TÜRKİYE’NİN 1830-2025 DÖNEMİNDE İNGİLTERE VE AMERİKA’NIN
I. VE II. YENİ DÜNYA DÜZENLERİNE SOKULMASI
Süleyman KOCABAŞ -Birinci Bölüm
Giriş
Aziz dostlar, gazetelerimizdeki dizi yazılarımızla siz okuyucularımıza faydalı olmaya çalışıyoruz. Konu başlıklı yeni dizi yazımız, tam olarak yayınlandığında, bütün Türkiye’de ve belki de daha büyük genelde “patlatılmış bomba etkisi” yaratacak ve şimdiye kadar bildiğimiz bütün “yalan tarih bilgileri” ni çöpe atarak sizleri “gerçek tarih bilgileri” ne ulaştırmaya çalışacak bir dizi yazı özelliğinde olacaktır.
Bu dizi yazımızı, okumakta olduğunuz 12 bölümden ibaret olup 7 bölümü yayınlanan “Kendi İtiraflarıyla Günümüz Batı Medeniyetinin Çöküşü ve Yeni Bir Medeniyet Tasavvurunun Dile Getirilmesi” isimli dizi yazımızı bitirdikten sonra yazacaktık. Ülkemizde Mart-Nisan 2025 aylarında yaşanan çok önemli gelişmeler, bu yeni dizimizin yazılmasının öne alınmasını sebep olmuştur. Buna damgasını vuran iktidar partisi Ak Parti ile ona muhalif ana muhalefet partisi CHP arasında yaşanan “iktidarda kalkmak” veya “iktidara gelmek” canhıraş mücadelelerden kaynaklanan olayların seyri olmuştur. Özellikle ve genellikle, “sendromlar” CHP’nin şahsına inhisar ettiği halde, bu partinin “liderler kadrosu” ndan, Cumhurbaşkanı adaylığını 23 Mart 2025’de yapılan “önseçim” le ilan eden İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile parti genel başkanı Özgür Özel’in yaptıkları konuşmalara inhisar eden şu ifadeleri, beni bu dizinin yazılmasında kamçılayan ifadeler olmuştur.
Tarihin üzerimizdeki uğursuz tekerrürünü dili getirmekten olarak:
Ekrem İmamoğlu:”Vermekte olduğumuz mücadele 145 yıllık bir mücadeledir.”
Özgür Özel: “150 yıldır mücadele veriyoruz. I. Meşrutiyet ve II. Meşrutiyet taraftarıyım. Biz günümüzün Jön Türkleriyiz.”
İçişlerimize dış müdahaleyi davet etmekten, şikayet etmekten Batı - NATO- ABD’ ye bağımlılığı dile getirmekten olarak:
Özgür Özel: İngiliz resmi haber ajansı BBC’nın Türkiye Servisi’ne verdiği röportajdan: “İngiliz Başbakanı Starmer’in nasıl bir gerekçesi var? (İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına) bütün Avrupa tepki gösteriyorken, İngiliz İşçi Partisi’nin, Starmer’in bu konuda, herhangi bir şey söylememesini gerçekten anlayamıyoruz. Kendimizi terk edilmiş hissediyoruz. İstanbul’un Belediye Başkanı’nı alıp hapse koyuyorlar ve İngiltere buna ses çıkarmıyor. O zaman bu nasıl dostluk, bu nasıl kardeş parti? Bu nasıl demokrasiyi birlikte savunmak? Demokrasinin beşiği İngiltere ve bizim kardeş partimiz İngiliz İşçi Partisi buna nasıl sessiz kalabiliyor? Gerçekten çok kızgınız.”
Özgür Özel: CNN İnternational’da gazeteci Christiane Amanpour’un sorularını cevaplandırırken söylediklerinden:
“Türkiye’deki mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olduğunu söyleyemeyeceğim. Yapılan anketlerde yargının bağımsız olduğuna inananların oranın %18 civarında.”
“Biz, Türkiye’nin Batı ülkeleriyle daha yakın ilişkiler kurması gerektiğini, NATO’nun daha güçlü bir müttefiki olması gerektiğini savunuyoruz. Ancak Erdoğan, Türkiye’yi Batı kurumlarından koparmaya çalışıyor.”
Bir kere, Sayın İmamoğlu ve Sayın Özel, bugün itibariyle verdikleri mücadelenin 145 – 150 yıllık bir mücadele olduğunu, I. ve II. Meşrutiyet taraftarı oldukları ve günümüzde de Osmanlı döneminin Jön Türklerine benzediklerini söylemekte hatalı ve yanlış davranıyorlar.
Osmanlı Devleti, hem kendileri gibi Türkiye’yi, “tarihi ve ebedi düşmanımız” denilen (bir çeşit de “celladımıza aşık” olmaktan) Batı’ya şikayet eden ve onları içişlerimize müdahale çağıran Jön Türklerin 1830 – 1914 zaman diliminde Türkiye’yi İngiliz Kapitalist Emperyalizminin I. Yeni Dünya Düzeni’ne sokarak yıkılmasına sebep olan bunların günümüzde devamları olduklarını söylemek ve onları savunmak aklı ve mantığa ziyan işlerdendir. Tarih bilmediklerinin apaçık birer göstergesidir. Veya böyle olmasa bile, kendilerine “danışıklı olarak dayatılan senaryoları” oynamaktan olarak, tarihten kendilerine, “kendi akıllarınca makul idoller ve aparatlar bulmak” tan da olarak Jön Türkler geleneğine sarılmış olabilirler.
Günümüz itibariyle de, “Biz İstiklal Harbi verip bunu kazanarak vatan kurtarmış ve devlet kurkmuş bir partiyiz” diyerek de, işin esasına bakılırsa, “Jön Türklerin devamı” denilen partileri CHP’nin de, onlar gibi ve onların hatalarından dersler almaksızın bu sefer de 1914 – 1947 zaman diliminde Dünya’nın süper gücü olmaya devam eden İngiltere’nin II. Yeni Dünya Düzeni’ne sokmanın “senaryo partisi” olabileceği yanında, 1947 – (1980-1990) zaman diliminde ise, II. Dünya Harbi’nden sonra süper güç olarak İngiltere’nin yerini alan Amerikan Kapitalist Emperyalizminin I. Yeni Dünya Düzeni’ne sokmanın partisi olmuştur. Osmanlı döneminin hastalıklı Jön Türkler geleneğine bağlı olmanın sonuçları ancak bunlar olabilirdi.
Türkiye, (1980 – 1990) – 2025 döneminde ise, çeşitli liderler ve partiler komplikasyonunda (CHP’nin yanında bunlara ilave olarak Turgut Özal, Tansu Çiller, “Recep Tayyip Erdoğan – Abdullah Gül” üçlüsüne de inhisar ettiği halde), 1990’lı yılların başlarında “Soğuk Savaş Dönemi bittikten sonra” denilerek, bu sefer de ABD’nin II. Yeni Dünya Düzeni’ne sokulmuş, dizayn edilmiştir. Bu dönemde, CHP geleneğinin parti liderleri Bülent Ecevit ve Deniz Baykal’ın yer yer “milliyetçi reaksiyonlar” göstermeye başlamalarını ABD hazmedememiş, bunlar, Onun tarafından çeşitli komplikasyonlar-kumpaslarla “tasfiye operasyonları” sonucu harcamışlardır. En son, bir “FETÖ – ABD İşbirliği Kumpası” ile denilerek Deniz Baykal 2010’de harcanarak yerine 22 Mayıs 2010’da tepeden “Kemal Kılıçdaroğlu” patinin başına indirilmiş, AK Parti lideri Erdoğan’ın şahsında yaşanan “ABD –Batı’nın ekseninden sapma belirtileri” (genelde Onun şahsına inhisar eden bir kısım yerli - milli devrimler yapması, özellikle de dış politikada Türkiye’nin lehine yapılan atılımlar ve başarılar yanında, milli harp sanayinin kurulmasına önem verilmesiyle de ortaya çıktığı halde) ne alternatif olarak Türkiye’yi yeniden ABD-Batı ekseninde tutmanın unsurları olarak 2010’den günümüz 2025’e kadar “Kılıçdaroğlu – İmamoğlu – (kısmen de Yavaş)- Özel dörtlüsü süreci” kendisini göstermeye devam etmektedir. Bunun günümüzdeki en belirgin tezahürleri, bunların şahsında “ABD- Batı’nın kontrolünden çıktı” denilen Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ı “tasfiye” için yoğun olarak Mart-Nisan 2025’de CHP’nin düzenlediği süresiz, Sayın Özel’in ifadesiyle “Erdoğan düşürülene kadar” denilerek sokak, boykot, grev vb. olayları ve devamlarının da geleceği açıklamalarıyla kendisini göstermiştir. Anlaşılan günümüz Türkiye’si de “Jön Türklerin devamı” olduklarını söyleyenlerin iktidara taşınmasıyla ABD’nin II. Yeni Düzeni’nde kalmanın kendisini tazeleyeceği tahmin edilmektedir.
İşte bu dizi yazımızda, 1830’den 2025’e Türkiye’nin başına gelen ve gelmeye devam eden “siyasi, ekonomik askeri vb” sokulmalar ve dizaynlar anlatılacak, milletimiz ve devletimizin “hakiki kurtuluş yolları” gösterilmeye çalışılacaktır.
Dizi konumuz, her biri en az 500 sayfa büyük boy ve 10 ciltlik resimli-haritalı devasa boyutlarda kitap konusu olacak haldedir. Günümüz okuyucularının bu boyuttaki kitapları okumu alışkanlığı ve becerisi olmadığı için biz bu dizi yazımızda, mümkün olabildiği kadarıyla özetlerin özeti bir bilgilendirmeye giderek sizlerin sabrını taşınmayacak, tahammülsüzlüğüne sebep olmayacak kısanın da kısası belgelerle dizi yazısı yazmaya özen göstereceğiz.
Türkiye’nin Dünya’nın Süper Gücü İngiltere’nin I. Yeni Dünya Düzeni’ne Sokulmasının ilk dört kilometre taşlarının dikiliş tarihleri: 1830, 1838, 1839, 1841
Tarihte, sahip oldukları büyük ekonomik-siyası-askeri vb. güçlenmelerle Dünya’nın süper güçleri haline gelen milletler- devletler, bu güçlerine dayanarak bütün Dünya’yı hakimiyetleri ve nüfuzlarına almaya çalışmışlardır. Geçmişte bunun bir örneği de 19. asrın ortalarından başlayarak, giderek “Üzerinde Güneş Batmayan Büyük Britanya (İngiltere) İmparatorluğu” adını alan İngiliz milleti –devleti olmuştur. Kendisinin güçlenmesini, 1789 Fransız Demokrasi İhtilali’yle (?) ve ardından 1800 – 1825 zaman diliminde ise, “Sanayi İnkılabı” yla takviye ederek Dünya’nın süper gücü haline gelen İngiltere, bunların ardından bütün Dünya’ya hükmetmek için “Sömürgecilik – Yayılmacılık Mücadeleleri” ne atılmasını da takviye etmiş, bunlardan nasibini alan devletlerden birisi de Osmanlı Devleti olmuştur.
Süper güç İngiltere’nin devasa boyutlardaki sömürgecilik ve yayılmacılık politikaları kendilerini iki şekilde göstermiştir:
1-Göz konulan memleketleri askeri işgalleriyle hakimiyetine almak: Bundan nasibini alanlar, erkenden Avustralya, Yeni Zelanda, Kuzey Amerika, Hindistan (başlangıcı 1857) Mısır (1882’de burasını işgali) ve bir kısım Afrika ülkeleri olmuştur.
2-“Islahat İstekleri” ve kendi rejimi “Meşrutiyet” i ithal ile nüfuzunu kurmak: Başlangıcında askeri işgallerle hakimiyetine alamayacağı memleketleri ise, buraların içişlerine müdahalelerde bulunup, sömürüsüne engel geleneksel düzenleri yıkarak “Islahat İstekleri” ve “Taçlı Demokrasi Meşrutiyet Rejimini” buralara ithalle nüfuzunu “muhlisậne hulul” dan (dost görünerek düşmanlığını gizlemek) olarak kurmak suretiyle hükmetmek. Bundan nasibini alanlar ise, başta Osmanlı Devleti olmak üzere, Rusya ve İran olmuştur.
İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ni I. Dünya Düzeni’ne sokması “Bir kısım antlaşmalar ve ıslahat istekleri” ile denilerek ardı ardına dikilen dört “kilometre taşı”, 3 Şubat 1830 Londra Protokolü’ yle Yunanistan’ın Osmanlı’dan ayrılarak bağımsız olması, 16 Ağustos 1838 Osmanlı –İngiliz Ticaret Antlaşması”, “3 Kasım 1939 Tanzimat Fermanı” ve “21 Temmuz 1841 Londra Boğazlar Antlaşması ” olmuştur. 7 Nisan 2025
Birinci Bölümün Sonu
Çınar Can Özyürek
GAYRİMENKUL PİYASASI
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR AZ BÜTÇE İLE BÜYÜK İŞLERE SOYUNDU!
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM İNCELİKLERİ
Ali Rıza Navruz
BİR GARİP HÜZÜN
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
TÜRKİYE’NİN TEMEL PROBLEMİ EKONOMİ VE FAİZİN DE FAİZİ…
Mustafa Mete ÖZPINAR
B.O.P. TAM GAZ İŞLİYOR
KADİR DAYIOĞLU
TRAFİK CANAVARI!
Bekir Oğuz Başaran
KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR
M. Kemal Atik
Düşünce ve Eylem Kıskacında Erdemli İnsan
Mustafa Acar
BU KÖY BENİM KÖYÜM DEĞİL.