Cumhuriyet Meydanı'nda İnsan Denen Meçhul-4

M. Kemal Atik

03-08-2026 12:24

Cumhuriyet Meydanı'nda banklar üzerinde oturan onlarca kişiyle yaptığım söyleşilerde gördüm ki, bu insanların hemen hepsi ortak bir noktada buluşuyordu: Geçim sıkıntısı. Konuştuğum insanların büyük çoğunluğu, yıllarca çalışıp didinmelerine rağmen umutlarının boşa çıktığını söylüyordu. Kimi uzun uzun hayat hikâyesini anlattı, kimi ise bütün ömrünü tek bir cümleye sığdırdı: "Var gücümüzle çalıştık; fakat hayatımızı sarsan, tarif edilmesi güç bir çarpıklığın içinde yaşamaya mahkûm edildik."
"Peki, bu mekanı, bu manzarayı nasıl tarif edersiniz?" diye sorduğumda aldığım cevaplar birbirine çok benziyordu: "Burası, duygularını içine gömenlerin, zihninden kaygı ve korkuyu eksik etmeyenlerin sığındığı yerdir."
Kimileri, "Hatıraların insana hem acı hem tatlı bir huzur verdiği; yapmak isteyip de yapamadıklarını paylaşan insanların buluştuğu mekândır burası." diyordu. Kimileri ise, "Hayatın hayal kırıklığına uğrattığı insanların sessizce   toplandığı yerdir," diye cevap veriyordu.
İçlerinde, eşinin bitmek bilmeyen isteklerinden bunaldığını söyleyip uzun zamandır evden uzaklaşmayı alışkanlık hâline getirenler vardı.
Ruh hâlinin her gün değiştiğini söyleyenler...
Oturduğu yerde sessizce etrafı seyredip, söyleyemediklerini donuk bakışlarına yükleyenler...
"Ruhum iş yerimin dışına hiç çıkmadı. Ömrüm, bu şehrin dar sınırları içinde yorucu bir yolculukla geçti." diyenler...
Konuşmasını pişmanlık ve kahır dolu cümlelerle tamamlayanlar...
"Yalanın çoğaldığı bir dünyada samimi ve namuslu insan bulmak her geçen gün zorlaşıyor." diye dert yananlar...
"Herkes fakirlikten şikâyet ediyor; ama şükür duygusunu da yitiriyor." diyenler...
Bir başkası ise siyasetçilerin yıllardır verdikleri vaatleri hatırlatarak şöyle diyordu: "Gerçekleşeceği söylenen umutlar ruhumuzu sarstı. Etrafımız karanlığa büründü. Ne umut kaldı, ne teselli, ne de geleceğe dair bir sezgi..."
Bazıları bana dönüp hüzünle şu soruyu yöneltiyordu: "Bu dünyada insanın insanı anlaması kolay mı? Sen gerçekten beni anlayabilecek misin?"
Kimileri de kollarını göğsünde kavuşturmuş, dalgın gözlerle uzaklara bakan insanlardı sanki kaderin düğümlediği hayat bağlarını çözmeye çalışıyorlardı.
"Hayatın ağırlığı omuzlarımıza çöktükçe içimiz parçalanıyor." diyenlerin sesi hâlâ kulaklarımda.
Kimse başkasının zenginliğini kıskandığını söylemiyordu. Ancak haksız kazanç elde edenleri gördükçe içlerinin acıdığını ifade ediyorlardı. Buna karşılık, zekâsıyla, emeğiyle servet kazanan; üretimiyle ve vergisiyle devletine sadakat gösteren insanlara da minnet duyduklarını özellikle dile getiriyorlardı.
Bu insanların anlattıkları yalnızca şahsî dertler değildi. Onların sözlerinde toplumumuzun ortak sancısı vardı. Geçim mücadelesi, ruh dünyalarının üzerine çıkmış; hayatlarını yalnızca ayakta kalma çabasına dönüştürmüştü. Daha acı olanı ise, geçim sıkıntısı içinde bunalan insanlar, kalabalıkların peşine takılıyor; herkesin alkışladığı kâbusu onlar da alkışlamak zorunda kalıyordu. O an düşündüm ki, varlıkla yokluk arasında akıp giden ömrümüzün gerçek idarecisi olan ruhumuzu sonsuzluğa, yani Yüce Yaradan'a teslim etmedikçe, duygularımız bizi yönetmeye devam edecektir. Zevkimiz bizi esir alacak, sonunda kendi nefsimizin esiri olacağız..  İşte o zaman, bedenimizin arzuları öne çıkacak.  Hakk'a teslimiyet geri çekilecektir.  Böyle bir hayatın sonunda ise insanın geriye dönüp baktığında göreceği şey, çoğu zaman derin bir pişmanlıktan başka bir şey olmayacaktır.

Belki de kalabalıkların ortasında kendi hakikatini kaybederek en büyük yalnızlığa düçar olacak, vicdanının derinliklerinde kim olduğunu bile unutmaya başlayacaktır..

DİĞER YAZILARI Cumhuriyet Meydanı'nda İnsan Denen Meçhul -3 01-01-1970 03:00 AİLE BAĞLARIMIZI KOPARAN ŞER DUYGULAR 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet Meydanı'nda İnsan Denen Meçhul -2 01-01-1970 03:00 Geçmiş İle Bugünün Yan Yana Yürüdüğü Meydan: Cumhuriyet Meydanı 01-01-1970 03:00 Hayat Irmağımız Neredeyse Yok Olup Gidiyor 01-01-1970 03:00 Ne Kadar Dünyalıyız ve Ne Kadar Ukbalı? 01-01-1970 03:00 Düşünce ve Eylem Kıskacında Erdemli İnsan 01-01-1970 03:00 Tasavvuf Terminolojisinde  VECD  01-01-1970 03:00 BİR HÜZNÜN ARDINDAN 01-01-1970 03:00 AİLE BAĞLARIMIZI KOPARAN ŞER DUYGULAR 01-01-1970 03:00 EMPERYALİSTLERİN SERMAYESİ 01-01-1970 03:00 RAMAZAN AYINDA RUHEN VE BEDENEN ARlNMAK 01-01-1970 03:00 İRAN MEHDİYİ BEKLİYOR 01-01-1970 03:00 BAYRAĞIMIZ... 01-01-1970 03:00 KUR'ANlN MÜSLÜMANLARA ÇAĞRISI 01-01-1970 03:00 SEYRANİ'Yİ FARKLI OKUMAK 01-01-1970 03:00 Milletin temsilcileri, kör ve azgın öfkeleri 01-01-1970 03:00 ZENGİNLEŞTİKÇE AHLAKİ DEĞERLERİMİZDEN UZAKLAŞIYORUZ 01-01-1970 03:00 KADİR ÖZDAMARLAR 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMAN TOPLUM DİYEBİLİR MİYİZ? 01-01-1970 03:00 İyi insanların dürüstlüğe verdiği değer 01-01-1970 03:00 MUHARREM AYINl İDRAK EDİYORUZ 01-01-1970 03:00 AŞKA YÜKSELMEK 01-01-1970 03:00 İBADET, HAK VARLIĞINDA YOK OLMAKTIR 01-01-1970 03:00 NEVRUZ MUHABBET SOFRASININ AÇILDIĞI GÜNDÜR 01-01-1970 03:00 İLAHİ GÜÇTEN PAYIN ALINDIĞI AYDIR RAMAZAN 01-01-1970 03:00 LİYAKAT 01-01-1970 03:00 İNSANLARI BEYAZ KEFENE SARARAK AKLAYAMAZSINlZ! 01-01-1970 03:00 Aile, Hayatın Başlangıcıdır  01-01-1970 03:00 Dinin Özü  01-01-1970 03:00 Cinsel bir yaşamın ihtirasından Arınamayanlar Mutlak iyiliğe Ulaşamazlar  01-01-1970 03:00 Sevgili Peygamberim 01-01-1970 03:00 Kaygı Çağında Yaşıyoruz 01-01-1970 03:00 DOĞRULUK VE DÜRÜSTLÜK 01-01-1970 03:00 ÖFKE DOLU MİLLET VEKİLLERİ 01-01-1970 03:00 Emperyalist Güçler Sermayelerini Gözyaşı ve Kan Üzerine Kurmuşlardır.  01-01-1970 03:00 Küresel Isınmada Korkutucu Sonuçlar       01-01-1970 03:00 Cinsel Tahrik Ve Baştan Çıkarma Görünümü  01-01-1970 03:00 Kazakistan Anıları 01-01-1970 03:00 "Mavi gözlü Mavi Türk" Prof. Dr. Rahmangul Berdibayev 01-01-1970 03:00 Rshmsngul Berdibayev 01-01-1970 03:00 Bir Arifin İlhamı Bir Âlimin Mantığı Kadar Değerlidir 01-01-1970 03:00 TÜRKİSTAN ANlLARl 01-01-1970 03:00