Sözde “Terörsüz Türkiye” konusunda iktidar ve muhalefet faklı şeyler söylüyor. Konunun mahiyetini terörist başı Öcalan, DEM partililer ve hükümet yetkilileri biliyor. İktidar milletvekilleri dahil milletvekilleri bilmiyor, halk bilmiyor. Vatandaşlar ne düşünüyor?
“SAMİMİYETSİZLİK SİYASETİN KADERİ DEĞİLDİR, OLMAMALIDIR DA.
Konu, “Terörsüz Türkiye” dir. Günlerce, notlar alarak araştırıp okuyup ve yaklaşık dört saatte özetleyip bitirdiğim, okuma süresi takriben 7 dk nızı alacak ve tarihe tanıklık da edecek bu deneme yazımı lütfen dikkatle ve sonuna kadar okur musunuz efendim.
Metinde ki duygu ve düşüncelerim, partiler üstü lâkin, vatan, bayrak, millet aşığı yanık bir yüreğin hür vicdanlara bir çığlığı ve çağrısıdır.
Öncelikle ve hemen belirtmeliyim k! Güzel ülkemde, barışın ve kardeşliğin hakim olduğu, silahların sustuğu, güllük gülistanlık bir gelecek için; “Terörsüz Türkiye” gibi hayırlı bir projeye karşı olmak devletime de, vatanıma da, vatandaşıma da, bayrağıma da vefasızlıktan öte ihanettir.
Lâkin, böylesi ideal ve ulvi bir hedefi yanlış yol ve yöntemlerle kotararak, iki yüzlülüklerimize kurban etmekte o denli ayıptır, çirkindir dahası vebâldir.
Kurtuluşumuzun sembolü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş otağı olan gazi meclisimizi bir takım heva ve heveslerimizin oyuncağı haline getirmeyelim, getirtmeyelim lütfen.
Davanızın ve hedeflerinizin doğru olması yetmez, takip ettiğiniz yol, yöntem, iş ve işlemlerinizin de doğru olması gerekir.
Meclis, alelacele yangından mal kaçırma ya da birtakım hesapları kotarma pazarı değildir. TBMM, millet meselelerinin yine milletin vekilleri tarafından, özgürce ve çatır çatır müzakere edilerek üretilen çözüm yollarını, yürütmenin önüne koyan saygın bir yasama kurumudur.
SÜRECİN KISA BİR KRİTİĞİ:
İktidara göre, “Süreç Yasası” DEM, İmralı ve Kandil’e göre, “Kök Yasa” bize göre ise, “pazarlık yasası” nihayet; “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi' adıyla, gazi meclisin gündemine giriş yaptı.
Konjonktüre de uygun düşen ne güzel bir yasa adı bu. Peki bu yasa, 50 bin canımızın eli kanlı katili Öcalan ile, bu caniyi lider gören, ve her sözünü emir kabul eden siyasi temsilcisi DEM le mi kotarılmalıydı?
Demokrasi, hani bir ahlak ve şeffaflık rejimiydi? Hani, bu kadim devleti onurlu ve gururlu eyleyen kendine özgü nitelik ve ilkeleri vardı.
Eğer böyle bir yasa ihtiyaç idiyse, konunun hazırlık sürecinde iktidar, kendi teşkilatları ve milletvekillerinin, diğer partilerin, şehit aileleri ve gazi derneklerinin, kıymetli STK larımızın değerli görüşlerini almalı değil miydi?
TÜRK “DEVLET AKLI” BU YASAYA ONAY VERMEZ, ÇÜNKÜ!
Konu rutin değil, Öcalan ve DEM’in bastırmasıyla birdenbire meclisin gündemine sokulmuş ve haklı olarak da, sürecin baş aktörü katil Öcalan ve emir eri DEM’in konumunu ve elini güçlendirmiştir.
* Süreç, sadece terör örgütü PKK nın eli kanlı lideri ve ana öznesi Öcalan ile iktidar ve DEM arasında kotarılmış, meclis ve milletvekilleri, şehit aileleri ve gaziler, STK lar yani millet yok sayılmıştır.
* Nitelim, DEM’li Cengiz Çandar, yaptığı açıklamada söz konusu tasarıyı yalnızca Cumhurbaşkanı -bize göre tabii ki küçük ortağı dâhil-, MİT Başkanı ve terörist başının bildiğini; DEM dahil diğer siyasi partilerin teklif metnini görmediğini ifade etmiştir.
* Mehmet Metiner pişkin pişkin, “Devletimizle İmralı’daki Öcalan arasında herhangi bir sorun yoktur. Görüşmeler mutabakatla sonuçlanmıştır. Öcalan’ın onay verdiği bir yasa teklifi önümüzdeki hafta (bu hafta) meclise gelecek ve onaylanacaktır inşallah.” demiştir.
* Hükümet ağzına almasa da DEM Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğlu: “Şunu da belirtmeliyim ki; bu süreç İmralı’da Sayın Öcalan tarafından yürütülüyor. Altını bir kez daha çiziyorum. Üzerinde konuşulan, ortaklaşılmış, mutabık kalınmış her şey bu yasaya yansımalı ki pratikte karşılığı olsun.” Diyerek nezaketsiz ve tehdit kokan bir söz edebilmiştir.
* Mevlana diyor ki: “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşırlar.”
* Dilleri ve duyguları örtüşmeyen iktidar cenahı ile, Öcalan ve DEM’i ortak hareket etmeye sevkeden nedenler nedir, bu milletin bunu bilmeye hakkı olsa gerektir.
* Yaptığı işten ve samimiyetinden tamamen emin olan ve bunun için de eleştirilerden ya da suçlamalardan korkmayan ve gerektiğinde hukuki bir suçlamada çekinmeden hesap verebileceğine inananlar için söylenen bir Türk atasözümüz var hani:
“Abdestinden şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz"
* İkircikli tavırlar gösteriyor ki, iktidar cenahının abdestinden ciddi olarak şüphesi vardır.
* İnanıyorum ki, son ana kadar içeriği gizli tutulan bu tasarının altına imza koyanların kahir ekseriyetinin de vicdanları rahat değildir.
* İradi bir varlık olan insana yapılan her türlü dayatma, dinde en büyük günahların başında gelir.
TBMM ve Sayın vekiller, böyle bir dayatmayla karşı karşıya maalesef.
* Öcalan ve DEM’in ısrarla, “kök hücre yasası” dedikleri bu yasayla ilgili niyetlerini şimdiden şöyle açık ettiler: “Sürecin ilerleyebilmesi için ‘hukuki ve siyasi altyapının hazırlanması şarttır.” Yani, bu yasaya bu şartla evet diyeceklerini gizlemiyorlar bile.
* AKP Grup Başkanı, içeriği gizli tutularak imzalattıkları sözde yasa tasarısı hakkında kendi milletvekillerine bugün kapalı grup toplantılarında gerekli bilgilendirmeyi yapacaklarını açıkladı.
* Kendi arkadaşlarına bile bu kadar güvensizlik, hangi şeffaflık ve ahlak ilkesiyle açıklanabilir?
* Görülen o ki, birileri birilerinin üzerinden bir şeyler kotarıyor ve koparmaya çalışıyor.
Zaman bunu elbette gösterecek ve yaşayanlar da görecektir.
* Sözde, “barış ve demokratikleşme” sürecinden iktidar ile Öcalan ve DEM’in beklentilerinin aynı şeyler olmadığını anlamak için kahin olmaya gerek yok.
* İktidar haklı olarak ve devamlı, “terör sorununun” bertaraf edilmesi üzerine söylemlerde bulunuyor.
Öcalan ve DEM ise ısrarla konuyu: “Kürt sorunu.” Bağlamında dillendiriyor.
* Kandil, küstah ve buyurgan bir tavırla: “Kendini feshetmiş ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırmış bir örgüt için hala ‘terör’ ‘terör örgütü’ kavramlarını kullanmak daha baştan halklarımızın geleceğini ilgilendiren bir süreci sorunlu hale getirmek olur.” Diyebiliyor.
PKK yı, bir terör örgütü değil bir özgürlük hareketi olarak görüyor adamlar.
* DEM’liler, partilerini ziyaret eden Sayın Numan Kurtulmuş’a: “yasanın bir kök yasa niteliğine sahip olması ve Kürt meselesinin demokratik çözümü ile Türkiye’nin demokratikleşmesine zemin hazırlayacak nitelikte olması gerektiğini, çerçeve yasada Sayın Abdullah Öcalan’ın statüsü ile özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanmasının hayati önemini bir kez daha belirttik.” Diyorlar fakat Sayın Kurtulmuş’tan bir itiraz da gelmiyor. İktidar bütün bunları nereye koyuyor merak ediliyor doğrusu.
* “Yasadan beklentimiz. Sayın Öcalan ve Kürt’lere yasal ve hukuki bir güvence sağlanması, Abdullah Öcalan'ın sürecin önünü açacak konum ve imkanlara kavuşması, silahsızlanma ve demokratik siyasetin önünün açılmasıdır.” Diye de devam ediyor Kandil.
* Ortada bir terör örgütü değil de, Türkiye Cumhuriyeti ile anlaşmaya çalışan bir başka devlet var sanki.
* Bir katilin ve siyasi şürekasının Kürt kardeşlerimizin resmi ve meşru temsilci konumuna getirilmesi yürekleri yakmıyor mu acaba?
* Etle tırnak olup millet olarak harmanlaşmış etnik bir yapının terörle anılır olması iktidar cenahını düşündürmüyor mu acaba?
* “Demokratik entegrasyon sağlanması” talebi ne demek? İktidar da, Kürt vatandaşlarımızı yeni ve ayrı bir etnik yapı olarak mı görüyor yoksa?
* “Türk-Kürt ilişkilerinin yeni bir demokratik temel ve ortak akılla yeniden yapılandırılması.” Talebini hükümet nereye oturtuyor acaba?
* Sürecin sözde baş mimarı terörist Öcalan diyor ki: “En az Cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız.”
* Allah aşkına, Cumhuriyeti bu kadar küçülten bir söz ve şahıs oldu mu şimdiye kadar?
* İmralı’nın onay verdiği, iktidarın “süreç yasası” DEM’in “kök yasa” dediği bu yasa metni sıradan ve masum bir siyasi olarak değerlendirilebilir mi?
* Sayın Numan Kurtulmuş’un diline pelesenk ettiği: “Genel af, şahsa özel af yok. Süreç yasası geçici ve müstakil bir yasa olacak.” Tekerlemesi hangi aklı aydınlatıyor, hangi yüreğe soğuk su serpiyor acaba?
* 50 yıldır canımızı yakan PKK ya özel bir yasa çıkar, elebaşını başaktörlük ünvanıyla onurlandır, güya teröre bulaşmamış olanlarla, şu an cezaevinde yatan binlerce teröristi affet. Sonra da genel af yok de. Özel aflar ne zamandır masum oldu acaba?
* Sahi, teröre bulaşmamış olmak ne demek?
Ya da alınlarında bizim bilmediğimiz iktidarın bildiği bir kayıt metni mi var bu teröristlerin?
* “Kürtler bugüne kadar hep inkar edildi. Hep yok sayıldı. Dilleri yok sayıldı. Varlıkları yok sayıldı. İsimleri yok sayıldı.” Diyen DEM Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları haklı o l a m a z. Bütün bunlar ve daha birçok nedenlerden dolayıdır ki:
TBMM, BU KANUN TEKLİFİNİ REDDETMELİDİR!
Çünkü, bu süreç ve bu kanun özgür vicdanlarda ve tarihte mutlak butlan olarak yerini almıştır.
Abdulkadir Türk
05 Ağustos 2026/ Tokat”