KİRLENEN SİYASET Mİ İNSAN MI?

Mustafa Temizer

27-07-2026 21:43

KİRLENEN SİYASET Mİ, İNSAN MI? ARINMA OLUR MU?                                                          

“Son günlerde siyasetin en çok konuşulan kavramlarından biri: “SİYASETTE ARINMA.”

Ne kadar güzel, ne kadar umut verici bir ifade: Arınma...

Ancak insanın aklına şu sorular geliyor. Arınma ihtiyacı neden doğdu? Temiz olanın arınmaya ihtiyacı olur mu?

Eğer arınmadan söz ediliyorsa, ortada kabul edilmiş bir kirlenme de var demektir.

O halde önce şu soruya dürüstçe cevap vermek gerekir. Siyaseti kim kirletti?

Kirlenen Siyaset Değil, Hırsın Teslim Aldığı İnsandır

Siyaset, özünde millete hizmet etme ve devlet yönetimine katkı sunma sanatıdır. İnsan, doğruluk ve dürüstlük çizgisini koruduğu sürece siyaset de temiz kalabilir. Ancak makam, mevki, şöhret ve güç tutkusu kontrolsüz, şeytani bir hırsa dönüştüğünde kirlenmenin kapısı aralanır.

 

Bir zamanlar ülkeye hizmet etmek için girilen siyaset, bugün bazıları için hayat boyu ayrıcalık ve ekonomik güvence sağlayan bir mesleğe dönüşmüş durumdadır. Özellikle bizim gibi demokrasi kültürünün yeterince kökleşmediği toplumlarda makam büyüdükçe tevazu küçülüyor.

 

Yetki arttıkça hesap verme duygusu zayıflıyor.

Millet adına görev üstlenenler, zamanla kendilerini milletin hizmetkârı değil, milletin üstünde bir sınıf olarak görmeye başlıyor.

İşte siyasetin kirlenmesi tam da burada başlıyor.

Çünkü kirlenmenin kaynağı siyaset değil; kurumsal olarak denetlenemeyen güç ve bireysel bazda dizginlenemeyen hırstır.

 

Siyaset Neden Bu Kadar Cazip Hale Geldi?

Siyasetteki bozulmanın en önemli sebeplerinden biri, siyasi makamların sunduğu ayrıcalıklardır. Çünkü siyaset artık fedakârlık üretmekten çok imtiyaz üretmektedir.

 

Şu sorunun cevabı verilmelidir: Cumhuriyetin ilk yıllarında öğretmen maaşıyla neredeyse eşit seviyede olan milletvekili maaşları bugün nasıl oldu da öğretmen maaşının dört-beş katına ulaştı?

 

Bir milletvekili ya da belediye başkanı; bir öğretmenden, doktordan, mühendisten, işçiden veya çiftçiden daha değerli hangi hizmeti vermekte ve fedakarlıkta bulunmaktadır ki bu kadar fazla ayrıcalığa sahip olmaktadır?

 

Milletin vergileriyle oluşan kaynaklar, milletin hizmetine harcanacağı yerde siyasi makamları cazip hale getiren araçlara dönüşmektedir. Sonra da toplum şaşkınlıkla sormaktadır: “Neden herkes siyasete girmek istiyor?” Çünkü Türkiye’de siyaset, hizmet kapısından çok fırsat ve imkân kapısı olarak görülüyor.

 

1995 yılında ABD’de bulunduğum sırada, üç dönem boyunca Arizona Senatörlüğü yapan Dennis De Concini’nin, mahalli gazetede çıkan bir mülakatını okumuştum. De Concini, senatörlüğün ömür boyu sürecek garantili bir makam olmadığını, ailesinin geleceğini de düşünmek zorunda olduğunu belirterek yeniden aday olmayacağını açıklamıştı.

 

Görev süresi sona erince de kurucuları arasında bulunduğu hukuk bürosuna dönerek avukatlık yapmaya devam etti. Bizde ise siyasetin bırakılması değil, son nefese kadar bırakılmaması haber değeri taşıyor.

 

Paranın Konuştuğu Yerde Erdem Susar

Siyasetteki en büyük çarpıklıklardan biri aday belirleme süreçleridir. Birçok dürüst, ahlaklı, birikimli ve erdem sahibi insan daha yolun başında sistemin dışına itilmektedir. Çünkü aday olabilmenin ilk şartı çoğu zaman fikir değil, maddi güç olmaktadır.

Parası olmayanın projesi de vizyonu da heyecanı da çoğu zaman karşılık bulmamaktadır. Buna karşılık ekonomik güce sahip olanlar yarışa birkaç adım önde başlamaktadır. Böylece siyaset hizmet alanı olmaktan çıkıp yatırım alanına dönüşmektedir.

 

Yatırım mantığıyla girilen yerde ise yatırımın geri dönüşü aranır. İşte rant ilişkileri, kayırmacılık, ihale ağları ve çıkar düzeni tam da bu noktada filizlenir. Sonrası ise kamuoyunun hafızasında yer eden o meşhur görüntüler... Çikolata kutuları, ayakkabı kutuları ve içlerinden çıkan Dolarlar, Eurolar ve servetler...

 

Demokrasinin Önündeki Engel: Aday Belirlemede Lider Sultası

Siyasetin kirlenmesi sandıkta değil, aday listeleri hazırlanırken başlamaktadır. Demokrasilerde esas olan milletin tercihidir.

Ancak milletvekilliği, belediye başkanlığı ve üst düzey kamu görevleri hizmet makamı olmaktan çıkıp imtiyaz kapısına dönüştüğünde, bu görevlere talip olanların amacı da değişmektedir.

 

Bugün birçok partide adayların kaderi vatandaşın değil, birkaç kişinin veya parti genel başkanlarının iki dudağı arasındadır.

Bu anlayış demokrasiyi güçlendirmez; tam tersine zayıflatır.

 

Milletin tanımadığı, benimsemediği isimler listelere yerleştirilirken toplumun içinden çıkan birçok nitelikli, erdemli insan sistem dışında bırakılmaktadır. Sonra da siyasete duyulan güvenin neden azaldığı sorulmaktadır. Oysa güven, dayatmayla değil, temsi edilme hakkının adil inşa edilmesi ile sağlanır.

 

Kamu Malını Emanet Değil Ganimet Gibi Görenler

Siyasetin en tehlikeli hastalıklarından biri, kamu kaynaklarının kişisel mülk gibi görülmesidir. Makamını kullanarak akrabasını koruyan, yakın çevresini, siyasi yandaşlarını kollayan ve çevresine ayrıcalık sağlayanlar yalnızca hukuku değil, milletin emanetini de çiğnemektedir.

Ne yazık ki toplumun en derin yaralarından biri budur.

Çünkü vatandaş vergisini hizmet üretilsin diye verir, birilerinin nüfuz alanı genişlesin diye değil. Kamu görevi kazanç kapısı değil, ağır ve kutsal bir emanettir. Bu emaneti kötüye kullananlar yalnızca seçim sandığında değil, hukuk önünde de hesap vermelidir.

 

Gerçek Arınma Bedel Ödemeden Olmaz

Bugün siyasette arınmadan söz ediliyor. Fakat gerçek arınma, birkaç sloganla veya süslü söylemlerle gerçekleşmez.

Arınma; sistemi kirleten alışkanlıklarla yüzleşmeyi, ayrıcalıklardan vazgeçmeyi ve bedel ödemeyi gerektirir.

Demokrasi kültürünün geliştiği toplumlarda seçmenin iradesi reklam bütçeleriyle değil; fikirlerle, projelerle ve liyakatle şekillenir.

Bu nedenle siyasetin gerçekten arınabilmesi için:

Seçmenin iradesini etkilemeye yönelik astronomik propaganda ve reklam harcamalarına son verilmelidir.

Kamu adına yetki isteyen herkes, projelerini ve hedeflerini, tüm adaylara eşit imkân sağlayan TRT aracılığıyla halka anlatmalıdır.

Fikren zayıf, mali olarak güçlü partileri ayakta tutan “hazine yardımları” kaldırılmalıdır.

Yerel yönetim kaynaklarının siyasi faaliyetleri finanse etmesinin önü tamamen kapatılmalıdır.

Samimiyet varsa önce siyasi makamlara tanınan ayrıcalıklar azaltılmalıdır.

Aday belirleme süreçleri parti merkezlerinin değil, halkın denetimine açılmalıdır.

Siyasi etik kuralları tavsiye niteliğinden çıkarılıp yaptırıma bağlanmalıdır.

Mal varlığı beyanında şeffaflık istisna değil, kural haline getirilmelidir.

Siyaset bir zenginleşme aracı değil, millete hizmet sorumluluğu olarak görülmelidir.

Devlet kadrolarında sadakat değil; ehliyet, liyakat ve adalet esas alınmalıdır.

TBMM’nde vekil sayısı 600 yerine 400’e indirilmelidir.

Çünkü arınma; kirlenmiş düzeni koruyarak değil, onu değiştirme cesareti göstererek mümkündür.

Millet artık söz duymak değil, örnek görmek istiyor. Eğer siyasette arınma gerçekten isteniyorsa; önce aynaya bakılmalıdır.”

 

Son günlerde yaşanan olaylar göstermiştir ki parlamentoda yer alan ve şahsiyetli, ilkeli siyaseti rehber edinen tek bir parti dahi kalmamıştır. Parlamento içindeki siyasi partiler, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olmaktan uzaklaşmıştır. Bugün parlamentoda bulunan partiler, otoriter sistemi meşrulaştırma yolunda kendilerine siyasi pay çıkarmaya çalışan ve görev bekleyen yarı resmî kuruluşlar görünümündedir. Bu noktada mevcut yapıdan, vazgeçilmez olan ilkeli ve demokratik bir tutum beklemek saflık ya da cehalet olur.

 

Millet Partililer, rahmetli Aykut Edibali’nin siyaset akademisinde siyaset yapmak için yetiştirilmiş, milli iktidar ve milli devlete kodlanmış farklı, inkılapçı, mücadeleci insanlardır. Bu kadro akleden, sorgulayan, topluma yön verip rehberlik yapan, yerli ve milli bir siyasi kadrodur. “ (Uyanış Dergisi. Sayı: 34)

 

Millet Partisi kadrolarının 60 yıldan beri yaptığı “Milletim uyan! Varlığın, birliğin geleceğin tehlikede! her alanda YENİDEN MİLLİ MÜCADELE. Her yerde ADALET, her zaman ADALET, herkes için ADALET. İnsan hak ve hürriyetlerine dayalı HUKUK DEVLETİ. Millî iradenin önündeki engellerin kalktığı DEMOKRASİ. Din düşmanlığı gibi din istismarının da bittiği LAİKLİK. Fakirlik ve çaresizliğin tarihe gömüldüğü herkesin sosyal adalet şemsiyesine alındığı KERİM DEVLET. Bilim, hikmet ve erdemle donatılan, sorun üretmeyen, çözüm üreten BİLGE DEVLET ve BİLİM TOPLUMU. Büyüyen, gelişen, zengin, mutlu, muktedir ve insanlığın yeni barış medeniyeti İSLAM RÖNESANSI'nı yöneten MUHTEŞEM TÜRKİYE’yi birlikte inşa edelim çağrısını duymak vatan, millet, bayrak, hak, hukuk, adalet diyen asker, sivil; siyasetçi, bürokrat, akademisyen, kanaat önderi, iş adamı, esnaf, memur, öğretmen, öğrenci, işçi, çiftçi….. tüm vatansever millet evlatlarının görevidir. 

Unutmayalım “İştirak etmediğimiz, çilesini çekmediğimiz bir kurtuluş mümkün değildir.” Milletimizin uyanması, basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla…

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILARI 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİ DOĞRU OKUMAK!.. 01-01-1970 03:00 NEDEN YAPTINIZ? 01-01-1970 03:00 MİLLETTEN MİLLETE UYARI! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİ Mİ? BU ÇAĞRI NEDEN ENGELLENİYOR? 01-01-1970 03:00 BAŞKANLIK SİSTEMİ ve GÖRÜLMEYEN HAYDUTLUK 01-01-1970 03:00 BİZİ KURTARACAK DÖRT TEMEL İLKE 01-01-1970 03:00 HANGİ HIRSIZ DAHA AHLAKLI? 01-01-1970 03:00 VAKİT VAR MI?.. 01-01-1970 03:00 ...TEK YOL VAR! 01-01-1970 03:00 TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ DEVLET AKLI MI? 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE GEMİSİNDE YAŞANAN SENDROM! 01-01-1970 03:00 GRUBUNUZU ve TAVRINIZI BİLİYOR MUSUNUZ? 01-01-1970 03:00 OYUNU KİM ANLADI? 01-01-1970 03:00 TERÖRSÜZ TÜRKİYE ADIM ADIM SEVR Mİ?.. 01-01-1970 03:00 BUNLAR AKILLI MİLLET APTAL MI? 01-01-1970 03:00 HANGİ GÜNLERDE YAŞIYORUZ?... 01-01-1970 03:00 FİLİSTİNLİYİ KATLEDEN KATİL!               01-01-1970 03:00 NASIL MEŞHUR OLDUK?!... 01-01-1970 03:00 MİLLETİM UYAN! İDDİA MI TESPİT Mİ?.. 01-01-1970 03:00 ABD ZİYARETİNDE GÖRÜLMEYEN GERÇEKLER!                 01-01-1970 03:00 EMPERYALİZMİN MASKELİ OYUNCULARI                   01-01-1970 03:00 TERÖRSÜZ TÜRKİYE, MÜMKÜN MÜ?.. 01-01-1970 03:00 TÜRK MİLLETİNİ VATANSIZ   VE DEVLETSİZ BIRAKMA TEŞEBBÜSÜ MÜ? 01-01-1970 03:00 ÖYLE BİR KADRO İLE ÖYLE BİR YERDE TOPLANALIM Kİ ….. 01-01-1970 03:00 TÜM VATANSEVERLERE TARİHİ ÇAĞRI 01-01-1970 03:00 PKK FESİHİ Mİ DEVİR Mİ?!   01-01-1970 03:00 YİYİN EFENDİLER YİYİN!...      01-01-1970 03:00 BUNLAR MİLLİ OLUR MU? 01-01-1970 03:00 BÖLGEMİZDEKİ KİRLİ OYUNLAR KİMİN PROJESİ?.. 01-01-1970 03:00 İKTİDAR ve MUHALEFETİN ORTAK AKLI(!) 01-01-1970 03:00 İKTİDAR VE MUHALEFETİN HİTLER -LENİN BENZERLİĞİ 01-01-1970 03:00 ŞEHİR HASTANELERİNİN ACI REÇETESİ 01-01-1970 03:00 YARIM ASIRLIK ÇAĞRI…. BOP – EMPERYALİZMİN YAPISI (2)       01-01-1970 03:00 GERÇEK EMPERYALİZM VE ZALİM İSRAİL (1) 01-01-1970 03:00 MİLLETE KARŞI MİLLET!... İSLAM’A KARŞI İSLAM!.. 01-01-1970 03:00 SİYASETTE DAVA  ve DAVA ADAMLIĞI 01-01-1970 03:00 DEVLET’TEN  DEVLETE BEŞ GOL! 01-01-1970 03:00 MİLLET DAVASI NEDİR?  4               01-01-1970 03:00 MİLLET DAVASI NEDİR? (3)              01-01-1970 03:00 MİLLET DAVASI NEDİR? (2) 01-01-1970 03:00 MİLLET DAVASI NEDİR?  (1) 01-01-1970 03:00 MİLLİ ve YERLİ NEYİMİZ KALDI? 01-01-1970 03:00 ATATÜRK ve DİN DÜŞMANLIĞI ARDINDAKİ GERÇEK 01-01-1970 03:00 EDİBALİ’NİN MİLLİ KADROLARI NASIL YETİŞTİ? 01-01-1970 03:00 SAVAŞI KAYBEDİYORUZ! 01-01-1970 03:00 BU ÜLKELER BAĞIMSIZ OLAMAZ! 01-01-1970 03:00 İNSANLIK ÖLÜYOR! ÇÖZÜM:         01-01-1970 03:00 DEVLETİN İŞGALİ DEĞİL DE NEDİR? 01-01-1970 03:00 DAVA VATAN, MİLLETSE EĞER….? 01-01-1970 03:00 DEVLETİMİZ İŞGAL ALTINDA! YAŞASIN YENİDEN MİLLİ MÜCADELE! 01-01-1970 03:00 “FARE ÇUVALI TEORİSİ”  VE MÜSLÜMANLAR 01-01-1970 03:00 19 MAYIS 1919 YENİDEN MİLLİ MÜCADELE  01-01-1970 03:00 YENİ MÜFREDAT SON NOKTA OLMASIN! 01-01-1970 03:00 23 NİSAN’I KUTLUYORUZ AMA… 01-01-1970 03:00 KİMİN KULUYUZ? SEÇİLMİŞLERİN Mi, ALLAH’IN MI? 01-01-1970 03:00 TÜRK MİLLETİ! CEVAP VER!.. 01-01-1970 03:00 DERDİ OLANLAR…! 01-01-1970 03:00 DEVLETİMİZ İŞGAL, MİLLETİMİZ ESİR Mİ? 01-01-1970 03:00 YÜREĞİMİZ KAN AĞLIYOR!ŞEHİTLERİMİZİN VEBALİ KİMİN ÜZERİNE? 01-01-1970 03:00 … ÜMİTVAR MIYIZ? 01-01-1970 03:00 YERLİLİK-MİLLİLİKMASKE Mİ? 01-01-1970 03:00 MİLLETİNE DÜŞMAN MİLLET! 01-01-1970 03:00 ENFLASYON CANAVARINI KİM BESLİYOR?.. 01-01-1970 03:00 HANGİ ANAYASA TARTIŞILSIN? 01-01-1970 03:00 BUGÜN TÜRKİYE İŞGAL EDİLSEYDİ…..?! 01-01-1970 03:00 10 KASIM’DA SAMİMİYET BEKLİYORUZ 01-01-1970 03:00 BU KADROLAR   NİÇİN VAR? 01-01-1970 03:00 CUMHURİYETİN 100.YILINDA MİLLİ VE İLMİ MUHASEBE ŞART 01-01-1970 03:00 DÜNYADAKİ GÜÇ DENGELERİ VE TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 ÇARE BİZİZ!           01-01-1970 03:00 SORUMLU BİZİZ! 01-01-1970 03:00 YÜZ YILLIK HALİMİZİN HİKÂYESi 01-01-1970 03:00 DİN ….SÖYLEMEZ! ….İSTEMEZ! 01-01-1970 03:00 EĞİTİM-ÖĞRETİM İÇİN HAYATİ UYARI! 01-01-1970 03:00 VATANDAŞTAN CEVAP BEKLEYEN TARİHİ SORULAR! 01-01-1970 03:00 PARTİLERİN  ÖLÜM VE İHANETİ!         01-01-1970 03:00 EMPERYALİZMİN MİLLİ PARTİLERİ! 01-01-1970 03:00 BİZDEN NE İSTİYOR? 01-01-1970 03:00 KİME SİTEM EDELİM? 01-01-1970 03:00 EKONOMİK KRİZDEN BARIŞ MEDENİYETİNE 01-01-1970 03:00 LİDERLER DEVRİ BİTMELİ Mİ? 01-01-1970 03:00 AYKUT EDİBALİ HAKLI ÇlKACAK Ml?.. 01-01-1970 03:00 BU YÜCE MİLLET UYANIRSA…. 01-01-1970 03:00 KİM BUNLAR?  NE İSTİYORLAR?                   01-01-1970 03:00 SEÇİMDE FARKINDA OLDUK - OLMADIK         01-01-1970 03:00 SEÇMEN KİME OY VERDİĞİNİ SANlYOR? 01-01-1970 03:00 ….BİZE ENGEL OLUN ÇAĞRISI! 01-01-1970 03:00 SEÇİM Mİ?   SAÇIM MI?                       01-01-1970 03:00 İKTİDAR VE MUHALEFET  NE İSTİYOR? 01-01-1970 03:00 -MIŞ GİBİ SİYASET 01-01-1970 03:00 İKTİDAR VE MUHALEFETİN  AKIL HOCASI!? 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE... YA BİZ!.. 01-01-1970 03:00 SİYASETTE EN DÜRÜST EN SAMİMİ ÇAĞRI! 01-01-1970 03:00 SİYASETTE İRADELİ - İRADESİZ  EYLEM!     01-01-1970 03:00 ŞEYTANİ POLİTİKA MI? RAHMANİ SİYASET Mİ? 01-01-1970 03:00 DEPREMLERDEN ÇIKAN SONUÇ 01-01-1970 03:00 FELAKETLEREKADER DEYİP GEÇMEK! 01-01-1970 03:00 DEPREM SİYASET SAMİMİYET! 01-01-1970 03:00 MİLLİ CEPHE BİRLİĞİ NASIL KURULUR?        01-01-1970 03:00 SİYASETTE İYİLİĞİ EMR KÖTÜLÜĞÜ MEN 01-01-1970 03:00 SİYASETİN YÜZ AKI! 01-01-1970 03:00 OYUN BOŞA GİDER OYUNU! 01-01-1970 03:00 BİZİ ARIYOR! 01-01-1970 03:00 TÜRK MİLLETİNİN TARİHİ MİSYONU! 01-01-1970 03:00 İYİLİĞİ EMR - KÖTÜLÜĞÜ MEN…. 01-01-1970 03:00 TÜRK SİYASETİNDE ACİLİYET! 01-01-1970 03:00 KOPAN KIYAMETTEN KİM SORUMLU? 01-01-1970 03:00