Aradan iki hafta kadar geçmişti, Kayseri’ye tayinimiz çıkmış, kararnameler ile gelmişti.
Sınavdan bir gün önce işi garantiye almam gerekiyordu. Eşimin öğrenci velisi Komiser Dursun Bey, amirin yardımcısıydı. Emniyet Müdürlüğüne giderek onu buldum. Meramımı anlattıktan sonra:
— Böyle bir şeyin var da bana şimdiye kadar neden söylemedin hocam? Bundan kolay ne var ki! Dedi.
Nöbetçi ve Kayserili olduğunu söylediği Muzaffer isimli polise seslendi:
— Bana trafik komiserini çağır.
Komiser gelip selama durduğunda beni, ona göstererek şöyle dedi:
— Hocanın yarın direksiyon sınavı varmış.
— Biliyorum amirim.
— Hoca yarın oraya eşek ile gelir de eşek yürümezse, hocanın bir suçu yok, eşek hastadır. Araba ile gelir de eğer araba çalışmazsa, yine suçu yok, araba bozuktur. Anladın mı?
— Anladım amirim.
Tekrar bana dönerek:
— Başka bir şey istiyor musun hocam, tamam mı?
Çayımı içtikten sonra teşekkür ederek ayrıldım. İçimde büyük bir sevinç vardı. Yarın her ne olursa olsun ehliyetimi alacaktım.
Sınav pistine gittiğimde bütün adaylar toplanmış beklerken emniyetin arabası da geldi, inenlerin içinde amir yoktu. Her şey tamam olduğu halde sınavı başlatmıyorlardı. Birkaç kere telsiz konuşması oldu. Amir, sınava gelmeyeceğini bildirince adayları birer birer sınav etmeye başladılar. Komiser benim evrakı en sona bırakmıştı.
Komiser:
— Haydi hocam bin de gidelim.
Otomobilde ikimizden başka kimse yoktu. Kendimden emin bir şekilde bindim kontağı çevirip arabayı çalıştırdım. Vitesle oynadım, gaza bastım, otomobil bağırıyor fakat hareket etmiyordu. Komiser bana baktı ve:
— Ne oldu hocam?
Ben:
— Bilmiyorum komiserim. Ne olduğunu sen söyle…
Adamcağız şaşkındı:
— Ben de bilmiyorum, şoförlükten anlamam ki. Arkadaş izne gittiği için beni yerine verdiler…
Pencereme otomobilin sahibi eli ile vurarak beni uyardı:
— Hoca, araba boşta araba boşta!..
Meğerse otomobile bindiğimde vitesi bire takıyorum diye boşa almışım. Vitesle yeniden oynadım, gaza basarak hareket ettim. Komiser:
— Hocam ne yapacağız? Elin içinde rezil olduk.
Ben:
— Vallahi komiserim ben bilmem, o senin sorunundur.
Komiser:
— Geri döndüğümüzde inince ben sana olmadı, bir dahaki sefere diyeceğim. Sen öğleden sonra gel de ehliyetini al. Bu durumdaki başka birine ehliyet vermem. Ama öğretmenlere saygım vardır. Hem araban olursa kullana kullana öğrenirsin…
Yola çıktık, komiser bana muavinlik ediyor, yaklaşmakta olan tehlikeleri haber veriyordu. Aynı vites ile gidiyordum, başladığımız yere dönerken önümüze bir kamyon çıktı. Vites küçültmek yerine ayağımı gazdan bir ara çekince arabayı satop ettirdim. Kamyonun yolunu tıkadık, şoför durmadan korna çalarak yol istiyordu. Yeniden çalıştırdığım arabayı hareket ettirdim.
Arabadan inerken komiser bekleyenlerin işiteceği bir ses tonu ile:
— Hocam olmadı be. Öbür sefere artık…
Cebimden çıkardığım sigarayı yakmaya çalışırken ciddi bir tavırla:
— Komiserim, o kadarcık hatadan ne olur ki? Ehliyetimi verin, dedim.
Emniyetin çaycısı sordu:
— Ne oldu, kazanamadın mı?
— Evet, kaybettin diyor.
— Ya! Dursun Komiser’in ona neler söylediğini, sana çayını verdiğimde işitmedim mi sanki!