Cumhuriyet Meydanı'nda İnsan Denen Meçhul -2

M. Kemal Atik

20-07-2026 12:17

Cumhuriyet Meydanı'nda İnsan Denen Meçhul...

Ünlü Fransız bilim insanı ve Nobel Ödülü sahibi Alexis Carrel'in gençlik yıllarımda büyük bir ilgiyle okuduğum iki eseri vardı: İnsan Denen Meçhul ve Dua. Bu kitaplar, uzun yıllar başucumdan eksik olmadı. Hatırımda kaldığı kadarıyla Carrel, İnsan Denen Meçhul adlı eserinde yalnızca insan bedenini değil, toplumun ruhunu da anlamaya çalışıyordu. "İnsan nedir?", "Nasıl bir geleceğe doğru yürümektedir?" gibi soruların peşine düşüyor; yalnızca maddeye ve makineleşmeye teslim olmuş bir hayatın insanı eksilttiğini söylüyordu. Ona göre insan, ancak imanla, bilgiyle, ahlakla ve güzellik duygusuyla gerçek anlamda sağlıklı bir varlık olabilirdi. Başkasının acısını hisseden, onun yükünü hafifletmeye çalışan insanların oluşturduğu bir toplum ise medeniyetin gerçek temeli olacaktı. 

Belki de bu düşüncelerin etkisiyle bir hafta sonu erkenden evimden çıktım. Erciyesevler durağından tramvaya bindim ve Cumhuriyet Meydanı'na doğru yola koyuldum. Amacım, bu şehrin insanını biraz daha yakından tanımak, onların duygu dünyasına küçük de olsa bir pencere aralayabilmekti. Meydana vardığımda Kale surlarının önündeki banklarda ve sur duvarlarının üzerine oturmuş insanların sessiz kalabalığı dikkatimi çekti. İçlerinden elindeki kalınca bastonuyla ağır ağır oynayan bir beyefendiyi gözüme kestirdim. Yanına yaklaşıp selam verdim."Yanınıza oturabilir miyim?" diye sordum. Selamımı aldı; fakat önce yüzüme bakmadı, tek kelime etmedi. Tavrında bastırılmış bir kırgınlık vardı. Bununla birlikte, günümüzde pek rastlanmayan bir nezaket ve insanın iç dünyasından gelen ağırbaşlı bir asalet hissediliyordu. Edep ve erkân bilen bir duruşu vardı. Kendimi tanıttım, niçin geldiğimi anlattım. Ardından merak ettiğim soruyu yönelttim: "Sabahın bu erken saatinde burada bir tesbih tanesi gibi yan yana oturan insanlar neden buraya geliyor? Günlerini nasıl geçiriyorlar?"

Bir süre sustu. Sonra son derece sakin ve ölçülü bir ses tonuyla konuşmaya başladı."Evde dört duvar arasında yalnız oturmaktansa yürüyebildiğimiz kadar yürüyor, sonra da 65 yaş kartımızı gösterip tramvaya ya da otobüse biniyor, kendimizi şehrin merkezine atıyoruz. Vakit namazlarımızı da kılıyorız. Akşam güneş batmaya yüz tuttuğunda yine aynı şekilde evlerimize dönüyoruz. Burası, kendisini burada evinde hisseden insanların yeridir." Bir an durdu. "Garipsenecek bir tarafı yok bunun. Çünkü burası, zaman zaman kaybolanların, unutulanların ve hayatın kıyısında kalanların da buluşma yeridir. Çoğumuz eve dönmek istemiyoruz. Bomboş bir ev... İnsan neyi özlesin? Biz artık buraları seviyoruz." Cebinden sigara paketini çıkardı. Büyük bir sakinlikle bir sigara yaktı, sonra paketi bana uzattı. Teşekkür ederek sigara kullanmadığımı söyledim. Duman, yüzünün önünde ağır ağır dağılırken gözleri uzaklara daldı. Sanki yıllardır içinde biriken cümleler kendiliğinden dökülmeye başlamıştı: "Bu insanların çoğu evlerini bir çeşit esaret yeri gibi görüyor. Şehrin gürültüsüne alıştık. Belki arzuladığımız hayatı yaşayamadık ama burada oturup insanları seyretmek, konuşmak, vakti paylaşmak bize iyi geliyor." Biraz durdu, sonra: "Burada oturanların çoğunun ortak derdi geçim sıkıntısıdır. Eskiden herkes aşağı yukarı aynı şartlarda yaşardı. Şimdi ise başkalarının nasıl yaşadığını görüyoruz; sonra dönüp kendi hayatımıza bakıyoruz. İşte insanın canını en çok bu yakıyor." Ardından tebessüm etti. "Ama sanmayın ki burada sadece dert konuşulur. İçimizde güzel düşünen, kitap okuyan, hayatı anlamaya çalışan insanlar da var. Bildiklerini paylaşmak isteyenler, iyilikten ve doğruluktan söz edenler de eksik değildir."

Birden sesini alçalttı. "Başınızı ağrıttım galiba... Bunları söylemem belki doğru olmadı. Kusura bakmayın" dedi.

Bu kadar derinlikli düşünen bir insanla karşılaşacağımı doğrusu beklemiyordum. "Estağfirullah." dedim. Sonra Kahramanmaraş’ta görev yaptığım yıllarda yöreye ait çok sevdiğim bir sözü hatırlattım: "Kusur, kusur görendedir." "Sizler için Rabbime dua ediyorum." diye devam ettim. "Sağlık, huzur ve gönül ferahlığı diliyorum. İnanın, şu anda insanlara hiç olmadığım kadar yakın hissediyorum kendimi." İŞTE Tam bu sırada, ilk başta dikkatimi çekmeyen orta boylu bir beyefendi ağır adımlarla bize doğru yaklaştı. Selam verip yanımızdaki boş yere oturdu. Konuşmalarından emekli bir öğretmen olduğu anlaşılıyordu. Yüzündeki sükûnet, kelimelerindeki ölçü ve davranışlarındaki zarafet, eski mekteplerden yetişmiş insanların taşıdığı o ince terbiyeyi hatırlatıyordu. (Devam edecek).

DİĞER YAZILARI Geçmiş İle Bugünün Yan Yana Yürüdüğü Meydan: Cumhuriyet Meydanı 01-01-1970 03:00 Hayat Irmağımız Neredeyse Yok Olup Gidiyor 01-01-1970 03:00 Ne Kadar Dünyalıyız ve Ne Kadar Ukbalı? 01-01-1970 03:00 Düşünce ve Eylem Kıskacında Erdemli İnsan 01-01-1970 03:00 Tasavvuf Terminolojisinde  VECD  01-01-1970 03:00 BİR HÜZNÜN ARDINDAN 01-01-1970 03:00 AİLE BAĞLARIMIZI KOPARAN ŞER DUYGULAR 01-01-1970 03:00 EMPERYALİSTLERİN SERMAYESİ 01-01-1970 03:00 RAMAZAN AYINDA RUHEN VE BEDENEN ARlNMAK 01-01-1970 03:00 İRAN MEHDİYİ BEKLİYOR 01-01-1970 03:00 BAYRAĞIMIZ... 01-01-1970 03:00 KUR'ANlN MÜSLÜMANLARA ÇAĞRISI 01-01-1970 03:00 SEYRANİ'Yİ FARKLI OKUMAK 01-01-1970 03:00 Milletin temsilcileri, kör ve azgın öfkeleri 01-01-1970 03:00 ZENGİNLEŞTİKÇE AHLAKİ DEĞERLERİMİZDEN UZAKLAŞIYORUZ 01-01-1970 03:00 KADİR ÖZDAMARLAR 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMAN TOPLUM DİYEBİLİR MİYİZ? 01-01-1970 03:00 İyi insanların dürüstlüğe verdiği değer 01-01-1970 03:00 MUHARREM AYINl İDRAK EDİYORUZ 01-01-1970 03:00 AŞKA YÜKSELMEK 01-01-1970 03:00 İBADET, HAK VARLIĞINDA YOK OLMAKTIR 01-01-1970 03:00 NEVRUZ MUHABBET SOFRASININ AÇILDIĞI GÜNDÜR 01-01-1970 03:00 İLAHİ GÜÇTEN PAYIN ALINDIĞI AYDIR RAMAZAN 01-01-1970 03:00 LİYAKAT 01-01-1970 03:00 İNSANLARI BEYAZ KEFENE SARARAK AKLAYAMAZSINlZ! 01-01-1970 03:00 Aile, Hayatın Başlangıcıdır  01-01-1970 03:00 Dinin Özü  01-01-1970 03:00 Cinsel bir yaşamın ihtirasından Arınamayanlar Mutlak iyiliğe Ulaşamazlar  01-01-1970 03:00 Sevgili Peygamberim 01-01-1970 03:00 Kaygı Çağında Yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 DOĞRULUK VE DÜRÜSTLÜK 01-01-1970 03:00 ÖFKE DOLU MİLLET VEKİLLERİ 01-01-1970 03:00 Emperyalist Güçler Sermayelerini Gözyaşı ve Kan Üzerine Kurmuşlardır.  01-01-1970 03:00 Küresel Isınmada Korkutucu Sonuçlar       01-01-1970 03:00 Cinsel Tahrik Ve Baştan Çıkarma Görünümü  01-01-1970 03:00 Kazakistan Anıları 01-01-1970 03:00 "Mavi gözlü Mavi Türk" Prof. Dr. Rahmangul Berdibayev 01-01-1970 03:00 Rshmsngul Berdibayev 01-01-1970 03:00 Bir Arifin İlhamı Bir Âlimin Mantığı Kadar Değerlidir 01-01-1970 03:00 TÜRKİSTAN ANlLARl 01-01-1970 03:00