu. Anlayacağınız, Osmanlı’nın parçalanması benzeri bir “model uygulaması”, günümüzde de terör örgütleri kurulması olaylarıyla Suriye’de uygulamaya konuluyordu.
Suriye Devlet Başkanı Beşir Esat’ın “SURİYE KÜRDİSTAN ÖZERK DEVLETİ “ Kurmak Vaadi
“CIA-MOSSAD-M16 istihbarat örgütleri yaratması” denilen ve 17 Kasım 2010’da Tunus’ta Muhammet Buazzizi isimli bir gencin kedisini yakmasıyla başlayan ve ardında bir “Domino etkisi” yaparak 14 Arap ülkesine de ithaliyle “Bütün Arap ülke ve devletlerine Demokrasi getirmek” yalanı ve maskesiyle “ARAP BAHARI” olarak kurgulanan bunun esası, “Arap ülkelerinde terör olayları çıkarmak suretiyle, Amerika’nın Ortadoğu’da “22 ülkenin sınırlarını deştirmek” emeli olan “Büyük Ortadoğu Projesi” ni (BOP) gerçekleştirmekti.
Bu “Bahar” adı altında, bütün olup bitenlerin yukarıda anlattığımız gibi olduğunu, Arap vatandaşlarımızdan bilge, akil ve deneyimli Hüsnü Mahalli “ORTADOĞU’DA KANLI BAHAR” (Destek Yayınları, İstanbul, 2012, s. 9 -290) isimli kitabında belgeleriyle anlatır.
Sayın Mahalli, kitabında geniş olarak, yazımızın konusu “BÜYÜK SURİYE KÜRDİSTAN” ı kurmaya yönelik, “Arap Baharı”nın Mart 2011’da Suriye de “ithal” edildiğini yazdı (s.190). Yazmakla kalmadı, bunun 13 yıl süreyle (2011-2024) Arap ülkeleri içinde en kanlı ve en uzunu olanının Suriye’de yaşandığını vurguladı. Zaten de bütün Arap ülkelerinde “ARAP BAHARI” “emperyalistlerin oyunlarından” denilerek çok kan akarak yaşandığı için bu adı değiştirip “KANLI ARAP BAHARI” veya “KIŞ” adını haklı olarak koydu ve kullandı.
“ARAP KIŞI” çatışmaları, Suriye’de Nasturi (Arap Şia’sı) Başkan Beşir Esat ile, El-Kaide’nin türevleri olarak kendilerini gösteren Selefi HŞT (Tahrinü’s Şam) ve El- Nusra Sünni örgütleri arasında tam 13 yıl sürdü. Bütün bu örgütlerin ortak lider o zamanlar “Colani” lakabıyla anılan ve üstelik de Amerika tarafından “terörist başı” olarak ilan edildiği halde, bugünkü Suriye Devlet Başkan Ahmet Sara idi.
Esat, hem kendini daha iyi korumak, hem de bu çatışmaları kazanmak için, Kuzey ve Doğu Suriye’deki bütün askeri kuvvetlerini genelde başkent Şam ve etrafında topladı. Bu süreçte üstelik de, Kürt terör örgütlerinin kendisine saldırmamaları karşılığı onlara, “Kürt Özerk Yönetimi” vereceği vaadinde bulundu.
Bunun sonuçlarından olarak da, ABD tarafından da kurgulandığı üzere, PKK-YPG-PYD terör örgütlerini, Suriye’ye giriş yapan ve “Esat’ın yaratığı boşluk” denilen ortamdan faydalanarak Fırat’ın doğusunu ta Arap El-Ayn (Kobani) ve Deyrizor’a kadar “salla sırt” işgal eden IŞİD’e karşı, bütün silah, mühimmat ve finansman donanımlarını Amerika kendisi vererek savaşa soktu.
Yerimiz dar, fazla uzatmayalım, Kürt Terör örgütleri, savaşlarıyla zaferler kazanıp DEAŞ’ ı bütün işgal bölgelerinden uzaklaştırıp, buralara kendileri yerleştiler ve ardından da zaferleri gereği bunu kutlamak için nağralar atmaya başladılar. Bunun ismini de Kürkcede “Batı Suriye Kürdistan” ı demek olan “Rojava” isminden hareketle “ROJAVA DEVRİMİ” olarak ilan ettiler. Artık bununla maksat hasıl olmuştu: Kuzey Irak’ta “BARZANİSTAN” devlet yapılanması benzeri taklitçilikten olarak, üstelik de, devlet kurmak için demografik karşılığı ve alt yapısı olmayan Suriye’deki % 3-5 azınlık Kürde (Nüfusları yaklaşık 1.5 milyon) “ROJAVAİSTAN” Kürt devletinin kurulması planlanmıştı…
“ROJAVA DEVRİMİ” ne Alternatif 8 Aralık 2024 “İDLİP DEVRİMİ” Yapılanması
Olup bitenler, makale yerimiz dar olduğu için kısa ve özetle anlatmaya devam ediyoruz. “İdlip Arap Devrimi”ne nasıl gelinmişti?
Amerika’da Donalt Trump, Kasım 2024’de “ikinci başkanlık dönemi” seçimlerini kazanıp, yeniden başkan olunca, “Dünya’daki bütün savaşları bitireceğim “ büyük vadinde de bulunmuştu. Bitireceği savaşlardan birisinin de “Suriye İç Savaşı” olacağını vaat etmişti. “Suriye’de ne işimiz var; petrol derseniz zaten bunu satın almıyoruz. Suriye bize çok pahalıya mal oluyor; buradan hem çekilmeliyiz” diye de bunu yüksek sesle dile getiriyordu.
Amerika’da herkes ve özellikle de PENTEGON ve üstelik de bunu ilave “AMERİKAN DERİN DEVLETİ” Trump gibi mi düşünüyordu? Hayır! Adı geçen ikili, İsrail Lobisi ve İsrail ile el ele vererek, “Büyük İsrail ve Büyük Kürdistan” ı kurmak emeliyle Suriye Savaşının bir “VEKALET SAVAŞI” olarak Amerika’nın her türlü desteğiyle devamını istiyordu.
“Başkan Trump Aklı” denilen akıl, bunları takmadı ve dinlemedi. Yönetimin başında olmaya devam eden Başkan Esat’ı devirmek ve de Kuzey Doğu Suriye’deki “Kürdistan yapılanması” nı tasfiye için, HTŞ lideri Ahmet Sara ile “ILIMLI İSLAM MODU” da anlaşarak, kendisini iktidara taşımak için onunla anlaştı.
Bunun sonucu, adına “Rojava Devrimi” ne nazire veya “alternatif karşılık”, “İDLİP DEVRİMİ” denilen devrim, 8 Aralık 2024’de yapıldı.
Neden bu devrim ismi idi? Çünkü, Başkan Esat’la savaşan bütün Selefi savaş örgütleri en son olarak İdlip’e sığınmak zorunda kalmışlar ve üstelik de başta Türkiye olmak üzere, “Esat için yasak bölge” ilan edilen burada Başkan Putin Rusya’sı tarafından da “koruma” altına alınmışlardı.
Rusya, önceden koruması altına aldığı Esat’ı neden yalnız bırakıp, kaçarak Suriye’yi terk etmişti? “Ukrayna Savaşı” ile başı iyice “belaya” ya girmişti de ondan.
Ya, Arap Şiası Esat’ı korumak için gelen Şia İran’ın da Suriye’yi terk etmesine ne demeli? Buna sebep de, 2024 yılı boyunca, “Iran – (Amerika –İsrail) Savaşı” nın yaşanmasıydı. Bu savaşta, İran’ın kolu – kanadı kırılmış, mecali kalmamıştı…
Bütün bu olup bitenler sonucu, Devrimini yapmak için İdlip’te hazır bekleyen Ahmet Sara’ya gün doğmuştu. Ayrıca ve üstelik de, “Suriye’de kendisini de Amerika’nın garnizon terör devleti ve yayılmacılık unsuru devlet” olarak “yeni tehdit unsuru” bu yapılanmayı önlemek için Türkiye’nin de Sara’ya aktif destek vermesi, onun işini iyiden iyiye kolaylaştırmıştı.
Bunu yönelik olarak, zaten de Başkan Trump, 25 Eylül 2025’de Oval Ofis toplantısında Sn. Erdoğan’a hitaben: “Bu devrim sizin zaferinizdir” demişti.
“Beklenen Devrim” denilen “İDLİP SÜNNİ ARAP DEVRİMİ” 8 Aralık 2024’de yapıldı. Başkan Esat Rusya’ya kaçtı. Sara, Şam’a gelip yönetimin başına oturdu. Bununla, kendileri ırk olarak Çerkez ve mezhepleri de Nasturilik (İran Şiası benzeri) olan Baba – Oğul, Hafız Esat ve oğlu Beşir Esat’ın 61 yıllık (1963 - 2024) Arap Sosyalisti Suriye Baas Partisinin de “Diktatör ve baskıcı” yönetimi sona eriyor, Suriye’nin çoğunluk nüfusu Sünni Araplar yeniden iktidara geliyorlardı. Zaten bu Baas Yönetiminden Türkiye’nin de “çekmediği ıstırap” kalmamış, özellikle de “en büyük tehdit unsuru olarak” denilerek PKK’nın önderi Apo, 1984 – 1999 zaman diliminde burada Başkan Hafız Esat’ın himayesinde PKK’yı buradan yönetebilmişti.
“Birleşik Büyük Kürdistan Hayali”nin Suriye’de Toprağa Gömülmesi
Esat kaçmış, PKK- SDG Kürt örgütlerinin savaşıyla DEAŞ’ın da Suriye’den çıkarılması sonucu, Başkan Sara, Kürt terör örgütleri ad değiştirerek “Suriye Demokratik Güçleri” (SDG) adını aldığı halde, yalnız bununla baş başa, göz göze kalmıştı.
SDG, “zaferler bizim de zaferimizdir” gerekçesini ileri sürerek, Sara’dan “Özerk Kürdistan” yapılanmasını isteye başlamıştı. Türkiye’nin isteğiyle de bu mümkün değildi. Onun buna gerekçesi, “900 km. lik Güney Sınırımızın tam dibinde, kendisini kuracak olan Emperyalist devletlerin himayesinde, onlara hizmet için “Garnizon ve yayılmacı devlet olacak ikinci bir İsrail Devleti istemiyoruz” haklı gerekçeleri olmuştu.
Sara, “kesin çözümü” için, kendisini Türkiye’nin de aktif olarak desteklediği halde, SDG’ye “Ya Suriye’nin toprak bütünlüğü ve güvenliğini korumak için Merkezi yönetime tam entegrasyon, ya da tasfiye” teklifini yaptı.
Durumu “çok sıkışık olan” denilen SDG “kendisini rahatlatmak” için başkanı olduğu Mazlum Apti, Ahmet Sara ile anlaşma yapmak zorunda kaldı. Sara’nın “Ordu içinde ordu, devlet içinde devlet olmaz” ı gerekçe göstererek, Apti ile “10 Mart 2025 Entegrasyon Mutabakat Anlaşması” imzandı. Apti’ye, anlaşma şartlarını yerine getirmesi için 31 Aralık 2024’e kadar süre verdi.
Ama, entegrasyon yapılanmasının son verilen tarihe kadar yapılmadığı görüldü. Buna sebep,”Aslında anlaşmayı gönülsüz imzalamışlardı” gösterildi. Sanki entegrasyonu “kendi varlılarının sonu” olarak görüyorlardı. Bütün amaçları, ilk aşamada “özerk” olup, keyiflerince yaşamaktı.
Devlet Başkanı Ahmet Sara, baktı ki iş olmayacak; Suriye Milli Ordusuna (SMO) 6 Ocak 2026’de SDG askeri mevzileri üzerine yürüme emri verdi. Halep’te iki mahallenin SDG’nin elinden alınmasının ardından, Fırat Batı sahiler boyunca burası kurtarıldı. “Sıra Fırat’ın doğusunun kurtarılmasına geldi” denildi. Bunun için SMO, işgaldeki “petrol şehri” denilen ve işlemesini “devlet içinde devlet” gibi SDG’nin yapıp petrolünü sattığı Rakka kurtarıldıktan sonra, Diynazor üzerine yürüyüş başladı. Bölgede hiç Kürt nüfusu yoktu. Bütün Arap aşiretleri SDG ordusuyla savaşmak için SMO ordusu saflarına katıldılar. 17 Ocak 2026’da Diynazor alındı. Buradaki SDG milisleri kaçmadan önce hapishanelerinde tuttukları 9 bin DEAŞ’lı mahkumu serbest bırakarak, yoğun olarak nüfusun %35 ini Kürtlerin oluşturduğu Haseki-Kamışlı istikametine doğru kaçtılar.
Kurtarılmayan şehir olarak üç şehir, Haseki, Kamışlı ve Kobani ( El – Ayn Arap) kalmıştı. SMO, 2- 6 şubatta zırhlı birlikleri ile bu şehirlere girerek buraları da kurtardılar. Artık, SDG’nin elinde hiçbir yer kalamamış, çoğu militanları Amerika’nın verdiği ağır silahları geride bırakarak, Irak batı sınırına doğru kamaya başlamışlar, burasını geçerek Kuzey Irak Kürt bölgesine gitmişlerdi.
SDG ordusu geri çekilirken her yeri yakıp yıkarak çekilmiş, kendisini savunmak için sivil halkı “kalkan” olarak kullanmıştı. SMO’nun kurtardığı her yerde “kurtuluş şenlikleri” yapıldı. Kurtarılan halkın dinde hep şu vardı: “9 yıldır (2O16-2025) üzerimizde hep SDG belası, baskısı ve zulmü vardı. Çok şükür kurtulduk.”
Görülüyor ki, yaklaşık 1 ay süren SDG-SMO savaşı, SMO’nun zaferiyle bitmiş, genelde neredeyse “tarihi” olarak yaklaşık 100 yıllık “BİRLEŞİK BÜYÜK KÜRDÜSTAN HAYALİ” Suriye’de toprağa gömülmüştü.
Suriye Devlet Başkanı Beşir Esat’ı devirmek yanında, ikinci olarak da “Suriye Kürdistanı” nı kurmak için 1 milyon ölüm,10 milyon insan göç zayiatı yaşandı. 14 yıllık (2011- 2025) Suriye İç Savaşı’ da 25 milyonluk Suriye nüfusu yarıya indi. Bütün bunlar, “Amerika-Batı-İsrail Şer Ekseni nin “Büyük Ortadoğu Projesi” nin (BOP) uygulanmasının tezahürleri olarak kendisini gösterdi. Amacı, Suriye’yi 4’ e bölmek, “Vaat Edilmiş Topraklar” a sahip için de İsrail’i Suriye üzeriden büyükmektir.”
“Kullanıldık, Aldatıldık, Yüz Üstü Bırakıldık, İhanete Uğradık ” İtirafları
“Son olarak, Amerika, Batı ve aktif destekçisi İsrail bile (Çünkü, Gazze’de soykırımcı İsrail Başbakanı Netanyahu Kürt Terör Örgütleri için sık sık ”Onlar bize, İsrail’e hizmet ediyorlar” derdi) SDG-YPG’ye sahip çıkmadı” denildi.
Bu gelişmeler ve yapılanmalar üzerinden, Kürt terörist örgütleri ve liderleri kendilerin “yarı yolda” bırakanlara “ateş püskürmek” ten olarak, “Önce bizi tahrik edip desteklediler, kullandılar, sonra da bizi yüz üstü bırakıp gittiler. Bizi ihanet ettiler” diye yakınmaya başladılar.
Zaten de “tarihin kaidesi” dir denilir. Sömürgeci ve yayılmacı Emperyalist Büyük Devletler, emellerini gerçekleştirmek için gözlerine kestirdikleri kullanılabileceklerini, kullanabildikleri kadar kullanırlar, sonra da onlara,”ihanet” edercesine “sigara izmariti” gibi kaldırıp atarlar.
Bütün bu olup bitenler sonucu, “100 Yıllık Birleşik Büyük Bağımsız Kürdistan Hayali Suriye’de çöktü, tam çökertilmesi için sıra Kuzey Irak’ta Özerk Kürt Yapılanmasının tasfiyesine geldi” denilerek, “yeni hedef” belirlendi. Olur mu olmaz mı hep birlikte yaşayarak izleyeceğiz. 7 Şubat 2026
Mustafa Cengiz
ÜÇ İHTİMALLİ BİR MAÇ DAHA!
Ali Rıza Navruz
BİR DELİBAN VAKTİ
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
LAYIK OLDUĞU, HAK ETTİĞİ MUAMELE GÖSTERİLMEYEN KADINLARIMIZ-1
KADİR DAYIOĞLU
BÂKİ KULLAR
AHMET KARAASLAN
ANADOLU EFSANESİ
Mustafa Mete ÖZPINAR
İSLAMİYET KAİNATA GÖNDERİLDİ
Mustafa Göçer
BUYURUN TARTIŞALIM
Faruk Ergan
KADINLARIMIZ
Ömer Faruk Kotay
ARABESKİN BABASI…
Osman Karakebeli
KİMDEN VE NEYDEN YANAYIZ