Tatvan Fuar İlkoku’unda görev yapıyordum, yaz tatiline girmiştik.
Yaz, tatilinin ağustos ayında Tatvan’nın çarşında Hizan’ın bir köyünde görev yapan eski bir arkadaşım ile çarşıda karşılaştım.. Öğretmeni şahsen tanıyor, ismen bilmiyordum. O, beni çok iyi tanıyormuş. Mahcup olmamak için ona adını soramadım.
Arkadaşım:
— Hocam sen, Necati Göktaş’ı tanıyor musun?
Ben:
— Böyle bir ismi hiç hatırlamıyorum, Necati Göktaş kimdir?
Ben sormadan anlatmaya başladı:
— Yeni teftiş kurulu başkanıdır. Bu sene gelmiş, bizim okulu teftiş etti, bana seni sordu. “Ahmet Karaaslan’ı tanıyor musun? Nasıl biridir? dedi.
Abdullah Yıldız, Erdal Eşiyok adlarındaki müfettişler, demek beni yeni gelenlere teslim ederek ayrılmışlardı. Kendileri bana sadece bir uyarı cezası verdirdiler. Bir de yetersiz rapor... Ben de teftiş kurulu başkanı dahil dört müfettişe uyarı cezası verdirmiştim. Şimdi teftiş kuruluna karşı dört, bir öndeydim.
Bitlis İli’ndeki bir önceki teftişte tüm yetersiz rapor verdikleri öğretmenlere yönelik, “Öğretmeni İş Başında Yetiştirme Kursu” adı altında bir kurs açılacağını gelen yazıdan öğrendim. Kurs YİBO’da 18/07/1983-09/09/1983 tarihleri arasında iki aylık plânlanmıştı. Kursa katılacak öğretmenler, ders kesiminden sonra izinli sayılıyorlardı. Derslerin kesildiği Cuma gününden sonra ilk pazartesi günü beni İsmail Önen adındaki müfettiş okula çağırmıştı. Tayini çıkmış henüz görevden ayrılmamıştı. O haberi getiren ile ona şöyle bir haber yolladım:
— Ben izinliyim, kursa katılacağım, kusura bakmasın! Tayini çıkmış, görevden ayrılmasın, kursun sonunda görüşelim.
Meğer Ramazan Özkan’ın soruşturmasında bir eksik yön bulmuşlardı. Ramazan bey de bunu biliyordu ama, es geçmişti. Kendi başına hastaneye gidemeyecek kadar küçük olan yakına refakat izni almadan giden yüzlerce öğretmen vardı. Bana kadar Bitlis İli’nde böyle bir soruşturma geçiren olmamıştı!..
İsmail’in tayini çıktı, görevden ayrılıp gitti. Soruşturma yeniden ramazan Özkan’a kaldı. Onun da yapacağı bir şey yoktu... Bir ceza alacağım belliydi.
Kursta Necati Göktaş’ı tanıdım, inançsız biriydi. Hakkında onu iyice doldurmuşlardı. Kurs verenlerin tümü de sol görüşlü müfettişlerdi. Onların dersinde anlattıklarını hiç kaçırmadan not alıyor, dersin sonunda hem özetten, hem de kitaptan konuları yeniden okuyup özetliyordum. Mahcup olmamak için gece yarılarına kadar, tatillerin tümünde çok çalıştım.
Kendileri hiç hazırlanmadan derslere geliyorlar, ellerindeki kitapları okuyarak bizlere not tutturuyorlardı.
Yazılılarda sordukları soruya, anlattıklarının ve bize tutturdukları notların aynısını yazıyordum. Yine de tam not vermiyorlardı. Burada bile kinliydiler, düşmanlıklarını göstermekten geri kalmıyorlardı. İtirazlarımda:
— Ne yani? Yetmiş yedi kötü bir puan mı? diyorlardı.
Beni kurs birincisi etmemek için ellerinden geleni ardına koymuyorlardı.
Eylül ayı içinde öğretmen atamaları yapılıyordu. Millî eğitim müdürlüğüne bir dilekçe yazarak tayinimin Uluer İlkokulu’na yapılmasını, benden sonra gelen yeni mezun öğretmenlerin aynı ay içinde birkaç kere tayin yaptırdıklarını, dilekçeme olumsuz cevap verildiği takdirde bildiklerimi belirterek kendilerini valiliğe şikâyet edeceğimi belirttim.
Kurs bitmişti. 12/09/1983 günü Uluer İlkokulu’na eş durumundan atamam yapılmıştı. Aynı gün bu okulda göreve başladım.
Ekim ayı içinde ilk örnek olduğum soruşturmadan da ilk uyarı cezasını alarak tarihe geçtim.
Mustafa Göçer
CEHALETİN GÖZÜ KÖR OLSUN
AHMET KARAASLAN
MÜFETTİŞLERLE MACERAM HİÇ BİTMİYORDU
Mustafa Cengiz
ELEŞTİRİLERİN ODAĞINDAKİ A MİLLİ FUTBOL TAKIMI YENİDEN SAHNE ALIYOR
Ali Rıza Navruz
30.Ölüm Yıldönümünde Zeki Müren...
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
ARIKAN, CUMHUR İTTİFAKINA “YEŞİL IŞIĞI” YAKTI MI?!...
KADİR DAYIOĞLU
SU YAPILARI
Mehmet Arpa
İnsanların Seni HAFİFE ALMASININ Sebebi Bu Kelimeler
Mustafa Acar
YARIM EKMEK, BİR ŞEFTALİ
Faruk Ergan
UKRAYNA VE TÜRKİYE?
Nilgun Batıyeli
BU ÜLKENİN KURUCUSU TEKTİR